KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK
Hikmet ERTÜRK - 21/04/2009 - 00:19
Sahiplenip kendimize ait zannettiğimiz her şeyin toprak olup elimizden alınacağını düşünürsek bu alışverişin hiç de mantıklı bir yanının olmadığı anlaşılıyor. Tabii ki bütün bunlar bizlerin neyi niçin tercih ettiğimizle alakalıdır.

"Sen, Ey dünyaya şahit olmak için gelen insan! Şahitliği bırakıp da sahipliği mi omuzladın? Peki değdi mi?" Geride kalan yaşadığımız onca yılı anlatabileceğimiz sadece bir saatlik zaman dilimi için, ebedi hayatı sonsuza kadar kaybetmek çok kötü bir tercih olsa gerek. Üstelik bu durumda hüsrana uğramış ve doğru yolu bulamamış bir şekilde bütün yapıp ettiklerimiz için Rabbimizin huzuruna çıkarılacağız.

Bu dünyadaki bütün hayatımız gündüzün bir saati kadar bir zaman diliminde birbirimizle tanıştığımız an kadar kısa bir zaman diliminden ibaret iken bütün bir hayatımızı anlık zevklerimiz, rahat bir hayat hayallerimiz adına ateşe atmak, öteki dünyada geri dönüşü olmayan, süresiz bir şekilde hüsrana uğramak anlamına geliyor.

Allah insanları bir araya topladığı gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kalmış ve bu süreyi birbirleri ile tanışmak için harcamış gibidirler. Allah ile karşılaşacaklarını yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır, onlar doğru yolu bulamamışlardır. (Yunus–45)

Öyle ki, sahiplenip kendimize ait zannettiğimiz her şeyin toprak olup elimizden alınacağını düşünürsek bu alışverişin hiç de mantıklı bir yanının olmadığı anlaşılıyor. Tabii ki bütün bunlar bizlerin neyi niçin tercih ettiğimizle alakalıdır. Tercihlerimizi etkileyen sebeplerimiz var. Halbuki Rabbimizin bizler için belirlediği süreye hiç etkileri olmayacak olan ayartıcılar için ebedi hayatımıza biçtiğimiz küçük değer hiç de anlaşılır gibi değil. Ölüm vakti geldiğinde bunu hiç kimsenin ne bir saat öne alma ne de bir an geciktirme yetkisi yok. Hayatımızın sürekliliği onların ellerindeymiş gibi bir düşünceye kapılıp ötekilere duyduğumuz sevgi ise çok anlamsız ve içi boş bir sevgidir. Öyle ki, Allah istemediği sürece bizlere zarar ya da fayda verebilecek durumda değiller. Hayatımızın tek gerçek sahibi Allah’tır. Güç ve kudret O’nun elindedir. O halde bu dünyada gündüzün sadece bir saati kadar yaşayacağımız bir süre için dünyaya dair endişe ve korkularımızdan kurtulmanın iyi bir hesap olduğu ortadadır.

De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar." (Yunus–49)

“Her tercih bir vazgeçiştir.’’ Bizi ateşe götürecek olanı terk etmek, kurtuluşa/cennete giden yolu tercih ettiğimizin ispatıdır. Tersinden okursak; vahyi yaşamayı ertelemiş isek başka bir hayatı tercih etmişiz demektir.

Hiçbir şey asıl olanın yanında değer görmeye layık değildir. Bizler Rabbimizin yeryüzünde yarattığı mülkün mirasçılarıyız. Bu nedenle ötekiler karşısında kiracı refleksi gösteriyor olmamız makul değil. Gerçekte sahip olmadığımız için bize ait ne varsa hepsini ayrılış vakti geldiğinde toprakta bırakıp gideceğiz. Dünyaya dair hiçbir şey bizde kalmayacak.

Bizlere sunulan geçici hayata sıkı sıkıya sarılırsak, öteki dünyada bir daha düzeltemeyeceğimiz pişmanlıklarla yüz yüze gelebiliriz. Bizim olmayanı sahiplenmek bizleri bencil ve umursamaz bir yolculuğun asık suratlı palyaçolarına dönüştürecektir.

Allah'ın içinde yer almadığı hiçbir şey onda kaybolunacak ve mutluluk iksirleri aranacak kadar kıymetli değildir. Allah’ın sözleri bunca kınayıcının kınamasına rağmen hayatımızın her alanında yer almalıdır. Bu da özgüvenimizin varlığıyla mümkündür. Hiçbirimiz karşısında boynumuzu bükecek bir davranışın savunucusu değiliz. Kutlu bir sevdanın alçakgönüllü, yalınayaklı erleriyiz. Bu dünyada ebedi dirilişi ya da sürekli gülümseyişleri talep etmiyoruz. Acılarla, sıkıntılarla şahitliğimizi kutsayacağız.

Başkalarına bakış açımız son durakta kendilerine verilecek değerle aynı doğrultuda olmalıdır. Ne yaşarsak yaşayalım, hayata dair nasıl bir plan çizersek çizelim hep aynı yerde buluşacağımızın bilgisine sahibiz ve bu hayatın sonu bizi yanan avuçlarımızla kutlu hayallerimizde buluşturacaktır. Ahiret hayatına yönelik sıkıntılarımızı bu dünyaya dair rahat yaşam arzusuyla sonlandıramayız. Öyle görülüyor ki elde ettiğimiz her kazanç bizleri bu dünyaya biraz daha bağlayan amaçlar haline dönüşüyor. Sonrasında ise bu sahip olma duygularımıza yön veremiyoruz. Gerçekten sahiplendiğimiz, bırakılması gereken yerde terk edemediğimiz bu bağımlılıklarımızın kontrol ettiği bireylere dönüşüyoruz. Şöyle bir arkadaşlarınızı arayın, nasılsınız, ne yapıyorsunuz diye sorun. Hepsinin ticari endişeler içerisinde vahye ayıracak zamanlarının bulunmadığını, çağdaş kölelere dönüştüğünü göreceksiniz. Makine çağının ruhlarını kaybetmiş etkisiz kalabalıklarına dönüştürülmüşler.

Halbuki Rabbimiz bizler için ne diyordu:

Bu kimseleri ne ticaret, ne alış-veriş, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin hoplayacağı ve gözlerin donakalacağı bir günün dehşetinden korkarlar. (Nur–37)

Biz nasıl düşünürsek düşünelim, önümüze attıkları bir parça ekmeğin bedelini bile bütün bir İslam âleminin kanı üzerinden kahrolası lüks yaşamlarına sermaye yapıyorlar. Bu şekliyle aslında öteki dünyaya dair kayıplar yaşarken geçici ikametgâhımızda onların bize verdiği ev ödevlerini yapmakla meşgul oluyoruz. İnsanı asıl kahreden şey bütün bunların farkında olamamak ya da daha kötüsü bu durumu kabullenmiş olmamızdır. Bu durumu kırabilecek fakir ellerimizi bir türlü birbirimize uzatamıyoruz. Kahrolasıca kapitalizmin, bundan çıkar uman savunucularının bizleri her zayıf anımızda sömürmelerine katlanabiliyoruz, hakaretlerini görmezden geliyoruz ama kardeşlerimizin ceviz kabuğunu doldurmayan sözlerinde fırtınalar koparabiliyoruz.

Dünyaya dair elde ettiğimiz her kazanç bizi ötekilerin rahat yaşamlarına özendiriyor. Veremediğimiz her şeyin kölesi durumuna dönüşüyoruz. Artık bizi yöneten şey dünyaya dair endişelerimiz, korkularımız, kazançlarımız ve sevgilerimiz oluyor ve sürekli hatalı davranışlar sergiliyoruz.

Allah Resulünün dediği gibi:

"Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Bir şeyi sevmen, seni kör yapar, sağır eder."

Gerçekten de öyledir. Kendisini rahat yaşama kaptırmış bir kardeşinize hiçbir şeyi izah edemezsiniz. Size karşı artık sağır ve kördür. İşte böylelikle dünya sevgisi bizleri avucunun içine alarak köleleştiriyor. İstisnalar hariç tarihin her döneminde köleler hep birbirleriyle çatışmış, kavgalı olmuşlardır. Gözleri hiçbir zaman kendilerini ezen, dünyaperest düşmanlarını görmemiştir. Belki de bizlerin sürekli kavgalı olması, köle olduğumuzun, vahiyle özgürleşemediğimizin bir kanıtıdır. Çevremizdeki tüm ayartıcılara karşı dik bir duruş sergileyemeyerek, onların köleleri haline geliyoruz.

Öyleyse sorumluluklarımızı ucuz bir yaşam için feda etmeksizin yürüyüşümüze anlam katmak bütün bir dünya ve onun ayartıcıları karşısında özgürleşerek elde edeceğimiz bir azıktır. Gerçek manada özgürleşemediğimiz müddetçe hep birbirimizle uğraşmaktan, güçsüz kalmaktan ve sömürülmekten kurtulamayız. Sevgimiz yalnız Allah için olsun.

Selam ve dua ile...

927
YORUM LİSTESİ
salih 23-05-2009, 21:06:07
rahman ve rahim olan allahın adı ile
bizi ateşe götürecek olan şeyden vaz gecip dogru olan bizi sadete ulaştıracak olan
islami haytı tercih etmenin ispatıdır eger ki isalamı hayatı sevmeyen biir isen bilki
zarardasın demek tir dünya hayatını ön pılanda tutmak hiçde dogru bişey degil
işet bu insan zaradadır allahı bilen ve onun gösterdigi dogrultuda hareket eden bir insan için gelip gecici olan şu fani dünya hayatını bırakıp ahır hayatını bi düşünmesi hiçde fena olmaz
egerki ahır hayatı degilde yani asıl olanı degilde fani olanı düşünmeye karar verirse
ki genelde öyle vay o insanların haline dene bilir ancak bir şeye gönülveren insan seven bir insan
ona ne söylersen söyle onun iletişimi opmuştur artık onların kulakları vardır duymazlar
gözleri vardır görmezler ve kulakları vardır iştmezler ve bizler cevremize karşı bize gösterilen
yolda allahın bir neferi olarak mücadelemizi kanımızın son damlasına kadar yapmalıyız
allaha emanet olun s.a
 
mendile 21-05-2009, 16:09:14
Allah razı olsun .inşallah biz de sahip olmak için(zaten olamayız) çalışmayız...
 
mendil 21-05-2009, 16:07:58
Allah razı olsun
 
taha 06-05-2009, 09:35:32
Allah razı olsun; şahitliğimizi sağlam temeller üzerine kurmadağımızdan neye şehadet ettiğimizi çok bilmiyoruz ama bildiğimiizi zannediyoruz. Sihirli bir söz olarak dilimizden düşürmediğimiz kelime-i tevhidi doğru anlasak bütün kalbimizle la deseydik; neyi ne kadar seveceğimizi ona göre belirlerdik.

'' La" ile başlıyoruz kelime-i tevhide. Yani ne yapıyoruz önce hayır diyoruz. Hayır kabul etmiyorum, reddediyorum, diyoruz. Neyi reddediyoruz; "ilahe" bütün ilahları reddediyorum diyoruz.İlah ne demek? Önce bunu bir kavramamız gerekiyorki, neyi reddettiğimizi kavrıyabilelim di mi?

Şimdi bütün yaratıcıları, emir verenleri, hüküm koyanları yani ilahları reddediyoruz ."La ilahe" dediğimizde ve temizlik yapmış oluyoruz. Zihnimizdeki tüm ilahları ilah olabilecek varlıkları yokediyoruz, kafamızı ve yüreğimizi temizledikten sonra diyoruzki:"illallah". İşte "illa" arapçada ;ancak, yalnızca, sadece anlamına gelir biz "illa" dediğimizde de temiz olan zihnimize ve kalbimize bir tek varlığı ilah olarak yerleştirmeye hazırlanıyoruz . O yüce varlık bizi yaratan, yoktan vareden, olduğu gibi bizi kendi halimize bırakmayan, Allah yerleşiyor.Allah'tan başka yaratıcıları, emir verenleri tanımıyoruz, ancak Allah'ı ilah olarak kabul ediyoruz..Artık O'ndan başkasının emirlerine uymadıkça kazananlardan oluyoruz .'' said havva
 
vuslat sevdası 30-04-2009, 17:09:53
Allah razı olsun
 
ADEMOĞLU 27-04-2009, 18:44:17
Tatlı yazınızı her okuyuşta yorum yazmak gereği duyuyorum.
yazınızdan çıkardığum sonuç eğer bir uluhiyet varsa ki var olduğuna şahadet deriz
o zaman insanlar şunu asla untmamalı hayatın maddi alanlarında verilen
kazanma eyleminin mislini manevi yani uhrevi yönde verilmedikçe inanmanın
ve dinli yaşamanın hiç bir anlamı olmaz ve yaşanılan bu eksik yaşantınında
karşılığı eksik rahmet olur eksik rahmet demek cehhenemden yer belirlemek
demektir. Üstelik itiraz edebileçek bir durum ve haklılık payımız bile olamaz.
şuanda içinde bulunduğumuz ve bir mazeret olarak sundugumuz ekonomik
kıriz,aile ve efradı yerinde sayan ve ilerletme gereği duymadığımız islami
hayat asla ve asla mazeret sıtatüsünde gürmemeli ve yaşadığımız şu tarikat,
şu meshep,şu cemaat,şu oluşum Yaygara ve Palavralarını geride birakıp
reel olana Allah ın dediği gibi dosdogru yönelmekle olur.
Bir yara olarak şu vakte kadar sakladığımız ve koruyarak getirdiğimiz HİÇ
değerlerden sıyrlımanın ançak ve ançak baglı bulunduğumuz değerler
saydığımız değersiz değerleri bir kenara itmek değil ondan ve onlardan
tamamıyla sıyrılmamız gerektiğini vahiy doğrultulu yazınızdan öğrendik.Bunu kitapla
ilk muhatap olduğumuzda da öğremiştik fakat boş durduğunu sandığımız şeytan ve
onun dostlarını nezaman adem gibi dost ve yaren zanneteğimiz anda herşeyin seyri
değişti korkularımız ve endişelerimiz farklı yönlere kaydı farketmeye fırsat kalmadan
kendimizi b........k çukurunun içinde buluruzda ozaman necis elimizden pak elin tutmasını
beklemek nekadar doğru olur varın onuda siz düşünün.Allaha amet olun.
 
fatıma zehra 27-04-2009, 12:02:51
allah rasülü parmağınızı suya batırıp çıkarın,parmağımıza baktığnızda hiç bir şey olmayacaktır demiştir böyle bir sonla karşılaşmamak adınasahipliği değil şahitliği omuzlanmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmış oldunuz.rabbim bizleri dünya sevgisine kapılmaktan kör ve sağır olmaktan korusun.allah razı olsun
 
Feda 26-04-2009, 15:54:49
Allah Razı Olsun
 
musab 26-04-2009, 15:30:57
Dünya ve üzerindekilere bakış açımız Kuranın bakış açısı gibi olmadıgı sürece kaybedenlerden olmaya devam edecegimizi bizlere hatırlatan bu yazınızdan ötürü Allah razı olsun. s.a.
 
bünyamin 25-04-2009, 10:29:26
içimize allahın yerleştirmiş olduğu duygular bizlerin ahiretteki ve dünyadaki konumunu belli edecektir.şayet tercihimizi allahtan yana yaparsak kurtuluşa, yok şeytandan yana yaparsak azaba yol açmış oluruz.rasulullah efendimizin dediği gibi dünyada ağaç altında mola veren bir gezgin gibi olmalıyız.dünya ve dünyalıkları ahireti kaznmada bir araç olarak görmeliyiz.suyun gemiye faydası onu içine almadığı sürece olur.şayet su geminin içine girerse onu batırır.dünyalıklarda öyledir.içinize almadığınız ve allaha yakınlaşmada kullandığınız taktirde size fayda verir ama içinize alırsanız sizi batırır.hem dünyada hem de ahirette kaybedenlarden aluruz.rabbim dünyada ve ahirette bize esenlik ver ve bizi kazananlardan eyle.iyiliği emreden ve kötülüğü men eden kullarından eyle bu kullarını bizlere sevdir.
 
tapusuz 24-04-2009, 22:38:14
Allah razı olsun. Bu dünyevileşmedeki son gerçekten de çok kötü bir durum. Hem bu dünyada sizin de dediğiniz gibi sürekli kendi içimizde tartışmalarla dolu bir hayat geçirmemize, hem de ahiretimizi tehlikeye atıyor.
 
ADEMOĞLU 24-04-2009, 20:20:58
Kıymetli kardeşim Hikmet bey değerli yazınız içler acısı halleri çok güzel öne sermekte .
Şöyle bir baktığımızda mazeretsiz insan veya mazeretsiz hiçbir topluluk yok
mazeti bile farklı aladığımız yanı mazereti olduğu halden çıkarıp kendimize daha
doğrusu kötü hal ve davranışımıza karşı oluştutdygumuz kaçış ve yalpa hayatı haklılık ve
doğruluk eksenine sikoştırmaya çalışmaktır. Tabiki her sunulan mazeret bizi içinden
çıkılması mümkün olmayan ataeşe yakıt olduğunun hala farkında değiliz.
İşteyanlış yaşamları sorgulamak için neyi muhatap alaçağımzı bilemez olmuşuz,
birisi kalkıpta Ya işte kitap var kendimizi onun buyruklarına göre yaşamak için onu muhatap alırız derse onun aklına şaşarım niye mi, yaşantı olarak sen ona muhatap olduğunu mu zannediyorsun hele bir duruşumuza iyi bakalım
sahi biz kitabı sahiplenenleriz değilmi sahiplenmekten başka anlamaya yanaşmadımığımız şahitliğinimi yapaçağız asla hele hele bu yaşamlamı hayelle yaşamayı bırakalım ve gerçek hayata dönelim de halimize ve kitaba bakış açımıza iyi bakalım.. gerçi yaşam olmayan hayatlarda kitabın ne işi varki .
Şimdi burada içinde olduğumuz durumları sıralayaçak değilim her insan bulunduğu
durumu çok iyi biliyor inanansak caba sarf aderiz yok hala daha O ZİHNİYETİ
taşıyorsak bekleyin ÇÜNKÜ MEVLADA BEKLİYOR.
kurtuluş ellerimizde hani o bir zamanlar dilimizden düşürmediğimiz hevhidi o ilk anlayıp
yaşamaya çalıştığız gibi yaşamsallaştırmak,bizi kendine köle eden tüm düşünçelerimizi
bir kenara atabiliyorsak ozaman gayretliyizdir samimiysek devam edelim.
Allaha ameenet olun.
 
sevde 22-04-2009, 18:23:19
Her sorunun başı fakir elleri birleştiremememiz bunu yapabilsek müslümanlar bütün sorunları çözebilirler güzel bir konuya deginmişiniz allah razı olsun
 
musab571 22-04-2009, 15:01:05
ALLAH razı olsun ...
 
vahted 21-04-2009, 22:34:37
Allah razı olsun
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat