Kuran’ın içeriğinden habersiz yaşayan insanlar için vahiy yeryüzüne inmiş- inmemiş ne önemi var. Hayatlarında bir kez Allah’ın kitabını anlamaya çalışmamış insanların, Kuran’ın kadrini bildiklerini kim iddia edebilir?
Mübarek geceler diye anılan ve özel ibadetlerle geçirilen geceler içerisinde Kuran’da bahsi geçen tek gece Kadir Gecesi’dir. Zaten insanlara kutsal gece diye bir şey olmadığını, Allah’ın bir gece yapılan ibadete az, başka bir gece yapılan ibadete çok sevap vermeyeceğini söylediğimizde, hemen bize Kadir suresi hatırlatılır. Başlıktan da anlaşılacağı üzere geleneksel anlayıştan farklı bir bakış açısıyla “Kadir Gecesini” değerlendirmeye çalışacağım. İnşallah makalenin sonunda bu gecenin tam tarihini belirlemiş olacağız.
Rivayete göre Rasulullah tam Kadir gecesinin hangi gece olduğunu söylemek üzere çadırından dışarı çıktığında, iki müslümanın kavga ettiğini görür ve söylemekten vazgeçer. Daha sonra da “Ramazanın tek günlerinde arayınız”, “Son 10 gününde arayınız” şeklinde ipuçları verir. Neticede de Ramazan’ın 27. gecesi Kadir Gecesi olarak kabul edilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Peki bu tespit çalışmaları gerekli miydi? Rasulullah neden kavga eden iki Müslüman yüzünden tüm insanları cezalandırdı? (veya Allah unutturdu da peygamber bunun için söyleyemedi). Kadir suresine baktığımızda, neden tarih belirlemek için bu kadar uğraşıldığını rahatlıkla anlayabiliyoruz. 3. Ve 4. Ayetlerde şöyle buyuruyor Rabbimiz:
“Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”
İşte size ayet. Bu gecede yaptığınız bir ibadet bin aylık sevap getiriyor, hiç bu fırsat kaçar mı? Bir de sonraki ayetlere bakın:
“Melekler ve ruh, o gece rablerinin izniyle her iş için inerler. O gece, şafak sökünceye kadar güven hüküm sürer.”
Artık Müslümanları kim tutar. Fırsat kapıya gelmiş, bu gece kaçırılır mı! Sabaha kadar ibadet etmeli sevapları katlamak için. Ama keşke Allah tam tarih verseydi bize. Ya da en azından bu gece için özel bir ibadet belirleseydi, diğer gecelerden farklı olarak. Yoksa Rabbimiz başka bir vurgu yapıyor da biz işimize geldiği gibi mi anlıyoruz ayetleri. Bin aydan daha hayırlı bir geceden yararlanma telaşı, bu gecenin amacı ve önemine karşı kör mü ediyor bizi! Sahi bu gece neden önemli?
“Doğrusu biz Kuran’ı Kadir gecesinde indirdik.” Kadir-1
Kadir gecesi çok önemli olduğu için mi Kuran o gece inmeye başladı, yoksa Kuran inmeye başladığı için mi o gece değerlendi? İşte bu soruya vereceğimiz doğru cevap tüm sureyi algılayışımızı değiştiriyor. Tabi ki Kuran’dı bu geceye anlam katan. Kuran başka bir gecede inseydi o gece olacaktı “kadri, kıymeti bilinmesi gereken gece.”
Vurguyu geceden alıp, Kuran’a vererek ayetleri yeniden okuyalım:
“Kuran öyle yüce bir kitap, insanlık için o kadar büyük bir lütuftur ki, içerisinde Kuran bulunmayan bin aylık bir zamandansa, Kuran’la tanışılan, Kuran’la geçirilen, Allah’ın kitabının kadir-kıymetinin bilindiği bir gece daha hayırlıdır. Kuran’la tanışan, Rabbinden gelen(inen) bu “ruh”(vahiy) ile hayatını, her işini düzenleyen insan güven ve esenlik içindedir. Ta ki Allah’ın onu mükafatlandıracağı güne kadar.”
Kuran’ın içeriğinden habersiz yaşayan insanlar için vahiy yeryüzüne inmiş- inmemiş ne önemi var. Hayatlarında bir kez Allah’ın kitabını anlamaya çalışmamış insanların, Kuran’ın kadrini bildiklerini kim iddia edebilir? Kuran’ın kadrini bilmeyenler, onu anlaşılmaz bir kitap, ölüler kitabı haline dönüştürüp, hayatın dışına atanlar ne hakla indirildiği geceyi kutsuyorlar? Allah’ın kitabında anlattıklarını yapmak zor geliyor da bu nedenle mi bire bin veren “kurtuluş geceleri” üretiyorlar? Bütün gün ve geceleri, Allah’a ibadetle, Kuran’la geçirmekten kaçıp, kulluğu birkaç geceye mi sığdırıyorlar? Geriye kalan gün ve geceleri kime veya neye adıyorlar?
Kuran ile muhatap oluyor, hayatınızı ona göre düzenliyorsanız; gecelerinizin, gündüzlerinizin yani tüm hayatınızın “kadrini” biliyorsunuz demektir.
“KUR’AN İLE BULUŞTUĞUNUZ HER GECE SİZİN KADİR GECENİZDİR.”
ALINTI:
"lorskaya 28-09-2008, 13:03:24
Öncelikle belirtmeliyimki yazı gerçekten anlaşılır ve net. Netliği o kadar net ki bunun üzerine eklentiler çıkarılar vb şeylere ben hiç gerek görmedim. Yazı içerik olarak geleneksel inancın, hurafenin dibine dinamit koymaktadır. önce bu noktada da birleşerek bunu şiddetle desteklememiz lazım diye düşünüyorum ve hem fikir olduklarını beyan eden eleştiriciler, yorumcular bu kadar uzun yazıları ne diye yazdıklarını da anlayamadım. Açık ve net bir yazı ve net bir sonuç. Hepsi bu. Belirttiğim gibi bu konuda ittifak edilmesi ve tebliğin bu bilinçle yapılması ve ısrarla üzerinde durulması gereken budur.
Çok lafa gerek yok işte anlatım bu. Selam ile Allah razı olsun bu fikir sahiplerinden ve bu inanç yolunda hareket edenlerden. "
Allah'ın selamı üzerinize olsun.
Sevgili kardeşim;
Yukardaki yaklaşımı hangi psikolojiyle yazdığını tam kestiremedim.
Size tekrar anlatmak üzere cevap olarak hazırladığım yazıyı göndermeden önce tekrar düşündüğümde; yaptıklarımızın kişisel çekişmelere döneceğini ve en azından çirkin görüntüler oluşacağını gördüğümden buraya eklemekten vazgeçtim.
Kişisel olarak yorumlarımı bir kez daha okumanız halinde; yazarın anlatımını kabul etmeme rağmen ek olarak yazdıklarımı neden yazdığımı anlayacağınızı düşünmekle birlikte, yine siz ve sizin gibilerin anlayamama ihtimaline karşı belirtmeniz halinde neden gerekli olduğunu tekrar anlatmaya çalışırım.
Allah'ın aklımızı çalıştırıp, hayatımızı isteklerine göre düzenlememizi sağlaması dileklerimle...
lorskaya
28-09-2008, 13:03:24
Öncelikle belirtmeliyimki yazı gerçekten anlaşılır ve net. Netliği o kadar net ki bunun üzerine eklentiler çıkarılar vb şeylere ben hiç gerek görmedim. Yazı içerik olarak geleneksel inancın, hurafenin dibine dinamit koymaktadır. önce bu noktada da birleşerek bunu şiddetle desteklememiz lazım diye düşünüyorum ve hem fikir olduklarını beyan eden eleştiriciler, yorumcular bu kadar uzun yazıları ne diye yazdıklarını da anlayamadım. Açık ve net bir yazı ve net bir sonuç. Hepsi bu. Belirttiğim gibi bu konuda ittifak edilmesi ve tebliğin bu bilinçle yapılması ve ısrarla üzerinde durulması gereken budur.
Çok lafa gerek yok işte anlatım bu. Selam ile Allah razı olsun bu fikir sahiplerinden ve bu inanç yolunda hareket edenlerden.
Süleyman Dilmen
27-09-2008, 14:13:55
Allah razı olsun Serdar abi,
“İşte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah 'tan korkun ki size merhamet edilsin. “ (6/ En’am 155)
“ Apaçık Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü Biz, insanları uyarmaktayız.” (44/ Duhan 2- 3)
“ Biz bu (ilahî kelâm)ı Kadir Gecesi'nde indirdik. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır: “ (97/ Kadir 1- 3)
“ Kur’an, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak (ilk defa) Ramazan Ayında indirilmiştir. “ (2/ Bakara 185)
Bu ayetler ışığında düşünen herkes kolaylıkla anlar ki Kadir gecesini ve hatta kadir gecesinin bulunduğu ayı mubarek eden mubarek Kur’an’ın indirilmeye başlamasıdır.
Bu açıklama şu sonucu doğurmalıydı; madem Kur’an'ın indirilmeye başlandığı gece bin aydan hayırlıydı, o halde Kur’an'ı okumak, anlamak ve yaşamaya tahsis edilmiş bir gün de yine bin aydan daha hayırlı olarak algılanarak, her günün ve gecenin Kur’an'a uygun olarak ihya edilmesi için seferber olunmalıydı. Buna rağmen yüzyıllar süren, kaynaktan kopuş ve bozulma süreci sonunda, Kur’an bir kenara bırakılmış, Ramazan ve Kadir gecesi ise içi boşaltılarak yüceltilmiştir. Böylece, anlamın tüketilmesi sonucunda içeriksiz formları yücelten bir süreç başlamıştır. Bu süreç, vahyin özne olmaktan çıkarılmasına, bu durum da insanların rehbersiz kalmasına, hak ile batılı ayıramaz konumlara sürüklenilmesine yol açmıştır.
Gelinen noktada, "Müslümanım" diyenlerin büyük çoğunluğu, Kur’an'ı hayat dışına çıkarırken, pek çok bid'at ve hurafeyi Kur’an' ın getirdiği dinin yerine ikame edip kutsallaştırmışlar, Ramazan ayı ile Kadir Gecesi'ni de, vahiyden soyutlanmış bir kutsallıkla ihya etmeye yönelmişlerdir. Kadir Gecesi inen ve bu geceye anlam kazandıran, okunup amel edilmesi ve insanları kurtuluşa götürecek rehberlik için indirilmiş bulunan Kur’an ise terk edilmiş bulunmaktadır. Yani insanları, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak Kur’an'ın indiği ay ve gece, Kur’an'dan soyutlanınca, karanlıklara götürecek bid'atların icra edildiği zeminler haline dönüştürülmüştür.
Sonuçta, değeri Kur’an'dan kaynaklananlar, Kur’an'dan daha çok önemsenirken, Kur’an ihmal edilmiştir. Bu durum çok büyük bir çelişki oluştursa da, ancak Kur' an'ın sağlayabileceği bilinçten yoksun olmak, bu çelişkinin fark edilmesini de engellemiştir.
Bu yüzden bin aydan hayırlı Kadir Gecesini bulmak için hesaplar yapıp işi şansa bırakmaya gerek yoktur.
Biz de sizin gibi Kadir Gecesini kolay yoldan bulmak için bazı soruları cevaplayalım:
soru1: Vahyin inmeye başladığı gecenin yıldönümü var mıdır?
cevap1: Tabii ki evet
soru2: Peki yıl dönümü 1000 aydan hayırlı mıdır?
cevap2: Eğer her yıl dönümünde vahiy inerse evet
soru3: Peki vahiy inmezse yıl donumu 1000 aydan hayırlı mıdır?
cevap3: kesinlikle hayır
soru4: Yani vahyin inmesi midir önemli olan?
cevap4: Tabii ki evet
soru5: Vahiy bundan sonra iner mi?
cevap5: Kur’an'ı indiriliş amacına göre okuyan herkesin gönlüne iner.
soru6: Kadir gecesinin kesin vakti ne zamandır?
cevap6: Kur’an'ı indiriliş amacına göre okuduğumuz her an.
Yanlış anlamaları önleme adına belirtmek gerekir ki Kadir gecesinin yıl dönümünün kesin vaktini aramaya çalışanların geneli bu konudaki hadislere dayanarak Ramazanın son 10 gününde daha fazla Kur’an okuyorlar. Bunu yaparken daha fazla okumaya dikkat ederken ayetleri daha fazla anlamaya, daha fazla düşünmeye ve daha fazla ayetlerle değişmeye dikkat etmiyorlar. Bizim bunlara söylediğimiz tek söz şudur: eğer Kadir gecesini arıyorsanız O’nu sadece 10 gün aramayın her gün arayın ama araken şunu da unutmayın ki Kadir gecesini bin aydan daha hayırlı kılan şeyin Kur’an’ın indirilmeye başlaması olduğunu yüce Allah belirtiyor. O’nu nasıl Rasulullah (s.a.s.) kendisine indiğini bildiği için dikkatle dinliyordu. Biz de bize de indiğini bilip Kur'ân’ı dikkatle dinleyelim ve okuyalım. O’nu Rasulullah (s.a.s.) gibi hayatımızı O’nunla değiştirmek için okuyalım. Şunu da unutmayalım ki oruçluyken yemeden içmeden ve cinsel birleşmeden kesilmemiz Allah’ın ayetlerine daha fazla dikkat kesilebilmemizi sağlaması açısındandır. Çünkü gerçekten midesi tıka basa dolu olanların dikkatle düşünebilmeleri muhalken midesi boş olanlar daha iyi düşünebilmektedir bunun en önemli nedeni dolaşımın mide bölgesinde yoğunlaşmadan tüm bedende dengeli olması ve uyuklamıyor olmamızdır.
İnşallah her günümüzü rabbimizin bize bir armağanı olduğunu bilir ve kadir kıymet bilerek kadir kıymet görürüz. Kısa yoldan köşe dönmecelik olarak gördüğümüz kutsal (!) zamanlardaki piyangoculuk hastalığından da kurtuluruz. Amin
a.orskaya
26-09-2008, 10:19:22
Allah'ın selamı üzerinize olsun.
Serdar hocanın yazısını okurken; ara ara bekleyip, düşündüm. İlk olarak; yazıyı bitirdiğimde moralimin bozulduğunu hemen söylemeliyim. Moralim bozulunca konudan uzaklaşıp hemen keyif alabileceğim başka şeylerle ilgilenmek yerine; (aslında belli bir kuransal yaşama sahip olmama rağmen benim bile moralim bozulabiliyorsa, bu nedenin çok önemli olduğunu kavrayarak) nedeni bulmaya ve anlamaya çalıştım. Konu çerçevesinde; kendim, yakınlarım, tanıdıklarım ve tanımadığım fakat düşüncesini bildiğim kişi ve grupların durumunu gözden geçirip yeniden değerlendirdiğimde çok acınacak sonuçlara vardığımı gördüm. Bu sonuçlara göre yapmamız gerekenler aslında birkaç yazı konusu olabilecek boyutlardaysa da genel olarak yazarın zaten cevaplamış olması sevindiricidir.
Bu arada; yazarın gerçekten çok önemli ve bir o kadarda akıllıca tespit ettiği konu hakkında zekice cevaplar verdiğini ve mümkün olduğu kadar anlaşılacak şekilde yazmaya çalıştığını kabul ederek, affına sığınarak birkaç ekleme yapmak, eleştiri ve tenkitlerde bulunacağımı belirtmek isterim.
1-) Daha yazının başlığında; anlayarak okuyanlar ve düşünenler için son derece önemli bir mesaj görülmektedir. "Kurandan habersiz yaşayanlar..." kısmına değinmeye gerek bile görmüyorum. Çünkü akıl sahibi olup da; bu zamana kadar yakın uzak kuranla hiç ilgilenmemiş, dini kaygısı olmamış kimselerin bundan böyle de ilgilenebileceğini düşünmenin saflık olacağına inanıyor ve kurandan da bu düşünceme destek buluyorum.
2-) Başlıktaki "...Hayatlarında bir kez Allah’ın kitabını anlamaya çalışmamış insanların, Kuran’ın kadrini bildiklerini kim iddia edebilir?" kısmı çok düşündürüyor. Burada dikkatinizi çekmek istediğim kısım, "Allah'ın kitabının" anlamaya çalışılmadan yaşanması halinde; hayatın boşa yaşanmış olacağının bilinmesi gerektiğinin, anlaşılması gerektiğinin çoğumuzun farkına varamadığıdır.
Gerçekten de hepimiz geçmişten günümüze doğru, yaşantımızı bir düşünürsek; bazı olay yada durumlarda belki kuran ayetlerine başvurup fikir sahibi olmaya çalışmışızdır. Ancak karşılaştığımız olaylarla sınırlı olarak değil de, gerçekten bizi yaratanın bizden neleri yapıp yapmamamızı beklediğini bilip öğrenmek ve isteklerini yerine getirmek üzere hiç kuranı tamamen okuyup anlamaya çalışmış mıyızdır acaba?. Bunu gerçekten becerebilen kaç insanımız vardır. Samimi olarak cevaplanırsa hemen hepimizin böyle bir kaygıya pek de sahip olmadığımız ortaya çıkacaktır. Halbuki; bizi yaratanın bizi yaratmaktaki amacını ve isteklerini öğrenip onlara uygun yaşasak sonraki hayatımız için en önemli şeyi yapmış olmazmıyız. Bunu engelleyen ne vardır ki? Bana göre tembellik ve en önemlisi kuran anlamında cahilliktir.
O halde henüz yaşıyorken hemen her şeyden önce kuranı anlamaya ve yaşamaya çalışmamız en tek amacımız olmalıdır.
3-)Yazarında belirttiği gibi belli bir günü aramak, o gün için yapabildiğin kadar ibadet yapıp sonra gevşemek ne kadar akıllıca olacaktır. Allah’ın istediği bumudur? Doğal olarak kuranla yakın ilişki içinde olmayıp, onu anlayamazsak böyle günler arar, onları olduğundan daha fazla kıymetlendirerek boşa umutlar besleriz.
4-)Aslında kadir suresinde Allah belirli bir zaman tespiti yapmamıştır. Kuranın mesajı açık ve anlaşılırdır. Şöyle ki; bizim ibadetlerimizin hiçbirinden Allah zati olarak faydalanmaz. Onların hepsi biz insanların faydaları içindir. Kuranın indirilmesi de Allah’ın değil biz insanların faydasınadır. O halde; kuranın indirildiği günün bin aydan daha hayırlı olduğu deyimi fayda açısından analiz edilecek olursa; indirilen kuranla muhatap olan, tanışan kimsenin daha ilk tanıştığı günde; kendisi için bin aydan hayırlı bir günde olduğunu bilmesi gerektiği ortaya çıkar. Yine buradan; daha tanıştığı gün bu kadar hayırlıysa, kuranı özümsediği ve kuranla yaşadığı günlerin faydasını da artık anlamak hiç zor olmasa gerekir.
5-)Diğer bir açıdan kuranın indirildiği günün önemini, zaman olarak ön plana çıkaracak olursak sadece ve sadece kuranın indiği gerçek gün (fiili iniş günü) önemli olur. Onun yıldönümlerinin önemi olmaz. Yıldönümleri de önemli kılınırsa bu Allah tarafından değil insanlar tarafından önemli kılınmış olur ki, Allah’ın bin aydan hayırlı bir gün olarak kabul etmesini beklemek ne kadar doğru olur düşündürücüdür. O halde böyle bir anlayışın yanlışlığı hemen gözükmektedir. Çünkü; inanmayanlar için kuran gününün önemi yoktur. İnanan ama kuranı açmayıp, okumayıp, anlamaya çalışmayan, sadece gelenekçi şekilde başkalarından öğrendikleri ile dini yaşayanlar için yine kuran gününün önemi başkalarından öğrendiği kadardır. Halbuki ben kuranla bugün tanışmışsam benim kadir gecem işte o gündür. Hele de tanıştıktan sonra kuranla dostluğum devam ederek yaşıyorsam her gecem kadir gecesinden de hayırlıdır. O zaman hala kuranla tanışıp dost olmak için yaşamın bize sunduğu fırsatı değerlendirmeyip, tek kaynak olarak kurana göre yaşamımızı düzenleyemezsek, öbür hayatta kalacağımız yerin seçimini de şimdiden olumsuz olarak yaptığımızı kabul etmemiz gerekir.
6-) Son olarak; kuranın tek kaynak olarak kabul edilmediği, kuranda belirtilen bilgilerle yetinilmeyip, insan kaynaklı başka icatlara başvurulup buna göre yaşandığında, insanların düşeceği durum ortadadır. Aklını çalıştıran insanlar için biraz düşünülürse; kuranın belli bir günü takvimsel olarak işaret etmemesinin kuranın bir mucizesi olduğu görünecektir. Durum böyle olmakla birlikte kabul edile geldiği şekilde dahi kadir gecesini yaşamak isteyenlere; cami veya başka yerlerde hocaların anlattıkları ile yetinmeyip, bu geceyi kuranla tanışmaya ve anlamaya çalışmaya ayırmalarını; tanıştıktan sonra da diğer günlerde, ya öğüt aldığı bir dost olarak devamını yada dost kabul etmiyorsa terk etmesini öneririm. Aksi her durumda ise kendisini kandırdığını bilmesinin gerektiğini de önemle hatırlatırım.