Süleyman GÜLEK

12 Ağustos 2023

TESETTÜRLÜ OLMAK

Tesettür; kadınların eli, yüzü, ayakları dışındaki vücutlarının bütün organlarını belli olmayacak şekilde örtmesidir. Bu örtünme yabancı erkeklere karşı örtünmedir. Bu çarşaf, bol ve uzun par­desü, manto vs. olabilir. Önemli olan vücut hatlarının belli ol­ma­masıdır. Örtünmenin amacı başkalarının bakışlarından korun­mak ve meşrû olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır.

Tesettür; vücut hatlarının belli olmaması ve câzibeyi gidermek içindir. Zaten tesettür câzibeli, çekici olmamaktır. Güzelliğini dışarı yansıtmak değil, gizlemektir, örtünme budur, tesettür budur, fakat günümüzde bazı kadınlar ve genç kızlar, başlarını örtüyor ancak, pardesü giy­miyor, ya dar bir ceket veya bluz, bir de dar kot pantolon; kendini tesettürlü sanıyor. Vücut hatları belli olyor. Kadınlar ve erkekler için dar giysiler tesettür bilincine uymaz.

Bazı kapalı genç kızlar ve kadınlar da makyaj yapıyor, tırnak uzatıyor, parfüm kullanıyor bu sayede de câzibeli olmayı artırıyor­lar. Bu şekilde sadece baş örtmekle tesettür olmaz. Tesettür, yalnız başı kapatmaktan ibaret değildir. Tesettür tarz değil farzdır.

Bütün âlimler başörtüsünün/tesettürün farz olduğu konusunda hemfikirdir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Kendilerinden görünen kısmı müstesna, üstle­rini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar.” (Nûr, 24/31) 

Tesettür bir kimlik ve kişilik yansıması, imanın dışa tezahürüdür. Çünkü kişiliği ile ön planda olmak kadını en çok özgür kılan bir durumdur. Bu yüzden tesettür fıtrîdir ve kişiyi özgür kılar. Günümüz tesettür anlayışı ise tamamen dejenere olmuştur.

Ne ilginçtir ki tesettürün mâhiyetini, hikmetinin nasıllığını belki gayr-i müslimlere veya din dışı hayatı savunanlara karşı anlatılması gereken bir mesele halinden çıkartılıp, artık mü’min kadınlar ve erkekler arasında tesettürün ne olduğunu konuşmak durumunda kalmaktayız.

Tesettür alanında yaşanan yozlaşmaya, tesetür defileleri de katkı sağlıyor. Yani, kadın dişiliği ile değil, kişiliği ile ortamlarda olmalıdır.Örtünmek, Allah rızâsı içinse o zaman cazibeli giyisilerden sakınmak gerekir. Çünkü tesettür süslenmek için değil; güzelliği, cazibeyi dışarıya yansıtmayacak şekilde giyinmektir.

Müslüman olduğunu söyleyen bazı genç kızlar ve kadınlar dışarıda açık geziyor. Makyaj yapıyorlar, süsleniyorlar ve tesettüre hiç riayet etmiyorlar.  Başörtüsü takmıyorlar, tesettüre tamamen aykırı giyiniyorlar;  dekolte (açık)  giyisiler, mini etek, mini şort, tayt ya da dar, yırtık kot, veya dar kumaş pantolon giyiyorlar, bu şekilkde dışarıya çıkıyorlar, kendilerini teşhir ediyorlar ve erkeklerin tahrik olmalarına neden oluyorlar.  

İslâm dininde teşhircilik haramdır. İslâm bunun için işe hâin bakışların önüne geçerek başlıyor. Sonra hem kadını, hem erkeği, hem nesli korumak için erkeğe ve kadına tesettürü emrediyor.  İslâm dini dünya ve ahiret saadeti için kurallar koymuştur. Tesettür de bu kurallardan birdir. 

Günümüzde modernlik, çağdaşlık, özgürlük ve cesaret söylemleriyle tesettüre aykırı  açık giyisiler normalmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor.Müslüman olan Kızların ve kadınların ister başı açık olsun ister başı kapalı olsun mutlaka tesettüre uygun giyinmeleri gerekiyor. Bu sebeple kadınlar ve genç kızlar tesettüre uygun giyinmeli, dışarıda kendilerini teşhir etmemeli ve makyajlı olmamalı, cazip, çekici vücut hatlarını belli eden transparanmüstehcen giysilerden ve davranışlardan kaçınmalıdırlar.

Dünya hayatının imtihan yeri olduğunu, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğini, iyi şeyler, doğru işler yapıldığında mükâfat; doğru olmayan işler yapıldığında ise âhirette cezasını göreceğini düşünmeyen ve düşüncesini dünya yaşamına sevk eden kişilere Rabbimizin beyanı şöyle:“Sizler dünya hayatını (yaşamını) tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret hayatı daha iyi ve daha kalıcıdır (devamlıdır). (A’lâ, 87/16-17)

Dünya  hayatı kalıcı, devamlı olmadığına göre, bu câhilce, sorumsuzca yaşam niye?Kalıcı olan, devamlı olan âhiret  hayatına hazırlanmayı, ona göre hareket etmeyi bırakıp, geçici olan bu dünyanın zevkine, keyfine kendini kaptıran kişilere acımamak elde değil.

Günümüzde zevkine, keyfine göre yaşayanlar, yazın tatil yapmak için gittikleri, tatil beldelerinde, plajlarda, erkek-kadın karışık, üstsüz, açık, saçık hepsi bir arada, “hayatımızı yaşıyoruz” diyerek, gündüz denizde, geceleri diskotek, bar, pavyon vs. yerlerde içki içerek, eğlenerek vakit geçirmektedirler.

Kışın ayrı eğlence, yazın ayrı, gece ayrı, gündüz ayrı, helâli, haramı düşünmeden, zevklerine, keyiflerine göre yaşayarak, bunu en güzel yaşam biçimi sanarak, hayatlarını böyle devam ettirmektedirler. Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. (Asıl hayat, dünya hayatı değil)âhiret hayatı; işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebût, 29/64)

Asıl hayat dünya hayatı olsaydı, insanlar dünyaya imtihan için değil, zevk, sefa sürmek için gelseydi,  dünyada yaptıklarından dolayı âhirette sorgu-sual olmasaydı, yapılan kötü işler yapanların yanına kâr kalsaydı, dünya hayatından başka âhiret hayatı, cennet-cehennem olmamış olsa idi, sorumsuzca İslâm’a aykırı bir hayat yaşamış olması yadırganmazdı.

Fakat böyle olmadığına göre, dünyaya Allah’a kulluk için, Allah’n emrettiğini yapıp yasak ettiklerinden sakınmamız gerektiğine göre, “asıl hayat dünya hayatı değil âhiret hayatı” olduğuna göre, dünya yaşamına kapılıp Allah’a kulluğu bırakmak akıl kârı değildir; “keşke bilselerdi” buyuruyor Rabbimiz.

Bu gerçekleri iyi bilmeli, iyi anlamalı ve iyi bir şekilde gereğini yapıp Allah’a iyi bir kul olma gayreti gösterilmelidir, dünya ve ahiret saadeti için iman, ibadet ve güzel ahlaka uygun yaşamalıyız. Bundan başka çıkar yol yoktur. Mü’minler olarak İslâm’a aykırı yaşayıştan rahatsız olmalıyız. Mü’minlerin yapacağı şey tebliğ yapmak, insanları hakka, doğruya, iyiye çağırmak; kötü, yanlış, doğru olmayan İslâm’a aykırı şeylerden de sakındırmaktır.