Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU
Bünyamin ZERAN - 31/07/2009 - 15:29
Kaliteli bir toplum inşa edebilmek ancak kaliteli bireylerin oluşturduğu ilkesel bir birliktelikle mümkündür.

Modernizm hızlı bir şekilde kapitalizm eliyle yeryüzünün yeni dini halini aldıkça bu hızlı ve sürekli değişim karşısında insan, kendini çevreleyen unsurlardan çabucak kendini arındıramamaktadır. Değişimi o kadar hızlı yaşamaktadır ki bu hızlı değişimin biri tamamlanmadan yenisini yaşıyor oluşu onu daha karmaşık ve içi boş serüvenlere sürüklemektedir. Modernizmin karşısında dimdik duran ve onu hayatın bir parçası olarak görmeyen ve bunu ispat ederek yaşayan tek güç tevhittir. Tevhidi yaşam içerisinde servete düşkünlük ve harcadıkça mutlu ol sloganları yerine insani değerler ön plana çıkarılıp kul olma düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. Biz buna yetkin birey olmak diyoruz.

Modernizm, bireye bir tüketim objesi olarak bakmaktayken; tevhit, bireye kul, gözüyle bakmaktadır. Tevhit, birleyendir. Her şeyi bir tek sebebe bağlayandır. Yaratılmayı, kulluğu, yaşamayı, ölmeyi, sevmeyi, nefret etmeyi ve ticari kazançlar elde etmeyi tekbir sebebe bağlayandır. (3/162) Öyleyse burada esas mesele kul olmayı kendine ödev bilmiş Müslüman toplumun modernizm karşısındaki tutumudur.

Modernizm üzerine birçok yazı yazıldı birçok konuşmalar düzenlendi. Amaç karşımızdaki gücü tanımak ve ona göre müslümanın kendi gardını almasıydı. Lakin eksik olan bir yan vardı ki oda müslümanın kendi kendini tanımıyor oluşuydu ya da yalnızca kitaplardan ibaret bir tanımaydı. Hal böyle olunca da bu tanıma süreci yalnızca kitaplardan ibaret bir tanıma süreci olarak kalmış daha ileriye gidememiştir. Bu din her kesimce kabul edildiği gibi hayatın direk içinde olan ve ancak yaşandıkça değerinin ortaya çıkacağı bir dindir. Bu din bireyin kendi iç dünyasında tohum olur sonra filiz olur sonra ağaç olur sonra ise meyveye durarak herkesce faydalanılan bir bahçe olur. O zaman sağlıklı bir birey olmadan bahçe oluşturmaya kalkmakta ne yazık ki hem bahçıvanı yorar hem de meyvelerin kurtlu, çürük ve faydasız olmasına sebep olur. Bugün burada konuşulması ya da tartışılması gereken şey nasıl bir bahçeye sahip olduğumuzdur. Bazen kıyas yaparız deriz ki: “Bizim bahçe hiç değilse filancaların bahçesinden daha iyi!” oysa önemli olan bizim bahçenin diğerlerinin bahçesinden daha iyi olması değildir. Önemli olan kurtsuz, çürüksüz, faydalı bir bahçeye sahip olmaktır. Yani her biri ayrı ayrı değerli olan ve kaliteli olan içindeki kurtlardan ayıklanmış, çürüklükten kurtulmak için var gücüyle çalışan kendi hastalıklarına vakıf ve onlardan kurtulmaya çalışan bir birey olmaktır. Böyle bireylerden örülü bir bahçe inşa etmektir. Yani kıyas yaparak kendimizi kandırmak yalnızca kendimizin dalalet çamurunda oyalanmasına bahane üretmektir. Öncelikli sorunumuz kul olma sorunudur. Biz buna yetkin birey olmak diyoruz ama bu birey olma bireysel kalmayla özdeşleştirildiği için yanlış anlaşılıyor. Oysa bir şahsın, şahsiyet kazanması, birey olması yalnızca onun tevhit esasına göre kul olmasına bağlıdır. Ancak kul olmayı becerebilen şahsiyet içe dönük şahitlik yapabilecek bir olgunluk kazanır. İçe dönük şahitlikten kastımız müminlerin kendi içlerindeki ilişkilerinde Kur’an’ın arzu ettiği bir sevgi bağıyla birbirlerine bağlı eylemler gerçekleştiriyor olmalarıdır.

Ne var ki bu eylemler gelişmediği için toplumsal ifsat sürekli olarak büyümekte ve yalnızca bu ifsadı çıkaranları sarmayıp Müslüman aileleri de hızlı biçimde kuşatarak yok etmektedir. Bereketsiz bir birey, bereketsiz bir topluluk ve bereketsiz nesiller peydah etmektedir. Kapitalizminde istediği tamda budur. Militan İslam yerine hoşgörü islamı, kılıç kuşanmış bir peygamber yerine kılıçlarından arınmış ve diyalog içinde bir peygamber motifini ön plana çıkarmaktadır. Batının onca işgal ve zulmüne karşı Şeriati’nin ifadesiyle “safevi şiası”nın islamını hakim kılma mücadelesi vermektedir. Biryandan diyalog çağrısı yapan Gülen’e payeler verirken, dünyada 2007’yi mesnevi yılı ilan ederken diğer yandan peygamberi terörist gösteren karikatürlerin yayınlanmasına ses çıkarmayan batı ve işbirlikçileri diğer yandan tüm bu olanlar karşısında sinmiş kabuğuna çekilmiş biz sevgi diniyiz diye kendini aklamaya çalışan Müslümanların acziyeti, silikliği ve korkaklığı. Sorun inandığımız dinde değil esas sorun islama nasıl iman ettiğimizle ilgili sorundur. “Ey iman edenler, iman edin…”(4/136)  ayetini enine boyuna düşünme vakti geçmek üzeredir. Burada batıya lanetler yağdırmak, siyonizme vermek veriştirmek İslam dışı franksiyonlara atmak tutmak en kolay olanıdır. Neden en zor olanı seçme hususunda isteksiziz. Aklıma Tebuk seferi hazırlıkları gelmekte. Resul, (sav) savaşa hazırlanmayı emrettiğinde bazı kimselerin yolun uzun ve çok sıcak oluşu nedeniyle ve güçlü bir orduya karşı sefere çıkılacak olması hasebiyle ve ganimetin elde edilmeyeceğini düşünmesi nedeniyle evlerinin açıklığını, bahçesinin devşirilme zamanını bahane ederek izin istemesi aklıma geliyor. Ve Allah’ın o muhteşem ayeti “…Eğer bilirseniz cehennem daha sıcaktır…”(9/81) Kabul edelim ki eğer peygamber yalnızca diyalog çağrısı yapsaydı ve zulüm sahipleriyle çatışmayı göze almasaydı, kölelerin ve ezilmişlerin haklarını da talep etmemiş olsaydı, gerektiğinde elinde kılıçla savaş meydanlarına inmemiş olsaydı bugün İslam’dan Budizm’den bahseder gibi bahsediyor olacaktık. Bizim yaşan Kur’an’ımız olan Resul bize olan şahitliğini olması gerektiği gibi yapmış ve hiçbir noksan bırakmamıştır. Öyleyse nemelazımcı ve rahatımızı bozmayıcı bir yaşam yerine Allah’ın ilkelerinin iç dünyamızda, ailemizde ve topluluklarımızda etken olmasını sağlayıcı şahitlikleri göstermek yükümlülüğümüz vardır. Sorun bilgi eksiliği sorunu değildir. Zira bu sorun okumayla ve gözlemle halledilebilecek bir sorundur. Esas mesele Allah’ı yeterince sevme ve adanmışlık sorunudur.

Kaliteli bir toplum inşa edebilmek ancak kaliteli bireylerin oluşturduğu ilkesel bir birliktelikle mümkündür. Böylesi bir birliktelikten müteşekkil bir topluluk herkesin içinde yaşamayı arzu ettiği bir topluluk olacaktır.  Zira, kadının sömürüldüğü, cinsel tacizlerle aşağılandığı, çocukların güvenle sokağa çıkamadığı, mafyalaşmanın, tahammülsüzlüklerin ve sevgisizliklerin çoğaldığı dünya da merhameti, şefkati, adaleti ve zulme top yekün direnişi hatırlatan ve yaşayan bir topluluğa dahil olmayı insanlar kendisi için bir kazanç bilecektir. Ne var ki Müslüman tanımlamasını kendine yakıştırıp sömürüye devam ettiği sürece, her türlü ahlaksızlığına kılıf bulduğu müddetçe, Müslümanların kendi arasındaki nefret çoğaldığı sürece içe dönük şahitlik mümkün olmayacağından dışarıya sunulabilecek alternatif bir dinde olmayacaktır doğal olarak. Öyleyse sorun “Ben”den başlamakta ve “Biz”e uzanmaktadır.

438
YORUM LİSTESİ
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat