KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
STATÜKO’NUN ARSIZ DİRENİŞİ YAHUT CAN ÇEKİŞMESİ
Cemil ARSLAN - 12/03/2008 - 10:44
Ontolojik yapısını yahut var oluş felsefesini tümüyle toplumsal çatışma, çözülme, kamplaşma, hesaplaşma, ayrışma, aldatma ve dayatma ideolojisi üzerine kurmuş ve bütünleştirmiş olan statüko ve onun sarsılmaz temsilcileri, kendilerini ülkenin gerçek temsilcileri veya asıl sahipleri gibi görüyorlar; çıkarlarına ters düşen her türlü gelişmeye, yapılanmaya, örgütlenmeye, resmi veya sivil oluşumlara karşı fütursuzca mücadele ediyorlar.
Türkiye, bilhassa son zamanlarda bazı şer güçlerin, gizli örgütlenmelerin veya çetelerin başkaldırışına, psikolojik savaş taktiklerine ya da onursuzca meydan okuyuşuna sahne olmaktadır. Malum zihniyet, kendi görüş ve ideallerinin hâkim olabilmesi için elinden geleni yapmaktan asla kaçınmıyor.
Aslında, bu statik algılayış biçimine, sulanmış kafalara, bulanmış beyinlere ve körelmiş zihinlere henüz tanık olmuş değiliz. Bu kişi yahut kurumlar geçmişten beri kendi menfaat ve arzularını tüm zamana ve mekâna egemen kılabilmek uğruna her türlü söylem ve eylemi mubah görüyorlar. Haksızlıkları, zulümleri, yalanları ve talanları sıradan bir alışkanlık biçimine dönüştürüyorlar. Toplumsal problemlere; açlık, yoksulluk, eğitimsizlik, cehalet ve yolsuzluklara karşı duyarsız oldukları gibi bu sorunların yaygınlaşmasından ve kronikleşmesinden büyük haz duyuyorlar.
Başörtüsü yasağını uygulamakta kararlı olan üniversite rektörleri, insan haklarını içine sindirememiş bazı yargı kurumları, oligarşik bürokrasi, resmi ve sivil darbeciler ya da üniformalı sivilleri bu kapsamda değerlendirebiliriz.
Güya evrensel değerleri geliştirmeyi, özgürlükleri, insan hak ve hukukunu korumayı, üretimi ve dönüşümü gerçekleştirmeyi, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri sürdürmeyi kendine gaye olarak benimseyen yahut bunu kamuoyuna deklare eden, kısaca; göreceli bir medeniyet(!) inşa etmeyi amaç edinen üniversiteler, tam tersine bir medeniyetsizliği, çaresizliği, bitkinliği, üretimsizliği, çözümsüzlüğü, hazımsızlığı, özgürlükleri baltalamayı, eğitimsizliği, hülasa her türlü olumsuzlukları beraberinde getirdi.
Topluma örnek olmak ve sosyal dokuyla bütünleşmek amacıyla ortaya çıkan üniversitelerin çoğunluğu ve onların rektör müsveddeleri tamamen toplumsal yapıdan; toplumun inanç ve değerlerinden, kutsallarından, aidiyet duygularından koptukları gibi bu değerlere karşı da adeta savaş açtılar, medya araçlarında boy göstererek insani değerleri küçümsediler, hor gördüler, kendilerini hep halkın üzerinde gördüler.
Keza bu onursuzca, arsızca, acımasızca ve pervasızca sürdürülen soğuk muharebe gün geçtikçe daha da artıyor, toplumsal kutuplaşma ve kamplaşma belirginleşiyor, meydan okumalar kadim bir alışkanlık şekline dönüşüyor. Statüko, giderek tahammülsüz hale geliyor, hırçınlaşıyor, adeta can çekişiyor, şerefsizce insanları karalıyor, iftira ve dedikodular ayyuka çıkıyor. Hemen her gün birtakım gizli görüntüler, darbe senaryoları, saldırı planları, ayaklanma fısıltıları, karalama kampanyaları gündemi belirlemeye yetiyor ve hatta ziyadesiyle artıyor da…
Dişleme, fişleme ve afişleme yaygaraları toplumu huzursuz ediyor, masum halkın moral motivasyonunu çökertiyor, halk kitleleri arasında düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor, bölünme ve parçalanma oyunları gündeme veya toplumsal alana dayatılıyor.
Ontolojik yapısını yahut var oluş felsefesini tümüyle toplumsal çatışma, çözülme, kamplaşma, hesaplaşma, ayrışma, aldatma ve dayatma ideolojisi üzerine kurmuş ve bütünleştirmiş olan statüko ve onun sarsılmaz temsilcileri, kendilerini ülkenin gerçek temsilcileri veya asıl sahipleri gibi görüyorlar; çıkarlarına ters düşen her türlü gelişmeye, yapılanmaya, örgütlenmeye, resmi veya sivil oluşumlara karşı fütursuzca mücadele ediyorlar.
Vampir edasıyla halkın ve devletin kanını emiyorlar, can damarlarını kesiyorlar, tüm ekonomik ve toplumsal kaynakları çarçur ediyorlar, farklılıklara, değişikliklere ve sosyal zenginliklere asla hoşgörülü davranmıyorlar.
Özetle; böyle bir yapılanma ve kutuplaşma devam ettiği, insani/İslami değerleri özümseyen insanların güçlerini birleştirmediği, sesini çıkarmadığı, yanlışların sorgulanmadığı, korku psikolojisinin hâkim olduğu, protesto gösterilerinin genelleşmediği, toplumsal muhalefet anlayışının gelişmediği, haksızlıklara karşı direnç gösteren ve haykırış sergileyen teşkilatlanmalara yoğun destek verilmediği, kısaca ümmet bilincinin sosyalleşmediği; “halka karşı, halka rağmen” düşüncesinin sürdüğü, statükonun gündemi oluşturduğu, değiştirdiği veya belirlediği sürece her türlü olumsuzluğun yaşanması kaçınılmazdır…
2357
YORUM LİSTESİ
vedat 28-03-2008, 23:59:24
Merhaba arkadaşlar
Atatürkçülük konusu sağlıklı bir şekilde ele alınıp tartışılamayan,analizi yapılamayan tabulaştırılan bir konu olmaya devam ediyor.Bu konuyu ciddi bir şekilde tahlil eden aydın ve entellektüeller çeşitli sıkıntılarla,engellerle karşılaşmakta,sürülmekte,yargılanmakta,işten atılmakta ve haketmedikleri suçlamalara maruz kalmaktadır.Tabulaştırılan bir konuyu sağlıklı bir şekilde tartışamazsınız .Çünkü tabular, yapıları gereği hür düşünce ve araştırmaya kapalıdır,geçit vermez.Tartıştığınız anda vatan haini, birilerinin uşağı,dönme vb. ilan ediliverirsiniz.Atatürk dönemi ile ilgili sağlıklı bir tarihsel malzemeye ulaşamıyoruz.Resmi tarihi yalanlayan vesikalar , yabancı ülkelerin o dönem ile ilgili istihbarat raporları,yabancı tarihi kaynaklar ve şahitler durumun hiçte resmi tarihin vurgulamaya çalıştığı mesajı yansıtmıyor.Bu durum değişik Atatürk algılamalarının doğmasına yol açıyor.Sosyalist Atatürk,Dindar Atatürk,Milliyetçi Atatürk,Diktatör Atatürk,Liberal Atatürk ...gibi Atatürkçülük çeşitleri ortaya çıkabiliyor.
Resmi tarihsel malzemenin bu çeşitliliğe zemin hazırladığı bir gerçek.Ciddi bilimsel bir çalışma ile bu konu çok iyi aydınlatılabilir.Gizli arşivlerin açılıp toplumun bilgilendirilmesi ve bu kafa karışıklığının giderilmesi gerekiyor.Artık toplum Atatürk'ün ne olduğunu öğrenmek istiyor.Birde bu işin bir rantı oluştu.Atatürkçülüğü kullanarak bilimsel hırsızlık(intihal) yapan,makam ve mevki kapan,akademik kadroları işgal eden zümreler türedi.Atatürkçülüğü kullanarak gayri resmi işler peşinde koşanların yolsuzlukları,hırsızlıkları,hukuksuzlukları yoldaşlarınca görmezlikten geliniyor ve örtbas ediliyor,
yargılanmaları engelleniyor,
dosyalar yoldaş savcı ve yargıçlarca sümenaltı ediliyor.Bu durum Atatürkçülüğün ciddi bir kriz içinde olduğunu gösteriyor.Atatürkçülük Taraftarlarının militarist,darbe sever olmaları,gizli çeteleşmelere ve hukukdışı yapılanmalara destek olmaları,kendileri gibi düşünmeyenlere karşı ırkçı,alaycı,anlayışsız,hazımsız ve hoşgörüsüz olmaları,oligarşik yönetim anlayışını savunmaları,evrensel insan hakları ile ilgili temel değerleri küçümsemeleri,içinde bulunduğumuz çağı doğru okuyamamaları-hep 1930'lu yıllara takılıp kalmaları...gibi tavırları artık bir tükenişin haberini vermektedir.Atatürkçülük ideolojisinin taraftarları "ergenekon" çetesinin çökertilmesi ile iyice çıkmaza girdiler.Artık toplum bir ideoloji dayatmasına razı değil.Rahat bırakılmak istiyor.İsteyen istediğine inansın ama dayatma olması istiyor.Toplumumuz artık gittikçe uyanıyor.Birileri bu uyanıştan rahatsızlık duyuyor,kuduruyor,sağa sola saldırıyor ve gayri hukuki yollardan karşıtına çelme takmaya çalışıyor.Bu durum bir erimenin habercisidir.
 
DİĞER YAZILARI

15/05/2012 - 10:12 YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!

12/03/2012 - 14:27 HAYDİ MÜSLÜMANLAR! GELECEK PERSPEKTİFLERİNİZİ GETİRİNİZ!

18/01/2012 - 11:27 ALLAH'A TESLİM OLMAK!

05/08/2011 - 23:54 KARDEŞLİK ÇAĞRISI!

21/06/2011 - 18:33 DİRENİŞİN PSİKOLOJİSİ VE SOSYOLOJİSİ

03/05/2011 - 20:42 NASIL BİR SİYASET ve TOPLUM MODELİ?

10/07/2009 - 12:09 ÇİN ZULMÜNE SON VERİLMELİDİR!

24/06/2009 - 16:43 DARBECİLER MUTLAKA YARGILANMALIDIR!

03/02/2009 - 22:46 GAZZE: CİHADIN VE DİRENİŞİN SEMBOLÜ

17/12/2008 - 21:33 İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ ÜZERİNE

29/10/2008 - 10:40 KÜRESEL KAPİTALİZM ÇÖKÜŞ SÜRECİNİ YAŞIYOR

21/07/2008 - 08:57 ERGENEKON ÖRGÜTÜ MUTLAKA ÇÖKERTİLMELİDİR

01/07/2008 - 17:00 FERT VE CEMİYET

16/04/2008 - 18:45 SUÇLULAR TOPLUMSAL YAPIYI TEHDİT EDİYOR!

12/03/2008 - 10:44 STATÜKO’NUN ARSIZ DİRENİŞİ YAHUT CAN ÇEKİŞMESİ

26/02/2008 - 12:42 İSLAMOFOBİ: KÜRESEL EMPERYALİZMİN İSLAM KORKUSU

05/02/2008 - 20:07 BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ NE ZAMAN BİTECEK!

22/01/2008 - 22:31 ZALİM İSRAİL’İ KİM DURDURACAK?

01/01/2008 - 12:52 ÖZGÜR-DER

29/08/2007 - 11:09 İHH: “İNSANİ YARDIM VAKFI”

17/07/2007 - 18:21 TOPLUMSAL DEĞİŞME, YOZLAŞMA VE AHLAKİ KİRLENME

18/06/2007 - 11:52 KARDEŞ KAVGASI NE ZAMAN BİTECEK?

24/05/2007 - 11:13 ZALİM VE MAZLUM

08/05/2007 - 11:45 İKİ KUTUPLU TOPLUMSAL KAMPLAŞMA SÜRECİ

23/04/2007 - 13:26 ÜÇÜNCÜ DÜNYANIN BATILILAŞTIRILMASI

11/04/2007 - 16:34 TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA

28/03/2007 - 17:24 İSRAİL’İN İNSANLIKLA SAVAŞI!

26/03/2007 - 13:26 EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL PROBLEMLERİ

19/03/2007 - 14:50 TOPLUM YÖNETİMİ VE İNSAN HAKLARI

12/03/2007 - 11:29 GLOBAL EMPERYALİZM VE MODERN SÖMÜRGECİLİK

26/02/2007 - 15:59 “D–8”: SON YÜZYILIN ALTERNATİF PROJESİ

12/02/2007 - 11:44 DEMOKRASİ DÜŞÜNCESİ: ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

05/02/2007 - 12:22 İSLAM İLE TERÖR ASLA BAĞDAŞTIRILAMAZ

22/01/2007 - 16:48 SADDAM HÜSEYİN NİÇİN İDAM EDİLDİ?
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat