KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
BORÇ HUKUKU
Yasin AYDOĞAN - 09/03/2009 - 23:21
Borç vermek salih ameldir ve bu ameli işleyen mükafata nail olacaktır. Borç veren görevini ifa etmiştir... Borçlu, haddini bilmelidir, kendi koyduğu sınırı ihlal etmemelidir. Çünkü alırken sınırı kendisi çizmiş ve “şu zaman vereceğim” demiştir.

Toplum olarak çok muzdarib olduğumuz bir meseleye değinmeye çalışacağım. Kimseye borcum da kimseden alacağım da yok çok şükür, her zaman muktesid olmaya çalıştım, kanaati ahlak bildim, keyfim için asla borçlanmadım, bunu her daim prensip edindim. Elimde olandan borç vermeye çalıştım, kenarda atıl duracağına, vereyim kardeşlerimin işi görülsün dedim, borç vermenin, zamandan infak etmek olduğunu bilerek hareket ettim. İslam’ın, zulmün diğer adı olan faizle mücadele için bu bereketli yolu açtığını biliyorum. Çünkü faiz karşılıksız almaktır. Daha başından size 1 verip çooook almaya kilitlenmiş, peşinen kazanan, almaya endekslenmiş, insan suretinde bir canavarla muhatabsınız faize bulaşırken.

 

Ama bir kardeşine borç vermiş alamayan, almakta zorlanan, alacaklıların serzenişleri bir Müslüman olarak beni ızdıraba garkediyor.

 

Cahiliye döneminde tefecilerin eline düşmüş zavallı borçlulara, tefecilerin uyguladığı zulmü biliyoruz. Faiz katlamalı olarak büyür ve ödeyemeyeceği en başından belli olan zavallı borçlu, tefeciye çoğu zaman hanımı, kızı, annesi ya da akrabalarından bir başka kadını teslim etmek zorunda kalırdı. O tefeci de alır götürür ya bir fuhuş evinde alacağına mahsuben çalıştırır veya kendisi alıkoyardı. Sonra ödendiğine kail olunca kadını iade ederdi. İslam’ın, zalim, vahşi, gözüdönmüş, pervasız, acımasız, muhteris tefeciye alternatif olmak üzere iman etmişler arasında bu bereketli yolu açtığını, borç vermenin aslında tasadduk demeye geldiğini, muhtacı tefeciye teslim etmemek gerektiğini, bunun Rabbimiz katında salih amel cümlesinden sayılacağını ayetlerde ve efendimizin beyanlarında vurgulaması boşuna değil elbet.

 

Hepsine iman ettik.

 

Borç vermek kardeşlik bağlarına katma değer olmaktır.

 

Borç vermek tefeciye karşı kendini ve muhtacı korumaktır.

 

Borç vermek Allah’ ın ahlakı ile ahlaklanmaktır.

 

Borç vermek zaman infak etmektir.

 

Borç vermek salih ameldir.

 

Borç vermek, muhabbet transfer etmektir.

 

Borç vermek toplumsal huzura katkı sağlamaktır.

 

Borç vermek Allah’ ın rızasına muvafakattir.

 

Borç vermek muhtaca kol kanat germektir.

 

Borç vermek borcu verenin kendisini de emniyete alması demektir. İla ahir…  Daha bir çok hikmetleri var sayamayacağımız.

 

Borç vermek salih ameldir ve bu ameli işleyen mükafata nail olacaktır. Borç veren görevini ifa etmiştir. Bu veren-verebilen açısından böyle.

 

Gelelim borcu alana, borçluya. İhtiyacınız vardı, imkan sahibi birisine durumunuzu arzettiniz ve yardım aldınız, size ne düşer? Ödemek için çırpınmak, istediğiniz mühletten önce borcunuzu kapatmaya çalışmak, teşekkür ederek, borcunuzu takdim etmek, ödeme imkanınız yoksa, alacaklıyı aramak ve ek mühlet istemek, özür dilemek, hak helalliği istemek, belki en doğrusu bir başka yerden bulup borcunu kapatmak. (Mümkünse eğer en doğrusu da budur.)

 

“Alacaklısını ayağına getirene Allah lanet etsin” buyurmuş Önderimiz. Arkadaşlar! Müslümanlar olarak, parasal ilişkilerde henüz emin kimliği yansıtamadığımız, problemli bir nokta burası.

Bu hadis-i şerif üzerinde pek düşünmüyoruz nedense.

 

Borca sadık değiliz, alacaklıyı üzüyoruz, verdiğine bin pişman ediyoruz, yaka silktiriyoruz, el aman ettiriyoruz, ödememeyi kar addediyoruz, verenin bir daha vermeme konusunda karar almasına yol açıyoruz, verenleri bu Salih amelden soğutuyoruz, şevklerini kırıyoruz, başkalarına zarar veriyoruz, bizim ihmalimiz diğer insanların da yalancı konumuna düşmelerine yol açıyor çoğu zaman. (Alacaklılar da başkalarına borçlu olabilirler ve bizim verdiğimiz söze güvenerek hesap yapıyor olabilirler.)

 

Borcuna sadık olmayanlar, bu tavırlarıyla şu durumların ortaya çıkmasının müsebbibidirler.

 

Yüce Allah’ın bereket dolu bu emrine, uymayarak istismar etmişlerdir. Önderimizin (a.s) tel’in ettiği kimselerden olmuşlardır. Toplumda borç verme ahlakını sabote etmişler ve bu salih ameli baltalamışlardır. İnsanlar arası sevgi ve muhabbetin katili olmuşlardır.

 

Dedikodu hastalığına yol açmışlardır. (Çünkü alacaklı, bu rahatsızlığını dillendirmeye başlayacaktır.) İmkân sahiplerinin umudunu kırmışlar, kötü örnek olmuşlardır. Alacaklıyı mağdur ederek, onların da başkalarına yalancı konumuna düşmesine vesile olmuşlardır.

 

Ve daha başka sayamadığımız bir çok yaranın açılmasına yol açıyor bu tavır. Hele bir de “Ne olacak canım! onların durumu bizden kat kat iyi borcumuzun üzerini çizsinler diyen ya da böyle düşünen pişkin-çirkin-ahlaksız-bedevice tavır yokmu?”

 

Bu tavır, böyle düşünen kafa, tam da Hz. Peygamber'in lanet ettiği istismara uğrayan tavır-kafadır. Bu tavrın emin-güvenilir-mü’min kimlikle zerre alakası yoktur.

 

Hz. Peygamber'in, borcunu savsaklayan birinin cenaze namazını, ödeninceye kadar kılmadığını biliyoruz. Alacaklısını sözleştikleri yerde 3 gün beklediğini de biliyoruz.

 

En mühimi, Önderimiz Peygamberimizden (a.s.), “El emin” kimliğini toplumsal ilişkilerde, insani ilişkilerde nasıl kazanabileceğimizin, hak edebileceğimizin yol-yöntemini öğreniyoruz. Borç meselesiyle alakalı çok hadisi şerif var. Açıp okuyabiliriz.

 

Borçlu, haddini bilmelidir, kendi koyduğu sınırı ihlal etmemelidir. Çünkü alırken sınırı kendisi çizmiş ve “şu zaman vereceğim” demiştir. Borcuna sadakati mü’min oluşunun gereğidir. Mü’min kimliğini asla zedelememelidir.

Problem acaba niyetlerde mi? Ödemek niyetiyle borçlanmıyoruz gibi geliyor bana.

 

“Bir kimse gerçekten ödemek niyetiyle borçlanırsa Allah ona borcunu ödettirir.” buyuran Hz. Peygamber'e kulak verdiğimizde sanki daha derinde, problemin kalplerdeki niyetlerde olduğuna dair işaretler alıyoruz.

 

Eskiden “Eskimez yeniye (Kur’an’a)” uyulan zamanlarda, ticarette “söz senettir” derlermiş ve cidden söz senet gibi itibar görürmüş.

 

Müslüman kimlik o kadar yara aldı ki, o kadar kalite kaybettik ki, bırakın söz’ün senet olmasını, şimdi senet hatta çek bile hükmünü yitirdi.  

1171
YORUM LİSTESİ
DİĞER YAZILARI

20/09/2011 - 00:08 HACCA DOĞRU

15/07/2011 - 11:05 TESETTÜR, KADININ DIŞARIDAKİ EVİDİR

06/06/2011 - 22:48 GERÇEK TERÖR

15/05/2011 - 10:45 HALİS DİN`E MUZAHREFAT KARIŞTIRMAYALIM

05/05/2010 - 17:46 ÂLEMLERE RAHMET BİR DİN

22/04/2010 - 11:38 DİN’İN EGEMENLİK İDDİASI YOK MU?

15/04/2010 - 11:52 TELKİN

14/03/2010 - 14:56 KUNDAK VE KEFEN

16/02/2010 - 11:15 HUZUR AMA NEREDE?

12/02/2010 - 11:04 FESAD VE FESADCILAR

23/11/2009 - 18:33 KANUN’SUZ TOPLUM, AHLAK’SIZ KANUN, DİN’SİZ AHLAK OLMAZ

11/11/2009 - 10:36 TE’LİF HAKKI

30/09/2009 - 17:46 DİN GÖREVLİSİ YOK İSLAM’IN İNSANI VAR

29/08/2009 - 12:47 SEYAHAT İBADETTİR: İRAN İZLENİMLERİ

28/05/2009 - 15:07 ARKAMIZA BAKMAYALIM

10/05/2009 - 12:51 EL VE KALEM

27/04/2009 - 12:02 BİZ MÜSLÜMANIZ

30/03/2009 - 14:57 KAYBETTİĞİMİZ DEĞERLER

09/03/2009 - 23:21 BORÇ HUKUKU

02/03/2009 - 14:04 KANAAT EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR

20/01/2009 - 10:54 GAZZE: REMZ-UL İZZE

03/01/2009 - 22:56 YIPRATMA KAMPANYASI NEYE HİZMET EDİYOR

24/12/2008 - 18:25 BİZ MİNA'DA, MUNTAZAR IRAK'TA...

20/11/2008 - 11:47 KRİZ FAİZİN ÇOCUĞUDUR

14/11/2008 - 13:30 BAŞARILI OLMAK

25/10/2008 - 14:47 DİN; VERMEKTİR

14/05/2008 - 16:53 "ANNELER GÜNÜ"

20/03/2008 - 17:20 VİLADET-İ RASUL

18/02/2008 - 20:23 MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN, ÖRTÜ DEĞİL ÖRTÜSÜZLÜKTÜR

07/02/2008 - 13:03 PEYGAMBERLİK MİSYONU

25/01/2008 - 17:30 BİR KALP HASTALIĞI: HASED

08/01/2008 - 16:55 MUHARREM AYI

26/12/2007 - 17:27 KURBAN

13/11/2007 - 21:45 TİCARETE BAKIŞ

29/10/2007 - 15:19 ÜCRETİMİZ ALLAH'TAN

18/10/2007 - 18:55 ASHAB-I SEFİNE'DEN OLMAK

18/07/2007 - 12:08 NAMAZ HEM 'DİN'LENDİRİR, HEM DE DİNLENDİRİR

16/04/2007 - 10:47 MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?

06/04/2007 - 13:51 ROMANYA GEZİSİNDEN NOTLAR

21/02/2007 - 11:25 EY İNSAN!

03/02/2007 - 11:59 ARKADAŞ OLMAK

22/01/2007 - 16:50 HACC ÜZERİNE
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat