İnsanlık böyle bir soykırım ve topyekûn imha karşısında sessiz, bitkin, etkisiz ve tepkisiz kaldı ve sonuçta sınıfı geçemedi.
Çin Devleti, Müslüman Uygurlara tarihte eşi benzeri görülmemiş katliamları ve mezalimleri uygulamaktan kaçınmadı. En küçük bir protesto gösterisine, bağırmaya ve haykırmaya bile hiçbir toleransın gösterilmediği böyle bir kıyım insanlığın tüm değerlerini ayaklar altına aldı.
İnsanlık böyle bir soykırım ve topyekûn imha karşısında sessiz, bitkin, etkisiz ve tepkisiz kaldı ve sonuçta sınıfı geçemedi. Barbarlar, caniler, zalimler, hoyratlar aynı tutum ve davranışlarını sürdürmekte kararlı görünüyorlar. İnsanları vahşice öldürmekte, yaralamakta, evsiz, ocaksız ve kimsesiz bırakmakta hiçbir sakınca görmeyen ve birbirleriyle yarışan vampirler, soysuzlar, insanlıktan ve İslam’dan nasibini almayan mahlûklar, yeryüzü coğrafyasını yakıp yıkıyorlar, adeta cehenneme çeviriyorlar.
“Çinlilerin vahşi saldırılarında hep aynı yöntemi kullandığı gözlerden kaçmıyor. Tüm yasak ve engellemelere rağmen katliam bölgesinden ulaşan fotoğraflar "Çin tipi" vahşetin belgesi niteliğinde. Doğu Türkistan'da şehit edilen Müslüman Uygurların kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürüldüğü anlaşılıyor. Kitaplarıyla eve gidenden tutun, bisikletin üzerindeki masum sivillere kadar herkes, Çinli canilerin hedefi oluyor. Çin'in yıllardır Uygur Müslümanlarına uyguladığı katliamların etnik bir soykırım boyutuna varması, bütün dünyayı ayağa kaldırdı. Vahşi Çin yönetimi ve onun desteğindeki gözü dönmüş katiller, dünyanın gözleri önünde Uygur erkeklerini kafalarına kurşun sıkarak tek tek şehit ediyor. Şehitlerin anneleri ve çocukları feryatlar içinde tüm dünyayı bu vahşeti durdurmaya çağırıyor.” (Haksöz Haber: 10.07.2009)
İran’daki gerçek dışı bile olsa en küçük bir kımıldanmaya, hareketlenmeye dahi tahammül edemeyen şer güçler, Çin karşısında körleri, sağırları ve dilsizleri oynuyorlar, saldırıların gerçekleşmesi için adeta alkış tutuyorlar. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam Konferansı Örgütü v.b hayali kurum ve kuruluşlar sözde bir takım beyanatlardan öte bir şey yapmadığı gibi, sessiz kalmakla böyle bir katliama davetiye çıkarıyorlar.
Sözde Müslüman ülkeler, insanlık tarihinde görülmemiş böyle bir katliama, dayatmaya, kimliksiz ve kişiliksiz bırakmaya karşı herhangi bir tepkiyi göstermekte cılız, isteksiz ve beceriksiz kalıyorlar. Gösterdikleri reaksiyonlar ise göstermelik/yapmacık olmaktan öteye gitmiyor, insanları kandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu durumdan tarihi, psikolojik ve sosyolojik destek alan, tarifi imkânsız bir şekilde mutlu/umutlu olan zalim Çin Hükümeti de aynı muamelelerini kesintisiz, pervasız ve gaddarca sürdürmekte bir beis görmüyor.
Bu süreçte yapılması gereken en önemli şey; tüm Müslümanların yeniden silkinişe geçmeleri, sil baştan ayağa kalkmaları, dünyadaki bütün zulümleri, kıyımları, haksızlıkları bertaraf edebilmek tüm güçlerini birleştirmeleri, varlıklarını ortaya koymaları gerekir. Müslümanların ipe-sapa gelmez ihtilafları, saçma-sapan tartışmaları, kendilerini zaafa/güçsüzlüğe/ayrılığa düşürecek her türlü sözleri ve eylemleri bir tarafa bırakmaları gerekir.
Tersi durumda; aynı zulümler, katliamlar, yıkımlar devam edecek, küresel güçler amaçlarına ulaşmak için yoğun gayret sarf edecek, Müslümanlar yine güçsüz/enerjisiz kalacak, birbirine düşecek, kavgalar, çatışmalar ve çözülmeler sürecektir…
"Rabbim Allah'tır, diyen kimseyi öldürüyor musunuz?" (Mümin 28)
Kureyşliler Peygamber Efendimizi (sav) öldürmek istediler. Rasulallah makam'ı İbrahim'de namaz kılarken Ukbe b. Ebi Muayt, onun yanına geldi ve elbisesini boynuna dolayarak boğazını şiddetle sıkmaya başladı. Rasulallah diz üstü düşünceye kadar sıktı. Gürültü Ebu Bekir'e (ra) kadar geldi. Ebu Bekir (ra) hızla Rasulallah'ın (sav) yanına gitti. Çok kızmıştı. "Rabbim Allah'tır, diyen kimseyi öldürüyormusunuz?" diye bağırdı. Ardından Kureyşliler, Peygamberi (sav) bıraktılar.
İslam'ın ilk zamanlarında, Kureyşliler Rasulallah'a (sav), Sahabeler'e (ra) ve Müslümanım diyen herkese çeşitli eziyetler yapmışlardı. Ardından Allah (cc) nusretini gönderdi ve Medine'de Rasulünü (sav) İslam devletine lider kıldı. Rasulallah'ın (sav) vefatından sonra Halifeler yönetti İslam devletini. Böylelikle Müslümanların arkasında korunacakları ve savaşacakları bir kalkanları olmuştu. Fakat asırlar sonra bu devlet yıkıldı ve Müslümanların yönetimi yine zalimlerin ellerine, demir yumruklarına kaldı.
Kah Müslümanlar kafirlerin ve zalimlerin oyunlarına geldiler ve birbirlerini vurdular. Kah doğrudan kafirlerin saldırılarına uğradılar. Ard ardına çeşitli katiamlar yaşandı. Kullanılan sürekli aynı senaryo ve aynı oyuncular idi maalesef. Filistin, Bosna,Irak, Afganistan, Pakistan,... ve şimdi Şincan.
Çin'nin Türkiye ile ticari anlaşmalar imzalayacak ve Türkiye'ye büyük yatırımlar yapacak olması bazı çevreleri kızdırdı. Hemen problemli bölge tespit edildi. Şincan bunun için biçilmiş kaftandı. Nitekim Müslüman Uygurlu Türklerin yaşadığı bu bölge Çin hükümeti tarafından Çinlileştirmeye çalışılmakta idi. Bölge zaten patlamaya hazır bir bomba gibi idi. Ve kargaşa çıkarmanın yolları belirlerini. Bölgedeki Uygurlu Müslüman Türkler ve Hanlı Çinler kışkırtıldı. Olaylar patlak verdi. İki taraftanda zincirleme reaksiyonlar oldu. Çin devleti bu karğaşayı fırsat bildi ve hemen bu problemli bölgedeki "problemleri" halletme yoluna koyuldu. Müslümanları tutukladı, dövdü, işkence yaptı, vurdu, astı, kesti...
Kızlar ve oğlanların köleleştirilmeleri, toplu kurşuna dizmeler, sokak ortalarında tecavüzler, köşe başlarında infazlar, yapılan zulümün sadece bilindiği kadarı. Oradaki Müslüman kardeşlerimize çeşitli işkencelerin yapıldığıda gelen haberler arsında.
Türkiye Cumhuriyeti bu katliama sessiz kalamazdı, nede olsa ölenler Türkdü (!). Bir kaç içi boş naralar atıldı. "Katliam, soykırım!" denildi. Çin bu sözlere çok kızdı. T.C'den sözlerini geri almasını istedi. Dolayısı ile anlaşmalar gerçekleşmedi.
Şincanlı Müslümanların başlarına gelen bu felakete, menfaati gereği değilde, sırf Allah rızası için dur diyebilecek bir tek babayiğit bir lider çıkmadı. İslam topraklarındaki bazı kukla liderler tebaalarını susturmak ve ayaklanmalarına engel olmak için samimiyetten uzak, içi boş bir kaç cümle söylediler. Ardından koltuklarına yaslanıp Uygurlu Müslüman kardeşlerimizin çektikleri eziyetleri, sıkıntıları ve işkenceleri seyretmeye koyuldular. Bazı kukla liderler ise bir iki nara attılar. Ardından Çinlilerin yaptıkları katliamlara karşı gözlerini kapattılar. Vicdanlarını susturup, yüzlerini başka yöne çevirdiler.
İslam ideolojisinin, Müslümanları tek tek kardeş kılmasıyla oluşan 14 asırlık bağın neticesiyle Müslümanlar Şincan ve diğer bütün katliamlara karşı sessiz kalmadılar, kalamadılar...
Müslümanlar, Ümmetin maruz kaldığı zulümlere karşı Ebu Bekir'in nidası ile, "Rabbim Allah'tır, diyen kimseyi öldürüyormusunuz?" seslenmek istediler. Fakat zalim eller, var güçleri ile Müslümanları engellemek için çalışmaktadırlar.
24/6/2009 sabahı, ideolojisi İslam olan siyasi parti, Hizb-ut Tahrir'e karşı operasyon düzenlendi. Müslüman kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti tarafından tutuklandılar. Sadece tutuklama ile yetinmedi T.C. kardeşlerşmiz işkencelere maruz kaldılar. Neden?!
"Rabbimiz Allah!" dedikleri için. Ümmetin onurunu, haysiyetini, şerefini, canını, malını ve namusunu koruyacak Raşidi Hilafeti arzuladıkları ve söz konusu devletin kurulması yolunda çalıştıkları için!
Müslümanlar uluslararası siyasi arenada siyasi otoriteye sahip olmadıkları için, halen kafirler mazlum Müslümanların kanlarını oluk oluk aktımaya devam etmektedirler. Buna karşın İslam topraklarındaki zalim idareciler bu zulme dur diyen Müslümanları, tutuklamakta, işkence yapmakta ve şehit etmektedirler. Buna rağmen Allah'ın Nurunu ne elleri nede ağızları ile söndüremeyeceklerdir. Çünkü bu Nurun koruyucusu Allah Azze ve Celle'dir. Bu noktada Müslümanlara düşen görev ise, yılmadan, Allah yolunda sebat etmek ve Hak yoldan dönmemektir.
"Gevşemeyin! Ve üzülmeyin! Eğer gerçekten inanmışsanız en üstün sizsiniz." (Ali İmran 139)
mustafa y1ld1r
24-08-2009, 01:08:25
art1k bu zülümler bitmelidir. karde_çe ya_amak varken bu alçakl1k bu kalle_lik niye,zülme r1za niye müslümana tahammülsüzlük niye yüce ramazan1n müslümanlara __r getirmesi dileiyle
beytullah önce
10-07-2009, 23:26:26
dün srebrenitsa'da, bugün gazze, çeçenya, afrika ve doğu türkistan'da "uluslararası toplum" adını verdikleri BM gibi çıkar örgütleri Müslümanlara yönelik katliamlara adeta göz yumarak, insanlık suçuna, vahşete ortak oluyorlar...
buna karşı müslümanlar, inisiyatif almayan devletlerden çözüm ummak yerine kendi sorumluluklarıyla harekete geçmeli ve zulmü nihayete erdirecek bir mücadelenin inşasına katkıda bulunmalıdır...