Hamza KARAHAN

13 Şubat 2007

REKLAM SEKTÖRÜ HER ŞEYİ METALAŞTIRIRKEN SESSİZ Mİ KALACAĞIZ?

 

REKLAM SEKTÖRÜ HER ŞEYİ METALAŞTIRIRKEN SESSİZ Mİ KALACAĞIZ?

 

İnsanlık, kapitalist sömürü çarkları içerisinde her gün biraz daha etkisizleştirilmektedir ve bunun sonucunda boğazına kadar sömürülmektedir. Bu sömürünün en önemli sacayaklarından birisi de, kapitalizmin itici gücü olan reklamlardır. Uluslar arası şirketler,  insan yaşantısının  var olduğu en ücra noktalara kadar ürünleriyle ve o ürünleri insanlara dayatan reklamları vasıtasıyla ulaşarak servetlerine servet katmakta. Bu durum Batının yeni sömürü tarzının     bu şekilde olduğunu  ortaya koymaktadır.

Bugün nereye başımızı çevirsek reklamla karşılaşmaktayız. Medya reklamdan geçilmezken buna bir de sokak ve cadde bil boardları eklenmiş durumda şimdilerde. Bunun yanında her gün bir yenisi zuhur eden sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, dedeler günü gibi yapay kutlama araçlarıyla da kapitalizme kan pompalanmaktadır.

İnsanları en can alıcı noktalarından vurarak veya  kimi zaman hiç farkına dahi vardırmadan, bir nevi sıradanlaştırarak gözlerin ve zihinlerin tüketime alıştırılması  sağlanmaktadır. Küresel kapitalist sermayenin sömürü çarkı, dişleri arasına sıkıştırmış olduğu insanlığı, adeta bir limon gibi sıkarak canını çıkarmaya çalışmaktadır. Tüm dünyada kapitalistlerin küresel ihtirasları kendilerini doyumsuzlaştırmış, adeta filler gibi karınlarını boğazlarına kadar şişirmiş, hayvandan aşağı mahluklara dönüşmüşlerdir. Kendilerini saraylarda yaşayan mutlu azınlığa çevirmiş, geri kalan büyük çoğunluk ise bir lokma ekmeğe muhtaç bırakılmıştır. Kapitalistlerin daha iyi bir yaşam uğruna insanlığın ekseri kısmıyla aralarına geçilmez setler koyabilmek için insanlığı bir hiç olarak sayması ve onların alın teri ve ceplerindeki az bir kuruşa  dahi göz dikmesi söz konusudur. Bunun en kolay şekli kullanmış oldukları  önemli bir araçtır reklamlar. Reklam sektörü bugün maddi kayıplara neden olmakla ve fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olmasına yol açmakla kalmamakta,  aynı zamanda toplumsal ahlakı da hızlı bir erozyona uğratarak toplumu adeta uçuruma sürüklemektedir.

 

Vahşi kapitalizmin büyük babalarından biri olan Amerika eski Başkanı Franklin Roosevelt, “Eger hayata yeniden başlamaya imkanım olsaydı, reklamcılığı bütün diğer işlere tereddütsüz tercih ederdim” diyor. İngiltere eski Başbakanı Sir Winston Churchil ise, “İnsanların tüketim gücü reklamcılığın gıdasıdır. En iyi yaşama standartları için destek üretir” diyerek insanlığın sömürülmesinde reklamın önemine özellikle vurgu yapmaktadır.

Ülkemizde de kapitalizmin fütursuzca büyümesiyle, reklam sektörünün tahribatı da giderek artmaktadır. Reklam sektörü hem medyada, hem de cadde ve sokak bil boardlarında özellikle kadını bir meta olarak kullanmaktadır. Her türlü ahlaki ilkeyi ve insani değeri hiçe sayan kapitalist şirketler, medyada, sokak ve caddelerde boy boy fahiş ve bir o kadar da iğrenç görüntüler sergileyip topluma tuzaklar kurmaktadır.

     

Değerli dostlar! Benim sizlerle özellikle paylaşmak istediğim mevzu, reklam adı altında medyanın ve sokak ve caddelerimizin ahlaki değerlerimizi hiçe sayan, insan onurunu çiğneyen görüntülerle doldurulmuş olmasıdır. Bu konuda eminim ki sizler de en az benim kadar hassasiyet taşıyorsunuzdur. Müslüman bireyler olarak bizler gerek medyada, gerekse  cadde ve kaldırımlarda yürürken böyle iğrenç görüntülerle karşılaşmak istemiyoruz. Yapılmak istenen şudur: İzlerin de tepkisiz bırakılıp gün geçtikçe kişiliğimizden ve inancımızdan tavizler verdirilmek isteniyor. Bu şekildeki  ölçüsüz reklamlara sessiz kalmamız ve bu durumu artık olağan bir durummuş gibi kabullenmemiz istenmektedir. Reklamlar, satılmak istenen  ürünlerin reklamları değil de, kapitalizme yem haline getirilmiş bazı kadınların afişe edilerek kadının  bir meta olarak kullanıldığı ,ahlak dışı ve ahlak bozma amaçlı araç haline gelmiştir.

 

Müslümanlar olarak bizler bu iğrençliklere sessiz kalamayız. ’’Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker’’ sözünün muhatapları, artık Batıl kültürünün dayatılması halini alan bu duruma sessiz kalamaz ve gerekli tavrı koyabilmelidir. Konu ile alakalı en yakın  kişi ve kuruluşları, Belediyeleri, medya kuruluşlarını tepkilerimizle uyarmalıyız, protesto etmeliyiz. Müslüman hiçbir zaman üç maymunları oynayamaz.