KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
SABIR GÜNLERİ
Hikmet ERTÜRK - 22/12/2008 - 22:00
Sabır günlerimizi eğilip bükülmeden yaşamaya gayret edelim ve sıkıntılardan yılmayalım. Çünkü sabır sürekli geri dönüşlerin değil, direnerek ilerlemenin yol azığıdır. Önümüze gelen her rüzgârla savrulmayalım.

Önümüzde "sabır günleri" var. İşte O gün ‘’İman’’ avuçlarımızda tuttuğumuz kor ateş gibi olacak. Bırakırsanız İmanınız gidecek, bırakmazsanız bu dünyanın bütün zamanları boyunca avuçlarınız yanacak.

 

Herhalde bu bağlamda en çok canımızı acıtan bir o kadar da zorlandığımız sınavımız Müslüman’ın Müslüman’la sınanmasıdır. Öyle görünüyorki kimi kardeşlerimiz içimizden birileri tarafından cehennemlik amelleri işleyerek cennete gideceklerine dair ikna edilmiş görünüyorlar (Allah korusun). İman, kardeşlik, bir arada olma, sorumluluk ve ispat isteyen kavramlardan bir kaçıdır. Öyle ki can bilip kardeş dediğimiz birçok kardeşimize biçtiğimiz değer elde ettiğimiz kazançların yok olma endişesi içerisinde kaybolmuştur. Kaybetmeyi, kardeşimiz için kendimizde olanı paylaşmayı göze alamadık. Çünkü kardeşlik kelimesini bugüne kadar ağzımızdan çok çabuk çıkardık; düşünmeden, anlamadan en önemlisi de hiç denenmeden. Kardeşlik zor olanla karşı karşıya gelindiğinde daha bir sıkı sıkıya kenetlenmektir. Öyle ki zamanı birlikte paylaşmanın, karşılıklı söylenen sözlerin hayatımız pahasına korunması gereken birer namusları vardır. Yaşamlarının namusuna inananlar her zaman kardeşi için zor olana katlanmayı göze almışlardır. Hiç kuşkusuz bir arada yaşamak sorunlara da aday olmak anlamına geliyor. Ayetlere bakış açımız, içlerini ne şekilde doldurduğumuz da yürüyüşümüzün rotasını etkileyen bir faktördür. Tek başına, yalın, yüzeysel bir okuyuş engeller karşısındaki ilerleyişimize yetmeyecektir. Kuşanmamız gereken bilinç Rabbimizin bizleri sorunlarla terbiye ediyor olmasını görebilmektir. Kardeşlerimizle aramızda yaşadığımız sorunların sağlamasını yapabiliyor ve her şeye rağmen yürüyüşümüzü sürdürebiliyorsak bu bizim için kazanç olarak algılanmalıdır. Çünkü Allah eksik bir şeyleri üzerimizde görmüş ve çıkan bu sorunla eksik yönlerimizi tedavi etmek istemiştir. Tabii bir de şeytan var ve o da hislerimizi ve anlık duygularımızı harekete geçirerek sorunlara karşı nefsi bakmamızı, yanlış bakış açıları geliştirmemizi bizlere fısıldıyor. Nefsi bir bakış açısına bizleri ikna ederek, hayata dair korkularımızı, dünyanın lüks ve rahat yaşamını bizlere süslü gösteriyor. Bugün dünya Müslümanları olarak böyle bir bakış açısını kuşanmak zorundayız. Temel sorun inancımızdaki netliği yakalayamamamız, zaman içinde de sürekli kötüye doğru değişebiliyor bir özellik taşıyor olmamızdır. Rabbimiz diyor ki:

"Allah'a, Peygamber'e inandık, itaat ettik" diyen münafıklar (en-Nûr, 24/47; Münafıkûn, 63/1); diğer taraftan Hz. Peygamber'e isyanı, düşmanlığı fısıldaşırlar (el-Mücâdele, 58/9-10). Onlar aynen şeytanlara benzerler (el-Haşr, 59/16); tabiatları gereği Allah'a ve Peygamber'e muhalefet üzeredirler (el-Mücadele, 58/20); fakat kalblerindeki gizlediklerini ortaya çıkaran âyetlerin inmesinden de çok korkarlar. (el-Infitâr, 82/4-5; et-Tevbe, 9/64)

Olaylara bakış açımızla ilgili bir diğer sorun ise, Allah'ın dinini yaşama ve hayatımızı değiştirmeye karar verdiğimiz andaki değişim sürecinde yaşanılan sorunların da aynı biçimde algılanmıyor olmasıdır. Vahyi ilk kuşandığımız an aynı zamanda vahyin ilk kez bizlere ulaştığı, Hira'dan kalbimize süzüldüğü ilk andır. Bunları ilk kez inen, vahyolunan ayetler olarak algılayıp hayatımıza aktarmalıyız. Vahyi yaşamada karşılaştığımız sorunlar da yine aynı şekilde Allah'ın bizde gördüğü eksiklikleri terbiye etme aracıdır. Yani sorunlar karşısında Allah'ın dinine sırt çevirme tavrını sergilememeliyiz. Aksine Allah'ın sözlerine kulak vererek eksik olduğumuz yönleri geliştirmeye çalışmalıyız. Dini bireylere indirgememeli, onları da birer sınav aracı olarak görmeliyiz. Herkes kendisiyle sınanan kardeşinin başarılı olması için çaba sarf etmeli, onu düştüğü hatayla yalnız başına çaresiz bırakmamalıdır. Sözler bizleri incitebilir ama bu incittiğini düşündüğümüz sözler bizler hiçbir şey değilken, varlık olmamışken bize hayat bahşeden, var eden Rabbimize aittir. Varlık olmak başlı başına her şeye katlanmayı göze alabileceğimiz anlamlı bir değerdir. Şimdi bir an olsun, her nerede hangi topluluk içerisinde olursak olalım yaşadığımız anı, yaşadığımız her şeyi gözden geçirelim. Yukarıdaki ayette geçen "Fakat kalplerinde gizlediklerini ortaya çıkaran ayetlerin inmesinden de korkarlar" sözünü kendimizde bir tartalım. Bakalım imanımızın derecesi ne kadarmış ve bize ait olan az amellerle ne kadar yüzleşebiliyoruz? Öyle ki geriye ne kadar az gerçeğin kaldığını görünce çok üzüleceğiz. Ama olsun başarı, hayali, boşlukta kalan, bizim olmayan sözlerle değil, bize ait değerlerin hayata yansımasıyla elde edilecektir. Böylece çok fazla sayıda geri dönüşler de yaşamayız.

Tabii bu noktada tercihlerimiz Allah ile aramızda sır olarak kalacaktır. Ne kadar sağlıklı yol aldığımızın hesabı başka bir zamana ertelenmiş olacak. Yine de bir bilenin olduğu bilinci, her şeyin başka bir zamanda ortaya çıkacak olması, ölümden öncesiyle ilgili bir şeyler yapmamız gereğinin daha akıllıca olduğunu gösteriyor. Ayetlerin münafıklar için söylenmiş olması, ya da şeytanın özellikleriyle alakalı olması bizleri sorumlu olmaktan, muhatap almaktan alıkoymaz. Bunların Rabbimizin cahiliyeden kalma ahlaki davranışlardan bizleri arındırma, terbiye etme, onlardan ayrıştırma metodu olduğunu iyi algılamalıyız. Kur’an'ın bu eleştirilerine açık yüreklilikle cevap verip kendimizi vahyi doğrularla iyiye doğru dönüştürmek zorundayız. Yoksa bizler de "Allah’a ve Peygambere inandık, itaat ettik" diyen münafıklar gibi diğer taraftan Hz. Peygamber'e isyanı, düşmanlığı fısıldayabilir, kalplerimizde gizlediklerimizi ortaya çıkaracak ayetlerle muhatap olduğumuzda korkuya kapılabiliriz. Şunu unutmamalıyız ki İslam adına yanlış adımlar attığımız sürece bizleri uyaran ayetler daha önce münafıkları uyaran ayetler olarak Kuranda bulunmaktadır. Yapmamız gereken tek şey ayetleri doğru algılayıp bu halimizi terk etmek olmalıdır. Çünkü bu doğruların söylendiği ortamlardan uzaklaşmak çözüm değildir. Kendi hissi doğrularımızla yorumlar yapmamız asıl olan gerçeği değiştirmeyecektir. Kur’an'a açık yüreklilikle danışıp çözmeye yanaşmadığımız her zafiyetimizin üstü kapanmış olacak, tedavi edilemeyen bu hastalığımız şartlar oluştuğunda tekrar ortaya çıkacaktır. Bir adım ötemizde ölümle son bulacak hayatımızda kardeşlerimizle haklılık yarışı içerisine girmeden kendi imanımızı kurtarma endişesi taşımalıyız.

Öyleyse yapmamız gereken şey vahyi algılama, anlama, hayatımıza dönüştürebiliyor olma becerilerimizi önleyen zafiyetlerimizden kurtulma ve onları ıslah etme olmalı. Böylelikle kendimize ait, iyi olana götüren, olabildiğince fazla kazanımlar elde edebiliriz.

Bununla birlikte bize ait olmayan, sadece bilgide kalan konuşma dilini bir tarafa bırakmaya çalışmalıyız. O'ndan geldiğimizin ve dönüşümüzün de yalnız O'na olduğu bilincini kuşanmalıyız. Bilgilerimizi bilinçli tercihlere dönüştürebilmeliyiz. Tabi ki bu bilinç düzeyimizi canlı tutmakta kendi kavramlarımıza sahip çıkarak ve onları kendi yaşantımıza taşımakla mümkündür.  Bunu yapmak bizler için kaçınılmaz bir zorunluluktur çünkü Peygamberimiz (S) asla başkalarının kavramları üzerine bir yaşam felsefesi kurmamıştır. Kur'an kavramlarının uygulanırlığını da yürüdüğü yol üzerinde yaşayarak ispat etmiştir Çünkü bu din bir antitez değil başlı başına bir tezdir Dolayısıyla herhangi bir senteze de ihtiyacı yoktur O halde biz ancak kendi kelimelerimizle konuşursak kendimizi sağlıklı bir biçimde ifade edebiliriz Böylelikle kendimizi daha iyi tanıyacağız ki bu da bizim Allah’ı daha iyi tanımamızı sağlayacaktır.

Sözün özü; sabır günlerimizi eğilip bükülmeden yaşamaya gayret edelim ve sıkıntılardan yılmayalım. Çünkü sabır sürekli geri dönüşlerin değil, direnerek ilerlemenin yol azığıdır. Önümüze gelen her rüzgârla savrulmayalım. Sabırlı olalım ve bizlere sunulan cahili hayat tarzının bizim hayatımızda neleri etkisizleştirdiğini iyi anlamaya çalışalım. Doğru adımlar atabilmemiz ise Kur’an ve sünnetten anlayabildiklerimizi hayatımıza doğru bir şekilde aktarmakla mümkündür.

Umarım bundan böyle evimizin önü ile ilgili olan sorunlarımızı aşmadan uzak yerlerin sorunları ile ilgili olmayız. Öyle ki Müslümanlar için emin ve güvenilir şahsiyetler olduğumuz kadar tüm insanlığın kurtuluşu için de güvenilir fertler olmaya çalışmalıyız. Her şeyden önce mutlu bir aile olmalı ve bu mutluluğumuzu tüm kardeşlerimize de yansıtabilmeliyiz. Çünkü Müslüman olmak demek her anıyla mutlu bir insan olmak demektir.

Selam ve dua ile…

1103
YORUM LİSTESİ
süleyman 13-09-2011, 10:01:53
sabırlı olduğumuz sürece kazanan biz oluruz ve mutluluğa erişiriz ...Allah hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin mutluluğa ereceğini söylüyor. Allah razı olsun ..
 
gulaislame 01-10-2009, 12:08:47
Allah razı olsun." Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir.bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler,birbirleine hakkı ve sabrı tavsiye edenler mustesnadır." ASR 1,2,3
 
mendile 15-05-2009, 19:16:51
saolasınız abi ... şu sabır günlerimizde bizlere sabrı tavsiye ettiğiniz için size dua ediyorum yazınız çok güzel s.a
 
taha 30-12-2008, 15:45:12
ALLAH RAZI OLSUN;
Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (BAKARA-155)
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (BAKARA-284)
 
vahted 29-12-2008, 21:07:22
sabır insanın sınavıdır Allah ayetinde hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin sabır gösterenlerin kurtuluşa erebileceğini söylüyor Allah razı olsun
 
sevde 29-12-2008, 12:16:56
Allah razı olsun
 
bünyamin 28-12-2008, 16:41:16
kuranda çokca zikredilen sabır kavramı cennetin anahtarına benzer desem rabbim inşaallah beni mazur görür.zira okuduğum kuran bana öyle bir izlenim verdi.şunu gördüm sabır demek allahın yolunda onun gösterdiği şekilde,onun dininin hakim olması,hakkın gelip batılın yok olması mücadelesinde başımıza gelebilecek sıkıntılara sebat etmek gücünü toparlamak ve yola devam etmektir.cennet de o yolun sonundadır.rabbim yolumuzu tamamlamayı nasip etsin.
 
Veysi Selimoğlu 27-12-2008, 12:40:26
Mülkün sahibi Allah olduğu halde ; Yeryüzüne hakim olmaya çalışan azgınlar var. Allah'ın ayetlerini tanımaz haldeler, kendilerine sahte ilahlar üretip, onları kalkan edinerek zulumlerini meşru göstermeye çalışıyorlar. Malı ellerinde biriktirip geriye kalanları kendilerine köle yapmak istiyorlar. Açlıktan ölen çocuklar bile onları ilgilendirmiyor. Fakat rabbimize hamdolsun ki bunlara rağmen dünyanın her tarafında vahyin sorumluluğunu kuşanmış, şahitlik bilinciyle, zorluk, baskı ve zulümlere rağmen sabırla yolunu sürdürenler var. Hamdolsun. İyi olmak, iyilerle birlikte olmak ağır bedeller ve sabır gerektirir. Rabbim bizi iyilerle birlikte kılsın s.a.
 
tapusuz 27-12-2008, 10:10:25
Allah razı olsun. sabır gerçekten de başlı başına bir kavram. ve bizler kuranda görüyoruz ki allah peygamberlerinden başlamış sabretmelerini söylemeye. tüm peygamberler bundan nasiplerini almış. birlik ve beraberliği islamın olmazsa olmazları içerisinde yaşayam müminlerede sabretmelerini belirtmiştir.bizlerin ise bunun neresinde olduğumuzu söylemeye gerek yok. mesajlar daha insanın ilk yaşantısından itibaren verilmiş. kimileri bunlara kulak tıkamış kimileri ise işittik ve itaat ettik demişler. genelde insanlar yaşamları boyunca pencereye bakmayı sevdikleri için degerlendirmeleride hep kendi pencerelerinden olmuş ancak pencereden baktıklarının yüzde biri kadar bile aynaya bakmadan degerlendirmelerini yapmışlardır.evet sizinde dediğiniz gibi insan kendi ve çevresi ile ilğili sorunları açmadan uzaklara açılmamalı, unutmayalım ki sabretmemek bizler için degil. her insanın içinde fıtratı gereği ilahi yaşantıya uyması gerçegi vardır. önemli olan bunların üstündeki pislikleri ve kokuşmuşlukları açıp, alttaki gerçek olana ulaşmaktır.
 
musab571 25-12-2008, 16:35:48
ALLAH razı olsun...
 
feda 24-12-2008, 21:35:30
Allahn selamı, hem kelamlarında hemde yaşantılarında ayetleri eğip bükmeden söyleyen ve yaşayanların üzerine olsun.
kapitalizme köleliğin , BEN merkezli nefislerin sayısının maximum seviyeye ulaştığı, şu dönemde , imanı korumanın avuçta kor ateş tutma teşbihiniz mutlak doğrudur.
ADEMOĞLU abimizin duygularınından farklı değil duygularımız.
Kardeşin Kardeşe ettiği duanın daha makbul olduğu bilinci ile istirhamımız, dualarınızda ismimizin geçmesidir.
rahmanın mesajını yaymadaki çaba ve gayretlerinizin susamış gönüllerde yankı bulması ve ücretini rahmandan alabilmeniz temennisiyle.
(Allah sevdiğine verir zor olan imtihanı)
 
ADEMOĞLU 23-12-2008, 20:46:17
Kalpleri kaynaştırıp kardeşilk olgusunu ögreten
AZİZ ve HAMİD olan ALLAHa hamdolsun.
bilmeyi ve yaşamayı farklı objelerle gözlemleyen bizler
ne yazıkki yanılgılarımızın eseri olarak yanlız kaldık bu yanlızlık
kitabi yanlızlıktır.Onun mesajlarını anlama ve yaşama biçimini
kendi BEN lerizle yaşamaya çalışmanın dogru sanılan yanlışlar
şu anda içinde can çekiştiğimiz ekonomik değerlein umursanmayan
kölelleri olarak neyi ispatlamaya çalıştığımızı dahi bilmeden
sürükleniyoruz.
fakat çok iyi biliyoruz ki kitaba yaklaşımın peygamberi takip
etmek oldugunu da biliyoruz.
Rabbim tekra dirilmeyi ve dosdogru yola dosdoğru yönelenlerden
olmayı nasip etsin.
Bir uyarı ve ve ikaz olarak algıladığım yazınızın ve uyarılarınızın devamı
için Allah razı losun.
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat