Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
SEYAHAT İBADETTİR: İRAN İZLENİMLERİ
Yasin AYDOĞAN - 29/08/2009 - 12:47
İmam Humeyni’nin vefat ettiği Tahran Cemeran köyündeki evinin sadeliği hemen göze çarpıyor. Bir kanepe, bir küçük masa, yerde küçük bir halı, hepsi bu kadar.

Genelde insanlık ailesinin tüm toplumlarını, özelde ise İslam ailemizin (Ümmet) diğer üyelerinin nasıl yaşadıklarına, hangi ahvalde bir hayat seyrettiklerine daha yakından şahid olmak üzere ara ara, imkan buldukça, seyahatlerimiz oluyor. Çok büyük zenginlikler kattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu manada seyahat çok önem arzediyor. Müslümanlar olarak kabuğumuzu kırmalı ve yatay-sosyal açılımlar sağlamalıyız. Sosyal yönü en güçlü insanlar olmak bize yakışır ve bu aslında inandığımız kitabın bize en mühim emir-tavsiyelerinden. Yani gezmek-seyahat-sefer ibadet olarak yer tutuyor inancımızda.

“Andolsun biz her ümmete Allah’a kulluk edin tağuttan (ilahlaştırılan şer otorite) kaçının diyen bir peygamber gönderdik. Bunun ardından onlardan kimileri Allah’ın gösterdiği doğru yola uydu, kimileri de (ısrarlı tercihleri sonucu) sapıklığa mahkum olmayı hak etti. Şimdi yeryüzünde gezin bakın yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.!” (Nahl 36) gezin, bakın, görün buyuruyor Rabbimiz.

Azgınların, hakkı tekzib edenlerin nasıl battıklarını görmek ve ibret almak için seyahat.
Hakkı tasdik eden, medeniyet kurmuş, yüz akımız, imandaşlarımızın eserlerini görmek ve yol işaretleri edinmek-almak için seyahat.

Biz de geniş ailemizin ayrı bir coğrafyada temekkün etmiş üyelerinin ahvalini gözlemlemek için heyecanla yola koyuluyoruz. Ehli kıble olan, kitabın iki kapağı arasında olana inanan, efendimizin risaletini tasdik eden, islam’a göre bir hayat kuran tüm inanmışları kardeş biliyorum. Hepsi ailemizdendirler ve aynı ailenin üyeleridirler. Mektebi, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun. Biz hakim-yargıç değiliz, hükmü Rabbimiz verecektir. Bize düşen ittihadı önceleyen bir bakışla, yaklaşımla hareket etmek ve kanaat sahibi olmaktır.

Birbirimizden müsbet manada alacağımız çok mühim değerler-zenginlikler olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Çünkü harekette bereket var. Rabbimiz bereketi, hareketin içine yerleştirmiş.

Bu kez İran’dayız. Ailemizin bir üyesiyle daha gözgöze gelmek, yüzyüze tanışmak, dizdize oturmak

İçin yola revanız. Benim seyahat boyunca edindiğim izlenimlerim şunlardı :

- Kadının toplum içinde hala korunuyor olması, kendisini koruması, kem gözlerden ırak olması, örtüsüyle sosyal hayatın içinde var olması, muazzam bir nimet ve imkan gerçekten. Bu tüm toplumun maslahatı, geleceği için muazzam bir artı değer. Çünkü kadın varsa ahlak var, kadın varsa istikbal var, kadın varsa nesil var.

- Her şehirde Cuma namazının musallada eda edilmesi islam’ın cemaat ruhunu yansıtıyor. En önemli bir diğer husus her namazgahta kadına da yer olması, kadının da ibadetlere dehalet etmesi.

- Her uğradığımız otel, lokanta, mola yeri ya da diğer genele açık mekanlarda kapısında “namazhane” yazılı namaz için tahsis edilmiş bir yer’in bulunması da kayda değer hususlardandır.

- Mescidlere olan ilgi, insanların mescidleri uğrak yeri bilmesi, hayatın merkezine oturtmaları, mescidlerin hemde lokal hizmet yerleri gibi algılanması çok ilgi çekici bir nokta. İran’da görebildiğim kadarıyla mescid asli fonksiyonunu icra edebiliyor. Hatta bazı İmamlara ait çok büyük mescidlerin insan hareketliliği ve çevrelerindeki ikamet bana Mekke’yi Arafat’ı, Müzdelife’yi, Mina’yı, Medine’yi, Mescid-i Nebevi’yi hatırlattı. İnsanlar mescid civarında çadırlarda yer tutuyor ve geceliyorlar.

- Yol kenarlarındaki her yüz metrede bir sağlı sollu konulmuş sadaka kutuları kapitalist zihniyeti yerle bir ediyor. Sadaka kutuları, infakın hayatta mutlaka bir yer tutması gerektiğine dair somut bir örnek.

- Şehir içinde son derece bakımlı, temiz, çevre düzenlemesi yapılmış büyük parklar iran insanının sosyal yönden aktivitesini son derece güçlendiriyor. Aileler akşamlarını gece yarılarına kadar parklarda geçiriyorlar. Bu güvenliğin-emniyetin sağlandığını da gösteren önemli bir husus.

- İran otomotiv sektöründe kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir ülke. Kendi mamülleriyle yetiniyor.  "İran otomotiv firmaları, Saipa, İrankhodro, Kerman, Sahab gibi isimlerden oluşuyor, bunlar, Saipa141, Kia, Praid, Peguet 405, 206 GLX, Daewo, Samend  ya da Peykan gibi versiyonları üretiyor  Samend marka otomobil, Suriye, Venezuella, Rusya, Azerbaycan, Cezayir gibi ülkelerde de üretim ünitelerine sahib. 

- Ashab-ı Kehf ve Hz. Meryem filmlerinin çekildiği Şehrek-i Sinema da görülmeye değer yerlerdendi. Hz. Yusuf'un çekimlerinin yapıldığı Kenan şehri ve Mısır, Nil gibi  yerlerin platolarına gitme imkanı bulamadık. Rehberimiz şehrek-i sinema diye isimlendirilen yerden çok daha görkemli olduğunu söylemişti. Ayrıca, yeni bir film platoso inşası yapılıyormuş, Tahran- Kazvin arasında Haştgerd denilen yerde devasa bir projeymiş ve şu anda temeli  atılan ileride de, yabancılara da kiraya verilebilecek şekilde planlanıyormuş.

Sadece film çekmek için şehir kurmak, dile kolay.

- İmam Humeyni’nin vefat ettiği Tahran Cemeran köyündeki evinin sadeliği hemen göze çarpıyor. Bir kanepe, bir küçük masa, yerde küçük bir halı, hepsi bu kadar. “İmam ölü yıkayan değil diri yıkayan kimsedir” derler. İmamın diri yıkamaya aday bu sade yaşantısı Protokol için ziyarete gelen yabancı devlet adamlarını bile şaşırtmış ki bu sadelik karşısında hayretlerini gizleyememişler taa o zamanlar.

- Şah’ın çok büyük görkemli bir bahçede ziyarete açık köşklerini de geziyoruz. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak ne korkunç bir yanılgı. Hele bu serveti, konforu, şatafatı nerden, nasıl temin ettiğini tartışmak ayrı bir bahismevzu. Kimlerin haklarına nasıl tecavüz edildiğinin, zulümden nasıl bir hayat-konfor devşirildiğinin çok somut bir tezahürüdür şah’a ait saraylar.

- Klasik ev mimarisinde mevcut olan, evlerin bahçe kapılarında iki kanatlı kapının sağ kanadında ağır bir demir tokmak, sol kanadındaki halka şeklindeki hafif tokmak gelen misafirin kimliği hakkında ev sahibine malumat veriyor. Erkekler sağdaki demir tokmağı, bayanlar soldaki halka tokmağı tıklatıyorlar. Ona göre karşılanıyorlar. Tabii burada şunu söylemek lazım gelir. Bu imanla anlaşılabilecek bir şeydir. İslam nokta-i nazarından bakılınca idrak edilebilecek bir uygulamadır. Belki gülecekler buna. Hayatı cinsellikten, şehvet duygularını tatminden ibaret bilen, imandan uzak aklın anlaması elbette imkansız. Biz onlara acıyor ve  dua ediyoruz. Allah iman versin, hidayet versin ki anlayabilsinler, idrak edebilsinler.

- Halkın büyük bir kesimi, ümmet bilincinin farkında, dış olayları özellikle Türkiye'deki gelişmeleri yakından takib etmeye çalışıyor.

- Birkaç yerde alışveriş yaptığımızda “siz misafirsiniz ücret alamayız, hediyemiz olsun” şeklindeki mukabele de misafirperver yaklaşımın güzel örneklerindendi.

- Salavat kültürü de İran’da çok yer tutuyor. Çok yüksek bir sesle ve hep bir ağızdan salavat okunması da hayatta ciddi bir yer tutuyor. Hatta trafikte kaza yapıldığında taraflardan çok sinirli olanın yatıştırılması içinde “salavaaat” denmesi olayın yatışması için yeten bir uygulama.

- İran’da otobanlar son derece güzel yapılmış, şehirden şehre yüksek aydınlatıcı direklerle ışıklandırılmış, yol almak çok kolay, kısa zamanda gideceğiniz yere ulaşabiliyorsunuz.

İnsan varsa isyan da-sorun da vardır. İnsanın olduğu yerde hayat güllük gülistanlık olmayabiliyor. Çünkü insan zayıf ve nefsine mağlub düşebiliyor. Bu gerçek istisnasız her toplum için geçerli. Her toplumun has’ı var, cüruf’u var. İyisi var, kötüsü var.

“Huz ma safa da’ ma keder” demişler. “İyi olanı al, kötü olanı at”.

Ortada bir toplum var ve bize düşen tanımak, anlamak, anlamaya çalışmak, lehimize olanı alıp üretmek, zenginleştirmek, hayata müsbet katkı sağlamaktır. Güzellikleri dermek, demet yapmaktır.

Ve asıl olan, hepimizin öldükten sonra mutlaka hesap vermek üzere yeniden dirileceğimiz gerçeğidir. Sahip olduğumuz değerleri-zenginlikleri-güzellikleri bir araya getirip, cem edip, toplayıp daha güzel bir dünya kurmak için her imkan mevcut.

Yeter ki ön yargılarımızdan sıyrılalım ve birbirimize, imanın ardına kadar açtığı, ama bizim kapatmak için cahilce çabaladığımız o  kapıyı, iman-imkan kapısını aralayalım.

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın!”.  (Ali İmran 103)

1029
YORUM LİSTESİ
murat ışıksal 16-05-2010, 14:57:45
hocam bende çok beyendim
 
emine aydoğan 18-10-2009, 20:45:11
yasin hocam :) çok güzel yazmışsınız elıne diline kalemine sağlık Rabbim ilminı artırsın Allaha emanet ol Rabbim dewamını naıp etsın inş.... Allah razı olsun.....
 
mehmet ak. 05-09-2009, 20:25:34
yasin kardeş allah razı olsun iranla ilgili olarak yapmış olduğunuz izlenimleriniz bizi bilgilendirdi çok güzel rabbim bize de nasip eder inşaallah irana seyahat etmeyi çok istedim hatta bir iranlı kardeşle tanıştım beni misafir edebileceğini söyledi ama yine gidemedik , belki yalnız olduğum için belki bir arkadaşımla olsa giderim ziyarete neyse çok avantajlısınız imamın mekanını görmüşsünüz allah onların yolundan gitmeyi nasip etsin inşaallah
 
Mustafa 31-08-2009, 11:46:23
Allah razı olsun Yasin bey. Sorumlu bir müslüman olarak izlenimlernizi paylaşmanız ne güzel, seyahatin zekatıda bu olsa gerek
 
yasin aydoğan 29-08-2009, 17:46:27
m.atav kardeşime şükranlarımla. yorumunuzdan ötürü teşekkür eder, saygılar sunarım.
sizin değindiğiniz nokta bizim tesbitlerimizin yanında çok daha büyük etkiye sahip ve can alıcı noktaları işaret ediyor, dua ediyoruz.
 
m.atav 29-08-2009, 15:03:00
Birleştirici unsur…
İstikamet Elazığ ama oraya vasıl olmak için seçmiş olduğumuz yollar ürkütücü; belki de onlarca yıldır terör(!) nedeniyle öyle empoze edildiği için ürkütücü…
Hedef noktaya varmaya doğru koştururken gerilim içinde geçen saatler ve kilometreler. Ama otostop yapan bizden biriyle, yani bir insan; ırkı,bölgesi,konuştuğu dilin farklılığı bir tarafa salt insan olmasıyla bizden biriyle yolda yaptığımız bir sohbet var ki benim için ibretlik bir dialog,hatıra…
Kan davası var ve tarafları garnizon komutanı,vali ve mahkeme üyeleri barıştıracaklar.O kadar insan ölmüş,öldürülmüş,kan davalılar kaçmışlar köylerinden ki Elazığ nire Bursa ve benzeri yerler nire…
Barışmaya razı olunduğu için anlatıyor bunu otostopçu yolcumuz ;ki kuş uçmaz kervan geçmez yerde öyle anlaşılıyor ki otostopçu olmasından başka çaresi yok?!!
Yoldan geçen araçlar tedirginlikleri nedeniyle almıyorlar onları araçlarına, götürmüyorlar istedikleri yerlere… Biz konuk ettik ya aracımıza, duanın ardı arkası kesilmiyor: Allah razi olsin, ,çok memnun olmuşam ve daha neler…
Anlatıyor yol boyunca kan davasını, ailelerini dağıttığını, perişan ettiğini ve mutlulukla gidiyor Elazığ’a mahkemeye, barışacaklarmış çünkü…
Peki onları birbirlerine bağlayan unsur ne ve o unsuru kimler unsur olarak kullanacak,kullanmış-tır.Vali,garnizon komutanı ve mahkeme üyeleri..
Peki enstrüman ne, onları birbirlerine bir daha kırdırmayacak bağlayıcı faktör ne?
İlginç, en azından bana ilginç geldi, bilenleri bilmem…
Taraflar Kur’an/mushafın altından geçecekler ve O’nun adına yemin edeceklermiş. Öyle anlatıyor yolcumuz… O’na yemin edildiğinde, mushafın altından geçildiğinde bir daha nezubillah olmazmış kan davası diye bir şey. İlginç geldi bana…
Üçlü kuvvetler; komutan,vali ve mahkeme meri kanunlarla halledemedikleri bir meseleyi orada,oralarda Kur’an’ı /mushafı başa koyarak çözmeye,son noktayı koymaya çalışıyorlar,çalışacaklar mış!.

Ah, ah! O üçlü kuvvetler Kur’an’ı bir de kalplerine ayna tutuverseler ya, indiriverseler ya yüreklerine…
Olur mu olur…
Bu da benim bir hatıram,sayın kardeşim..
Gezi/seyahatler gerçekten çok önemli.keşke herkes altını çizmeye çalıştığın sebeplere yaslanarak uygulayabilse bunu..
Selam ve dua ile..
 
DİĞER YAZILARI

20/09/2011 - 00:08 HACCA DOĞRU

15/07/2011 - 11:05 TESETTÜR, KADININ DIŞARIDAKİ EVİDİR

06/06/2011 - 22:48 GERÇEK TERÖR

15/05/2011 - 10:45 HALİS DİN`E MUZAHREFAT KARIŞTIRMAYALIM

05/05/2010 - 17:46 ÂLEMLERE RAHMET BİR DİN

22/04/2010 - 11:38 DİN’İN EGEMENLİK İDDİASI YOK MU?

15/04/2010 - 11:52 TELKİN

14/03/2010 - 14:56 KUNDAK VE KEFEN

16/02/2010 - 11:15 HUZUR AMA NEREDE?

12/02/2010 - 11:04 FESAD VE FESADCILAR

23/11/2009 - 18:33 KANUN’SUZ TOPLUM, AHLAK’SIZ KANUN, DİN’SİZ AHLAK OLMAZ

11/11/2009 - 10:36 TE’LİF HAKKI

30/09/2009 - 17:46 DİN GÖREVLİSİ YOK İSLAM’IN İNSANI VAR

29/08/2009 - 12:47 SEYAHAT İBADETTİR: İRAN İZLENİMLERİ

28/05/2009 - 15:07 ARKAMIZA BAKMAYALIM

10/05/2009 - 12:51 EL VE KALEM

27/04/2009 - 12:02 BİZ MÜSLÜMANIZ

30/03/2009 - 14:57 KAYBETTİĞİMİZ DEĞERLER

09/03/2009 - 23:21 BORÇ HUKUKU

02/03/2009 - 14:04 KANAAT EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR

20/01/2009 - 10:54 GAZZE: REMZ-UL İZZE

03/01/2009 - 22:56 YIPRATMA KAMPANYASI NEYE HİZMET EDİYOR

24/12/2008 - 18:25 BİZ MİNA'DA, MUNTAZAR IRAK'TA...

20/11/2008 - 11:47 KRİZ FAİZİN ÇOCUĞUDUR

14/11/2008 - 13:30 BAŞARILI OLMAK

25/10/2008 - 14:47 DİN; VERMEKTİR

14/05/2008 - 16:53 "ANNELER GÜNÜ"

20/03/2008 - 17:20 VİLADET-İ RASUL

18/02/2008 - 20:23 MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN, ÖRTÜ DEĞİL ÖRTÜSÜZLÜKTÜR

07/02/2008 - 13:03 PEYGAMBERLİK MİSYONU

25/01/2008 - 17:30 BİR KALP HASTALIĞI: HASED

08/01/2008 - 16:55 MUHARREM AYI

26/12/2007 - 17:27 KURBAN

13/11/2007 - 21:45 TİCARETE BAKIŞ

29/10/2007 - 15:19 ÜCRETİMİZ ALLAH'TAN

18/10/2007 - 18:55 ASHAB-I SEFİNE'DEN OLMAK

18/07/2007 - 12:08 NAMAZ HEM 'DİN'LENDİRİR, HEM DE DİNLENDİRİR

16/04/2007 - 10:47 MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?

06/04/2007 - 13:51 ROMANYA GEZİSİNDEN NOTLAR

21/02/2007 - 11:25 EY İNSAN!

03/02/2007 - 11:59 ARKADAŞ OLMAK

22/01/2007 - 16:50 HACC ÜZERİNE
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat