13-05-2012 13:46

Köklü Değişim mensuplarından 3 kişiye 22,5 yıl hapis

KöklüDeğişim Dergisi’nin 2009 yılı Temmuz ayında Bağcılar Hakkı Başar Kapalı Spor Salonu’nda, iptal edilen programın ardından 23 ilden yaklaşık 250 kişinin yargılandığı davada ilginç kararlar…

 Köklü Değişim mensuplarından 3 kişiye 22,5 yıl hapis
KöklüDeğişim Dergisi’nin 2009 yılı Temmuz ayında Bağcılar Hakkı Başar Kapalı Spor Salonu’nda, bütün resmî başvurular yapılarak prosedürlere uygun izin alınmış olmasına rağmen program iptal edilmiş ve 23 ilde yaklaşık 250 kişi gözaltına alınmıştı.
 
3 yıldır süren yargılamalar kısmi olarak sonuçlanmaya başladı. Bu yargılamalarda, İslamî hayatı başlatmak ve akabinde İslamî bir hayat yaşamak için gayret gösteren Müslümanlara 7,5 yıl ağır hapis cezaları verildi.
 
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 07.05.2012 günü yapılan duruşmada TCK’nın 314. Maddesi gereği, Musa Bayoğlu, Ramazan Şimşek ve Engin Uygun için her birine ayrı ayrı 7 yıl 6 ay, Bilal Can’a ise 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmaları kararı verdi.
 
Avukat Orhan Aslan Mahkemede, “Söz konusu oluşumun terör örgütü olup olmadığa bakmak gerekir. 3713 sayılı Yasa’nın 1. Maddesinde cebir, şiddet, korkutma, sindirme ve silahtan bahsetmektedir. Ancak bu olayda herhangi bir cebir, şiddet, korkutma, sindirme ve silahtan bahsetmek mümkün değildir. Daha önce Mahkeme’ye sunduğumuz bilimsel görüşlerden de anlaşılacağı üzere siyasî oluşumdan bahsedilmektedir. Terör örgütü olarak kabul edilmemektedir. Bir kısım yabancı ülkelerde legal siyasi parti olarak bulunmaktadır. Cebir, şiddet olmadığı halde, sadece adı geçen örgütün fikirlerini benimsemesi, sempatizanı olması, terör örgütü üyesi olduğunu göstermez. 26.07.2009 tarihinde düzenlenmek istenen konferans, tüm yasal izinleri alınmış bir konferanstır. Yine konferansın düzenleyicisi olan KöklüDeğişim Dergisi, legal bir yayındır. Sanıkların evlerinde yapılan aramalarında ele geçirilen dokümanlarda ise herhangi bir suç unsuru yoktur. Yine iddianamede, piknik yapmak, ders çalışmak, Kur’an okumak, halaka toplantıları olarak nitelendirilmektedir. Bunların hiç birisi suç değildir. Yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Bilgi Notu’nda da Hizb-ut Tahrir’in hiçbir cebir, şiddet içeren faaliyeti olmadığı belirtilmiştir. Yine bilimsel görüşünü dosyaya sunduğumuz, Prof. Dr. Sami Selçuk da Hizb ut-Tahrir’in terör örgütü olmadığını söylemiştir. Ayrıca söz konusu konferans için Emniyet’ten uyarı yapılmamıştır. "
 
Tutuklamalarda gerekçe olarak gösterilen Hizb-ut Tahrir’e üyelik. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü kapsamına sokulması söz konusu olmadığı halde, tutuklananlara “terör örgütü üyesi” muamelesi yapılması ve verilen cezaların TCK’nın 314. maddesine göre verilmesi, Türkiye’deki hukuk anlayışının vakıaya ve kişiye göre nasıl değiştiğini göstermektedir.”
 
2009 Temmuz ayındaki Konferans konuşmacılarından olan, 2009 yılında 8 ay tutuklu kalan ve 7,5 yıl hapis cezası verilen Musa Bayoğlu, verilen cezayı şöyle değerlendirdi: 
 
“Bize bu cezayı verenler, Allah Subhanehu ve Teâlâ’yı razı etmek ve O’nun dinini hayata hâkim kılmak için çalışmamızı engellemek istemektedirler… Tıpkı Yusuf Aleyhi’s-Selam’ı zindana attıkları gibi, Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i engellemek için yaptıkları ve diğer beldelerde Müslümanlara yapılanlar gibi… Bu karar, gayri hukukî bir karar olup hiç bir haklı gerekçesi yoktur. Bizim sahibimiz Allah Subhanehu ve Teâlâ’dır. Allah Subhanehu ve Teâlâ’yı yar ve yardımcı kabul edenler muhakkak galip gelecektir. Allah Subhanehu ve Teâla böyle buyurmuştur: 
 
“Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer gerçekten iman etmişseniz üstün gelecek olan sizlersiniz!” (Âl-i İmran 139) bir hakikattir ki bu dava Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın ve O’nun dini olan İslam davasıdır. Bu davada yapılan tüm zulümler, bu davayı güçlendirecek ve Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın izni ile zalimlerin korktukları başlarına gelecektir. İslam’ın hâkimiyeti artık şafak vakti kadar yakındır. Ancak bizi bu dünyada cezalandırmaya çalışmaları, bizi zindanlara atmaları, bizim hak olan yoldan dönmemize değil ancak imanımızı arttırmamıza vesile olacaktır.
 
“…bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” (Âl-i İmran 173) Bizim söyleyeceğimiz de ancak“Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” (Kalem 33) 
 
(Kaynak: Köklü Değişim)
YORUMLAR
  • musab   18-05-2012 14:23

    sabahtan akşama kadar her programda demokrasi diyen başbakan erdegon düşüncesinden hiç kimse hapishanede yatmıyor diyen erdegonın gercek demokrasi si bu....hakkı haykıran rabbim allah diyen ve rabbisin ilahi nizamını isteyen mustazaf müslümanlara yaptıgı zülmü unutmayacagız ve o ilahi nizam kuruldugunda bunun hesabını soracagız o batı aşıgından. allahın azabı onun yolundan alıkoyanların üzerine olsun. rabbim o kardeşlerimize sabır ihsan eylesin.