KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ŞEHİD GAZZE
Hikmet ERTÜRK - 14/01/2009 - 10:44
Gazze'deki Müslümanlar inşaallah şehid oluyorlar. İşgal altında da olsa bir memleketleri var ve kendi inançları doğrultusunda bir savaş veriyorlar. Ama bizim inançlarımızı özgürce yaşayabileceğimiz bir ülkemiz, bir beldemiz hala yok.

“…Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu bu kavmlerin şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ bırakmayacaksın.” (Muharref Tevrat Tensiye Bölümü, Ayet 10–17)

 

“…Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme. Erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür." (Muharref Tevrat 1. Samuel Bölümü, Ayet 3)

 

Herkes kendi dinini yaşıyor değil mi? Tanrıları böyle emrediyor, erkekten kadına, çocuktan emzikli olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldürün diyor. Size vaat edilen topraklarda yaşayan hiçbir canlıyı sağ bırakmayın.

 

Bu şu demek oluyor: Gazze'de öldürülecek herhangi bir canlı kalmadığı taktirde vaat edilen topraklarda yaşayan Türkiyeli Müslümanların da öldürülme zamanları gelecektir. Sakın olur mu öyle demeyin. Sözde İsrail’in eski Cumhurbaşkanı İzak Rabin’in vaat edilen bu topraklar ile ilgili "Tevrat tapu kadastro metni değil’’ dediği için kendi halkından olan Yigal Amir tarafından öldürüldüğünü unutmayın. İşin daha ilginç tarafı ise İzhak Rabin öldürülünce Ürdün Kralı Kral Hüseyin çılgına dönüyor. Kardeşim dediği İzhak Rabin için bakın neler söylüyor:

 

“Kardeşimin, dostumun ve arkadaşımın yokluğuna kederleniyorum. Onun bize, bizim de ona saygı duyduğumuz bir askerdir o. Rabin, barış için bir asker gibi yaşadı ve barış için bir asker gibi öldü. Allah seni kutlu kılsın. Bizler ne utanıyoruz, ne korkuyoruz, ne de arkadaşımın aynen dedem gibi uğruna feda olduğu mirası sonuçlandırmak için bu kadar çok kararlıyız. O cesaretin ve vizyonun adamı idi ve kendisine bir adamın sahip olabileceği en büyük meziyetler bağışlanmıştı. Cesurdu, ileri görüşlüydü ve kendini barışa adamıştı. Sizin huzurunuzda, halkımın önünde ve dünyanın önünde söz veriyorum ki; aynı mirasa bizlerin de sahip olabilmesi için azami gayreti göstereceğim.”

 

Bu adamın babası ise Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’dir. Hani şu İngilizlerle işbirliği yaparak Osmanlı askerleriyle savaşan kişi. İşte bu yardımlarından dolayı, İngilizlerin, oğullarından birine bağışladığı ülkelerden birisidir Ürdün. Halkı Müslüman bir ülke.

 

Kral Hüseyin (şimdi oğlu Abdullah o makamda) ya da Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ya da diğer çoğu İslam ülkeleri(!)nin liderleri... Bunlar sözde İsrail devletiyle kirli ilişkileri, sıkı dostlukları olan işbirlikçiler. O yüzden Müslümanların bu ve benzeri ülke yönetimlerine aldanmamaları gerekir. Bu ülkelerin yöneticilerinin Müslüman kardeşleri için yardımda bulunacağını düşünmek çok safça bir temennidir.

 

Mısır hükümeti Gazze’deki müslümanlar için tek çıkış kapısı olan Refah’taki sınır kapısından geçişlere izin vermiyormuş. Vermeyecek tabi ki? O da kendi dininin gereklerini yerine getiriyor. Yanlış olan Müslümanların böyle bir istekte bulunuyor olmalarıdır. Şu anda dünya üzerindeki tüm Müslüman ülkelerin bir şekilde güçsüzlüğü, yönetimlerinin halklarından habersiz bir şekilde düşmanlarına olan gizli bağlılıklarındandır. Bunu anlamanın en güzel yolu bu liderlerin söylediklerine yaptıkları duygusal konuşmalarına değil de fiili olarak bulundukları ilişkilere bakmak yeterlidir.

 

İşgalci İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze’de yaptığı katliamlar karşısında "Dünyadaki imajımızın ya da kimin ne söylediğinin hiçbir önemi yok’’ demesi öylesine söylenmiş bir söz değildir. Tamamen içi dolu, bilerek söylenmiş bir sözdür. Yıllarca bıkmadan çalışmalarının ürünü olarak tüm dünyada elde ettikleri kazanımlarının rahatlığıyla söylenmiş sözlerdir. Bu bağlamda gün onların günü, büyük oranda dünya yönetimleri de onların dostları durumundadır.

 

Bu yüzden tağuti sistemlerden istekte bulunmayı bir kenara bırakıp, Kur’an'ın bizlere söylediği sözleri dikkate alarak hareket etmemiz en doğru ve tek yoldur. Yeryüzünde çıkan bu kargaşanın çıkış sebebini, bu kahrolasıca müstekbirlerden, münafık devlet başkanlarından değil de Kur'an’dan dinler isek daha doğru yol azıklarını da yakalamış oluruz.

 

Müslüman ülkeler de dahil tüm dünyanın bu kadar geri durmalarına anlam vermeyen Müslümanlar olayların sebeplerini de anlamakta güçlük çekiyordur. Halbuki tüm bu olayların sebepleri çok açık bir şekilde Kur’an'da belirtilmektedir:

 

Bütün bunlarla birlikte, [unutmayın ki] hakkı inkâra şartlanmış olanlar birbirleriyle müttefiktirler; siz de (birbirinizle) öyle olmadıkça yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir. (Enfal–73)

 

İnkâra şartlanmış olanların birbirleriyle müttefik olduklarını zaten gözlerimizle görmekteyiz. Ufacık bir beldeye tüm güçleriyle saldırıyorlar. Fakat ilk dönemde Hz. Peygamber'e karşı çıkan müşrikler ile bugün Müslüman kardeşlerini arkadan vuran, karşılarında duran, onlara zulm edenler arasında önemli farklar var. İlk dönem müşrikleri İslam’a açıkca muhalefet ediyorlar, karşısında duruyorlar ve Peygamber'in elçiliğini kabul etmiyorlardı. Ama daha sonra Hz. Ali ve Muaviye dönemi çok farklı olmuştur. Bu dönemde ise Hz. Ali’ye karşı duranlar kendilerinin daha iyi Müslüman olduğunu söylüyorlar ve böylelikle saltanatları ve işledikleri cürümleri de İslam adına rahatlıkla yapabiliyorlardı. İşte bizler böyle bir dönemde yaşıyoruz. Tıpkı o dönemde olduğu gibi yöneticileri münafık olan Müslüman devletler(!)in türediği bir dönem. Elbette ki yukarıdaki ayette bahsedilen müttefik olma hadisesi müşrik devletlerle işbirliğine giren Müslüman etiketli münafık tipli kişilerle müttefik olmak değildir. İşte bu yüzden bizlerin de yaşadığı beldelerde bu tarz kördüğüm ilişkiler izlenecek yol konusunda karışıklığa sebebiyet vermektedir.

 

Öncelikle Gazze’deki kardeşlerimizin katledilmeleri karşısında onlara verebileceğimiz en önemli şey bizlerin yukarıdaki ayet çerçevesinde kardeşler olmaya ikna olmamızdır. Şu günlerde meydanları dolduran, kardeşleri için destek mesajları veren kalabalığın kendi gücümüz olduğunu da düşünmeyelim. Bir adım atılacaksa önce soruna bir teşhis konulmalı ve kontrollü hareket edilmelidir. Şunu hatırlayınız ki bir arada meydanlara indiğiniz kalabalığın büyük bir bölümü samimi kardeşlerini en ufak bir baskıda yarı yolda bırakan, müşriklerle uzlaşan, onların sistemlerini meşrulaştıran kişilerden oluşmaktadır. Bu kalabalığı kendi gücünüz zannederseniz yine aynı hayal kırıklıkları ile karşılaşabilirsiz. Benim en çok içimi burkan şey ise bu kalabalık içerisinde gerçekten her şeyleri ile samimi kardeşlerimin hak ettikleri emeklerinin karşılık görmemesidir. Allah onlardan razı olsun. Tabi ki bu eylemleri gereksiz olduğunu düşünmüyorum. Yapılacak şeylerin çok kısıtlı olduğu ve bu tarz şeylerin de Müslümanlara moral vereceğinden hiç kuşkum yok. Benim üzerinde durmak istediğim şey resmi iyi okumak, görünmeyen kısımları da iyice tahlil etmek ve doğru adımlar atabilmektir. Tecrübelerle sabittir ki bu dava duygusallık kaldıracak bir dava değildir.

 

Sık sık söylenen "ABD ve İsrail mallarını kullanmayalım" ve benzeri boykot söylemlerini söylerken bu söylemin içini de doldurabiliyor muyuz? Ben burada hemen şunu belirtmeliyim ki burada bu tarz bir söylem kullanılırken dikkat etmemiz gereken önemli başka şeyler de vardır. Türkiye'de alınmaması gereken ABD ve İsrail malları yanına İsrail ile ilişkileri olan ülkeler ve bu ülke ve firmaların İsrail ile ilgili yaklaşımlarını da eklediğinizde evinize götürebileceğiniz hiçbir şey kalmıyor. Biz şunu gözden kaçırıyoruz ki yenidünya düzeni kurulurken biz galip olan ülkeler içerisinde değildik. O dönemki savaşı kaybettik. Şu anda batılı ülke ve galip gelen ülkelerin kurdukları oyun sahası içerisindeyiz. Bu işin içerisine Birleşmiş Milletlerden bankacılık sektörüne kadar her şeyi katabilirsiniz. Şu dünyanın haline bir bakarmısınız? İnsan haklarının her gündeme getirilişinde bile binlerce Müslüman’ın kanı akıtılmaktadır. Nato, Birleşmiş Milletler, IMF vb kurumlar karşısında münafık devlet başkanlarının yönettiği 'İslam Konferansı Örgütü' hariç, Müslümanların kendi inançları doğrultusunda ihdas ettiği herhangi bir kurum mevcut değilken, Müslümanlar söz konusu kurumların üyesi konumundadırlar. Gregoryen takvimi, kapitalist finans kurumları, internet, dolar-euro, F16, Mercedes, BMW, Bosch, General Electrıc... Bize ait olan hiçbir yok. İslam Cumhuriyetiyim diyen, Amerika’yı büyük şeytan ilan eden İran bile dünya ile alışverişinde batı ülkelerinin parasını kullanmak zorunda kalıyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki eğer Amerika ekonomisi batarsa tüm ülkelerin ekonomisi batmak zorunda kalıyor. Ticari olarak var oluşunun düşmanının elinde olduğu bir dünya düzeninde hareket ettiğin her anın onlar için sermayeye dönüşüyor. Sorun teşkil eden ülkelerin bu güçlerini ekonomik büyüklüklerinden aldığı ve çok büyük parasal değerler ayırarak askeri alanda geliştiklerini düşününce Müslümanların henüz ekonomi ile ilgili düşüncelerinin gelişmemiş olması çok acı bir tablodur.

 

Dünyada yaşanan finans sorununda ne yazık Müslümanların elinde dünyaya sunabilecekleri alternatif İslami bir ekonomik yapı projesi yoktu. Her katliamda sürekli Müslümanlardan yardım toplamak yerine öz kaynaklarımızın kullanım haklarını bizler elde etse idik tüm bu acılar biraz olsun azalabilirdi. Tüpraş gibi, Telekom, demir çelik fabrikaları gibi getirisi yüksek işletmeleri yine Yahudilerle ilgili şirketler almıştır. Eğer meydanlara inen kalabalıklar tek bir yumruk olabilse idi bu kadar kişi çok küçük miktarlar ödeyerek bu işletmelerin sahibi olabilirlerdi. Evine ekmek götüremeyen milyonlarca Müslüman da iş sahibi olurdu. Müslümanlar buralardan elde ettikleri gelirleri bilimsel çalışmalara harcayabilirlerdi. Bu anlatmaya çalıştığım şeyler en az cephede savaşmak kadar önemli şeylerdir. Bu tabloyu iyi görelim, iyi anlayalım, attığımız adımları da bu bilinçle atmaya çalışalım. Bu resmi hala göremeden adımlar atıyorsanız samimi olmanızın İslami mücadele adına hiçbir getirisi olmayacaktır.

 

Çok ilginçtir kendi ilk dönemlerime ve şuanki genç kardeşlerimin durumlarına baktığımda çok yüzeysel şeylerle uğraştığımızı görüyorum. Lise döneminde tevhidi bir düşünce ile karşılaşan kardeşlerimin ilk aklına gelen şey okulu bırakmak oluyordu. Fakat hasta olduklarında Müslüman olmayan bir doktora muhtaç hale geldiler. Hiç istemedikleri kardeşlerini katleden ülkelerin teknoloji ve mallarını almak, kullanmak zorunda kaldılar. Tüm bu tablo ile karşı karşıya iken ise tek yapılan şey mahalle aralarına sürekli cami yaptırmak oluyor. Görüyorsunuz ki camileri de bombalıyorlar. Yapılması gereken şey bu bombaları önleyecek silahları üretebilecek bilgiye sahip olmaktır. Bu insanlar işin aslı ile uğraşırken, işi tümden çözerlerken biz gölgelerle uğraşıyoruz. Yaptığımız şey bu şekliyle havaya yazı yazmaktan başka bir şey değildir.

 

O halde işe ilk önce yenildiğimizin bilgisini alarak başlamalıyız. Çünkü  "Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşır. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.’’ (John Steinbeck) ve şunu da iyice anlamız gerekiyor ki; Kutr'an'da "O inananlar ki başka insanlar tarafından, “Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, onlardan kendinizi koruyun!” şeklinde uyarılmışlardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve “Allah bize kâfidir; O, ne mükemmel bir koruyucudur!” diye cevap verdiler.’’ şeklinde tasvir edilen kişiler de bizler değiliz.

 

Zaman bu içler acısı halimize ağlama vakti değildir. Böyle bir tablonun varlığından haberdar olmuş isek tek yapmamız gereken şey güçlerimizi birleştirerek her cephede bir şeyler yapma zamanıdır. Şu günlerde ilk yapmamız gereken şey ise Müslüman ülkeler diye tabir edilen sistemlerin neden Gazze’deki Müslümanlara yardım etmediği ağıtını yakmak değil gasıp İsrail’in nasıl böyle güçlü hale geldiğini araştırma vaktidir. Yönelmemiz gereken şey düşmanımızı tanımaktır. Nasıl böyle bir güç haline geldiği konusunda ciddi araştırmalar yapmaktır. "Onlar korkaklar, zafer şehidlerimizin çokluğu ile bizimdir’’ gibi ifadeleri artık bırakmalı zafer endeksli düşünceler ve eylemler içerisinde olmalıyız.

 

Bu dünya hayatımız bir sınav vesilesidir. Yüce Allah da bu sınav sebebi ile dönemleri sürekli çevirmektedir. Gazze’de yürekleri dağlatan acıları, katliamları görünce insan çok duygusal anlar yaşıyor. Ama bu dönemde hayata gelmeyi biz seçmedik. Allah böyle istedi ve bu günler geçecek inşaallah ve ayakta kalan bu acıya şahid olmuş samimi yüreklerle de mücadele bir ömür boyu sürecektir. Ama bu süreç çok uzun bir süreyi kapsamaktadır. O yüzden kardeşlerimize yapılan şeyleri unutmayalım. Allah vaadini açıkça söylüyor;

 

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz. Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helak etmek ister. (Al-i İmran, 139.140.141)”

 

Kafamızda artık akidevi konuların netleşmesi gerekmektedir. Başka ülkelerde yaşanan şeylerde gösterdiğimiz duyarlılığı kendi ülkelerimizde de gösterebilme cesaretine sahip olmalıyız. Çalıştıkları yerlerde rızık endişesi sebebiyle İslam adına tek bir kelime bile edemeyen kimselerin risksiz eylemlerde kalabalık oluşturması bizleri aldatmasın. Bu işlerin öncesi ve gerisinde yapılması, sürekli hale getirilmesi gereken kontrollü birlikteliklere ihtiyaç vardır. Kendilerine tevhidi Müslüman diyebilen kardeşlerin normal zamanlarda bir arada olmaktan kaçındıkları bir dönemde uzaktaki kardeşlerinin acıları karşısında meydanda bir araya geliyor olmaları da ayrı bir yazı konusudur. Bu utancı yaşamak istemeyen kardeşlerimizin bir an önce bir arada olabilme şartlarını oluşturmaları gerekir.

 

Hz. Peygamber bu konuda bakın ne söylüyor; “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyâcını karşılayanın, Allah da ihtiyâcını karşılar. Müslümandan bir sıkıntıyı giderenin, Allah da kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir müslümanın ayıbını örtenin, Allah da kıyâmet gününde ayıplarını örter.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

 

Bu ifadeleri burada sıralarken çok zorlandığımı itiraf edeyim. Ama ben Filistin’ de yaşanan katliamları her gördüğümde aklıma bunlar geliyor. Oradaki Müslümanlar inşaallah şehid oluyorlar. İşgal altında da olsa bir memleketleri var ve kendi inançları doğrultusunda bir savaş veriyorlar. Ama bizim inançlarımızı özgürce yaşayabileceğimiz bir ülkemiz, bir beldemiz hala yok. Hicreti bile içselleştirememişiz. Gruplara ayrılmışız ve bu gurupların liderleri hiç sıkılmadan geri yaşamında vahdeti sağlamaları gerekiyorken televizyon ekranlarına çıkıp Müslümanların hali için gözyaşı döküyorlar.

 

Sizlerin ağlamanıza, fakir yalınayaklı kardeşlerimin de sizin gözyaşlarınıza ihtiyaçları yok. Ben yine bu ümmetin onurunu koruyacak tevhid bayrağını yükseltecek olanların fakir kardeşlerim olduğunu düşünüyorum. Mal mülk sahibi olmuş, eline güzel bir mevki geçirmiş ve rahat bir hayatı kendilerine mekân yapmış kişilerin bu işe yanaşacaklarına ihtimal vermiyorum. İnşaallah Allah’ın vaad ettiği iktidar müjdesine fakir kardeşlerim aday olurlar. Tüm ezilen halklar için, Müslüman mazlumlar için kurtuluş ümidi olurlar.

Ben son olarak Gazze’de zor şartlarda mücadele eden kardeşlerim için Talut ve askerlerinin, Calut ve ordusu ile karşılaştıklarında yaptıkları duayı hatırlatmak istiyorum.

"Talut ve askerleri, Calut ve ordusu ile karşılaştıklarında; 'Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirlere karşı bize zafer nasip eyle' dediler." (Bakara–250) "…Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak al canımızı." (A'raf-126)

Dünyanın dört bir yanında cihad eden, kendilerine yapılan zulmü ortadan kaldırmaya çalışan ve sırf bu yüzden işkencelere, ölümlere katlanan Müslümanların Allah yar ve yardımcısı olur inşaallah.

Selam ve dua ile…

1094
YORUM LİSTESİ
gulaislame 02-10-2009, 11:54:25
Allah razı olsun bizi aydınlatmaya devam etmeniz dileğiyle.
 
Adatepeli 06-02-2009, 17:45:25
Hikmet kardesim Allah razi olsun

cok önemli konulari/eksiklikleri güzel bir dille dile getirmissin...

selam ve dua...
 
tapusuz 02-02-2009, 19:26:28
Allahın selamı üzerinize olsun. Gazze yarayan bir kana. yıllardır bu böyle. Asıl olan bir şeyi nedense müslümanlar uçurumun kenarına geldiklerinde idrak ediyorlar. Ama Allahın ayetinde de dediği gibi bizleri boğulmaktan kurtardığında sanki artık yaşamı garantilemiş gibi bir havayla sarılıyoruz dünyaya. Müslümanlar şüphesiz en güzele ve en iyiye layıktılar. Ama bu güzel olan ve iyi olanlar Allahın bizlere ahirette sunacakları olmalıdır.Bu dünyada müslümanlara silah sıkanların ve onların destekçilerinin yapıp ettikleri degil. Varsın elbiseniz iyi temizlenmesin, ayakkabınızda adidas olmasın, çocuklarımızın boyu danone ile yükseklere varmasın...v.s Ama bizler çabuk unutan bir milletiz. nedense bunlar zaten bir müslümanın olmazsa olmazlarından olması gerekirken, ancak gazzede yaşanan bir vahşette , ırakta milyonlarca insan öldüğünde hatırlanıyor. Artık sözün bittiği yer diyoruz ama bunuda beceremiyoruz. bu sözün bittiği yeri bizler ellerimize birer kahrolsun israil yazısı taşıyarak noktalıyoruz. Allahın neden sürekli olarak ey iman edenler, müslümanlar, kardeşler demesini görmemezlikten gelip sanki herkes olduğu coğrafyadan sorumluymuş gibi davranıyoruz. Bu kuran tekse eger( Haşa bunda hiç bir şüphem yoktur) bizlerde tek bir ümmet olduğumuzu unutmayalım. Cihad kavramını sürekli taze tutmak için çaba sarfedelim. Münafıkların dediği gibi; füzeler atılmasaydı böyle olmazdı, demiyelim.Bizlerinde miracının mescidi aksa olması temennisi ile...
 
musab571 29-01-2009, 13:16:56
Allah razı olsun...
 
TAHA 21-01-2009, 14:53:58
Allah razı olsun,

Durumu ve durumuzu çok güzel ifade etmişsin, bizim en büyük sorunumuz imanımızın kalbimize inememesidir. Gece gündüz Kur’an okuyoruz Allah (cc) "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra bölünüp parçalanan ve aralarında ayrılığa düşenler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır."[ Âl-i İmran Suresi, 105.]
"Hep birlikte Allah"ın ipine sarılın ve bölünüp parçalanmayın."[Âl-i İmran Suresi, 103.]
"Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah"a kalmıştır. Sonra yapmakta olduklarını onlara haber verecektir."[ En"âm Suresi, 159)
Biz bu uyarıyı ne kadar dikkate alıyoruz,
Bu gün filistinteki müslümanlır dünya karşılığında cenneti satın alarak kendilerini kurtarıyor (bazı müslümanlara göre hak ettiklerini buluyorlar) biz bundan nasıl bir ders alıyoruz, müslümanın bir delikten 2 kere geçmemesi gerekiyor, (biz belki onlarca kez geçtik) biz yeni bir yol haritası belirleyebiliyormuz. Yoksa onlar radikal, onlar şii onlar tarikatçı deyip güzümüzden yaş akıyor görünüp bıyık altından gülüyormuyuz.
Hayatımızı kuran ve sünnete göre düzenleyip kendi yol haritamızı belirlemiliyiz . Bizim imanımızı sorgulamalıyız ve kendi muhasebemizi yapmamız gerekiyor.


 
vahted 19-01-2009, 21:17:07
s.a allah razı olsun kardeşim yüreğine sağlık
 
bünyamin 17-01-2009, 11:13:35
kalbimizdekileri bu kadar güzel dile getiremezdik.kaleminize sağlık.gerçekten ciğerimiz yanıyor.bu yangının sebebi israil veya yandaşları değil.ciğerimizi yakan allahın ipine sımsıkı sarılmadıkları için güçleri giden islam topluluğudur.avrupanın kilisenin islama yönelmeleri azaltmak için uyguladıkları yöntemlerden biri de islam coğrafyasının güçsüz,fakir olduğu propogandasını yapmaktır.onlar gerçekten hak olsalar bu durumlara düşerler mi diye dindaşlarına propaganda yapmaktadırlar.güçlü olan islam coğrafyası hak olduğu için islamın yayılmasına vesile olacağı için mutlaka zayıf olmaları,öldürülmeleri ve bir araya gelmemeleri gerekmektedir.dünya üzerinde oynanan oyıunların temel amacı budur.yahudilere verilen bu desteğin altında da bu yatmaktadır.o halde tek yol var müslamanlar ne olur kuran okuyun ve müslüman olun.
 
musab 15-01-2009, 23:03:06
s.amücadelenin nasıl olması gerektigine farklı bir bakış açısıyla yine ufkumuzu açtınız.kurani hatırlatmalarınızdan ötürü allah razı olsun.
 
saime 14-01-2009, 20:29:37
rahman ve rahim olan allahın adıyla
duygusallığımızı bi kenara bırakıp düşmanımızı iyi tanımamaz gerekiyor
oturup göz yaşı dökmekle zulme ne kadar baş kaldırabilirizki önce zulmedenlerin
imkanlarını ortadan kaldırmak yani zalimin zulmü varsa mazlumun allahı bilen yolunu yol , rehperini rehper , tevhidini yaşam olarak bire bir uygulayan ve yaşayan olduğunu teslimiyetçi yaklaşımlarla değil sarp yokkuşu denemeyle idrak edelim.
bize sunulan yaşamı allah için terk edip baş kaldırmak yani
LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH
 
appiah 14-01-2009, 19:34:02
esirgeyen ve bagışlayan allhın adyla
timur zamanında halkı konturol altında tutmak için
onların kölelik zihniyetini pekiştirmek ve uynışa gecmemeleri için o zaman da bakılması zor olan bir fil göndermişti halk temsilci olarak nasrettin hocayla birlikte timura bu zor durumdan kurtulmayı istemişler zalim timurun karşısınacıkana kadarnasrettin hocayı yanlız bırakırlar
hocada bir yerine iki fil verilmesini önerir.
islam hakları kendi içinde bulun dukları durumu unutmuşcasına bir anda koyu müslüman,tevhidi müslüman,mücadeleci müslüman oluverdiler sokaklarda kahrolsun israil demek kolay vahşice katledilenleri gördükce aglayıp ah vah cekenler EGER samimi iseniz içinde bulundugunuz teslimiyetci
mantıgı bolkot etmeye meydanlara cıkmaya varmısınız
yoksa zalım timurun karşısında hakkı ve dogruyu söyleyemeyip zülüm üstüne zülüm secenlerden olmayımı yeğelersiniz.
anlayışınızdan ve at gözlüklerinizden belli ki teslimiyetci mantıga devam ÖYLEYSE
YARIN YÜZÜNÜZE CARPILACAK NAMAZA, AC KALMADAN ÖTE GİTMEYECEK ORUCA,SEYEHATTEN BAŞKA BİR İŞE YARAMAYACAK HACCA, ET İHTİYACINIZI GİDERMEK İÇİN KURBANA , DİLİNİZDEN YÜREGİNİZE İNMEYECEK KELİMEYİ TEVHİDE DEVAM EDİN
degerli hikmet amca kıymetli hatırlatmalarınız kurana asıl alan gözle bakmaya yarar işallah

 
ADEMOĞLU 14-01-2009, 17:16:12
Değerli kardeşim yüreğine saglık.
Güzel şahitliğinle Rabbim seni şehitler kervana kabul etsin.
gerilerden olayları izlemek nasılmış gördük ve yaşıyoruz.
Fakat olaylayları içsel olarak bire bir yaşayanlara da
selam olsun.
Doğruyu kavramak için doğru yol üzere olmak lazım
onun için şalışamlardan olamyı umyor ve öyle olmaya
gayret edmiyoruz pırangalarımız bizi sıkıyor.
Kurtuluşu biliyoruz ama gayret etmiyoruz tabiki
silkinip kakma vakti geldi geçiyor hali hazırda
zaman ve fırsat varken UYANMANIN ZAMANI.
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat