Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
HİCRET
Hikmet ERTÜRK - 01/12/2009 - 10:22
Hicrete giden yoldaki engeller karşısında yarı yolda kalmamak için nefislerimizde olan hicreti bir an önce gerçekleştirmeliyiz. Unutmayalım, şehadete giden yolda bile ilk önce vazgeçmemiz istenen şey, sahip olduğumuz dünyalık kazançlarımızdır. Böylelikle gerçek manada kurtuluşa erebilir, mutlu olabiliriz.

Lügatta "terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek" anlamına gelen hecr, hicran mastarından isim olan Hicret, "Kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması" demektir; ancak kelime daha çok "bir yerin terk edilerek başka bir yere göç edilmesi" anlamına gelir. Ali Şeriati’nin tabiri ile "Hicret, ilk önce nefislerimizdeki her türlü gayri İslami anlayış ve duygulardan arınmak, amellerimize yerleşen gayri İslami davranış ve alışkanlıkları terk etmektir. Hicret, insanın en çok sevdiği, fakat Allah'ın dininin yaşanmasına engel olduğu zaman, vatanın, milletin, ailenin, sosyal sınıfın ve makam-mevkiin, Allah'ın dinine hizmet etmek için terk edilmesidir. Hicret bir kaçış değildir. Aksine kâfirlere ve zalimlere terk edilen mevkii ve haklarımızı geri almak, mücadelenin şartlarını yaşanır hale getirmek için hazırlanmaktır. Yani "Geri dönüş ve hesap sorma eylemidir" hicret.

Evet, ilk önce nefislerimizdeki her türlü gayri İslami anlayış ve duygulardan arınmak, amellerimize yerleşen gayri İslami davranış ve alışkanlıkları terk etmektir. Bizde olmayan, fakat başkasının bizde var zannettiği yüksek payelere sırf onların zanlarına aldanarak sahip olduğumuzu kabul etmemiz ne kadar tuhaf ! Kendimizle olan kavgayı kazanmış, beden ülkemizde vahdeti sağlamış, kendimizle barışmış isek şimdi kendimiz olarak yola koyulabiliriz. Tabii bu anlayış biçiminin içini dolduran yegâne şey şahsiyettir. Ödünç kafayla düşünmeyen, ödünç kalple duymayan, kendi kafasıyla düşünüp kendi kalbiyle duyan şahsiyetli insan. Zaten yaşadığımız sorun ağızlarından çıkan sözlerin ne manaya geldiğini ikrar edip ona göre dil kullanabilen sahici, şahsiyetli insan unsurunun çok az oluşudur. Bir an önce bu değişimi / hicreti gerçekleştirmeye yanaşmaz isek çıkılan bu zorlu yolculukta bizler hep kendilerine ait olmayan beyinlere, kendilerine ait olmayan kalplere hitap etmiş oluruz. Öyleyse sonu ne olursa olsun henüz bize ait olmayan, sahip olmadığımız sözler ile yol almaya kalkışmayalım, içsel devrimimizi / arınmamızı, kendimizle tanışma dönemini gerçek manada tamamlayarak yola koyulalım. Böylelikle ağızlarımızdan çıkan sözlerin birer namusu olduğunu anlayabiliriz. Üstelik bunu anlayabilirsek verilen sözlerin, sarf edilen kardeşlik nutuklarının yerine getirilmediğinde bizleri rahatsız eden, utanma duyularımızı harekete geçiren bir yanı olur. Sonrasında sanki hiçbir şey olmamış gibi hareket etmeyiz. Biliyoruz ki, utanma duygusu imandandır. Tabii ‘’namus’’, "utanma duygusu" içi doldurulmuş doğru bir kavram olarak bizlere bir şeyler ifade ediyorsa bu söylenenler de bizler için mutlaka bir şeyler ifade edecektir. Öfke anlarında, kıskançlıkta, kendini beğenmişlik dürtülerinde, elde ettiği malın bölüşüleceği / azalacağı kaygısında yok olan bir kardeşlik anlayışını kabul etmiyoruz. Söylenen sözlerin, kelimelerin ahlaklı, namuslu olmasını istiyoruz. Öyleyse Hicret gibi bir yolculukta kendimizi derinlikli olarak tanımaya, nasıl bir tercihte bulunacağımızın bilgisini öğrenmeye, bunları hayatımıza aktarmaya çaba sarf edelim.

Unutmayalım ki ‘’Bir topluluk kalplerindeki gidişatı değiştirmedikçe, Allah onlar üzerine verdiklerini değiştirmez… Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişatını değiştirmedikçe asla değiştirmez ve [bilin ki] Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir. (Enfal–53) Toplum olabilmemizin şartı ise birey olarak Rabbimizin istediği şekilde bir kimliğe sahip olmamızla alakalıdır. Aynı havayı soluyan, aynı amaçta bütünleşmiş bir topluluk, bireylerin kalplerinin Allah’ın hükümlerini gerçek manada kabulüyle başlar. İşte hicret kavramı Allah’a kul olmayı kabullenmiş, samimi, içtenlikli bu müminlerin düşüncesinden pratiğe aktarılmalıdır. Ve böylelikle Rahmani bir amaç adına birbirimiz için göç / hicret etmeyi göze alabilmeliyiz.

Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki:"Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o? (Nisa/97)

Bu ayetin kapsamı herhalde bedel ödemekten olanca kuvvetiyle kaçmaya çalışan, bedavadan bir cennet anlayışına sahip, bin bir türlü zafiyetleri sebebiyle zillet içinde bulundukları yerde yaşamayı tercih eden, orada zillet ve utanç verecek bir şekilde ölmeyi göze alan, zahmete, sıkıntıya katlanmadan, onursuz bir yaşantıyı utanç duymaksızın tercih edenler içindir. Yerinde çakılıp kalan, durağan, geçimliğini kazanıp, rahat bir yaşamı kendisine rehber edinmişler için. Çünkü bir yerden bir yere hicretimiz, içerisinde ilahi tercihleri barındırmıyor. Kardeşlerimizle bir arada olma arzumuz, müşriklerin bizlere sunduğu mal, mülk, makam, mevki, statü ve hepsinden öte bol kazanç hayalleri içerisinde yok olup gidiyor. Üstelik çoğumuzun böyle bir gündemi dahi yok. Hâlbuki yukarıdaki ayette Rabbimiz yol azıklarımızı bir an önce tamamlayıp bir yerde toplanmamızı teşvik ediyor. Ne yazık ki şu an var olan resim bizlere çok içler acısı bir görüntü sunuyor. Tek tek farklı yerlerde güçsüz bir şekilde müşriklerle bir arada yaşıyor, ister istemez müşriklerle aynı amaç için güç birliği yapmış oluyoruz. Elde edilen kazanımlar sürekli onları güçlendiriyor, onların hayat anlayışını yaygın ve yaşanılabilir hale dönüştürüyor. Hicret etmeleri emrini alan müminler tabiî ki farklı yerlere yönlendirilmiyorlar. Bir yerde toplanmaları emrediliyor. Gelmeyenleri Allah çok kötü bir tercihle yüz yüze bırakıyor, o tercih ise cehenneme atılmak... Endişe duyulacak, korkulacak, ümitsizliğe kapılacak bir şey yok. Bizler her şeye rağmen; ''Ensar ve muhacirin İslam toplumu adına her alanda verdikleri savaşı, gerçekleştirdikleri sosyal düzeni bir geçmiş bilgisi olarak değil bütün zamanların vazgeçilmez bilgi ve davranışı olarak yürürlüğe koyabiliriz.'' (A.Müftüoğlu) Bu uğurda tıpkı ilk dönem Müslümanları gibi hayatımızda dahil her şeyi göze alabiliriz.

Bakın bu müminler Medine’ye hicretten beş ay sonra neler yapıyorlar. Mescidin yapılmakta olduğu sıralarda “kardeşlik” ilan ediliyor. Buna göre Enes bin Malik’in evinde toplanan sahabeler tek tek “Şu şununla, bu bununla” diyerek kardeş yapılıyor. İkişer ikişer kardeş yapılan sahabelerin sayısı 100’ü buluyor. (İbni Saad; Tabakat).

Mekke’den göçenler, Medineli Müslümanların evlerine onar onar yerleştiriliyor. On kişi, bir koyunun sütünü bölüşüp içiyorlar. (İbni Abdulber; İstiab).

Her şeylerini kaybetmiş müminler bir araya gelebiliyorken bizlerin bir arada olma arzusu maddi imkânsızlıklar nedeniyle kaybolmamalıdır. İnanın her birimiz her bir ayrı köşede çağdaş köleliği yaşıyoruz. Her şeyimiz bizden olmayanların kontrolü altında. Babasız, annesiz / yetim, öksüz çocuklar gibiyiz. Fakir ellerimizi, fakir sofralarımızı artık birbirimize sunmalı, birlikteliklere imkân tanımalıyız. Müşriklerden ayrışma fikrini gündemlerimize taşımalıyız. Müslümanların Peygamberlerine olan sevgisinin her zaman pratiği olmuştur. Kardeşlerine olan sevgilerinin pratiği olmuştur. Zorunlu ayrılıkların birer bitmeyen özlemi, geri dönüşü olmuştur. Hiç kimse Peygamberden izin almadan başka diyarlarda geçimlik aramaya, okumaya gitmemiştir. İlk buldukları fırsatta bir olmak için, beraber olmak için ailelerinden bile ayrılmışlar kardeşlerinin yanında olmuşlardır. Zorunluluklar dışında kardeşlerinden ayrı ikametgâh fikri / anlayışı hiçbir zaman oluşmamıştır.

Öyleyse bugünlerimizi çok iyi değerlendirmeli, Allah’ın sözleri üzerine içtenlikle çaba sarf ederek yarınlarımızın endişesini hissetmeliyiz. Hicrete giden yoldaki engeller karşısında yarı yolda kalmamak için nefislerimizde olan hicreti bir an önce gerçekleştirmeliyiz. Unutmayalım, şahadete giden yolda bile ilk önce vaz geçmemiz istenen şey, sahip olduğumuz dünyalık kazançlarımızdır. Böylelikle gerçek manada kurtuluşa erebilir, mutlu olabiliriz.

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır. (Tevbe–20)

Neden mutsuz olduğumuzun bilgisini de böylelikle öğrenmiş olduk. Çünkü hayatımızda bizleri hicrete götürecek bir anlayışa sahip değiliz. Üstelik davamız için henüz malımızı vermeye razı değiliz. Malının tümünü fakir kardeşleri için bağışlayan, nasıl geçineceği sorulduğunda "Allah ve Resulü bana yeter" diyen Ebu Bekir’lerimiz (R.a) yok. Öyle ki, kendine yeterli olacak dünya kazancına sahip olan kardeşlerimiz kendilerinden bir şeyler istenecek korkusuyla olanca hızıyla bulundukları rahmani konumlarından uzaklaşıyor, kardeşleriyle ayrılıklar yaşıyorlar. Ne yazık ki, dilde vahye göre değil mala / mülke, makama, mevkiye göre konuşmaya başlıyor ve böylelikle ayaklarımız sürekli olarak dünyalık menfaatlere takılıp duruyor. İnşallah Rabbimiz tüm bu pazarlıklı yaklaşımlarımıza rağmen yine de bizleri hidayete ulaştırır, kalplerimize Allah’tan yana tavır sergileyen sorumluluğu bahşeder. Bu ümmete Ensar ve Muhacir kardeşliğini nasip eder.

Selam ve dua ile…

835
YORUM LİSTESİ
musab571 08-04-2010, 20:56:55
ALLAH razı olsun. hicret ne zaman kardeslerimizin hepsi ayrı birbirinden calut ordusuyla tek basına savasmakta zulum tugyan uzerimize uzerimize gelemkte herkes birilerinden haber beklemekte kutlu hicret ne zaman birleşip guclenme vakti artık.s.a
 
pazarcı 05-12-2009, 14:56:57
Gerçekden maddi sıkıntılar, İnsanları kardeşlerinden uzaklaştırabiliyor .galiba en güzel yapabildiğimiz hicret geçim için yapılanı . Ne kadar kolaylıkla yapıyoruz bu hicreti ama iş İslami boyuta girdimi, bunun için hicrete geldi mi,musanın bahaneci kavmi gibi bızağının içini dışını sorduruyoruz acaba bi çıkar yol bulurmuyuz diye bizde az kalsın yapmayacaktık diyoruz sonradan sonraya aklımız başına gelince. İnşallah samimiyetle hiçbir fitneye aldırmadan yapılması gereken hicreti yaparız ve islam medeniyetine bir mahalle ile bismillah deriz topluca ...

Allah razı olsun keki
 
bünyamin 05-12-2009, 11:00:59
hicret duygu yoğunluğunun en dorukta olduğu kudsi bir eylemdir.bu tarifsiz ve sınırsız bir imanı ve mangal gibi bir yüreği ister.zira hz.alinin imanı gibi bir imana sahip olmak kolay değildir.zira o şöyle demişti.''perde açılsada allah bize görükse imanımda zerre kadar bir değişme olmaz.''o ve onlar allahı görür gibi yaşıyorlardı.gerçekten de dünyalık bir sevgili için canına kıymayı ve hatta onla dünyanın öbür ucuna gitmayi göze alan insanlar aynı fedakarlığı rahman için yapamamaktadırlar.şunu her zaman söylerim önceliklerimizi belirleyelim ve ona göre hareket edelim.Rahmetli Ercüman ÖZKAN Hocamın dediği gibi inanalım ve yaşayalım.ALLAHA EMANET OLUN.
 
mehmet gündüz 03-12-2009, 08:59:10
Allah razı olsun. Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz ve yerinde tespitleriniz olmuş. İnsanların hicrete gerçekleştirebilmeleri için ona talip olmaları gerekir. Nasıl müdür olmak için çalışılıyorsa, sınıf geçmek için gece gündüz zamanımızı harcıyorsak, çocuklarımızı bakmak için çalışıp çırpınıyorsak eğer hicretede o şekilde talip olmak gerekir. Hicretin gerçek anlamını kazanabilmesi için dünyavi bir muhtevasının olmayıp, tamamen inancı için yapılması gerekir.Kurana baktığımız zaman Allahın Bakara 214 te''Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır. '' ayetide bizlere sünnetullahın bu şekilde tecelli ettiğini gösteriyor.Nefislerimizdeki hicreti gerçekleştirebilmemiz de bir bakıma mekkede bulunmayıp muhacir olmaya aday olmamızla mümkündür.Elbette ki bu muhacirleri karşılayacak, bağırlarına basacak Ensarlarada ihtiyaç vardır. Allah inşallah hicreti bizlere nasip eder ve '' hicret etseydiniz '' ayetinin muhatabı yapmaz.
 
gulaislame 03-12-2009, 08:42:20
yazılarınızın tumunde insan kendi nefsini sorgulamaya ihtiyaç duyuyor ve kendinden birşeyler buluyor.Rahma'dan nefislerimizi arındırıp, onun dosdoğru yoluna hcreti gerçekleştirmede yerdımcı olması dileğiyle.

ALLAH razı olsun
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat