KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
Hikmet ERTÜRK - 10/11/2008 - 12:29
Kur'an'ın, Hz. Yusuf'un dilinden Tevhid'i anlatış biçimi tek kelimeyle muhteşem... Onlara en açık ve sade bir biçimde Tevhid'i anlatıyor. Genel itibariyle yaptıklarının şirk olduğunu, Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde yaşam biçimlerinin/dinlerinin batıl olduğunu, egemenliğin sadece Allah’ın tekelinde olduğunu... ifade ediyor.

İnsanlara Kur’an'ın mesajını ulaştırmak, iyilik yapmaları hususunda onlara telkinde bulunmak ve kötülüklerden sakınmalarını öğütlemek, İslam inancının bize yüklediği temel sorumluluktur. Ancak geçmişte olduğu gibi günümüzde de Müslümanlar bu görevlerini zaman zaman unutabiliyorlar. Kur’an, insanın genel olarak hüsran içinde olduğundan söz ederken "…birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler/öğütleyenler bunun dışındadır" (Asr, 3) der. Acaba biz, Müslümanlar olarak bugün böyle bir algıya sahip miyiz? Akrabalarımız, komşularımız, iş arkadaşlarımız, toplumumuz şöyle dursun, Kur'an'ın mesajını ilkin eşlerimize ve çocuklarımıza sağlıklı bir biçimde ulaştırmayı hiç amaç edindik mi? Bu konuda ne kadar başarılı olabildik? Bunun yanı sıra yaşadığımız toplumda, bin bir türlü zorluk içerisinde öğrendiğimiz ilahi kelamın, çarpıtılan değil, gerçek anlamı üzerinde ne derece ısrarcı olduk? Hiç şüphesiz, bir kimseyi Allah’ın dinine davet etmek oldukça zor bir içeriğe sahiptir. Zira dile getirdiğiniz hakikat karşısında muhataplarınız, genel olarak başlangıçta sizi bütünüyle tasdik etmezler. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, İslam’ın zuhur ettiği ilk dönemlere nazaran insanı saptıran ayartıcıların (maddi-manevi) bugün ziyadesiyle fazlalaşmış olmasıdır.

Fakat değişmeyen bir şey var ki, o da insanın kendisi, içsel donanımı, hisleri ve dünya hayatında düşkün olduğu unsurlardır. Dolayısıyla insanı bu özellikleriyle tanıyabilirsek, bir başka ifadeyle onu doğru bir biçimde okuyabilirsek davetimizin başarıya ulaşma ihtimali yüksek olacaktır. İnsan kendi bünyesinde barındırdığı/nefsinde sakladığı unsurları, başlangıçta objektif bir bakışla doğru tespit edemeyeceği için öncelikle tahmine dayalı ön tespitler yapar. Adı üstünde bu bir tahmindir, hal böyle iken muhataplarımızın karşısına yanlış tespitlerle çıkmamız durumunda davetin başarıya ulaşması mümkün olmayacaktır. Oysa Kur'an’ın insan tanımlamaları eksiksizdir, zira bu tanımlamaların sahibi, insanı yaratan, onun içinde sakladığı sırları, olaylar karşısındaki olumsuz hal ve hareketlerinin gerçek sebeplerini bilen Allah’tır. Allah insana dair bir şey söylemişse bu mutlak bir biçimde doğrudur ve bu doğrular üzerinde yol olan davetçi hataya düşmekten uzak olacaktır.

Bu noktada Kur'an'da yer alan ve İslami davette faydalı olacağını düşündüğümüz bir sahneye göz atalım.

Yusuf Suresinde Hz. Yusuf’un hapishane arkadaşları gördükleri rüya ile ilgili Hz. Yusuf’a soru soruyorlar:

"İki genç onunla birlikte hapse girmişlerdi. Bunlardan biri "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Öbürü de dedi ki; "Rüyamda başımın üzerinde bir somun ekmek taşıdığımı gördüm, onu kuşlar yiyorlardı. Rüyalarımızın ne anlama geldiğini bize anlat. Çünkü biz senin iyiliksever bir adam olduğunu görüyoruz. " (Yusuf, 36)

Aşağıdaki ayetlerde görüleceği üzere Hz. Yusuf’un bu soruya cevap veriş şekli çok farklıdır. O, iki gencin kendisine sorduğu soruya hemen cevap vermek yerine öncelikle şu ifadeleri kullanmaktadır:

"Yusuf dedi ki: "Payınıza ayrılan yemek, henüz önünüze gelmeden önce onun ne olduğunu size bildirebilirim. Bu önsezi bana Allah'ın öğrettiği ilimdendir. Ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini terk ettim. Onun yerine atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine bağlandım. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu inanç Allah'ın, gerek bize ve gerekse tüm insanlara yönelik bir lütfudur. Fakat insanların çoğu Allah'a şükretmezler. Ey hapishane arkadaşlarım, çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek bir Allah'a inanmak mı daha iyidir? Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlara hiçbir güç vermemiştir. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O, yalnız kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf, 37-40)

Hz. Yusuf, rüya tabiri yeteneğinin ve önsezilerinin kendisi ile ilgili olmadığını, bu yeteneğin kendisine Allah tarafından verildiğini, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan bir milletin dinini terk ederek Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakub’un dinine bağlandığını, Allah’a ortak koşulmaması gerektiğini ve bu inanç biçiminin Allah’ın kendilerine sunduğu bir lütuf olduğunu, buna karşın insanların şükretmediklerini ifade ediyor ve ardından kendisini can kulağıyla dinleyen hapishane arkadaşlarına şu soruyu yöneltiyor:

"Ey hapishane arkadaşlarım, çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek bir Allah'a inanmak mı daha iyidir?" (Yusuf, 39)

Sonraki ayette ise sorduğu soruyu kendisi cevaplıyor:

"Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlara hiçbir güç vermemiştir. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O, yalnız kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf-40)

Hz. Yusuf’un buraya kadar anlattıklarına dikkat ediniz. Onlara en açık ve sade bir biçimde Tevhid'i anlatıyor. Genel itibariyle yaptıklarının şirk olduğunu, Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde yaşam biçimlerinin/dinlerinin batıl olduğunu, egemenliğin sadece Allah’ın tekelinde olduğunu, O'ndan başka hiç kimseden korkmamaları ve yalnızca Allah’a kulluk etmeleri gerektiğini, dosdoğru dinin bu olduğunu ve insanların genel olarak bu gerçeği bilmediklerini ifade ediyor. Ve ardından anlatmış oldukları rüyaların açıklamasını yapıyor:

"Ey hapishane arkadaşlarım, rüyalarınızın yorumuna gelince; biriniz eskisi gibi efendisine içki sunacak, öbürünüz ise idam edilecek ve başını kuşlar kemirecek. Benden yorumlamamı istediğiniz rüyalara ilişkin hüküm bu şekilde kesinleşti." (Yusuf, 41)

Kur'an'ın, Hz. Yusuf'un dilinden Tevhid'i anlatış biçimi tek kelimeyle muhteşem. Rüyalarının tabirini öğrenmek isteyen hapishane arkadaşları Hz. Yusuf’u dikkatle dinliyorlar. Bu durumda alacakları cevaba dair duydukları merak, onu daha kolay anlamalarına sebep olacaktır. Bu, günümüzde de geçerliliğini koruyan psikolojik bir durumdur. Geçimlik derdine düşmüş, onca yoğun iş arasında koşuşturan günümüz insanına, dikkatlerin tamamen dünya işlerine çevrildiği bir ortamda söz dinletebilmek oldukça güçtür. Bu nedenledir ki davetçi, muhataplarının merak ettikleri ve öğrenmeye ihtiyaç duydukları meselelere ilişkin sorularıyla karşılaştığında, bu sorulara Tevhid'e ilişkin bağlantılar ve açılımlar yaparak cevap vermesi, mesajın daha rahat algılanmasını sağlayacaktır. Kimi zaman sorulan sorular bizler için çok basit, anlamsız hatta saçma olabilir, ancak bu soruları bize yönelten muhataplarımız karşımızda sabırlı davranmak, meseleleri Tevhid'le ilişkilendirerek gereken cevapları vermek, İslam’ı sade bir şeklide anlatma şansını yakalamamıza ve davetin başarıya ulaşmasına yol açacaktır. Bu, Kur'an'ın öngördüğü davet metodunun değişmez bir parçasıdır.

İçinde bulunduğumuz durum her ne olursa olsun, ne tür zorluklarla karşı karşıya olursak olalım toplumu Allah’ın dinine davet etmekten geri durmamız söz konusu değildir. Bu davet başta da belirttiğimiz gibi ilkin kendi ailemizden ve yakın çevremizden başlamalıdır. Bu bağlamda davet için oluşan uygun fırsatları iyi değerlendirmek durumundayız. Bitmek tükenmek bilmeyen bir sabırla, inatla insanları şirkten arınmış bir İslam’a davet etmek boynumuzun borcudur. Sünnetullah gereği bu yolda çok farklı tavırlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Ancak olumsuz tepkiler moralimizi bozmamalı. Yaşadığımız toplumda Ebu Cehillerin, Ebu Leheblerin çağdaşları ve küfür yolunun yolcuları her daim var olacaktır. Söz konusu zihniyet, sizin tüm samimiyetinize rağmen ne sizin çağrınıza inanacak/hakikati tasdik edecek, ne de salla edecek/namaz kılacaktır. Aksine hakikati yalanlayacak, çağrınıza sırt çevirecek, çalım satarak kendi arkadaşlarının ve ailesinin yanına dönerek mensub olduğu sınıfın saflarında yer alacaktır. Lakin üzüleceğimiz, moralimizi bozacağımız herhangi bir durum söz konusu değildir, zira bütün bunlar ilahi yasanın kaçınılmaz tecellisidir:

"Ne tasdik etti, ne de salla etti/namaz kıldı; aksine hakikati yalanladı ve ondan uzaklaştı. Sonra çalım satarak arkadaşlarının/ailesinin/mensub olduğu sınıfının yanına döndü." (Kıyamet, 31-33)

Yüce Allah İnşallah bizleri vahyi hayatına rehber edinen ve mesajı diğer insanlara taşımayı kendilerine görev bilenlerden eyler. Bu vesile ile İlahi davete muhatap olan kardeşlerimize de diyoruz ki ; [Siz ey imana erişenler! Her ne zaman sizi, size hayat verecek bir işe çağırırsa, Allah'ın ve (dolayısıyla) Elçi'nin bu çağrısına icabet edin;…(Enfal-24)]

Selam ve dua ile…

1448
YORUM LİSTESİ
süleyman 05-09-2011, 13:12:28
allah razı olsun
 
Nuri 21-01-2011, 22:00:54
Biraz geç oldu ama iyiki okudum. Allah razı olsun.
 
Feda 27-11-2008, 22:15:31
Allah Razı Olsun
 
Hubeyb 25-11-2008, 01:26:41
İman etmek ayrı bir sorumluluk,imanı ondan mahrum olanlara taşımak ayrı bir sorumluluk."Hepiniz çobansınız" bilincini liberal rüzgarlara ragmen yaşanılır kılmalıyız.Bireyselleşmenin prim yaptıgı bir dönemde çoban olma çabamız daha bir anlam kazanacaktır.İyiligi emir,kötülügü nehiy bu konuyu tesadüfe bırakmayan islam'ın inananların boynuna yükledigi çok önemli bir sorumluluk.Toplumsal tufanın emarelerini gördükçe Hz.Nuh kararlılıgı ile gemi inşaatını sürdürmeliyiz.Çocuklarımızı gemiye ikna etmeliyiz.Ama önce onlarla barışık olmalıyız.Allah razı olsun.
 
vahted 23-11-2008, 17:09:17
allah razı olsun güzel olmuş
 
musab 22-11-2008, 12:54:02
kuran okumakmı yoksa okudugunu bilininçli bir şekilde anlamakmı sorusunu kendi kendimize sorgulatan tevhıd bilincinin önemine vurgu yapan bir tebliğcinin toplumu ve muhatabını nasıl analiz etmesi gerektigini bizlere hatırlatan bu güzel satırlardan dolayı allah.c.c razı olsun.yüreginize saglık.s.a
 
memet 22-11-2008, 11:26:32
s.a. allah senden razı olsun yüreğine sağlık
 
ADEMOĞLU 19-11-2008, 17:09:39
Alah ın rahmeti üzerinize olsun.selam yusufi medresesine
iştirak edip paylaşıçı olanlara.
yeni sayfanız hayılı olsun,bir yol olan yazılarınız ve paylaştığınız fikirleriniz
tevhidi yolda hep aydınlatmaya devam eder inşallah.
 
tapusuz 18-11-2008, 21:34:17
Ayetleri okumak kadar anlamanında önemli olduğunun altını çizen bu yazı için Allah razı olsun. Yusuf peygamberin önce her şeyin allahtan olduğunu bildirerek dikkatleri allaha çekmesi, daha sonrada kendisinin bu şirk ve tagut düzeninin içinde olmasına rağmen ibrahimin, ishakın ve yakubun dinine bağlandığını söyleyerek olması gerekeni anlatıp, mevcut düzenin tek allah karşısındaki acizliğini izah etmesi. aslında geniş olarak bakarsak o zamanki şirk ortamının günümüzden kalır yanı yoktur. ortamlar birbirini tutuyorda tutmayan bir şey varsa oda tebliğ yapan (Allah onlardan razı olsun) kardeşlerimizin burdaki incelikleri görememesi. bir olan allaha davet ederken karşıdaki insanın ruh halini göremeden , bulunduğu ortamı anlayamadan yapılan davetlerin ne kadar etkili olacağını varın siz düşünün. karşıdaki tebliğe muhtaç insanlarla kardeş olmadığımız muhakkak ama onları neden kendimize yakınlaştırmak için , söylediklerimizi dinlemeleri için hz. yusufun arkadaşlarım demesi gibi bir metodu izlemiyoruz. bizdeki özgüveni hissettirmeden onlara ne kadar yakın olduğumuzu göstermeden başarılı olacağımızı sanmıyorum. tebliğci kardeşleriim sizler çok şanslısınız. bu coğrafyada zindan içerisindesiniz.tek eksiğiniz ayaklarınız ve elleriniz bağlı degil. çevrenizdeki herkes sizler için birer zindan arkadaşıdır. kurtuluşa kadar yola devam.allah yardımcınız olsun.
 
Deniz 18-11-2008, 09:35:57
İnsanın öğrenmeye en açık olduğu andır soru sorması. Rabbimiz de bizlere Hz Yusuf diliyle bu önemli bilgiyi haber veriyor. Allah razı olsun yazardan. Hz. Yusuf kıssasını bilmeyenimiz yoktur fakat konuyu bu boyuttan algılayan insanlarımızda sanırım oldukça azdır .hayatımızda vahyi anlamada bir pencere daha açmanızdan dolayı rabbim sizden razı olsun ..

 
mehmet öz 14-11-2008, 23:52:42
davet etmek güzel tabiki ,ama önce insan kendini geliştirmeli,bilmeden konuşmamalı

sakin olmalı,doğruyu eğriyi bilmeli,RAB bini tanımalı
 
TAHA 12-11-2008, 22:31:23
Allah razı olsun; Kuran bize tebliğ metodunu ne güzel anlatıyor. Önce kişilikli biri olma, islamı hayatında yaşama , islamı dert edinme ve güzel bir tebliğ metodu ile tevhid inancını karşısındakine anlatmak için hiç bir fırsatı kaçırmadan tebliğ,
 
musab571 12-11-2008, 17:52:40
hayırlı olsun abi.yazı cok güzel yazılmıs adeta soyulmus bir elma gibi önümüze sunulmus yazdıgınız yazınızda genel olarak tevhidi bilinç anlatılması cok güzel evet yusuf ilk olarak tevhidi onlara cok güzel anlatıp ondan sonra ruya tabirlerini soylemiştir. bunu günümüze getirdigimizda baya farkın oldugunu gorebiliriz adeta günümüzde insanlar birilerini tevhide çagırdıgında soyledikleri ve anlattıkları ilk seyler namaz kılıyormusun oruc tutuyormusun içki içiyormusun namaz kılmıyosan namaza basla oruc tutmuyorsan oruc tutu içki içiyorsan iğçkiyi bırak deniliyor ama boyle olmaması gerekir adam hayatında hiç namaz kılmamıs ve ne için namaz kılacagını bilmeden nasıl bunların ilk yapılması uygun gorulur tabi burda herkes içinde degil cogu desek daha ii olur yani burda demek istedigim x cemaati yada y cemaati bunların ilk olarak soylemeleri cok yanlıs adamın ilk once tevhidi çok ii bilmesi gerekir kendisinide tanıması gerekir yani kğimligini ogrenmeli içteki hastaıkları yenmeli ondan sonra ibadetler gelmeli zaten bunlar yapıldıktan sonra insan ister istemez digerlerini anlıyıp yapabiliyor her peygamber tevhidi anlatmak için gelmiştir.insanlarada ilk olarak bunu anlatmak lazım tabi günümüzde ki hocalar yada seyhler felan demiyorum onlar bilemez bunları cunku onların itibarı sanları sohretleri onemli onlar için günümüzün belamları evet eskisinden daha cok firavun belam karun var ama bizim bunları hepsinin ustesinden gelecek kutsal kitabımız Kuran var eyer kuranı acıp anlayacagımız sekilde okuyup tefsirini bilip bu zamana gore degerlenirisek bu tur kişilerden cok ii kurunabiliriz ve onların maksadının ne oldugunuda biliriz, en güzeli degil mi sanki vahiy ile yol almak peygamber metodu ile yol almak ilk basta kendimiz sonra aile ve cevre boyle yaparsak ve gereckten tevhidi dert edinirsek belki o zaman firavun carkını yıkabiliriz o cark yıkılmalı degiştirilemez degiştirmek içinde içine giren carkta donuyor kendisini kaybediyor bunu suan ki gunumuzde goren cok insan vardr sanıyorum.ALLAH bize hidayeti bahseder insallah. rahman razı olsun abi ellerine saglık cok güzel olmus yeni sitede yazılarının devamını dilerim tekrardan hayırlı olsun s.a
 
hümeyra 12-11-2008, 09:20:04
sa.vahyi tam anlayıp, anlamlandırıp, yaşayabilmemiz için tek kaynağımız olan kurana sımsıkı sarılmamız lazım.ondan hiç bir zaman uzaklaşmadan, hayatımızla bütünleştirmeliyiz.öncelikle kendimizi yetiştirme gayretinde olursak devamıda yavaş yavaş gelecektir inşallah.inşallah rabbim bizleri vahyi hayatına rehber edinen kullarından eyler.allah razı olsun.
 
bünyamin 11-11-2008, 19:53:30
öncelikle sitenizde teni yazmaya başlayan yazarımız hikmet beye hoş geldiniz diyorum.uslup olarak gayet anlaşılır ve güzel örneklenmiş yazınız çok güzel olmuş allah razı olsun.günümüz insanın en büyük sorunu anlatılanların somutlaştıralamamış olmasıdır.yazınız gayet açık ve somut olmuş.
şu bir gerçeklik ki kuranın her anı bir mücizedir.ve yollarda başımıza gelecek olan musibetleri ve çıkış yollarını gösterir.yeter ki kuranı doğru okuyalım ve doğru anlayalım.bunun içinde örnekleyici açıklamalar çok bir anlatım olarak görüküyor.Peygamberi metod olan bu anlatım şekli daha çok insanın vahiyle tanışmasına sebeb oluyor.Yusuf kıssasını gerek okudum,gerekse dinledim.hatta filmlerini izledim ama sizin baktığınız yerden bakmadığımız için görememişim.oysa bize anlattıkları çok farklıymış.allah razı olsun.emeğinizi zayi etmesin.
 
zumer 10-11-2008, 14:04:07
s.a Allah razı olsun bu güzel yazınızdan dolayı. "iyiliği emredin ve kötülükten sakındırın" ayeti şiarımız olmalıdır. siz insnalara iyiliği emredip kendiniizi unutuyormusunuz ayetinde geçtiği gibi önce işe kendimizden başlayıp bu hakikaketleri topluma açmalıyız ki şirkten küfürden arınan bir toplum oluşturabilelim azim bizden hidayet rabbimizdendir. selam ve dua ile...
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat