Günümüzde Müslümanlar olarak fasit bir daireye mahkum edilmek isteniyoruz. Yeni bir “Kırk katır mı, kırk satır mı?” dayatmasıyla karşı karşıyayız. Bizim için küresel ve yerel toplum mühendisliği merkezlerinde biçilen iki tür gömlekten birini seçmek gibi bir dayatmayla karşı karşıyayız. Küresel ve yerel ölçekte önümüze iki şık konuluyor: Ya tedhiş taraftarı olacaksın, ya da uzlaşma yandaşı! "Hoşkörü" olmakla şiddet körü olmak arasına sıkıştırılmak isteniyoruz.
Sözü uzatma, dolandırıp budaklandırma niyetinde değilim. Tesbit ve düşüncelerimi yalın ve açık olarak ifade etmek istiyorum. Kısacası açık konuşmak istiyorum! Her şeyin karmaşık göründüğü, safların ayrışacak yerde birbirine karıştığı, çizgilerin netleşecek yerde giderek daha da bulanıklaştığı bu süreçte, aslında her daim Müslümanların şiarı olması gereken açık konuşmanın hayati bir mesele haline geldiği görüşündeyim.
Müslümanlar olarak açık konuşmak zorundayız. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde son derece açık konuşmuyor mu? Allah Rasulü (a.s), apaçık kitabın apaçık mesajlarını muhataplarına açıkça bildirmiyor muydu? Mesajı eğip bükmek, dolandırıp budaklandırmak, açık mesajı kapalı hale getirmek sonradan zuhur etti! Olması gereken, mesajı açıkça dile getirmek, eğip bükmemek, fakat bunu yapıyorum derken de kırıp dökmemektir. Apaçık hakikatleri güzelce, tatlı bir şekilde, fakat apaçık olarak dile getirmektir. Ne var ki bazı Müslümanlar dili yumuşatmayı öngören Rabbani ölçüyü şaşırıp, mesajın kendisini de yumuşatmaya kalkıştılar. Bunun tersini yapan Müslümanlar da oldu. Onlar ise insanları İslam’a güzelce davet etmeye, üsluba çeki düzen vermeye, ölçülü olmaya bir türlü yanaşmadılar. Netlikle sertliği birbirine karıştırdılar.
Günümüzde Müslümanlar olarak fasit bir daireye mahkum edilmek isteniyoruz. Yeni bir “Kırk katır mı, kırk satır mı?” dayatmasıyla karşı karşıyayız. Bizim için küresel ve yerel toplum mühendisliği merkezlerinde biçilen iki tür gömlekten birini seçmek gibi bir dayatmayla karşı karşıyayız. Küresel ve yerel ölçekte önümüze iki şık konuluyor: Ya tedhiş taraftarı olacaksın, ya da uzlaşma yandaşı! "Hoşkörü" olmakla şiddet körü olmak arasına sıkıştırılmak isteniyoruz.
Söz konusu iki tutum birbirlerini söz konusu ederek haklılık ve meşruiyet kazanma çabasına girişiyor. Birisi, “İslam’da teröre yer yoktur, şiddetin de bir hukuku vardır” hakikatini dillendirip, bu hakikati ihlal edenleri söz konusu ederek buradan tağutlarla, zalimlerle içli dışlı olmaya, izzeti zalimlerin yanında aramaya dayalı bir tutuma meşruiyet devşirmeye koyuluyor; diğeri ise zalim ve tağutlarla içli dışlı olmaya dayalı tutumları öne sürerek buradan kendi ölçüsüzlüğüne meşruiyet kazandırmaya çalışıyor.
Hangisini seçmeliyiz? Ölçüsüz bir şiddeti temel hareket tarzı edinmiş olan, tekfirci, şeffaflıktan uzak, neyi savunduğu, neyi doğru neyi yanlış kabul ettiği net ve açık olmayan "şiddet körü" çizgisini mi, yoksa küresel ve yerel zulüm odaklarıyla içli dışlı olmayı bir hareket tarzı olarak belirlemiş, tağutlarla iyi geçinmeyi şiar edinmiş, zalime ve zulme karşı bir duruşu olmayan, Allah’ın dinini her şart altında savunma iradesi göstermek yerine yaşanan süreçlere göre tutum değiştiren "hoşkörü" çizgisini mi benimsemeliyiz? Kısacası kırk katırı mı tercih edeceğiz, kırk satırı mı?
Bu sorunun doğru cevabı şudur: Ne şiddet körü, ne hoşkörü! Bizler küresel ve yerel toplum mühendisliği odaklarınca biçilen gömleklerden birini tercih etmek durumunda değiliz. Kırk katırla, kırk satır arasında tercih yapmak zorunluluğumuz yok. Çünkü bizi dosdoğru yola ileten apaçık bir hidayet rehberimiz ve kendisinde bizim için güzel örnekler bulunan kutlu bir önderimiz var. Apaçık rehberimizin bize anlattığı ve kutlu önderimizin örnekliğiyle müşahhaslaştırdığı Rabbani yol, ne izzeti kör şiddette arayan anlayışı işaret ediyor, ne de kürsel ve yerel zulüm odaklarına yaranmaya çalışan, izzeti onların yanında arayan anlayışı...
Bizden yürümemiz istenen yol bellidir: Alemlerin Rabbi yüce Allah’tan başka ilah ve rabb tanımamak, tüm batıl düzenleri, tağuti otoriteleri reddedip yalnız Allah’ın hükümranlığına boyun eğme iradesini ortaya koymak, zalimlere asla meyletmemek, Allah’ın ilke ve ölçülerini asla eğip bükmemek, batılın sembollerine tazimde bulunmamak, Rabbani ölçüleri asla gevşetmeye kalkışmamak, izzeti zalim ve tağutların yanında değil yalnızca Allah’ın, Rasulü’nün ve Müminlerin yanında aramak; lakin netlikle sertliği birbirine karıştırmamak, şiddetin ve savaşın da bir fıkhı olduğunu unutmamak, hikmeti ve estetiği elden bırakmamak, merhameti, şefkati, affediciliği, kuşatıcılığı elden bırakmamak, haklıyla haksızı, zalimle mazlumu ayırmak, insanları şefkatle ve güzellikle İslam’a davet etmek, nefret değil şefkat saçan, ölüm değil hayat vadeden ihya ve inşa erleri olmak…
Kur’an’ın sınırlarını çizdiği ve Allah Rasulü’nün pratize ettiği bu temel ilkeleri yol azığı edinmeli ve gür bir sedayla, sıkıştırılmak istendiğimiz fasit daireyi parçalamalıyız: Ne şiddet körü, ne hoşkörü!
SAFA İSİMLİ KARDEŞİM , YAPMIŞ OLDUĞUN YORUMU YANLIŞ BULUYORUM, YAZARIN YAZMAYA ÇALIŞTIĞI İFADE ETMEYE ÇALIŞTIĞI HUSUSLARADA KATILMIYORUM. AYRICA DA EL KAİDENİN İSLAMI YORUMLAMA ŞEKLİNİDE KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUM, ALLAHIN SEVGİLİ RESULÜ(S.A) BEN LANETÇİ OLARAK DEĞİL SADECE RAHMET PEYGAMBERİ OLARAK GÖNDERİLDİM DİYEREK BİZE YOL VE YÖNTEMİ KISACA İZAH ETMEYE ÇALIŞMIŞ . SİZİN GİBİ EL KAİDE ZİHNİYETİNDE OLANLAR , ŞÖYLE BİR 1200 YIL ÖNCESİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE İMAM ALİNİN KARŞISINDA OLANLARLA AYNI PARALEL DE OLDUKLARINI KANAAT EDİYORUM. KABA VE SERT BULUYORUM İMAM ALİNİN TARİFİ İLE SİZİN GİBİ İNSANLARIN EĞİTİLMESİ VE TOPLUMA KAZANILMASI GEREKMEKTEDİR.BEN SADECE ŞÜKRÜ KARDEŞİN ANLATMAYA ÇALIŞTIĞI HUSUSLARA KATILMIYORUM, YİNEDE GÜZEL Bİ,R ÇALIŞMA OLMUŞ ALLAH RAZI OLSUN . VESSELAM.
Safa (Düzeltilmiş Hali)
07-05-2008, 14:25:09
Asıl dayatılan Fetullahçı, Müslüman Kardeşçi mürcie görüşü ve bunun yansımalarıdır..
Yine dayatılan zalimlere tağutlara kendi saldırdıkları gibi saldıran El Kaide çizgisinin yasaklanmasıdır..
Yazdığınız temelsiz bir yazı olmuş.. Vahdetçiler, bizi zorla mürcie olmaya şirke küfre tağutlara demokrasiye vs susmaya çağırıyor..
Sistemler ise ılımlı islamcı, fetullahçı olmaya...
Bence oldukça araştırmasız bilinçsiz bir yazı oluş. Eğer adil olmak taraftarıysanız sorularınızı şeyh zevahriye sorun.. El Ekhlaas da zevahiri sizin de iddia ettiğiniz itirafları tek tek cevapladı..
Masum insanlar kadın çocukların ölümü.. Hamas iran.. Vb konularda Kur'an merkezli cevaplar verdi..
Dünyanın çeşitli bölgelerinden müslümaların sorularını açık yüreklilikle cevapladı.. Kafanıza takılan birşey varsa sorun öğrenin..
Asrımızın devrimci inkılabi hareketi El Kaide'dir.. VE ABD El Kaide ile bu sefer soğuk değil sıcak bir savaş içindedir..
ABD'nin rahat rahat sıcak savaşa girmesinin tek sebebi de müslümanım diyenlerin komunistler kadar dik duramamasıdır. Komunistler devrimci kimlikleriyle ön planda oluş ve tazivsiz mücadele propaganda metodunu seçmişlerdir. Şimdi aynı metodu cihadi selefi öğreti üslenmişir ve ABD ile sıcak savaş cearetini göstermektedir.
Dayatılan mürcielik, yasaklanan ama -Kafkas İslam Emirliği Afgan İslam Emirliği Irak İslam Devleti Somali Genç Mücahidleri Yemen Ürdün Pakistan İslami Magrib vs'de- direnen El Kaide gençliğidir...
Vesselam....
~~~BEN MÜSLÜMANLARDANIM~~~
05-05-2008, 14:52:44
Allah'a çağıran salih amel işleyen ve ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki. (ayet)
Allah'ın Selamı bütün Müslümanların üzerine olsun. Herkesi kuşatacak açıdan bakmak lazım bence meselelere zaten yıllardır ci, cu lar bizleri böldü parçaladı bu ayrımcılığı aslında biz yapıyoruz mümin kardeşlerimizle aramıza sınırlar koyuyoruz. Bırakın başkalarının sizinle aynı paralelde düşünmemesine , bu çokta önemli değil bence , zaten eşyanın tabiatına ters , ortak noktalarımızı bulalım tespit edelim ve o noktalarda birleşip küresel küfür güçlerine karşı cephe oluşturalım . Allahınızın aşkına bi çevreye topluma bakalım insanlara bi bakalım global dünyanın gayri ahlaki rengi kokusu , şekli , tarzı nasıl sis perdesi gibi etrafımızı sarmış , biz tevhidi düşünen müslümanlar olarak bizlerde nasibimizi aldık bu kültürel savaştan, kimseyi kandırmayalım çocuklarımızın bile dünyasına giremiyoruz , onlarla bile ortak nokta bulup anlaşamıyoruz. Ahlaksızlık , edepsizlik , gamsızlık , bencillik , magazin kültürü etrafımızı sarmış , ya kardeşlerim bakın asıl biz işgal altındayız , inim inim inleyen bizleriz niye çünkü başkalaşıyoruz. ümmeti Muhammedin cemaatından kopmak üzereyiz . SIRATİLMÜSTAKİMDEN sapmak üzereyiz. Filistinde , Irakta , Çeçenistanda ve daha başka coğrafyalarda canını veren insanlar en azından imanla, onurluca, şereflice Rablerinin katına gidiyorlar biz böyle ümit ediyoruz , ya bizler imansızlaştırma ahlaksızlaştırma politikalarıyla kimliksiz ve kişiliksiz bir şekilde Rabbimizin yanına gidebiliriz veya gidiyoruz . olaylara 2000 yıl yaşamış ve belli bir tecrübe kazanmışcasına bakalım . Sonuçta bizler kendimizi hakikatın merkezinde sanki cennetle müjdelenmişler gibi görmeyelim lütfen , ! bu noktada herhangi bir delilimizde yok zaten , tek delilimizde böyle inanıyor ve ümit ediyoruz. N e diyor Resulullah Efendimiz (s.a) ben sadece leilaheillallah diyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum , kalbleri ise Allah'a aittir.
Rabbim bütün insanlara Doğruyu bulmatyı ve o yolda yaşamayı ve o yolda ölmeyi nasip etsin inşaallah...............................EN EMİN OLANA EMANET OLUNUZ..................................................................................
Enes Kocaman
04-05-2008, 12:33:09
Fethullah Gülen zat-ı muhterem vasfının en iyi örneklerindendir. Yalandan kim mi ölmüş yazıısı çok daha güzeldi yani. hadi selametle.Allah'a emanet ol(un)-(alım)
MEHMED AKGÜL
24-04-2008, 23:05:03
Güzel kardeşim yüreğine gönlüne sağlık bu güzel anlatıma nasıl yorum getiri
lebilirki ALLAHIM CÜMLE ÜMMETİ MUHAMMEDİ HAK VE HAKİKAT YOLU OLAN İSLAMIN ÖZÜNDE BİRLEŞTİRSİN HİZİPLERDEN VE HİZİPLEŞMELERDEN KORUSUN
HAK YOL İSLAM
22-04-2008, 23:41:00
HERHANGİ BİR YERE ÇEKİLMEK İSTENİYORSAK BU BİZİM ELİMİZDE OLAN BİR DURUM , RABBİM F. GÜLEN HOCA EFENDİYEDE , EL KAİDECİ ZİHNİYETEDE , BİZ DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU ZANNEDEN ACİZ KULLARINADA MUHAMMEDİ (S.A) BİR YOLU TAKİP ETMELERİNİ RABBİM NASİP ETSİN İNŞAALLAH.BİZ NE ÇEKİYORSAK DİNDARLARIMIZ YÜZÜNDEN ÇEKİYORUZ. ALLAH İLE ALDATILIYORUZ. KURANLA ALDATILIYORUZ (KAĞIT VE MÜREKKEP ANLAMINDA VEYA DAVUDİ SES TONU İLE) . KURANIN İÇERİĞİ ANLAMINDA KİMSE KURANA YANAŞMIYOR. VE BU SEBEBLEDE KURAN ANLAŞILAMIYOR . NE TAĞUT NE BİZ . İSLAM İSLAM İSLAM ..................................
burhanettin öztaş
21-04-2008, 12:39:06
O kutlu insanın da söylediği gibi kıyamet günü müminler 72 fırkaya bölünecek yalnız bir fırkası için kurtuluş yolu gözükecek. Bu senin partin benim cemaatim değil Kur'an ve sünnet yolu olacaktır. Bu yolda ilerleyen Mümin ve Mümine kardeşlere selam olsun
süleyman dilmen
21-04-2008, 07:37:53
Rabbimizin(c.c) davet ettigi itidale/dengeye bizi davet edenlere selam olsun.
Barış Sürer
20-04-2008, 11:50:21
ya ılımlı islam ya da bombacı selefi, iki seçenekten başkası yok! bunu dayatıyorlar. kur'andan ayrılmak yok inşallah.