Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
Atasoy Müftüoğlu ile Hacc izlenimleri üzerine
Atasoy Müftüoğlu ile henüz gerçekleştirdiği hacc ibadeti üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik, Hacc sırasında edindiği izlenimleri dinledik.
Share |
05/12/2011

İlk olarak Hacca gidiş öykünüzden başlayalım isterseniz…

Önce şundan bahsetmek istiyorum, ben yıllardan beri hep şöyle bir klişe duyarım: “Parası olan değil, nasibi olan Hacca gider”. Bu klişeyi her duyduğumda, çok ciddi bir şekilde incinirdim. Kendimi rencide olmuş hissederdim ve derdim ki; “Hem param yok, hem de nasibim yok. Demek ki bizimle ilgili bir sorun var.”

Fakat bizimle ilgili asıl problem, 80’li yıllarda düzenlediğimiz Haremeyn’in geleceği konulu konferanslardı. Bu etkinliklerde Haremeyn’in, bir diktatörlüğün tasarrufu altında olmaması ve ümmetin oluşturacağı bir iradenin, Haremeyn’in yönetiminden sorumlu olması gerektiğine dair çalışmalar yaptık. Yaptığımız bu çalışmalar sebebiyle bizim Hacca gidişimiz engellenmişti bu güne kadar. Şimdi, ömrümüzün bu son zamanlarında biz de böyle bir şeye mazhar olduk. Paramız olmasa da nasibimiz olduğu anlaşıldı.

İhram, insana sorumluluklar yüklüyor

İnsan hacca gitmek üzere ihrama girdiğinde yeni bir iklime giriyor, yeni bir duyarlılıkla karşı karşıya kalıyor. Bütün dikkatini bu niyet istikametinde topluyor. Bu yeni iklim ve heyecanla yola vasıl oluyoruz.

İhrama girmek, ihrama girdiğiniz andan itibaren sürekli bir sorumluluk ve dikkat içinde olmanızı zorunlu kılıyor. Hiçbir insanı veya hiçbir canlıyı hiçbir şekilde incitmemek anlamına geliyor ihrama girmek. Dolayısıyla böyle bir uyarıyla yola çıkıyorsunuz. Ve bu uyarı size sadece ihram anında değil, her durumda aynı inceliklere sahip olmanız gerektiğini hissettiriyor.

Uçağımız tamamen hacı adaylarından oluşan ve kalabalık, 400 kişilik bir uçak. Herkes ihramlı ve ihramın ikliminde yaşıyor. Bir heyecan olduğunu hissedebiliyorsunuz. Fakat uçağa bindiğimizde benim merakıma mucip olan ilk şey şuydu; bu 400 kişilik uçakta acaba kaç kişi okuyor? Bu benim için çok önemliydi. Uçağı dolaştım ve çok üzgünüm, herhangi bir şekilde okuyan veya elinde herhangi bir kitap bulunduran hiç kimseyi görmedim. Gönlümden şöyle bir şey geçiyordu; oradaki hacı adayları, özellikle de gençler, Ali Şeriati’nin “Hac” kitabı, veya Mustafa İslamoğlu’nun “Hac Risalesi”, veya da bir Kur’an-ı Kerim meali okuyor olabilirlerdi. Hac’la ilgili konuları okuyor olabilirler gibi bir merakım vardı fakat bu merakımı izale edecek bir durum göremedim. Ayrıca şunu da belirteyim, hac boyunca Mekke ve Medine’de de Kur’an-ı Kerim dışında bir kitap okuyan bir hacıya rastlamadım.

Mekke kenti: Büyük bir düş kırıklığı

Cidde’den Mekke’ye yöneldiğinizde insanı çok farklı bir duyarlılık etkisi altına alıyor. Bunu doğrudan doğruya hissediyorsunuz. Çünkü insanlığın en büyük, en eski, en kadim coğrafyasına gidiyorsunuz. Kur’an-ı Kerim’in indiği mekana gidiyorsunuz. Bütün peygamberlerin bir şekilde geçtiği, mesajlarıyla etkilediği bir beldeye gidiyorsunuz. Emin bir beldeye gidiyorsunuz. Bütün bunlarla birlikte içinizde bir heyecan çarpıntısı hissederek Mekke’ye gidiyorsunuz.

İlk defa giden birisi olarak benim için Mekke kenti büyük bir düş kırıklığına neden oldu. Çünkü Mekke’nin bütün bir tarihsel ve kültürel dokusunun bilinçli olarak imha edildiğini ilk nazarda görebiliyor insan. Sonradan anlıyoruz ki bu imha, mezhepçi bir ideoloji devleti tarafından bu noktaya getiriliyor. Eğer Mekke ve Medine’nin dokunulmazlığı sürdürülebiliyor olsaydı, bu şehirler mevcut çarpık yapılaşmadan ve betonlaşmadan korunabilirdi. Ama orada böyle bir hassasiyetin olmadığını görüyorsunuz.

Tabi Mekke’ye gidince ilk işiniz tavaf ve say yapmak oluyor. O anda Kabe’ye yaklaşmak, Kabe’yi hissetmek, Kabe’yi görmek, olağanüstü bir durumun adı. Bunu sözcüklerle tanımlamak mümkün olmayabilir. Bu ancak yaşandığında hissedilebilecek bir şeydir. Orada duygularınız tanımlanamayacak bir noktaya ulaşıyor. Orada sizi bütünüyle altüst eden bir ruh haliyle karşılaşıyorsunuz. Çünkü Allah’ın evindesiniz ve Allah’ın misafirisiniz. Bundan daha büyük bir lütuf olamayacağını düşünüyorsunuz ve o bilinçle oraya varıyorsunuz.

Önce bir ziyaret namazı kılıyorsunuz ve sonra tavaf yapıyorsunuz. Bu tavaf sırasında gözünüze, gönlünüze ve bilincinize ilk çarpan şey şu oluyor; Kabe, bütün renkleri, bütün dilleri, bütün farklılıkları, bütün etnisiteleri, özgürleştiriyor. Orada bütün renkler, bütün diller ve bütün ırklar sonuna kadar özgür, bütün ırkçılıklar reddediliyor. Daha da önemlisi, bütün ayrıcalıkların da reddedildiğini görüyorsunuz. Orada hiçbir ayrıcalığa yer yok ve hiçbir ayrıcalık da orada kendisini hissettirmeye çalışmıyor. Çünkü orada ümmetin bir parçası oluyorsunuz. Ümmetin bir parçası olmak çok heyecan verici bir şey. Bu renkleri yargılamadan, bu renklere karşı herhangi bir olumsuz izlenim taşımadan, bütün bu renklerle bütünleşmek olağanüstü bir olay.

Kabe, eşi görülmemiş bir buluşmayı gerçekleştiriyor

Benim Hac’la ilgili iki farklı izlenimim oldu. Biri olumlu ve heyecan verici boyutu, diğeri de eleştirel ve olumsuz olan boyutu. Olumlu olanı, orada farklı renkten insanlarla aynı safta buluşuyor olmanın verdiği umut. Fakat daha sonraki günlerde bu farklılıkların ne anlama geldiğine ilişkin çözümlemeler yaptığınızda bu umutlarınız maalesef zayıflayabiliyor.

Kabe, başka hiçbir uygarlıkta benzerini bulamayacağımız bir içeriğe, niteliğe ve özelliğe sahip. Çünkü Kabe, insanlık tarihi boyunca bir benzeri olmayan bir buluşmayı gerçekleştiriyor. Bu buluşmanın sayılarla değil, niteliklerle ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz.

Kabe bu muhteşem buluşmayı hem gerçekleştiriyor, hem de sürdürüyor. Çünkü Kabe demek, sürekli devinim demek. Orada zamanın hiçbir şekilde sınırlandırılmadığını görüyorsunuz. Orada namaz vakitleri dışında sürekli bir akış, hareketlilik ve heyecan var. Aynı zamanda sürekli bir umut hali var, Herkes Rabbi ile konuşuyor, ona müracaat ediyor, ona ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Yani orası, Allah’a doğrudan yöneldiğimiz bir mekan olarak somutlaşıyor gözümüzde ve herkes orada kendisine bir çeki düzen veriyor, daha dikkatli hareket etme ihtiyacı duyuyor. Dolayısıyla Kabe’nin böylesine hareketli bir hali var. Orada hareketlilik hiç eksilmiyor. Bir yandan da bu hareketliliğin içeriği hakkında düşünmek gerektiğini hatırlıyoruz.

4 milyon hacı üzerine düşünmek

Ben Hac’da, Mekke ve Medine’de geçirdiğim günlerde, bu büyük ve muhteşem buluşmayı gerçekleştiren 4 milyon kişi üzerinde düşünme fırsatı buldum. Bu 4 milyon kişi ne vaat ediyor?

Ben insanların niyetlerini ve duygularını sorgulamıyorum. Bu insanlar samimi niyetleri sebebiyle oraya geldiler, ben bunun bilincindeyim. Fakat bu insanların davranışlarını sorgulamak gibi bir sorumluluğumuz olabileceğini de düşünüyorum. Yani sokakta, caddede, Kabe’de insanlar ne tür davranışlar içerisindeler, bunu değerlendirebiliriz.

Beni heyecana sevk eden şey, ümmetin bütün renklerinin ve bütün farklı yorumların bir arada ve hiçbir sorun söz konusu olmadan var oluşunu orada somut olarak görmekti. Fakat daha sonra, bu var oluşun Kabe’den ayrıldıktan sonra devam etmediğini hatırlayarak, bu defa bir umutsuzluğa ve düş kırıklığına uğruyorsunuz. Ben burada umutsuzluk derken şunu kastediyorum; evvela her Müslümanın şunu bilmesi gerekiyor; çaba harcamayan, sorumluluk almayan Müslümanların, bireylerin ve toplumların umuda istihkakları olmadığını konuşmamız gerekiyor. Yani teslimiyetçi bir umut bizleri yanıltabilir ve helâke sürükleyebilir. Teslimiyetçi bir umut, gerçeklerle rüyalar arasında bir ayrım yapamayacağımız noktaya getirebilir bizi. Dolayısıyla düşlerden gerçeğe uyanmak gibi bir sorumluluğumuz var.

Bu 4 milyon kişinin Kabe’deki buluşmasının Kabe dışındaki dünyaya bir yankısı olmuyor. Halbuki böyle bir yankısı olmalıydı. 4 milyon kişi ne söylüyor, ne istiyor, ne bekliyor, dünyayı nasıl algılıyor, olayları nasıl algılıyor? Ortadoğu ülkeleri birer birer yeniden sömürgeleştiriliyor fakat bu ülkelerden gelen hacılar bu konuda herhangi bir siyasal çözümleme yapma yeteneğine sahip değiller. Bunlar üzerine düşünmek gerekiyor.

Ayrıca orada, bu büyük buluşmada, gerçek anlamda bir buluşmayı başaramıyoruz. Çünkü Müslümanlar arasında dil sorunları var. Bu dil sorunları sebebiyle sağlıklı bir iletişim kurulamıyor. Farklı ülkelerden gelen insanlar birbirleriyle selamlaşmıyorlar. Kabe avlusunda toplanan, yatan binlerce insan, sadece kendi içerisinde sohbetler ediyor.

Haccın gündemi olmalı!

Haccın bir gündemi olmalı. Bu gündem, her sene İslam dünyasının temel ve öncelikli sorunlarıyla ilgili belirlemeler yapmalı ve bu sorunlar, İslam dünyasının seçkinleri, alimleri, kültür adamları, siyaset adamları tarafından ele alınmalı; bütün bunlar, Arafat’ta bir araya gelen ehliyet sahipleri tarafından tartışmaya açılmalı. Biz şu anda tartışmanın dışındayız ve bunları tartışmıyoruz. Haccın bir gündemi yok.

Hac’da kimi kişisel diktatörlükler sorgulanırken, kimilerinin de dokunulmazlıkları olduğunu görüyorsunuz. Örneğin Suriye gibi, Mısır gibi, Libya gibi ülkelerdeki kişisel diktatörlükler devrilirken, Suudi Arabistan diktatörlüğünü tahkim eden bir emperyal proje var. Çünkü Suudi Arabistan aracılığıyla onlar İslam dünyasını kontrol edebileceklerini düşünüyorlar. Bu ikiyüzlü politikaların Hac’da tartışılması gerekiyor. Suudi Arabistan şu anda bölgede Amerika’nın çıkarlarını temsil ediyor. Mekke ve Medine’nin güvenliği Amerika tarafından sağlanıyor. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.

Haremeyn’in bir ailenin tekelinde olmaması gerekiyor, o ailenin perspektifi ve yaklaşımıyla sınırlandırılmaması gerekiyor. Aynı zamanda bu ailenin İslam’a ne derece hizmet edip etmediğinin, İslam dünyasının sorumluları tarafından tartışılması gerekiyor. Çünkü bu Suudi ailesi ve kabilesinin prensleri ve prensesleri, hacıların gelirlerini dünyanın ünlü kumarhanelerinde israf ediyorlar. Lüks, ihtişam, debdebe, sefahat ve saltanat için hunharca paralar harcıyorlar. Yine bu Suudi yönetimi, ülkelerindeki bir isyan hareketini bastırmak için kitlelere milyarlarca dolar rüşvet dağıtıyor. Orada bunları düşünüyorsunuz. 

(Söyleşi: İsmail Kaplan / Dünya Bizim)

810
YORUM LİSTESİ
Mehmet Gündüz 16-12-2011, 23:21:43
Rabbim Haccınızı mebrur, amelinizi makbul eylesin, hayirli ömür sağlıkı sıhhatlı beden bahşetsin RAHMAN Olan Rabbimiz kuran ile inşa ettiği ilk kuran nesli olan peygamber ve sahabesi mekkeyi fethedip RABBİMZİN Buyruğuna ve atamız olan hz ibrim çağrısın icabet ederek o inkilabi ibadeti yaparak içlerindeki ve dışlarındaki şeytanları devirdilerse bizlerede o bilinç düşünce akide ve cesareti versin selam ve dua ile ALLAHA Emanet.
 
bekir 07-12-2011, 10:15:11
Rabbim haccınızı kabul etsin.İnşaallah hac ile izlenimlerinizden istifade etmeyi,ümmet bilincine sahip olmayı Allah nasib etsin.
 
ilyas metin 06-12-2011, 21:07:34
Abimizden Allah razı olsun
düşüncelerinden istifade ediyoruz
bu yazıyı paylaşanlardanda Allah razı olsun
 
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

09/04/2012 - 18:23 "Atatürk'ün kavgası İslam'laydı"

08/04/2012 - 15:42 Sait Şimşek: Din deyince birilerinin aklına esrarlı şeyler geliyor

25/03/2012 - 13:53 Kemal Kelleci: Fî Zilal-il Kur'an'ı okudum, hayatım değişti!

14/03/2012 - 10:47 Akif Emre: Müslümanlar hiç Kur'an okumuyorlar mı?

08/03/2012 - 22:37 11 Eylül’den sonra Ekvador’da Müslüman nüfus ikiye katlandı

03/03/2012 - 12:19 Milli Gazete'ye konuşan Birand: Erbakan rejime bağlı biriydi

31/01/2012 - 14:54 Hüseyin Alan'la "Siyerin Gölgesinde" üzerine

20/12/2011 - 22:20 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

13/12/2011 - 14:29 Mehmed Durmuş'tan anayasa çalışmalarına dair tesbitler

05/12/2011 - 13:23 Atasoy Müftüoğlu ile Hacc izlenimleri üzerine

17/11/2011 - 12:53 Herkes susturuldu, "Nutuk" konuştu!

14/11/2011 - 22:05 Alkan: Kemalizm bizatihi M. Kemal'in icadı

21/10/2011 - 06:31 Ferda Kürün: Tesettürde moda olmaz

11/10/2011 - 23:45 "Öykünülmüş bir hayat, mü'mine göre değil"

26/09/2011 - 22:54 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -II-

25/09/2011 - 22:22 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -I-

13/09/2011 Pamak'la 12 Eylül, 82 Anayasası ve yeni anayasa arayışı üzerine

05/07/2011 - 11:06 Laçiner: BDP, Doğu’nun CHP’si

04/07/2011 - 18:46 Murat Belge: Türkiye’de faşizm aileden değil eğitimden gelir

20/06/2011 - 23:41 Abdurrahman Arslan: İktidar, Müslümanları dönüştürdü

12/06/2011 - 17:13 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

09/06/2011 - 00:39 "Memleket sıcak, vatan şovendir"

16/05/2011 - 22:11 Hikmet Ertürk'le internet ve gündem üzerine hasbihal

08/05/2011 - 21:21 Şule Yüksel: Tesettürün içi boşaltıldı

08/03/2011 - 12:58 Müftüoğlu: Neo-liberal diktatörlüğün kucağına atlıyoruz

14/02/2011 - 06:57 Pamak: 'İnşa ve ıslah edici, basiret ve merhamet dili' hangisi?

18/01/2011 - 00:03 Atasoy Müftüoğlu: Ümmet bilinci oluşturmalıyız

28/12/2010 - 21:53 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

28/12/2010 - 07:21 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

15/12/2010 Pamak: Eski statüko da, yenisi de kapitalist

02/12/2010 - 10:49 Pamak: Bir şey ya haktır ya bâtıl, ikisinin ortası olmaz

28/11/2010 - 06:58 Sırma: Türkiyeli Müslümanlar 80'li yıllardaki gibi kitap okumalı

22/11/2010 - 10:06 Pamak: Tağuta tağut demek, bazı Müslümanlarca hor görülür oldu

06/11/2010 - 10:55 "Atatürk'ün gösterdiği önemi kimseden görmedik"

05/11/2010 - 11:30 Pamak: Bütüncül ve sahici adalet, İslam'la mümkündür

26/10/2010 - 08:18 Pamak: Gönüllü sekülerleşme ikame ediliyor

24/10/2010 - 18:43 Mehmet Pamak'la söyleşi dizimiz devam ediyor

01/10/2010 - 15:02 "Kışkırtıcı giyim kadını 'ucuz' gösteriyor"

29/09/2010 - 17:34 "Türkiye laikliğinde, din devletin emrindedir"

18/09/2010 - 14:32 Direniş öğretmeni Şeyh Ahmed Yasin'in oğlu ile...

14/09/2010 - 23:07 İslami hareketin dili üzerine...

23/08/2010 - 12:34 "İsrail'i hiçbir zaman tanımayacağız"

20/08/2010 - 14:04 "Hamas, direnişten asla vazgeçmeyecek"

13/08/2010 - 12:03 "Türkler Kürtleşiyor, Kürtler Türkleşiyor"

02/08/2010 - 20:14 Yücel Bulut'la yoksulluk üzerine

20/07/2010 - 10:32 Mehmet Pamak'la söyleşimizin 2. bölümü

18/07/2010 - 20:52 Mehmet Pamak'la söyleşimizde 2. bölüm

12/07/2010 - 19:06 "Türkiye solu İslamofobik"

30/06/2010 - 10:59 Mehmet Pamak'la, İslamsız adalet arayışları üzerine

28/06/2010 - 10:07 Biz sorduk, Mehmet Pamak cevapladı...

11/06/2010 - 20:37 "Şehidlerimiz ümmetin yüzünü ağarttılar"

21/05/2010 - 17:29 “AK Parti Müslümanları Dönüştürdü”

13/05/2010 - 11:18 İzzet'imize sahip çıkalım

12/05/2010 - 11:31 ‘TV, kültürel işgalin Truva atıdır’

02/05/2010 - 18:46 Özgür Yazarlar Birliği kuruldu

28/04/2010 - 14:29 "Başörtüsü yasağının ardında zihniyet sorunu var"

19/04/2010 - 11:00 "Mahalle, kentin yoksullarına idame-i hayat imkânı sağlıyor"

17/04/2010 - 15:35 Bardakoğlu, Baykal gibi konuştu: İslam'ın rejimlerle sorunu yok

15/04/2010 - 13:44 "İslam dünyası, iç cahiliyeye düşmenin bedelini ödüyor"

08/04/2010 - 19:32 "Postmodernizm, İslamcıları da, Kemalistleri de değişime zorluyor"

06/04/2010 - 17:53 Türkmen'den "Türkiye İslamcılığı" - "Tevhidî İslamcılık" kıyası 

05/04/2010 - 12:05 "28 Şubat'ın ilk organizasyonu 1994'deki 'laiklik mitingi'dir"

13/03/2010 - 12:05 Ahmed Kalkan'la "güzelleşme" söyleşisi

06/03/2010 Mete Tunçay: Cumhuriyet Takrir-i Sükun'la diktatörlük oldu

14/02/2010 - 19:22 "Darbeler İslam’a karşı yapılıyor"

06/02/2010 - 17:01 Kişisel gelişimcileri kovacağız!

03/02/2010 - 13:41 "Politik liberalizm, muhafazakârlığı sekülerleştiriyor"

29/01/2010 - 17:23 Kürşad Atalar ile `Batının Kaynakları` üzerine

26/01/2010 - 17:17 Çongar, 'Balyoz'un hikâyesini anlattı

26/01/2010 - 12:53 Haham Kohen: Siyonizm'in ne dini var ne imanı

23/01/2010 - 11:16 Ece Nur'un babası sitem dolu

16/01/2010 - 18:53 İslamcılık sınır aşma hareketidir!

11/01/2010 - 19:52 Ailesi konuştu: Enver'in reddi, imani

04/01/2010 - 19:39 İslam, devletin yedeği değildir

04/01/2010 - 15:07 Dinç Bilgin'den 28 Şubat itirafları

02/01/2010 - 11:33 Açılım, devletin kendisini yeniden yapılandırma projesidir

25/12/2009 - 18:45 İslamoğlu: Kemalizm, Apoizm'in ebeliğini yaptı

11/12/2009 - 19:22 "Çeçenya'da cihad asla bitmez"

18/11/2009 - 12:48 Taha Akyol: Atatürk, dini siyaseten kullandı

16/10/2009 - 15:38 Hamza Er'le İslami dergicilik üzerine

30/08/2009 - 11:11 İbrahim Sarmış'la Seyyid Kutub üzerine

17/08/2009 - 18:11 "Milliyetçilik paganizme dönüştür"

15/08/2009 - 15:15 "Ramazan arınma ve dirilme mevsimidir"

25/06/2009 - 20:15 Rıdvan Kaya ve Roni Marguiles "İrtica Eylem Planı"nı değerlendirdi 

23/06/2009 - 09:53 Çeçen komutanla Mısır'ın son ihaneti, Çeçenya'daki durum ve Türkiye'deki mülteciler üzerine

05/06/2009 - 18:21 "İsrail, ırkçı bir apartheid devletidir"

07/05/2009 - 22:32 Dünya bizim için ‘Mekke’, farkında değiliz!

26/03/2009 - 22:19 Kürşad Atalar'la Filistin ve direniş üzerine

06/03/2009 - 23:53 Hüseyin Bülbül ile ufuk turu

17/02/2009 - 00:02 İslami direniş önderi Ahmed Yasin’i oğlu anlatıyor

15/02/2009 - 22:47 "Muhafazakârlıkla Kemalizm arasında temelde fark yok"

11/11/2008 - 17:25 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu

11/10/2008 - 11:45 İdeal olan Kur'an'la aracısız konuşmaktır

09/10/2008 - 15:42 Yusuf'un üç gömleğinde de büyük dersler var

03/10/2008 - 13:22 Okumanın yerini hiçbir şey tutmaz

24/09/2008 - 10:37 Pamak: Kur'an neslini inşa etmeliyiz

16/09/2008 - 09:07 "Kapitalizm, Ramazanı metalaştırıyor"

15/09/2008 - 09:40 "İslamcılık, İslam'la başlamıştır"

30/08/2008 - 10:16 Dikkat çekici bir hidayet öyküsü

25/08/2008 - 13:47 "Doğru hayat, Kur'an ahlakıyla ahlaklanmakla mümkündür"
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat