Mustafa KOCAMAN

22 Ocak 2007

EVLİLİĞE GİDEN YOL

EVLİLİĞE GİDEN YOL


Müslüman kardeşlerimizin evlilik bağlamında zaman zaman“göz zinası” kavramı ve bakışların sakınmasından bahsettiklerine şahit oluyoruz. Nur suresinde geçen aşağıdaki ayetleri de bu bağlamda zikrediyorlar.

"Mümin erkeklere söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Şüphesiz ki Allah (onların) yapmakta oldukları şeylerden hakkıyla haberdârdır. Mümin kadınlara da söyle; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar, (el, yüz gibi) görünen kısımları müstesnâ, ziynetlerini göstermesinler ve başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar.” (Nur, 30-31)

Evvela şunu belirtmek gerekir: Sosyal bir hayat yaşıyoruz. Birçok nedenle evimizin dışına çıkıp, bir yerlere gitme ihtiyacı duyuyoruz. Bu vesileyle birçok insanla karsılaşıyoruz. Kadını, erkeği bazılarıyla muhatap oluyoruz. Yine bu insanlar isteyerek ya da istemeyerek görüş alanımız içine giriyor.

İslam, bu toplumun yaşam biçimini çekip çeviren hakim bir renk olmaktan çıkarıldığı günden bu yana, bireyler dişilik ya da erilliklerini gizlemekten sakınmaz, utanmaz hale geldiler. Medya ve iktidar organlarıyla da bu hal sürekli desteklendi. Durum böyle diye, bizler toplum içerisinde gözü kapalı ya da başı önde gezemeyiz.

Ancak bu konuyla ilgili olarak şunu diyebiliriz: İnsan, karşı cins ile ne şekilde muhatap olursa olsun, onun üzerinde bakış ve düşüncelerini cinsellik içeren, mahremiyet sınırlarını aşan bir şekilde dolaştırırsa haram bir fiil işlemiş, gözüyle zina yapmış, karşı tarafı da buna teşvik etmiş olur. İlgili ayetler, böyle bir yanlış yapmayın diyerek uyarıyor bizi. Bu nedenle bir Müslüman gözünün, kulağının, elinin ve ayağının üzerine de örtüler çekmekle sorumludur. Başını değil, asıl bakışlarını, düşüncelerini öne eğmelidir.

Değerli bir yazarımızın bu konuda söylediklerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum:
“Bedenler kadın ve erkek olabilir ama ruh tek cinstir: İnsan. İnsanı sadece dişi ve erkek kategorisine hapsetmek, cinselliği hep akılda tutmaya yol açıyor, ilişkilere bu gerilimle yaklaşmak bütün insancıl duyguları (kardeşlik, arkadaşlık, komşuluk, dostluk vs.) öldürüyor. Bundan da sakınmalıyız. Ölçülülük insanlığımızı ezip geçecek boyutta bir patolojiye evirilmemeli”

Mevzuyu evliliğe getirirsek. “Gerçekler, hayallerle yol alır”. Evlilik de iki insanin hayallerinin beraberce yol almasıdır aslında. Bunun için birbirlerini tanımaya gayret edecekler. Tanımak içinde konuşacaklar doğal olarak. Konuşurken de birbirlerinin yüzüne bakacaklar. Böylelikle; karşı tarafın düşüncelerinin, beklentilerinin kendileri için uygunluğunu sadece söylediklerinden değil, yüzüne yansıyan görüntüden de anlamaya çalışacaklar.

Hayalen bir ev kuracaklar mesela. Bu ev içinde gezerken, dolaşırken bulacaklar kendilerini. Çocukları olacak yine hayalen. Bunun üzerine konuşacaklar. Bir Müslüman olarak içinde yaşadıkları toplumun, dünyanın sorunları konu olacak. Birbirlerini tanımak, anlamak adına bunları da konuşacaklar. Biz beraberken İslam için hayata daha fazla ne katabiliriz diye soracaklar birbirlerine yine. Şiirden, edebiyattan, müzikten, renklerden de bahsedecekler tabii; karşılıklı estetik zevklerini ölçecekler böylece. Ve “biz biriz" dediklerinde bu muhabbet bir ömür boyu, "dünya ve ahiret" devam edecek Rablerinin yardımıyla. (Yalnız sözü edilecek konuları bir öncelik sırası gözeterek, önemliyi önemsizin önüne geçirmeden karşılıklı dile getirmek hedefe ulaşmada çok daha isabetli olacaktır.)

Bir başka konu da, evlilik niyetiyle bir araya gelen insanlar için “Buluştuğunuzda, yalnız olmayın” seklindeki uyarı. Burada kasıt bu iki insan dışında başka kimsenin olmadığı ortamlar ise kesinlikle doğrudur. Ama kendileri dışında başka insanların da bulunduğu ortak mekanlar, mesela bir çay bahçesi, söz konusu olduğunda tercih, kişilerin insiyatifine bırakılabilir. Yine de kişilerin kendilerini daha rahat hissetmeleri ve yanlış anlamaları önlemek için beraberlerinde üçüncü bir kişinin olması tavsiye edilebilir. Bu insanlar İslami bir şuura sahipseler, salih niyetlerinin içine hiçbir şeytan nüfuz edemeyecektir zaten.

Kısaca; evlenmek niyetiyle bir araya gelmiş insanların bakışlarına, konuşmalarına, davranışlarına gereksiz bariyerler koymak doğru değil. Bu noktada önemli olan; Allah’ın bizler için koyduğu sınırları gözetmek, iki kişiyken üçüncümüzün, üç kişiyken dördüncümüzün Rabbimiz olduğu bilinciyle hareket etmek.