KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ELEŞTİRİ VE TAHAMMÜL
Ahmet ÖRS - 25/06/2008 - 09:15
Futbolcuların “inşallah, maşallah, âmin, çok şükür” demeleri Hakan Albayrak ve onun gibi düşünenleri coşturmaya yetmiş görünüyor. İslam dünyasının nefeslerini tutarak maçları takip ettiğine seviniliyor. Neye üzüleceğiz, cehalete mi, sapmaya mı, kör duygu coşkunluklarının gölgelediği güme giden hakikatlere mi? Futbolun küresel kuşatmadaki rolünü kavrayamayan dostları eleştirmek de acaba “saldırı” olarak algılanır mı?

Eleştiri anlayışlarımızın farklı olduğu muhakkak. Bizim geleneğimizde böyle bir şey, itaat anlayışı nedeniyle açıkçası pek bilinir, kabul edilir değil.

 

Eleştiri ile saldırının ayırdına varamayan bir toplumsal yapımız olduğu gerçeğini vurgulamaya bile gerek yok diye düşünüyorum. Eleştirilen kişi ya da kurum bunu önce anlayışla karşıladığını bildirmekle beraber “ancak” edatıyla başlayan “saldırı” suçlamasını karşı tarafa yöneltmekten imtina etmiyor.

 

Üstadların, hocaefendilerin, tanınmış simaların egemenliğinde ilerleyen tarihsel toplumsal yapımız farklı bir sesi duymayı her nedense kabul edemiyor. Farklı bir sesi ya bastırmaya ya da karalamaya çalışıyor. Farklı seslerin kendi konforunu bozacağını, kendini boşluğa düşüreceğini zannediyor.

 

Türkiye’de tevhidi süreçlerle tanışan insanların birçoğu da maalesef bahsettiğimiz hastalıklardan tamamen arınıp sahih bir üslûp kazanamadı. Eleştirinin gerekliliğini teorik bağlamdan kurtarıp fiili boyuta ulaştıramadı.

 

Allah’ın ayetlerini anlamaya çalışıp hayatın her alanına uyarlamaya, aktarmaya çalışan muvahhid insanların eleştirel bir kimlik oluşturmamaları düşünülemez. Belki eleştiri bizim için bazı durumlarda ilişkileri olumsuz yönde etkileyen bir eylem olsa da bu böyle olmak zorunda.

 

Mustafa İslamoğlu’nun tasavvufla ilgili sözlerini İslami kimliğimizin zorunlu gereği olarak eleştirmemiz bazı kişi ve çevrelerce tepkiyle karşılandı. Şunu söylemekten de büyük bir memnuniyet duyarım ki, özgüveni oluşmuş ve neye inandığını net bir şekilde belirlemiş birçok insan da eleştirimize destek verdi. Üstadlardan, hocaefendilerden de gelse yanlışların kabul edilemeyeceği bu vesileyle bir kez daha deklare edilmiş oldu.

 

Eleştirimiz -ya da Hakk’ı hatırlatmamız diyelim- bazı kişilerce her ne hikmetse alakasız bir şekilde “saldırı” olarak algılanmış. Eleştirinin saldırı olarak algılanması hangi haklı gerekçeye dayandırılabilir diye düşünüyorum ama üretilebilecek herhangi bir mazeret de bulamıyorum. Öğrencilerine, İslam’la tanıştırmaya çalıştığı insanlara Mustafa İslamoğlu’nun kitaplarını okutan, kendisi de İslamoğlu’nun eserlerinden çokça yararlanmış bir kişi, hangi çekişmeye matuf bir saldırı gardı alabilir, doğrusu aklım almıyor.

 

Yapılan eleştiriye, eleştiri ya da ikna yoluyla mukabelede bulunmak yerine tam bir terbiyedışılıkla “saldırı” yaftasını yapıştırmak hangi edebe ve “irfan(!)”a sığar acaba merak ediyorum? Tevhidden sapmanın en temel göstergelerinden olan tasavvufun onaylanması hemen mahkûm edileceğine, sadece ve sadece bunu söyleyen İslamoğlu olduğu için meseleye hakikatinkinden değil de başka zaviyelerden bakan dostlar pozisyonlarını ona göre alabilmişler ve uyarıyı yapanları kınamakta bir beis görmemişlerdir.

 

Eleştiriyi hak eden kişi ve tavırlar boş geçilebilir mi? Böyle bir şey inancımızın bize yüklediği sorumluluklara uyar mı?

 

Mesela, son günlerde Avrupa futbol turnuvası münasebetiyle Türkiye futbol takımının oyunundan heyecana kapılanlar arasına Hakan Albayrak da girdi. Gazetesindeki köşesinde futbol takımının galibiyetlerinin ümmet şuurunu artırdığına dikkati çeken coşkulu cümleler arz-ı endam ediyor.

 

Öyle bir yerdeyiz ki, neyi tutup neyi atacağız biz de şaşırdık. Elbette hamdolsun kanaatlerimiz kesin ancak duygusal tepkileri gözetir hale geldik doğrusu. Futbolun dünya egemenleri, kapitalistleri için anlamını bilemeyecek biri midir Albayrak? Laiklerin de kendilerince birtakım sonuçlar devşirmeye çalıştıkları turnuva galibiyetlerine İslamcılar da kendi heybeleri için kazançlar temin etmeye çalışıyorlar. Dünya kupasındaki gibi bir çekişmedir sürüyor.

 

Futbolcuların “inşallah, maşallah, âmin, çok şükür” demeleri Hakan Albayrak ve onun gibi düşünenleri coşturmaya yetmiş görünüyor. İslam dünyasının nefeslerini tutarak maçları takip ettiğine seviniliyor. Neye üzüleceğiz, cehalete mi, sapmaya mı, kör duygu coşkunluklarının gölgelediği güme giden hakikatlere mi?

 

Futbolun küresel kuşatmadaki rolünü kavrayamayan dostları eleştirmek de acaba “saldırı” olarak algılanır mı?

1290
YORUM LİSTESİ
s.avni 27-07-2008, 14:01:22
s.a.
içimizdeki samiriler ve samiricilere karşı kazanmadan hiç bir şekilde ümmeti islamın bir yere gitmesi daha doğrusu ümmeti islam olması mümkün değil zaman musa a.s. gibi firavuna onun destekleyicilerine açıkca karşı çıkma zamanı samiri gibi en küçük bir fırsatta fitne yayıcılarına karşı sert ve açık olma altın buzaları yakma zamanı samiri öldü ama samiricilik her zaman yaşıyor. harun a.s. gibi yumuşak olma zamanı değil..
 
er-ay 11-07-2008, 20:44:58
Umuyorum olumsuz bir eleştiri aldığınızı düşnerek açtığınız bir yorum.

Ama tam tersine beni futbol ve tasavvuf tuzağını anlayan bir kişinin daha olması beni mutlu etti.

Gerçekleri hep bir başkasının gözleri ile yürüyerek bulmaya çalışırşak ALLAH korusun sonucunda tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalanıp,bedenimiz yaşasa bile ruhumuzu öldürürüz.Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.Doğru çizgi çizmek için elimize doğru cetveli alıp ölçümüzü ve çizgimizi kendimiz çekmeliyiz.A.R.
 
MUHARREM ARIKAN 06-07-2008, 11:12:05
SEVGİLİ AHMET BEY KARDEŞİM İYİ GÜZEL HOŞ ELEŞTİRİLERİNİZDEKİ HASSASSİYYETİ ANLIYORUM KATILDIĞIM VE KATILMADIĞIM NOKTALAR VAR . YILLARDIR ELEŞTİRİYORUZ FAKAT YILLARDIR 1 METRE YOL KATEDEMEDİK.HAL BÖYLE İKEN BİRDE BU İŞİ BECEREMİYORUZ YA FATURAYI HEMEN BAŞKALARINA ÇIKARIYORUZ .YA KARDEŞİM GELİN ŞU HARİCİ KAFALARIMIZA YENİDEN VAHYE DAYALI FORMAT ATALIM , ARTIK BU KAFA YAPILARI KIRONİKLEŞTİ İLAÇLADA TEDAVİ OLMAZ , AMELİYYAT OLUNMASI GEREKMEKTEDİR. YANİ ANLAYACAĞINIZ DEMODE OLMUŞ İŞLERLE UĞRAŞMAYALIM. BİLGİLERİMİZİ GÜNCELLEYELİM. ONA BUNA SATAŞMAKLA KÜFRETMEKLE BİR YERE VARILMAZKİ. İTTİFAK ETTİĞİMİZ YÖNLERDEN BULUŞALIM NİYE KARDEŞİM HEP İHTİLAFLI KONULARDAN BİRBİRİMİZE YAKLAŞIYORUZKİ. NİYE OLAYLARA NEGATİF BAKIYORUZ. POZİTİF BAKALIM OLAYLARA . EĞER POZİTİF BAKAMIYOR İSEK OLAYLARA BİZDE Bİ SORUN VAR DEMEKTİR.TEDAVİ OLUNMASI GEREKMEKTEDİR . ZATEN BEN 20 YILLIK TECRÜBEME BAKARAK ŞUNU İFADE EDEYİM , BİZLER DEPRESYONİK HASTALARIZ YA ŞÖYLE Bİ ETRAFIMA BAKIYORUM HEP ELEŞTİRİ HEP TEKFİR HEP BAŞKALARINI KONUŞMA HEP DIŞ DÜNYADA YAŞIYORUZ , YA GELİN KENDİ İÇ DÜNYAMIZDA YAŞAYALIM BİZ KİMİZKİ YA KENDİMİZİ NE ZANNEDİYORUZ . HEM YERYÜZÜNDE SÖYLENMEMİŞ SÖZ KALMAMIŞKİ BUGÜN BİZİM SÖYLEDİKLERİMİZİ KİM BİLİR KİMLER SÖYLEMİŞ. 20 YILDIR RADİKAL SÖZDE TEVHİDİ DÜŞÜNEN KARDEŞLERLE BİRLİKTE OLDUM BUNDAN SONRADA BENİM İÇİN MUHATABIMIN CİDDİYETİ ÖNEMLİDİR .MÜSLÜMANLIĞINDAKİ CİDDİYYET ÖNEMLİDİR. DÜŞÜNCENİN GÜZEL OLMASI ÇOK ÖNEMLİ DEĞİLDİR , DÜŞÜNCELERİ GÜZEL OLANLARIDA ! GÖRDÜK . İNŞAALLAH BU YAPTIĞIM YORUM SİTENİZDE YER ALIR.RABBİM BİZİ ADAM GİBİ ADAMLARDAN YAPSIN İNŞ. . VESSELAM..
 
Ahmet Örs 04-07-2008, 09:07:53
marjinal olmak vahyî bir istek midir yoksa çok olalım, 10'dan 20'ye çıkalım diye Allah'ın dinine ekleme çıkarma yapan anlayışlarla al gülüm ver gülüm siyaseti ne kadar tevhid dinine uygundur?
bırakalım az ya da çok olmayı, binlerce insanı etrafımızda toplamayı, hakikatin temeline dinamit koyulmasına rıza gösterecek miyiz göstermeyecek miyiz?
"ibrahim diye bir genç var, tanrılarımızı diline dolayan" diyorlardı, şimdi ibrahim peygamber de "her şeye karşıyım" diye suçlanacağım diye geri mi çekti söylemlerini?
ayrıca karşı oldujklarımız kadar taraf olduklarımızı da yazıyor ve anlatıyoruz, neden "tarafım her şeye taraf" diye bir eleştiri yapmazsınız anlayamıyorum.
eleştiriden korkmayın cesur olun.
 
Hiralı 02-07-2008, 21:01:58
Eleştiri mutlaka olmalı,ama eskiden bir şarkı vardı karşıyız karşı her şeye karşı anlayışıyla olmamalı.Yoksa marşinallik ataşi dün yirmi olanları bu gün on yarın beş ve kendin.
 
SERDAR EFE 28-06-2008, 11:13:36
Ahmet kardeşimin eleştiri konusundaki fikirlerine aynen katılıyor ve destekliyorum. Futbol konusundaki düşüncelerimi, biraz uzun olacak ama gazetede hırvatistan maçı ile ilgili yazdığım yazıyla paylaşmak istiyorum

26/06/2008_ÇORUM GAZETESİ
FUTBOL SPOR MU, UYUŞTURUCU MU, DİN Mİ?
Aslında yazılarımı çok fazla gündeme takılmadan yazmak istiyordum fakat futbol üzerine yoğunlaşan toplum başka bir konuyu anlayacak durumda değil şu anda. Öyleyse bugün gelin birlikte futbolu bir sorgulayalım. Başlıktan da anlayacağınız gibi burada futbola methiyeler düzmeyeceğim; biraz farklı, eleştirel bir açıdan değerlendirmeye çalışacağım.
İsterseniz “Futbol spor mu?” sorusunun cevabını arayarak başlayalım. Eğer futboldan kastınız belirli sayıda insanın koşarak, sıçrayarak oynadığı ve böylece de vücudunu hareket ettirdiği, ter attığı bir oyun ise bu sorunun cevabı “evet” olacaktır. Bu haliyle tabiî ki spordur futbol aynen basketbol, yüzme, atletizm gibi. Eleştirilmesi de gereksiz hatta abestir.
Ancak hemen şu soru takılıyor kafamıza “acaba gerçekten bu kadar masum mu bu oyun?” Mahalle aralarında, okul bahçelerinde, halı sahalarda oynadığımız eğlenceli bir oyun mu, yoksa bu sınırları çoktan aştı da haberimiz mi yok? Hemen ikinci sorumuz gelsin: “Futbol insanların düşünmemesi için kullanılan kitlesel bir uyuşturucu olmasın; ne dersiniz?” “Bunu da nerden çıkarttın, ne alakası var?” diyorsunuzdur şimdi. O zaman Avrupa Futbol Şampiyonası nedeniyle yaşananlara bir bakalım:
Daha günler öncesinden insanlar maç konuşmaya başlıyorlar. Yener miyiz, yenilir miyiz, kaç kaç biter, golleri kimler atar, kimler oynamalı, kimler oynamamalı… Oyuncuları tanıdığımız yetmiyor annelerini de tanıyoruz reklamlar sayesinde. Kupa uğruna ahbap, dost tanımayacağımızı, futbolcuların bu kupayı almak için doğduklarını da reklamlardan öğreniyoruz. Ve gayri ihtiyari şu sözler dökülüyor ağzımızdan: “Biz herkesin ancak Allah’a kul olmak için doğduklarını, yaratıldıklarını sanıyorduk”
Maçtan bir gün önce Irak’ta 82 kişi ölmüş kimin uğrunda….
Ölenler arasında iki yaşındaki Faysal da varmış ne gam!..
Babasının, küçük yavrusunun kan revan içerisindeki yüzünü bırakmamacasına öpüşü yürekleri dağlamış, vicdan sahiplerini kahretmiş, bizi ne ilgilendirir!...
Maçı mı kaybettik ki bu kadar üzülüp ,kahrolalım!...
Ya maçtan sonra? Her derde deva futbol. Çılgınlar gibi eğlenme zamanı çünkü maç kazanılmış. Varsın gece yarısı korna seslerinden, havai fişek patlamalarından, düşüncesizce bağrışmalardan insanlar rahatsız olsun; hatta havaya açılan ateşten balkonlarındaki birkaç kişi ölsün!.... Değmez mi buna!....Her alanda yenildiğimiz, ezildiğimiz batı karşısında zafer kazanmışız, Viyana’yı kuşatmışız bir kez daha , kim tutar bizi! Dertlerimiz sona ermiştir ertesi gün. Ekonomi, işsizlik, başörtüsü sorunu….Herkes maçı konuşur, gördüğü herkesle, bir kez daha, bir kez daha. Bir mutluluk rüzgarı eser toplumda. İyi de bunun neresi kötü diyebilirsiniz. Uyuşmuş, uyuşturulmuş bir toplum istiyorsanız siz bilirsiniz ama bu mutluluk madde bağımlılarının halini hatırlatıyor bana.
Bir de “Bu maçlarla ülkemizin reklamını yapıyoruz” avuntusu yok mu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Eğer bu bir işe yarasaydı, futbolla yapılan reklam veya futboldaki üstünlük bir değer ifade etseydi Brezilya, Arjantin gibi ülkelerin günümüzün süper güçleri olması gerekirdi. Ama bakıyoruz onlar reklamları çok yapılmış aç devletler iken dünyaya hükmeden Amerika’da futbol neredeyse yok.
Diğer bir boyutu görebilmek için de basit bir hesap yapmamız gerekiyor. Hırvatistan maçını sizce Türkiye’de kaç kişi izlemiştir? Aşağı yukarı 40 milyon kişi. Yaklaşık 3 saatten hesaplarsak 120 milyon saat yapıyor. Bu zaman kaç kişinin ömrü dersiniz? Veya bu kadar insan üç saatini o akşam kitap okuyarak geçirseydi ertesi gün ne kadar farklı ve kaliteli gündemler olurdu hiç düşündünüz mü?
Önceden bir insanla tanışırken adını sorduktan sonra nereli olduğunu, ne iş yaptığını sorar, ortak tanıdıklar bulmaya çalışırdık. Şimdi adını bile dinlemeden tuttuğu takımı soruyoruz. Kendimizi takımımızla özdeşleştiriyor ve adeta bir kimlik olarak belirtiyoruz gururla.
Tamam bunları anladık futbol, kitlesel uyuşturucu, zaman kaybı, kimlik ifadesi olabilir peki din ile ne bağlantısı var?
Din bir hayat tarzıdır. İnsanın nasıl yaşayacağını, neyi yapması neyi yapmaması gerektiğini belirler. İnsanlar hayatla ilgili programlarından günlük programlarına kadar dinlerini önceleyerek program yaparlar. İbadetleri ve ibadethaneleri vardır. Toplu ibadetler yaparlar, mezhepleri(yolları) vardır. Gerektiğinde dinleri uğruna mallarını ve canlarını verirler.
Futbol artık hayat tarzınız olmuşsa, haftalık programınızı maçlara göre yapıyor,misafirlerinizi maç olmayan gecelere ayarlıyor, hafta sonlarının maç izleyerek (mümkünse diğer insanlarla toplu halde stadyumlarda) hafta başlarını arkadaşlarınızla maç yorumunu yaparak geçiriyor, kazandığınızda müthiş bir huşu duyuyor, kaybettiğinizde kahroluyorsanız, bu uğurda ölmeyi ve öldürmeyi göze alıyorsanız bence kendinizi ve dininizi gözden geçirmelisiniz.
Futbol çok büyük bir ekonomik sömürü alanı olduğu, bu piyasada trilyonların döndüğü, gariban halkın maç biletinden tutun, forması, takım bayrağı, gazetesi ile sömürüldüğü gerçeği ise hepinizin malumudur.
Genç ihtiyar, futbol severlerin çoğunun, elinden düşmeyen futbol kumarları da işin cabası.
“Gazetemi sondan başlamazsam okuyamıyorum”mu diyorsunuz?
“Ne yapalım, seviyorum, bırakamıyorum” mu diyorsunuz?
Ne diyelim “ ALLAH KURTARSIN
 
Ahmet Adar 26-06-2008, 11:54:22
eleştiri olmadan birçok şey 'güdük' kalıyor. insanlara müslüman olmalarının verdiği bir sorumluluktur yanlışlarla kıyasıya savaşmak. "emri bil maruf ve nehyi anil münker" işte bu anlama gelir. bunu sloganik hale getirdikleri için anlamını kavramaktan epey uzaklaşmış insanlar.

eleştiri doğrudur, yanlıştır. mesele bu değil. mesele bazı kimselerin eleştirilemez olduğuna inanmak. ne farkımız kaldı ki o zaman modern çağın firavunlarından, dogmatik felsefesiyle eleştirilemez ulu önderlerden.

bir taksici taksi durağında ehliyetsiz şoför varsa onu mutlaka eleştirmeli bu duruma isyan etmelidir. bir müslümanlık görevidir bu. peki itikadi konularda yapılan ve yanlış olduğu düşünülen hususlarda eleştiri yapmak neden bir saldırıymış gibi algılanmakta? algıda organizasyonu tam sağlayamamış dimağların eleştiriyi bir saldırı olarak görmeleride garipsenmemelidir.
 
Bülent Şahin Erdeğer 26-06-2008, 07:23:10
Her eleştiriyi saldırıdır diyerek karşılayanlar gibi Ahmet abimiz kimi eleştirileri üslub ve içerik yönünden eleştirenlerle eleştirilere saldırı diyenleri aynı kefede değerlendiren genellemeciliğe düşmüş.

Doğrudur bazıları her eleştiriye saldırı diyebilir. Bu genellemeci yanlış tutum sizin yaptığınız her eleştirinin doğru olduğu anlamına gelmez. Yazınızda da ifade ettiğini gibi "özgüven" sahipleri size katılanlar diğerleri özgüvensizler ve yobazlar kattegorilendirmesi bu anlamda sorunludur.

Eleştirilerimizi daha ıslah edici, yumuşak ve kuşatıcı bir uslupla dile getirmelyiz. Selam ile...
 
Beytullah Emrah 26-06-2008, 00:53:34
"darbeye karşı ses çıkar söylemiyle uluslararası operasyonun sivil ayağını teşkil eden zümrenin mensuplarından sayın ahmet örs" hitabı su-i zandır. Arkadaşımız, şu uluslararası operasyon ve Ahmet Örs arasındaki bağlantının somut delilini göstersin.

"sistemin gündemi üzerinden mesaj vermeye çalışıyorsunuz insanlara. bu da söylemlerinizin güdük kalmasına sebebiyet veriyor."

Bu çok temelsiz bir iddia, üstelik peygamberlerin tarihinden asla çıkmayacak bir ders. Düşünelim: Mısır toplumunda Firavun için halkın üstündeki oligarşik despotluk hakimdi ve Hz. Musa da aynı gündemle meşguldü... Şimdi çıkıp da Lut (as) için, tevhidin mesajını bıraktı da gitti eşcinsellikle mücadele etti diyebilir miyiz? Ne yani tevhidi mesajı bir devenin kesilip kesilmemesi mi kurtaracaktı Hz. Salih'in kavminde? Terazide yapılan hile gündem olmamalıydı değil mi, dini anlatmak varken? Hz İbrahim neden putları kırdı ki? O dini anlatsa, insanlar zaten anlar ve putları kendi elleriyle devirirler di? Aynı şey Hz. Peygamber için de geçerliydi, bıraksaydı ya Kabe'deki putları! Oturup Rab kavramını anlatsaydı, tevhid nedir öğretseydi daha iyi değil miydi? Hem o kadar zorlukla da karşılaşmazdı! Ne gerek vardı Mekke'nin ileri gelenleri ile mücadele etmeye? Sistemin gündemini yönetenlere bulaşmasa da, Kur'an'ı gündemleştirseydi, dini anlatsaydı sadece... Hem Kur'an'da niye Rabb'imiz Mekke'nin gündeminden bahsediyordu ki?

Şunu iyi anlayalım kardeşler: Müslümanın gündemi yaşadığı toplumun gündeminden bağımsız değildir. Yaşadığımız her sorunun muhattabı biziz. Hangi soruna yaklaşırsak, o sorun üzerinden tevhidin mesajını anlatmayı hedefleriz. Bir toplumun kritik sorunu neyse, o sorun temelinde tevhidin mesajı sosyalleştirilir. Temel sorun zamana ve kavimlere göre değişir ama hak ve batıl arasındaki tevhidi mücadelenin özü değişmez.

Hep ve sadece Kur'an okuyup insanlara Kur'an mı tefsir edeceğiz? Herkes tek tek Kur'an okuyunca, yeniden okuyunca ve okuyunca sistemin sorunları kendiliğinden çözülecek mi? Bu durumda tek sorumluluğumuz insanları teker teker İslamlaştırmak mı? Bu mümkün mü? Asr suresini ne yapacağız o zaman? Rabb'imiz bizi niye uyarmış?

İyi ama Mekke'nin ileri gelenleri Kur'an'ın mesajlarını anlamadıkları için mi kabul etmemişlerdi? Mekke toplumu vahyin mesajına hiç kulak vermediği için mi itiraz ediyorlardı? Kur'an bizim bugünkü toplumun ileri gelenlerine birşey demiyor mu ki onları gündem dışı bırakalım? Mesela başörtüsü yasağı bir sistem sorunu, peki şimdi bu sorunu gündeme almadan nasıl tevhid mücadelesi vereceğiz? Aynı durum Kürt sorunu için de geçerli, adaletsiz hukuk sistemi için de... Ahlaki yozlaşma adaletsiz bir sistemin sonucu değil mi?

Şimdi bu sorunlar karşısında arkadaşımız nasıl bir mücadele usulü öneriyor? Sorulara cevaplarınızı merak ediyor, gündem önerinizi de merakla bekliyorum.

"islamcılık haktan yana taraf olmayı gerektirir, oligarşik despotizmi ya da militarizmi bertaraf etmek adına akp den, liberallerden vs. taraf olmayı değil." Kardeşimiz böyle demiş, doğrudur. Ama hak, adalet olmadan tecelli eder mi? AK Parti her ne kadar sistem içi mücadelede yanlış bir safta olsa ve ölümcül hatalar yapsa da, militarist düzen partiye ve partiye oy verenlere karşı haksızlık yapıyorsa, bu durumda sessiz kalabilir miyiz? Savunulan adalettir, AK Parti değil... Başkasına olan kinimiz, yapılan haksızlığa sessiz kalmamızla sonuçlanabilir mi?.. Diyelim ki Ahmet Örs'ün bu konudaki hareket tarzını arkadaşımız beğenmiyor, kendi tercihidir ama kendisi bu konuda nasıl bir mücadele, tavır ya da çözüm önerisi getirmektedir?

"dışarıya karşı kendi varlığınızı sürdürebilmek için kendinize düşman yaratmaya çalıştığınız izlenimini veriyorsunuz. islamoğlu'nu dilinize dolamanız da bunun en önemli göstergelerinden biri olsa gerek."

Arkadaşım, dışarısı ve içerisi derken neyi kast ettiniz? Dışarı neresi, içerisi neresi? "dışarıya karşı kendi varlığınızı sürdürebilmek için kendinize düşman yaratmak" ne demek? İslamoğlu'nu kim düşman ilan etmiş? Birbirimizin hatalarını uyarınca, birbirimizi düşman ilan etmiş mi sayılıyoruz? Söylediğiniz kendi kulağınıza hoş geliyor olabilir ama inanın o kadar anlamsız ki...

"bu halk sizin gibi kafası karışık olanların anlattıklarından hiçbir şey anlamıyor."

Yazdığınız yorumdan sizin bugüne kadar okuduklarınızdan hiçbir şey anlamadığınız sonucu çıkıyor lakin bunu isterseniz halka teşmil kılmayın? Anlayan gayet net anlıyor.

 
Süleyman Dilmen 25-06-2008, 22:56:32
Esselamu aleykum
silahlarin patlamasina , kumarin yayginlasmasina, haram kazancin tap yapmasina, genclerin futbol kolesi haline gelmesine vesile olan Futbolism adli hayat tarzini konu alan bu yaziyi yazmanizı en azından insanlarin hakla batili birbirine bulastirmalarini engelleme anlaminda da olsa Kur'an'ı doğru anlamanın önündeki engelleri kaldırmaya yönelik Hakka uygun bir ıslah faaliyeti olarak değerleniriyorum. Çok yerinde bir ayzı. Kur'an'ı doğru bakış açısıyla okumaya devam et Ahmet abi, Esselamu aleykum.
 
İlyas 25-06-2008, 21:24:11
Halife Hz. Ömer'in sırtındaki elbisenin nerden olduğunu sormaya sevk eden ümmet zindeiliğinden, ideal tavır olarak musalla taşındaki mevta gibi olmayı öneren bir bilinç tutulmasına düçar olduk. Artık "eleştiri olmalı tabii, ama üsluba dikkat etmek gerekiyor" gibi laflar dahi hakikatin üstünü örtmek amacıyla kullanılıyor. Bizim için ölçü asla kişiler değil, vahyin aydınlık mesajı olmalı. Aksi takdirde bu hem kendimize, hem eleştirilen kişiye daha kötüsü de hakikatin kendisine karşı işlenmiş bir zulüm olur.
 
fahrettin 25-06-2008, 13:30:36
Ahmet Örs abimizden Allah razı olsun.Adete duygularımızın tecümanı olan bir yazı yazmış.Tek kelime ile mükemmel.İnşallah ümmetimiz uyanır ve bu cahili yaşantıdan kurtulur.Muhabbetle....
 
mustafa kıyak 25-06-2008, 12:43:01
Yazıyı okuyunca kendi adıma çok mutlu oldum. Her satırına katılıyorum. Özellikle futboldan nefret eden bir insan olarak. Bu arada futbol ve küresel aşağılık şirketler ilişkisini de hatırlatalım. Türkiye milli takımına sponsor olan Coca cola. Milli takımı destekleyenler, çığırtkanlık yapanlar aynı zamanda İsrail işbirlikçisi bu şirketi de desteklemiş olmuyorlar mı acaba. Müslümanlar kendinize gelin. Bu futbol hastalığından vazgeçin. Tekrar edecek olursak. KAHROLSUN FUTBOLİZM, KAHROLSUN KÜRESEL KAPİTALİST ŞİRKETLER... YAZIKLAR OLSUN CAHİL MÜSLÜMANLARA...
 
hanbeli 25-06-2008, 12:03:30
madem eleştiri ve tahammül diyorsunuz , şu halde bu mesajı yayınlamak da boynunuzun borcu olsa gerek, en azından ahmet örs'ü bu mesajdan haberdar ediniz : darbeye karşı ses çıkar söylemiyle uluslararası operasyonun sivil ayağını teşkil eden zümrenin mensuplarından sayın ahmet örs, eleştirilecek o kadar çok yanınız var ki, hangisini gündeme getireceğimizi bilemiyorum. yazdığınız yazılara bir bakın, islam inancı üzerinden değil, sistemin gündemi üzerinden mesaj vermeye çalışıyorsunuz insanlara. bu da söylemlerinizin güdük kalmasına sebebiyet veriyor. islamcılık haktan yana taraf olmayı gerektirir, oligarşik despotizmi ya da militarizmi bertaraf etmek adına akp den, liberallerden vs. taraf olmayı değil. görüldüğü üzere şimdi de halkın futbol keyfine kafayı fena halde takmışsınız. kısacası yazıp çizdiklerinizden kafanızın karışık olduğu anlaşılıyor. tam bir netlik hakim değil yani. malumunuz zanda bulunmak kadar insanları zanda bulunmaya itmek de aynı şekilde günahtır. dışarıya karşı kendi varlığınızı sürdürebilmek için kendinize düşman yaratmaya çalıştığınız izlenimini veriyorsunuz. islamoğlu'nu dilinize dolamanız da bunun en önemli göstergelerinden biri olsa gerek. sistemin gündemini bir kenara bırakıp inandığınız şeyi anlatınız. bu halk sizin gibi kafası karışık olanların anlattıklarından hiçbir şey anlamıyor. bu bağlamda size yeniden kur'an okumanızı tavsiye ediyorum. vesselam
 
Beytullah Emrah 25-06-2008, 11:53:20
Eleştiriye tahammülsüzlük had safhalara vardı. Eleştiri ve özeleştiriden bahsedenler dahi bu konuda pek samimi değiller. Her eleştiri usul ve üslup mevzusundan öteye gidemiyor. Kötüye kötü deme hakkımız yok. Yapıcı eleştiri isteniyormuş; ya ortada yıkılması gereken bir yanlış varsa? Yoksa aslında ne düşündüğünü tam olarak ifade etme, edersen de öyle etki etkisi kalmasın, sen demiş ol, ben duymuş olayım ama değişmesin hiçbirşey... Bu tasfiye edilmesi gereken bir anlayış.

Ne abiler ne hocaefendiler ne de üstadlar eleştireden muaf değildir.

Meşin top, milli takım meselesine gelince... Hakan Albayrak konuyu ümmetçilik bağlamında değerlendirirken, Abdullah Yıldız gibi tevhidi düşünceden haberdar bir yazarımız yanlış anlamadıysam, futbolcuların dua etmelerinin olumlu etkilerinden bahsediyordu. Bu konuda Akif Emre ve Abdurrahman Dilipak’ın yazıları, duruma yaklaşımları açısından gözden geçirilmeli diye düşünüyorum.
 
DİĞER YAZILARI

09/08/2011 - 09:59 GENERALLER GİDERKEN

14/07/2011 - 13:11 KÜRT SORUNU ve BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA

25/05/2011 - 01:31 YENİ EVREDE SENDİKALARIN MİSYONU

14/05/2011 - 22:42 HANGİ YENİ UFUKLAR?

12/02/2011 - 22:06 NE YAPMALI?

18/08/2010 - 13:34 SENDİKALARLA İLGİLİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER EMEKÇİLERE NE GETİRECEK?

16/08/2010 - 14:51 12 EYLÜL VE DİYARBAKIR ZİNDANLARI MUHABBETİ

07/08/2010 - 11:16 BİR EĞİTİM YILI DAHA RESMİ İDEOLOJİNİN GÖLGESİNDE GEÇTİ

20/06/2010 - 22:10 KEMALİZMLE HESAPLAŞMADAN KÜRT MESELESİ Mİ ÇÖZÜLÜRMÜŞ?

17/05/2010 - 09:14 ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ KURULURKEN

21/04/2010 - 10:12 KÖLELERE ÖZGÜRLÜK!

27/03/2010 - 15:43 ZAMAN TÜNELİNDEN ÇIKMALI

23/02/2010 - 10:25 AFGAN BUMERANGI

04/01/2010 - 10:16 MEMUR-SEN’E AÇIK UYARI!

11/12/2009 - 10:25 REŞADİYE PUSUSUNA RAĞMEN İMKÂNSIZ DEĞİL

16/11/2009 - 11:41 HAREKETE GEÇME VAKTİ-II

11/10/2009 - 20:58 HAREKETE GEÇME VAKTİ - I

04/09/2009 - 14:16 HANGİ 25 YIL

07/08/2009 - 14:00 HESABINIZI VERME VAKTİDİR

15/07/2009 - 00:14 DARBENİN BELGESİ Mİ OLUR?

02/07/2009 - 10:16 SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ GEÇİYOR

24/06/2009 - 00:01 SEKÜLER DEVRİM BEKLENTİSİ

06/06/2009 - 09:57 İŞARET FİŞEĞİ

05/05/2009 - 09:19 RAHAT BIRAKIN İNSANLARI

14/04/2009 - 11:56 ERGENEKONU BİLMEZ, 28 ŞUBATTAN HABERSİZ

07/04/2009 - 11:09 MUHAFAZAKÂRLIĞIN YENİ DURAĞI: NATO’NUN ASKERLİĞİ

15/03/2009 - 12:05 KUYUCU MURAT PAŞALAR

21/02/2009 - 21:37 ERGENEKON, İLKAV VE ÖZGÜR-DER DAVALARI: ILIMLI SÜRECİN İKİ UCU

08/02/2009 - 21:11 İSLAM DEVRİMİNİN 30. YILI

04/02/2009 - 10:57 DAVOS ÇIKIŞININ UNUTTURDUĞU

15/01/2009 - 02:03 GAZZE DİRENİŞİNİN GÖSTERDİKLERİ

05/01/2009 - 04:23 GAZZE: İNSANLIĞIN SON ADASI

23/12/2008 - 13:34 HEPİMİZ MUNTAZARIZ!

09/12/2008 - 05:40 ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİ VE SAMİMİYET

25/10/2008 - 10:53 PEYGAMBERİN SÜNNETİ NEYDİ?

09/10/2008 - 09:54 SAHTE CENNETİN SONU

29/09/2008 - 10:39 GÜZEL GÜNLERE

08/09/2008 - 13:35 HALK KESESİNDEN SENDİKACILIK

15/08/2008 - 15:05 İSLÂMÎ KİMLİĞİN DEMİR ATACAĞI LİMAN NERESİ?

05/08/2008 - 17:23 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI NEYİN HABERCİSİ

30/07/2008 - 09:44 KENDİNİZİ DİRİLTİN, HURAFELERİ YIKIN

15/07/2008 - 13:08 BELGESELDEN MANİFESTOYA FOTOĞRAFIMIZ: HAMZA TÜRKMEN’İN KİTAPLARI

04/07/2008 - 13:18 GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ: SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ

25/06/2008 - 09:15 ELEŞTİRİ VE TAHAMMÜL

07/06/2008 - 10:35 PEKİŞTİRİLEN YASAKLAR, DERİNLEŞTİRİLEN DİRENİŞLER

02/06/2008 - 16:42 ÇATAL KAZIK YERE BATMAZ

05/04/2008 - 12:30 PARADİGMANIN İFLASI VE ALTERNATİFLER

27/03/2008 - 10:56 YOLDAKİ İŞARETLERDEN İSLAM BİRLİĞİNE

01/03/2008 - 10:21 28 ŞUBAT: ZULMÜN, İHANETİN, TUĞYANIN İŞARET TAŞI

02/02/2008 - 16:20 YOLDAKİ İŞARETLER’DEN ILIMLI İSLAM PROJELERİNE DEĞİŞEN EVRENSELLİK ALGISI

29/12/2007 - 12:15 SOSYAL MÜCADELE ALANLARINA “YOLDAKİ İŞARETLER”DEN BAKABİLMEK

26/11/2007 - 11:51 KÂRLARI FEDÂ ETMEDEN KÂR ETMEK MÜMKÜN MÜ?

24/10/2007 - 15:47 200. SAYISIYLA HAKSÖZ: BESLEYEN VE BESLENEN BİR IRMAK

04/10/2007 - 17:48 BAĞIMSIZ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN YOKLUĞU VARLIĞIMIZI VE GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR

07/09/2007 - 12:39 ILIMLI İSLAM: SÜREÇ VE NİYETLER

04/08/2007 - 12:33 İNANCI ARINDIRIP BERKİTMEK, İNSANLIĞI KURTARMAK

04/07/2007 - 13:00 NEYİ ANLATACAĞIZ?

09/06/2007 - 22:37 BİR SES OLMAK GEREKİYOR

20/05/2007 - 11:36 BOZULANI GÖRÜP DÜZELTMEK ZORUNDAYIZ

30/04/2007 - 12:29 NEYDEN KORKUYORSUNUZ?

10/04/2007 - 12:00 KİMİN PEYGAMBERİ: KUTLU DOĞUMUN MU, KUR’AN’IN MI?

17/03/2007 - 11:24 KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DÜNYALAR

28/02/2007 - 15:54 AYLARIN EN SOĞUĞU

16/02/2007 - 10:28 MÂLÎ YARDIM ÇALIŞMALARININ MANTIĞI

01/02/2007 - 12:35 TARİH BİLİNCİ - TARİH ZİNDANI

22/01/2007 - 15:54 SENDİKAL HAREKETLERİN SEFALETİ
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat