KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Obama: Radarın kontrolü NATO'ya devredilsin   |   "İran'a saldırı planı hazır"   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KÂRLARI FEDÂ ETMEDEN KÂR ETMEK MÜMKÜN MÜ?
Ahmet ÖRS - 26/11/2007 - 11:51
İslam inancı bağlılarından fedakâr bir hayat ister. Özerk ve özel alanları alabildiğine üretip kullanarak kurgulanan, oluşturulan bir İslami yönelişi asla kabul etmez. Sadece İslami birliktelikler değil aynı zamanda ideolojik temelli hiçbir hareket fedakârlıkları iptal eden özel ve özerk alanları kabul etmez. Onların konformist yanlarıyla kendi hareketlerinin fedakârlık temeline dayanan karakterlerini asla birleştirmezler.
Kulluğun özü adanmışlık bilincini gerektirir. Kendini Rabbinin yoluna adayan insan her türlü dünyevî bağdan özgürleşmiş insan demektir. Dünyevî bağların esir edici zincirlerinden tam manasıyla bağımsızlaşamayan insanların İslami sorumluluklarını lâyıkıyla yerine getirdiklerinden bahsedilemez.
            Kur’an’la buluşma nimetine mazhar olmuş bir müslümanın Kur’an’ın teklif ettiği sorumluluklardan kaçması kabul edilebilir bir davranış/düşünce olabilir mi? Kaçak güreşen bir mantık adanmışlığa ne kadar uygun düşer? Tevhid inancı kavranılması kolay bir inançtır. Alemlerin rabbi olan Allah, egemenliği sadece kendisine has kılmamızı ister. İnsanlığa tarih boyunca ilahi kitaplarla teklif ettiği mesaj budur. Mübîn olan Kur’an da ilahi çağrıların sonuncusu olarak bu mesajı açık bir biçimde bize iletir. Anlaşılması, kabul ya da red edilmesi son derece mümkün, herhangi bir spekülasyona meydan vermeyecek belirginlikte bir mesaj… Böyle bir mesajı kabul etmek kolay ancak bu mesajı yaşamsal örnekliklere dökmek zordur. Buradaki zorluk aşağıda ele almaya çalıştığımız şekliyle değerlendirildiğinde “umut kırıcı” bir şekilde ele alınmamayı hak edecek bir yargıdır.
            İnancı tercih etmek, bütün şirk güçlerine meydan okumanın başlangıcıdır. Tağutları reddedip sadece Allah’ın egemenliğine teslim olunduğunun beyanıdır. Bu imanı seçen bir insan kadar yeryüzünde cesur bir insan yoktur diyebiliriz. “La ilahe illallah” akidesini benimsemiş bir kişi için bu değerlendirmeleri yapmak zaten abesle iştigal etmek demektir.
            Fakat bu meydan okuyuş pratik hayatta karşılığını bulamayan bir slogan düzeyinde algılandığından olsa gerek kendi egemenlik alanlarından taviz vermeyen bir Müslüman kimlik oluşturulup adanmışlık halinin tüm hayatımızı kuşatabilecek bir seviyeye çıkarılamadığına tanıklık ediyoruz. Şirk güçlerine meydan okuyan bir inancı seçen bir Müslümanın daha farklı bir duruş içinde olması gerekirken “idare eden” bir çizgide ısrar edilmesi tam bir talihsizlik olmaktadır.
            Daha evvel bir yazı vesilesiyle 28 şubatın yıkıcı tesirinden bahsetmek yerine “kendi şubatına yenilenler”den bahsetmek gerektiğine dönük bir değerlendirmemiz olmuştu. İşte bu değerlendirmeden hareketle belirlediğimizde şunu söylemek mümkündür: Kendi özerk alanlarına mağlup olmuş arızalı kimlikler sahih temelde bireysel ve toplumsal dönüşümlere açık bir şekilde mâni olmaktadır.
            İslam inancı bağlılarından fedakâr bir hayat ister. Özerk ve özel alanları alabildiğine üretip kullanarak kurgulanan, oluşturulan bir İslami yönelişi asla kabul etmez. Sadece İslami birliktelikler değil aynı zamanda ideolojik temelli hiçbir hareket fedakârlıkları iptal eden özel ve özerk alanları kabul etmez. Onların konformist yanlarıyla kendi hareketlerinin fedakârlık temeline dayanan karakterlerini asla birleştirmezler.     
            Kur’an’da sıkça vurgulanan infak kavramı bu konuda en can alıcı örmeklerden biri olarak değerlendirilebilir. İnfakın yerine göre değişen durumu Kur’an’da çarpıcı bir biçimde dile getirilir. İhtiyaçtan arta kalanların infakını isteyen İlahi beyan, yerine göre varlıkta ve yoklukta infakı emrederek bu davranışın zamana ve şartlara bağlı olarak değişmesi gerektiğine vurgu yapar. İslami yönelişin asgari düzeyde seyrettiği, yerel ve küresel kuşatmalara karşı son derece korumasız, güçsüz ve kendini ifadeden aciz kaldığı bir vasatta bütün imkânların bu yola hasredilmesi, infak çerçevesindeki davranışlarla birlikte bütün emeklerin bu yolda seferber edilmesi gerçeği ortadayken bahsettiğimiz özerk ve özel alanların sansürüne uğrayan kısıtlama ve daraltmalar İslami çabaların belini bükmektedir.
            Zaman, kulluk için hiçbir ânı boşa geçirilmeyecek en değerli sermayedir. Meşhur “sermayesi eriyen bu adama yardım edin” örnek anlatımında da olduğu gibi insanlığın sermayesi bireysel ve toplumsal olarak her geçen gün biraz daha erimektedir. Müslümanlar kurtuluşu kesin olarak kendileri için mümkün addettiklerinden olsa gerek sermayelerini asla tükenmeyecek bir kazanım olarak görüyorlar. Onlar için minnet duyulacak değil neredeyse minnet edilecek bir tarzda benimsenen bir inanç gerçeği ile karşı karşıyayız. Her ânı, kulluğun bireysel ve toplumsal karşılıklarını çoğaltarak, nitelikli bir hâle taşıyarak geçirmek bilinci ne yazık ki konformist hayatların ortasında yitip gitmiştir.
            Alçakgönüllü davranışların yokluğu da fedakar bir yaşam bilincinden uzak durmanın bir sonucudur. En nihayetinde olumlu ya da olumsuz her davranışımız bilinçaltımızda yer eden düşünce ve inançlarımızdan neş’et etmez mi? Elbette hepsine kaynaklık eden bir düşünce vardır ve bu düşünce hayatın her alanında yeri geldiği zaman kendini izhar etmekten imtina etmez. İslami birliktelikler içinde yer aldıklarını iddia eden kişilerin alçakgönüllülükle bağdaşmayan davranış ve tutumları bahse mevzu birliktelikler için en büyük tehdidi oluşturmaktadır ve bir şekilde bu tutumla hesaplaşılmalıdır.
            Fedakarlık, karakterlerden süzülüp gelen bir tarz olmakla birlikte imanı tercih eden yüreklerde ilahi terbiyeyle de oluşması gereken bir duruş olmalıdır. Hazreti Peygamber ve arkadaşlarının mükemmel birliktelikleri buna örnektir. Tarihin en büyük dönüşüm sürecini toplumsal boyutta yaşayan o kuşakta bu bağlamda alınacak sayısız dersler vardır.
            Ev sohbetlerinin ağır sorumlulukları omuzlara yüklemeyen gevşek karakterinin Müslümanlar için ölümcül bir virüse dönüşme ihtimali vardır. Bu ihtimal çoğu yer ve zamanda maalesef gerçek olmuştur. Yol yakınken fedakârlığı gerektirecek alanlara yoğunlaşmak ve bu alanda derin, yoğun bir iç eğitim almak/vermek cihetine gidilmelidir. Gevşek duruşların bu çerçevede Müslümanlarda olumlu ve zorlukları göğüsleyici bir tesirde bulunma ihtimali yoktur.
            İddialı bir söylem, diri bir duruş sergilemeye çalışan beraberliklerde motivasyonu bilgilenme ve örneklendirmede yeterli oranda gerçekleştirmeye çalışmak da ele aldığımız çerçevede mümkün olacaktır. Zaman, infak, düşünsel adanış alanlarında disiplinli tutumlar içinde olmayanlar hüsrana uğrayacaklardır. Yaptıkları uğraşlar “kendini tatmin” ölçeğini aşmayacak, arkalarında “gönül yorgunlukları”ndan başka bir şey bırakmayacaklardır.
3065
YORUM LİSTESİ
halit şimşek 01-12-2007, 14:08:14
Bakın arkadaşlar buradaki yorumlarla birbirimizin ellerini yıkayanlar olalım, ne güzel olur değil mi? Mesela benim yaptığım eleştiriye karşı ne kadar güzel bir eleştiri gelmiş: lugata bakın. Önemli olan da birbirimizin ellerini yıkayanlar olabilmektir.
Bu seviye yakalandıkça çok güzel neticeler elde edeceğiz. Selam ve dua ile
 
mustafa kıyak 27-11-2007, 19:51:17
Fedakarlık yapmak gerçekten zor iş ki bugün birçok müslümanın İslami faliyetlere para ve zaman harcamayı bırakalım bir kenara, içtiği kolasından, Amerikan sigarasından vazgeçemediğini üzüntüyle gözlemlemekteyiz. Gerçekten de fedakarlık olmadan yol alınmıyor. Sonuca ulaşamasak da, Allah emeklerimizi zayi etmeyecektir. (Halit hocam bazen kelimelerin türkçe karşılıkları orijinal şeklindeki mesajı vermiyor. Saygılar.. Allaha emanet olunuz. Yeni kelimeler kullanmalı, yeni açılımlar sağlamalıyız)
 
bayram 26-11-2007, 20:43:49
yazınızı dıkkatle okudum allah sızden razı olsun kastamonudan saygılarımla bayram hoca
 
Yeşim ALKAN 26-11-2007, 19:33:16
Niçin bu denli mükemmelliyetçiyiz ki? okuyan kişi konformist kelimesinin anlamını bilmiyor ise zahmet edip bir lugat açamaz mı? yazıyı okuyan şahıs zaten internetten okuyor ise Türk Dil Kurumu'nun sitesine veya herhangi bir siteye girerek kelimenin anlamını öğrenemez mi? Detaylarda yitmek ne boş iş.





 
halit şimşek 26-11-2007, 15:13:09
Yeni kelimeler kullanırken keşke parantez içinde kullansaydın. Üzerine durduğun mesele çok doğru ve yerinde olmuş. Kelimelerimiz de kullanılırken yerinde olmalı derim. Komformist kelimesini kullanıyorsak (dünya ehli) diyebilelim. Selam ve dua ile
 
DİĞER YAZILARI

09/08/2011 - 09:59 GENERALLER GİDERKEN

14/07/2011 - 13:11 KÜRT SORUNU ve BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA

25/05/2011 - 01:31 YENİ EVREDE SENDİKALARIN MİSYONU

14/05/2011 - 22:42 HANGİ YENİ UFUKLAR?

12/02/2011 - 22:06 NE YAPMALI?

18/08/2010 - 13:34 SENDİKALARLA İLGİLİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER EMEKÇİLERE NE GETİRECEK?

16/08/2010 - 14:51 12 EYLÜL VE DİYARBAKIR ZİNDANLARI MUHABBETİ

07/08/2010 - 11:16 BİR EĞİTİM YILI DAHA RESMİ İDEOLOJİNİN GÖLGESİNDE GEÇTİ

20/06/2010 - 22:10 KEMALİZMLE HESAPLAŞMADAN KÜRT MESELESİ Mİ ÇÖZÜLÜRMÜŞ?

17/05/2010 - 09:14 ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ KURULURKEN

21/04/2010 - 10:12 KÖLELERE ÖZGÜRLÜK!

27/03/2010 - 15:43 ZAMAN TÜNELİNDEN ÇIKMALI

23/02/2010 - 10:25 AFGAN BUMERANGI

04/01/2010 - 10:16 MEMUR-SEN’E AÇIK UYARI!

11/12/2009 - 10:25 REŞADİYE PUSUSUNA RAĞMEN İMKÂNSIZ DEĞİL

16/11/2009 - 11:41 HAREKETE GEÇME VAKTİ-II

11/10/2009 - 20:58 HAREKETE GEÇME VAKTİ - I

04/09/2009 - 14:16 HANGİ 25 YIL

07/08/2009 - 14:00 HESABINIZI VERME VAKTİDİR

15/07/2009 - 00:14 DARBENİN BELGESİ Mİ OLUR?

02/07/2009 - 10:16 SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ GEÇİYOR

24/06/2009 - 00:01 SEKÜLER DEVRİM BEKLENTİSİ

06/06/2009 - 09:57 İŞARET FİŞEĞİ

05/05/2009 - 09:19 RAHAT BIRAKIN İNSANLARI

14/04/2009 - 11:56 ERGENEKONU BİLMEZ, 28 ŞUBATTAN HABERSİZ

07/04/2009 - 11:09 MUHAFAZAKÂRLIĞIN YENİ DURAĞI: NATO’NUN ASKERLİĞİ

15/03/2009 - 12:05 KUYUCU MURAT PAŞALAR

21/02/2009 - 21:37 ERGENEKON, İLKAV VE ÖZGÜR-DER DAVALARI: ILIMLI SÜRECİN İKİ UCU

08/02/2009 - 21:11 İSLAM DEVRİMİNİN 30. YILI

04/02/2009 - 10:57 DAVOS ÇIKIŞININ UNUTTURDUĞU

15/01/2009 - 02:03 GAZZE DİRENİŞİNİN GÖSTERDİKLERİ

05/01/2009 - 04:23 GAZZE: İNSANLIĞIN SON ADASI

23/12/2008 - 13:34 HEPİMİZ MUNTAZARIZ!

09/12/2008 - 05:40 ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİ VE SAMİMİYET

25/10/2008 - 10:53 PEYGAMBERİN SÜNNETİ NEYDİ?

09/10/2008 - 09:54 SAHTE CENNETİN SONU

29/09/2008 - 10:39 GÜZEL GÜNLERE

08/09/2008 - 13:35 HALK KESESİNDEN SENDİKACILIK

15/08/2008 - 15:05 İSLÂMÎ KİMLİĞİN DEMİR ATACAĞI LİMAN NERESİ?

05/08/2008 - 17:23 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI NEYİN HABERCİSİ

30/07/2008 - 09:44 KENDİNİZİ DİRİLTİN, HURAFELERİ YIKIN

15/07/2008 - 13:08 BELGESELDEN MANİFESTOYA FOTOĞRAFIMIZ: HAMZA TÜRKMEN’İN KİTAPLARI

04/07/2008 - 13:18 GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ: SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ

25/06/2008 - 09:15 ELEŞTİRİ VE TAHAMMÜL

07/06/2008 - 10:35 PEKİŞTİRİLEN YASAKLAR, DERİNLEŞTİRİLEN DİRENİŞLER

02/06/2008 - 16:42 ÇATAL KAZIK YERE BATMAZ

05/04/2008 - 12:30 PARADİGMANIN İFLASI VE ALTERNATİFLER

27/03/2008 - 10:56 YOLDAKİ İŞARETLERDEN İSLAM BİRLİĞİNE

01/03/2008 - 10:21 28 ŞUBAT: ZULMÜN, İHANETİN, TUĞYANIN İŞARET TAŞI

02/02/2008 - 16:20 YOLDAKİ İŞARETLER’DEN ILIMLI İSLAM PROJELERİNE DEĞİŞEN EVRENSELLİK ALGISI

29/12/2007 - 12:15 SOSYAL MÜCADELE ALANLARINA “YOLDAKİ İŞARETLER”DEN BAKABİLMEK

26/11/2007 - 11:51 KÂRLARI FEDÂ ETMEDEN KÂR ETMEK MÜMKÜN MÜ?

24/10/2007 - 15:47 200. SAYISIYLA HAKSÖZ: BESLEYEN VE BESLENEN BİR IRMAK

04/10/2007 - 17:48 BAĞIMSIZ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN YOKLUĞU VARLIĞIMIZI VE GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR

07/09/2007 - 12:39 ILIMLI İSLAM: SÜREÇ VE NİYETLER

04/08/2007 - 12:33 İNANCI ARINDIRIP BERKİTMEK, İNSANLIĞI KURTARMAK

04/07/2007 - 13:00 NEYİ ANLATACAĞIZ?

09/06/2007 - 22:37 BİR SES OLMAK GEREKİYOR

20/05/2007 - 11:36 BOZULANI GÖRÜP DÜZELTMEK ZORUNDAYIZ

30/04/2007 - 12:29 NEYDEN KORKUYORSUNUZ?

10/04/2007 - 12:00 KİMİN PEYGAMBERİ: KUTLU DOĞUMUN MU, KUR’AN’IN MI?

17/03/2007 - 11:24 KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DÜNYALAR

28/02/2007 - 15:54 AYLARIN EN SOĞUĞU

16/02/2007 - 10:28 MÂLÎ YARDIM ÇALIŞMALARININ MANTIĞI

01/02/2007 - 12:35 TARİH BİLİNCİ - TARİH ZİNDANI

22/01/2007 - 15:54 SENDİKAL HAREKETLERİN SEFALETİ
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat