KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
PARADİGMANIN İFLASI VE ALTERNATİFLER
Ahmet ÖRS - 05/04/2008 - 12:30
Paradigma iflas ederken yerine neyin ikame edileceği önemli. Çok basitinden bir örnekle, Kopenhag kriterleri yerine Mekke kriterlerini dillendiremeyenler elbette paradigmanın bırakacağı boşluğu dolduramazlar. Kur’an nesli, çağlar üstü bir proje hem, hem de her an sorumluluğu omuzlarımız üzerinde duran bir yükümlülük. Yani durmak yok, boşluk bırakmamalı.
          Bizdeki egemen paradigma nev-i şahsına münhasır bir özelliğe sahip: Dünyadan bir şey almayan, dünyaya hiçbir şey vermeyen. Dünyadan bir şey almadığı bütün zamanlar için geçerli değil elbette. 1925ler’den 40lar’a kadar alacağını almış. Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in faşizan anlayışlarından fazlasıyla etkilenmiş. Paradoksal bir şekilde “cumhur”la ilişkisini ona ait olma değil de onu şekillendirme mantığıyla kurgulamış. Yani alacağını o zamanlarda almış, orada öylece kalakalmış.
      Aldığı şeylerin niteliğini tartışmak abesle iştigalden öte bir şey değil. Ya verdikleri nedir? Alacağı bunlar olanın insanlığa verebileceği bir şeyi olabilir mi?
      Bu anlayışın tek bir boyutu var: Bizden başkası olmasın. Bizden başkasının memlekete dönük bir düşüncesi oluşmasın. Bizden başkasının sesi çıkmasın. Ya da ne halleri varsa görsünler.
      Paradigma içine kapanmada ısrarcı. Dünya yansa umurunda değil. Sınırların ötesini bırakın Çankaya köşkünün bahçesini bile merak etmeyecek neredeyse. Politika, atılım anladığı kelimelerden değil. Nasıl bir mantıktır, izah etmek mümkün değil.
      Halkın değerleriyle barışık olmak elbette böyle bir sistem için mevzubahis olamaz. O zaman halkı ve değerlerini kendileri için problem olarak gördüklerinde dönüştürmek, olmazsa yok saymak en temel refleksleri olacaktır. Halkın inançları, ekonomik sıkıntıları, küresel ilişkiler… Bunlardan hiçbiri onların umurunda olmaz. Olmadığını defalarca kanıtladılar. Darbeler tarihine döndü tarihleri, yasaklar tarihine, yolsuzluklar tarihine…
     Sanki son birkaç yılda sermayeyi tüketmenin hırçınlığı içindeler. Bağırıp çağırıyorlar. Geçen yılki mitingler, yaygaralar neydi öyle! Ama baktılar ki o da tutmadı, muhtıralar sonuç vermedi. Sıra geldi yargı darbesine. Onlar olmazsa, bu! Bizde seçenek tükenmez mantığı işte.
     Düzmece iddialarla yıllarca halkı zapt u rapt altına almak, demoklesin kılıcını tepelerinde sallandırmak temel davranışlarıydı, onu devam ettireceklerini sanıyorlar. Ama artık içerde ve dışarıda durum vaziyetler değişti, köprülerin altından çook sular aktı. Belki birkaç adım yine istedikleri olabilir ama kapalılıkları geleceği görmelerini engellediğinden kapalı gözlerle iflaslarını en son kendileri fark edecekler.
     İçerde ve dışarıda yalnızlaştılar. Yirminci yüzyılın başında batının adamıydılar, pozitivizmden beslenen anlayışların sınırsız etkisindeydiler. Etkilendikleri hareketler neredyse Hristiyanlıkta eridiler ama bunlar aynı yerde kapalı devre dolaşıp duruyorlar. Hayatın anlamından bir kelime bile kapamamak ne büyük bir trajedi… Dışarısı aldı başını yürüdü, içerisi eski çekingen günlerinden uzakta. Tabiî ki artık hiçbir şey eskisi değil. Eskisi gibi olanlar sadece kendileri.
    Dışarıda eski dostlar yeni yönelimdeler, ortaklıkta zafiyetler oluştu. Onlara da ulusalcı refleksler gösteriyorlar. Bir paradoks da burada: Hem batılı anlayışların referansıyla hayat kur, hem de onlara meydan oku, onları düşman olarak gör, hem de halkın inançlarını yasakla. Yani tam bir ortada kalma durumu.
    Başörtüsü üzerinden yaşanılan hesaplaşma ülkeyi herkesin özeleştiri yapması gereken bir noktaya taşıdı. İktidar partisinin korkak tutumu beş yıl bekleme sonucunu doğurdu ama derin güçler yüz beş yıl da beklense müsamahasız davranılacağını göstermiş oldular. Burada müslümanlar için alınması gereken dersler var tabiatiyle. Kararlı olunmadıkça, sahih bir inanç çizgisi tutturulmadıkça asla hiçbir şey istediğimiz gibi olmayacak.
    Küresel güçlere bel bağlayanlar içerdekiler karşısında onları yanlarına müttefik olarak alanlar şunu bilmeli ki stratejik olarak sizden yana duranlar asla sizin gibi inanmadıklarından dostunuz olmazlar. Gün gelir “kırk satır-kırk katır” kapanına düşülür. En iyisi her şeye en baştan başlamak.
    Paradigma iflas ederken yerine neyin ikame edileceği önemli. Çok basitinden bir örnekle, Kopenhag kriterleri yerine Mekke kriterlerini dillendiremeyenler elbette paradigmanın bırakacağı boşluğu dolduramazlar.
    Kur’an nesli, çağlar üstü bir proje hem, hem de her an sorumluluğu omuzlarımız üzerinde duran bir yükümlülük. Yani durmak yok, boşluk bırakmamalı.
    Siyasi gündemle ilgilenmek kulluğun bir gereği kuşkusuz ancak içerde sahih adımlar atılmadan, olgunlaştırıcı süreçlere emek verilmeden hengâme içerisinde kaybolabileceğimizi görebilmeliyiz. Birikim şart: Düşüncenin ve inancın derinleştirilmesi ve nicelik meselesine de artık farklı bakılması gerekiyor.
    Slogan olarak anlaşılmadan söyleyelim: Beşeri hiçbir ideoloji insanlık için nihâî bir çare olamaz, ilelebet varlığını sürdüremez. Ama unutulmamalı ki bunu Rabbimiz bir imtihan alanı olarak bizim ellerimize havale etmiştir.
1815
YORUM LİSTESİ
halit alper şimşek 16-04-2008, 13:47:48
Paradoksal bir şekilde “cumhur”la ilişkisini ona ait olma değil de onu şekillendirme mantığıyla kurgulamış. Yani alacağını o zamanlarda almış, orada öylece kalakalmış.
Çok doğru bir ifadeyi burada belirtmişsin. Türk millet mefkuresinde devlet demek millet demektir. Millet senin anan babandır onlar millete rağmen milleti aşağılayarak bir düzeni tesis etmenin çabasını hiç bırakmadılar.
 
cengiz sırtıkara 15-04-2008, 16:25:47
Paradigma zaten iflas etmişt. Ama şu son süreçte ortaya çıkan tablo, Kemalizme iman edenlerinde paradigmanın iflasını ilan etmesinden başka birşey değil. İflas er yada geç gerçekleşecekti. önemli olan yerine neyin geleceği, ifsadın farklı bir kurgusu mu? yoksa vahiy mi? Vahyi ikame etmeyi , yeryüzünü ıslah etmeyi Rabbim mü'minlerlin eliyle gerçekleştirmek ister.
Mekke kriterleri, Mekke deki ilk nüve olmadan da Medine olmuyor. Allah korusun sonra ifsadı yayan yerlerin kriterlerine meylederizde kaybedenlerden oluruz.
 
İlyas 14-04-2008, 12:14:41
Sayın Miyasoğlu;
Eleştirnizde hem haklı olarak "kilisenin Tanrı adına söz söyleyebilecek yegane otorite olmasına" karşı çıkacaksınız, hem de arkasından fıkıh hakkında söz söyleyebilmek için "din adamları sınıfı"ndan olmayı şart koşacaksınız. Bu çelişkiyi anlayabilmiş değilim.
 
Ahmet R. TURAN 13-04-2008, 18:03:53
Bir konunun pratiği başkadır, teorisi başka. Bu yazıda ifade edilen hususlar teorik açıdan önemli olabilir, ama pratik açıdan pek bir öneme haiz değildir. İslam'dan söz ediyoruz, ama hangi İslam'dan? Dünyada İslam'ı çok farklı açıdan yorumlayan o kadar millet var ki... Herkes kendi açısından cennete koşuyor(!) Önemli olan, dini sık sık gündeme getirmek, her yazımızda dinden bahsetmekse hiç olmazsa olayın sadece ahlak boyutunda kalalım. Geriye kalan teferruattır. Şimdi bu yorumu da yanlış anlayanlar çıkacaktır. Geriye kalan teferruat, derken öncelikleri kastediyorum. Nitekim Mekke döneminde indirilen ayetlerle diğerleri bu farkı ortaya koyuyor. Bize iş "yapan insan" lazım. Dinin temel prensiplerine aykırı olmayan işleri yapacak güzel ahlak sahibi insanlar... Akif'in dediği gibi: "Müslümanlık nerede, bizden geçmiş insanlık bile... Âlem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nafile..." İşten kaçmayan, güzel ahlak sahibi, dürüst insanlar olduğumuzda Allah zaten bize göklerin kapılarını açacak, gönlümüzü feraha kavuşturacak ve dinimizi eski haşmetli günlerine kavuşturacaktır. Fazla büyük düşünmeye gerek yoktur. Sokaktaki adam, adam gibi olduğunda... Saygılarımla...
 
mustafa kıyak 09-04-2008, 19:00:24
"ÇÜNKÜ DİN VE HUKUK HER ZAMAN KENDİ ALANLARINDA KONUŞULMALIDIR." anlayışına ben de Ahmet Abi gibi kesinlikle katılmıyorum. Bunlar bir müslüman için seküler ve tehlikeli yaklaşımlar. Hayatımızın her alanına (Siyasi, toplumsal, hukuki) Allahın dini müdahale etmelidir. Bu bir düşünce bulanıklığının ürünü. Selametle...
 
Ahmet Örs 08-04-2008, 20:13:42
Seyyid Kutup'un ısrarla üzerinde durduğu gibi müslümanlar için her şeyin temelinde akidemiz yer almalıdır. Hukuk ve din ayrımını yapmanızı tam bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Kafalarımızdaki farkedemediğimiz laik ayrımlardan kurtulabilmeliyiz. Mekke kriterleri ile Kopenhag kriterleri vahyî olanla insani olanın mukayesesidir ve bunlardan herhangi birini seçmek -sonuçlarını hesap etmek kaydıyla- insanların tercihine kalmıştır.
Fıkıh bilmek, onda uzman olmak laf kalabaalığından başka bir şey değildir. Kur'an'ı rehber edinen insanlar için Rabbimizin ayetleri temel yol göstericidir. Paradigma iflas ederken yerine geçecek olan önemlidir. Baskıcı düzenler giderken yerine hümanist anlayışlar mı egemen olacak yoksa Kur'an'ın aydınlığı mı? Bu soruya verilecek cevap önemlidir ve bu cevap için ne yaptığımızla imtihan olunuyoruz. Selamlar...
 
Miyasoğlunun eleştirisi 08-04-2008, 19:13:20
Ahmet Örs kardeşimizin bu önemli yazısını paylaştığımız "Hakkı Tavsiye" mail grubunda Mustafa Miyasoğlu beyin yazıya yönelik bir eleştirisi olmuştu. Söz konusu eleştiriyi, Ahmet Örs kardeşimizin cevaplaması ve böylece bu konuda sağlıklı bir tartışma zemini oluşması gayesiyle buraya almakta fayda görüyoruz:

SAYIN AHMET ÖRS,
PARADİGMANIN İFLASI VE HAKKI TAVSİYE KONUSUNDA SÖYLEYECEKLERİMİ ŞÖYLE EZETLEMEK İSTERİM:
"MEKKE KRİTERLERİ" İFADESİ YANLIŞTIR, AYNEN "KUR'AN ANAYASADIR" SÖZÜ GİBİ...
BELLİ Kİ HUKUK İLE DİN ARASINDAKİ FARKLARI BİLMİYORSUNUZ YAHUT DA BENİM GİBİ HUKUKÇU DEĞİLSİNİZ.
BİR ŞEYİN DİNDEKİ YERİ BAŞKADIR, ELBETTE O YER EVRENSELDİR VE HUKUK KRİTERLERİYLE KARŞILAŞTIRILAMAZ. SİZ EĞER MEDENİ BİR KRİTERDEN SÖZ EDECEKSENİZ, MEDİNE KRİTERLERİ VEYA İSTANBUL KRİTERLERİ DEMELİSİNİZ Kİ, MAKSADINIZ ANLAŞILSIN... BİR DE KONUNUN HUKUKÎ BOYUTU VARSA, O KONUYU MUTLAKA DİNLE KARIŞTIRMAYIN. ÇÜNKÜ BİR HUKUKÇU MÜSLÜMANSA İSLÂMÎ AÇIDAN BAKAR, BUNA AYRICA İSLÂMÎ KAVRAMLARI KARIŞTIRMANIN BİR MANASI YOKTUR. ÇÜNKÜ DİN VE HUKUK HER ZAMAN KENDİ ALANLARINDA KONUŞULMALIDIR. FIKIH İSE UZMANLIK İSTEYEN BİR KONUDUR VE İYİ BİLMEK GEREK.
BİZ ELBETTE LAİK KRİTERLERE TÂBİ DEĞİLİZ, AMA KİLİSE BABALARI GİBİ DE HER FİKRİMİZİ DİNLE VE KUTSAL KİTABIMIZ KUR'AN'LA İLİŞKİLENDİREREK KUTSALLAŞTIRMAK HAKKINA DA SAHİP DEĞİLİZ... BU ÇOK ÖNEMLİ.
SELAMLAR.
MUSTAFA MİYASOĞLU
 
mustafa kıyak 08-04-2008, 18:23:49
Hallkına bu kadar düşman olan bir sistem yeryüzünde hiç bir yerde yok. Ve bu sistem artık iflas etmiştir. "Mekke Kriterleri"ni hayatın hiç bir aşamasında görmek istemeyenlere azap yaklaştıkça yaklaşıyor. Allahın yardımı ayakları üzerinde sabit durup "Mekke Kriterleri"nden taviz vermeyenler ile "Yoldaki İşaretleri" görebilenlerle olsun.
 
DİĞER YAZILARI

09/08/2011 - 09:59 GENERALLER GİDERKEN

14/07/2011 - 13:11 KÜRT SORUNU ve BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA

25/05/2011 - 01:31 YENİ EVREDE SENDİKALARIN MİSYONU

14/05/2011 - 22:42 HANGİ YENİ UFUKLAR?

12/02/2011 - 22:06 NE YAPMALI?

18/08/2010 - 13:34 SENDİKALARLA İLGİLİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER EMEKÇİLERE NE GETİRECEK?

16/08/2010 - 14:51 12 EYLÜL VE DİYARBAKIR ZİNDANLARI MUHABBETİ

07/08/2010 - 11:16 BİR EĞİTİM YILI DAHA RESMİ İDEOLOJİNİN GÖLGESİNDE GEÇTİ

20/06/2010 - 22:10 KEMALİZMLE HESAPLAŞMADAN KÜRT MESELESİ Mİ ÇÖZÜLÜRMÜŞ?

17/05/2010 - 09:14 ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ KURULURKEN

21/04/2010 - 10:12 KÖLELERE ÖZGÜRLÜK!

27/03/2010 - 15:43 ZAMAN TÜNELİNDEN ÇIKMALI

23/02/2010 - 10:25 AFGAN BUMERANGI

04/01/2010 - 10:16 MEMUR-SEN’E AÇIK UYARI!

11/12/2009 - 10:25 REŞADİYE PUSUSUNA RAĞMEN İMKÂNSIZ DEĞİL

16/11/2009 - 11:41 HAREKETE GEÇME VAKTİ-II

11/10/2009 - 20:58 HAREKETE GEÇME VAKTİ - I

04/09/2009 - 14:16 HANGİ 25 YIL

07/08/2009 - 14:00 HESABINIZI VERME VAKTİDİR

15/07/2009 - 00:14 DARBENİN BELGESİ Mİ OLUR?

02/07/2009 - 10:16 SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ GEÇİYOR

24/06/2009 - 00:01 SEKÜLER DEVRİM BEKLENTİSİ

06/06/2009 - 09:57 İŞARET FİŞEĞİ

05/05/2009 - 09:19 RAHAT BIRAKIN İNSANLARI

14/04/2009 - 11:56 ERGENEKONU BİLMEZ, 28 ŞUBATTAN HABERSİZ

07/04/2009 - 11:09 MUHAFAZAKÂRLIĞIN YENİ DURAĞI: NATO’NUN ASKERLİĞİ

15/03/2009 - 12:05 KUYUCU MURAT PAŞALAR

21/02/2009 - 21:37 ERGENEKON, İLKAV VE ÖZGÜR-DER DAVALARI: ILIMLI SÜRECİN İKİ UCU

08/02/2009 - 21:11 İSLAM DEVRİMİNİN 30. YILI

04/02/2009 - 10:57 DAVOS ÇIKIŞININ UNUTTURDUĞU

15/01/2009 - 02:03 GAZZE DİRENİŞİNİN GÖSTERDİKLERİ

05/01/2009 - 04:23 GAZZE: İNSANLIĞIN SON ADASI

23/12/2008 - 13:34 HEPİMİZ MUNTAZARIZ!

09/12/2008 - 05:40 ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİ VE SAMİMİYET

25/10/2008 - 10:53 PEYGAMBERİN SÜNNETİ NEYDİ?

09/10/2008 - 09:54 SAHTE CENNETİN SONU

29/09/2008 - 10:39 GÜZEL GÜNLERE

08/09/2008 - 13:35 HALK KESESİNDEN SENDİKACILIK

15/08/2008 - 15:05 İSLÂMÎ KİMLİĞİN DEMİR ATACAĞI LİMAN NERESİ?

05/08/2008 - 17:23 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI NEYİN HABERCİSİ

30/07/2008 - 09:44 KENDİNİZİ DİRİLTİN, HURAFELERİ YIKIN

15/07/2008 - 13:08 BELGESELDEN MANİFESTOYA FOTOĞRAFIMIZ: HAMZA TÜRKMEN’İN KİTAPLARI

04/07/2008 - 13:18 GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ: SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ

25/06/2008 - 09:15 ELEŞTİRİ VE TAHAMMÜL

07/06/2008 - 10:35 PEKİŞTİRİLEN YASAKLAR, DERİNLEŞTİRİLEN DİRENİŞLER

02/06/2008 - 16:42 ÇATAL KAZIK YERE BATMAZ

05/04/2008 - 12:30 PARADİGMANIN İFLASI VE ALTERNATİFLER

27/03/2008 - 10:56 YOLDAKİ İŞARETLERDEN İSLAM BİRLİĞİNE

01/03/2008 - 10:21 28 ŞUBAT: ZULMÜN, İHANETİN, TUĞYANIN İŞARET TAŞI

02/02/2008 - 16:20 YOLDAKİ İŞARETLER’DEN ILIMLI İSLAM PROJELERİNE DEĞİŞEN EVRENSELLİK ALGISI

29/12/2007 - 12:15 SOSYAL MÜCADELE ALANLARINA “YOLDAKİ İŞARETLER”DEN BAKABİLMEK

26/11/2007 - 11:51 KÂRLARI FEDÂ ETMEDEN KÂR ETMEK MÜMKÜN MÜ?

24/10/2007 - 15:47 200. SAYISIYLA HAKSÖZ: BESLEYEN VE BESLENEN BİR IRMAK

04/10/2007 - 17:48 BAĞIMSIZ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN YOKLUĞU VARLIĞIMIZI VE GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR

07/09/2007 - 12:39 ILIMLI İSLAM: SÜREÇ VE NİYETLER

04/08/2007 - 12:33 İNANCI ARINDIRIP BERKİTMEK, İNSANLIĞI KURTARMAK

04/07/2007 - 13:00 NEYİ ANLATACAĞIZ?

09/06/2007 - 22:37 BİR SES OLMAK GEREKİYOR

20/05/2007 - 11:36 BOZULANI GÖRÜP DÜZELTMEK ZORUNDAYIZ

30/04/2007 - 12:29 NEYDEN KORKUYORSUNUZ?

10/04/2007 - 12:00 KİMİN PEYGAMBERİ: KUTLU DOĞUMUN MU, KUR’AN’IN MI?

17/03/2007 - 11:24 KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DÜNYALAR

28/02/2007 - 15:54 AYLARIN EN SOĞUĞU

16/02/2007 - 10:28 MÂLÎ YARDIM ÇALIŞMALARININ MANTIĞI

01/02/2007 - 12:35 TARİH BİLİNCİ - TARİH ZİNDANI

22/01/2007 - 15:54 SENDİKAL HAREKETLERİN SEFALETİ
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat