Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -I-
Yeni Şafak gazetesinden Emeti Saruhan, yazar Atasoy Müftüoğlu ile önemli konuların ele alındığı bir söyleşi gerçekleştirdi. Tam anlamıyla bir ufuk turu niteliği taşıyan, Müftüoğlu'nun çok önemli tesbitlerde bulunduüğu söyleşiyi iktibas ediyoruz.
Share |
25/09/2011

İslam ümmeti akla veda ettiği gün tarihe de veda etti. Yeniden tarihe dönmesi için yeniden akla dönmesi gerekli. Araçsal bir aklı kastetmiyorum, vahiyle uzlaşmış bir aklı kastediyorum. Fakat çarpıcıdır, yeniden İslam dünyası mistisizme dönüyor. Bu ümmetin asla ve kat'a bir geleceği olmayacak demektir. Çünkü şu anda tarihsel bağlamda neo-liberal bir işgal ve istila yaşıyoruz. Biz bunu fark etmiyoruz. Demokrasinin modern zamanlarda bir dekor olduğunu Müslümanların öğrenmesi gerekiyor. Asıl büyük kararların sermaye tarafından verildiğini öğrenmek gerekiyor. 

 'Arap Baharı' diye bir tanımdan söz ediliyor. 'Arap Baharı' diye bir bahar yok. Prag Baharı'ndan ilham alınmış bir şey. Tanım Araplara ait bir tanım değil. Düşünce hayatımız özgür değil. İslami bilgi özgür olmayınca nasıl zihinlerimiz özgür olabilir? Avrupa sürekli entelektüel tahakküm üretiyor. Bizim artık o tahakkümle ilgili rahatsızlığımız ya da farkındalığımız yok çünkü içselleştirmişiz. 

Bu neo-liberaller çağında dini hayat bireyselleşiyor. Büyük kültürler küçük kültürleri yerellikleri yutuyor. Hiçbir direniş gösteremiyoruz. Çünkü kültürel içerik üretmiyoruz. Gelip sorsunlar, 21. yüzyıla ne öneriyorsunuz? Var mı önerimiz? Dini hayat bir cemaatin menkıbe fabrikalarında her gün endüstriyel olarak üretilen rüyalarıyla yürüyor. Bilinçle değil. Bu cemaatlerin sayıları, paraları, menkıbe fabrikaları çoğalırken, bir diğer tarafta hâlâ zihinsel bir taşrada yaşıyoruz. Avrupa merkezli düşüncenin taşrasıyız. Taşrada oturan merak etmez, sorgulamaz, üretmez sadece merkeze bakar. Merkez ne yapıyorsa onu yapar. 

Zihinsel cesarete ihtiyacımız var. Statükoları sorgulamak. Bütünüyle reddetmek değil. Biz şimdi geçmişin yasını tutuyoruz, geçmişe tapınıyoruz, bu anlaşılabilir bir şey değil. Bu yüzden bugün dünyada ne olup bittiğinin ayırdında değiliz. Dünya neyi konuşuyor, neyi tartışıyor? Müslümanlar olarak hiçbir tartışmayı biz başlatmıyoruz. Hiçbir tartışmada taraf değiliz. Zihinsel savaş vermiyoruz. En yetişkinimiz bile hâlâ Türkiyeci. Türkiye'de itiraf edilmemiş bir milliyetçilik var.  

Biz Kürt halkının acılarını, hassasiyetlerini, sorunlarını, beklentilerini anlamak için çaba göstermeliyiz, siyasetini değil. Kürt siyaseti birtakım ateist unsurlar taşıyor. Oradaki dünün İslamcıları da Kürt İslam sentezcisi haline geldiler. Bunları da konuşmamız gerekiyor. Bizim küresel ölçekte bir perspektif, vizyon, proje oluşturmamız gerekiyor. İslam bunu yapabilir. Önerileri var. Geçmişe kapandığı için bunu yapamıyor. İçerik üretemediği için yapamıyor. Menkıbe, masal, efsane, gelenek görenek din haline geldiği, din de bir muhafazakarlığa dönüştüğü için bunu yapamıyor. Çünkü din artık bir folklor.  

Sizi temin ederim şu anda yüzlerce düşünce kuruluşu Türkiye'de faaliyet halindeler. Hoşgörülü bir İslam tanımı için uyarıyorlar Müslümanları. "Mevlana okuyun, Yunus okuyun. Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek" diye. Halbuki bugün döveni dövmek gerek, sövene sövmek gerek. Biz her gün dövülüyoruz. 70 yaşındayım. 3-4 yaşlarımdayken babam Ankara'nın köyünde imamdı. Çocuklara Kur'an okuttuğu için prangalara vurulup, 15 kilometre yürütülerek karakola götürüldü. O günden beri bizi mutlu eden bir gün hatırlamıyorum. Neo-liberal dönemde fuhşiyat ve münkerat sonuna kadar özgür ve kendini meşrulaştırdı. Ahlakı savunamıyoruz. 

Eskişehir deyince akla gelen isim Atasoy Müftüoğlu'dur. Bunu Eskişehirli olduğumu öğrenenlerin hemen ardından "Atasoy Abi'yi tanıyor musun?" diye sormasından biliyorum. Şehir dışından gelip bürosunda konuk olanlara ikram ettiği 3 çay, bir simit, bir elma, kitap ve lokumun, o güzel sohbetinin yanında sözü bile olmaz elbette ama ben misafirperverliğini anlatmak için yine de söyleyeyim. Kendisi ise öyle duru, öyle sağlam, öyle derin ki anlattıklarını saatlerce dinlemek mümkün. Her ne kadar dertlerimiz hakkında acı reçeteler yazsa da isabetli teşhisler yapıyor. Sorunumuzun üretememek olduğunu fakat bunun farkına bile varamadığımızı, çünkü İslam dünyası olarak aklımızı bir yerlerde unuttuğumuzu söylüyor. Sizi Atasoy Abi ile başbaşa bırakıyorum. Öyle diyorum çünkü o hepimizin abisi...

Röportaj: Emeti Saruhan / Yeni Şafak

Tarihsel - geleneksel bir İslam'dan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Türkiye'de bizler Müslümanlar olarak sağlıklı bir İslam tarihi terbiyesi almadık, daha doğrusu tarih felsefesi terbiyesi almadık. Geleneğimizde tarih felsefesi yapmak gibi bir şey yok. Tarih felsefesi ile büyük olaylar, büyük adamlar tarihinden çok, bir 'düşünce tarihi' perspektifine sahip olmayı kastediyorum. Tarihi bir bütünlük içinde düşünmek, özellikle küresel çağda genç Müslümanların, kendilerini bir yerelliğe, bir mezhebe, bir etnik asabiyete, bir ülkeye kapatmadan, bütün bir yeryüzü ve insanlık gerçeğini bir bütünlük içinde takip etmeleri gerekiyor. Müslümanlar yerel, mezhepsel ya da etnik herhangi bir asabiyetle sınırlandırılmış bir tarih terbiyesine sahipseler hiçbir zaman gerçek ümmet olmayacak.

Tarih bir bütünlük içinde nasıl düşünülür?

Türkiye'de yaşayan Türkler için tarih Türklerin tarihinden ibaret. Araplar için Araplardan, Kürtler için Kürtlerden, Farslar için Farslardan ibaret. Hiçbirisinden ibaret değil! Bunların hepsinin tarihe bir şekilde katkıları oldu. Fakat katkı hangi bağlamda oldu bu çok önemli. Düşünsel mi, entelektüel mi, askeri mi, ekonomik mi? Bunların belirlenmesi gerekiyor. Asıl soru şu; İslam ve Müslümanlar tarihten nasıl çekildiler. İslam'ın ortaya çıkışından sonra İber yarımadasına giden Müslümanlar şimdi nerede? Küreselleşme çağı da değildi, iletişim çağı da değildi. Bu kadar kısa zamanda nasıl İberya'yı ihya ettiler ve hâlâ etkileri tartışılan bir medeniyet doğdu? Sonra ne oldu da tarihten çekildik? Şu anda neden tarihin nesnesiyiz? Niçin bugünün tarihi bizi bir istatistik malzemesi olarak görüyor ve bize hiç saygısı yok? Niçin bu sürece itiraz edemiyoruz sahte gerekçelerle, hilelerle ülkelerimiz işgal ediliyor? Buna tarihsel yanıtlar bulmamız gerekiyor. Ben son 500 yılın bütün Müslümanlar tarafından eleştirel bir analizle okunması gerektiğini düşünüyorum. 1492'de Müslümanlar tarihte ilk defa fiziksel olarak bir yerden çekiliyorlar ve içe kapanıyorlar.

Sizin tespitiniz ne?

Tek bir nedene indirgenemez ama basitçe; 21. yüzyılı tanımlayamamak, ihtiyaçlarına yanıt verecek bağlamda içerik üretememek... Hiç abartmadan bugün bir bilinç felci yaşadığımızı söyleyebiliriz. İslami bağlamda bilinç, bilgi, yorum üretmiyoruz. Tarih üretmiyoruz, eylem üretmiyoruz. Üretilenlerin tümüne maruz kalıyoruz, korkarım ki maruz kalmaya devam edeceğiz.

Neden üretemiyoruz?

İslam ümmeti akla veda ettiği gün tarihe de veda etti. Yeniden tarihe dönmesi için yeniden akla dönmesi gerekli. Araçsal bir aklı kastetmiyorum, vahiyle uzlaşmış bir aklı kastediyorum. Fakat çarpıcıdır, yeniden İslam dünyası mistisizme dönüyor. Bu ümmetin asla ve kat'a bir geleceği olmayacak demektir. Çünkü şu anda tarihsel bağlamda neo-liberal bir işgal ve istila yaşıyoruz. Biz bunu fark etmiyoruz. Demokrasinin modern zamanlarda bir dekor olduğunu Müslümanların öğrenmesi gerekiyor. Asıl büyük kararların sermaye tarafından verildiğini öğrenmek gerekiyor. Bugün mezhepçilik varsa ve bu utanç vericidir ki hâlâ var, insanların hangi mezhepten olduğunu konuşuyorsak böyle bir kültürün geleceği yok.

Bu gettolaşmaya neden olmaz mı?

Gayet tabi, içe kapanıyoruz. Küreselleşmeyi paylaşmayabiliriz, küreselleşme karşıtıyız, küreselleşmeyi sorgulamalıyız ama bir diğer taraftan küreselleşmenin sağladığı birtakım zihinsel imkanlardan da faydalanıyoruz. Örneğin ulus devletle biz hesaplaşmalıydık Müslümanlar olarak ama küreselleşme hesaplaşıyor. Takdis edilmiş devletle küreselleşme hesaplaşıyor.

Ya da biz küreselleşmeyi arkamıza alarak yapıyoruz bunu...

Evet. Müslümanlar yakın zamana kadar Kürt sorunu söz konusu olduğunda devlet yorumunun yanında yer aldılar. Hala devlet yorumunu tüketmeye devam ediyorlar. Böyle korkunç bir şey olur mu? Zihinlerimize düşüncelerimize kim vaziyet ediyor? Oryantalist klişeler. 'Arap Baharı' diye bir tanımdan söz ediliyor. 'Arap Baharı' diye bir bahar yok. Prag Baharı'ndan ilham alınmış bir şey. Tanım Araplara ait bir tanım değil. Düşünce hayatımız özgür değil. İslami bilgi özgür olmayınca nasıl zihinlerimiz özgür olabilir? Avrupa sürekli entelektüel tahakküm üretiyor. Bizim artık o tahakkümle ilgili rahatsızlığımız ya da farkındalığımız yok çünkü içselleştirmişiz.

Bugün yaşadığımız İslam üretilmiş bir İslam mı?

Miras alınmış bir İslam, çünkü üzerinde düşünmedik. Mirasyedi gibi hareket ediyoruz. Geçmişte üretilen her şeyi tükettik. Geçmişte üretilenler günümüze cevap vermiyor. Onun için bir tıkanma bir felç durumu yaşıyoruz. İslam dünyasında bir otorite olmadığı için masallarla, menkıbelerle, efsanelerle, rüyalarla bezenmiş bir din algısı, özellikle genç kuşakları narkoz gibi etki altına alıyor.

Geleneksel İslam anlayışı mı bu?

Tabi, düşünmüyor kimse düşünmüyor. Taklit geleneği diye bir gelenek var. Kimi taklit ediyorsanız olun, intihar etmiş olursunuz. Dünyanın en seçkin otoritesini taklit ediyor olsanız bile... Mümkündür ki siz daha farklı bir potansiyelle hayata gönderilmiş olabilirsiniz. O taklit ettiğinizi aşma yeteneğine sahip olarak dünyaya gelmiş olabilirsiniz. Taklit sizi hemen bilinç alanının dışına çıkarır. Tekrar da bilinç alanının dışına çıkarır. Şu an dini hayat bütünüyle bilinç alanının dışında hareket ediyor.

Bu duruma alimlerin neden cevap verme kaygısı olmadı?

Geçmişte alimler 'bu kadar yeter' dediler. Bu ne demek? "İçtihada gerek yok. Bütün soruları cevapladık bu kadar yeter" demekti. Bununla başladı her şey. Ama yetmiyor. Dolayısıyla bugün yeniden alimlerin, entelektüellerin, aydınların içtihadı konuşmaları gerekiyor. Koşulları yerine getirenler içtihad yapmalılar. Bu böyle devam edemez. Çünkü bu neo-liberaller çağında dini hayat bireyselleşiyor. Büyük kültürler küçük kültürleri yerellikleri yutuyor. Hiçbir direniş gösteremiyoruz. Çünkü kültürel içerik üretmiyoruz. Gelip sorsunlar, 21. yüzyıla ne öneriyorsunuz? Var mı önerimiz? Dini hayat bir cemaatin menkıbe fabrikalarında her gün endüstriyel olarak üretilen rüyalarıyla yürüyor. Bilinçle değil. Bu cemaatlerin sayıları, paraları, menkıbe fabrikaları çoğalırken, bir diğer tarafta hâlâ zihinsel bir taşrada yaşıyoruz. Avrupa merkezli düşüncenin taşrasıyız. Taşrada oturan merak etmez, sorgulamaz, üretmez sadece merkeze bakar. Merkez ne yapıyorsa onu yapar. Dolayısıyla önce bu taşralılıktan özgürleşmemiz gerekiyor. Bakın İslam dünyası toplumlarının gündeminde zihinsel bir savaş yok. 

HER ÜSTADA ELEŞTİREL BAKILMALI

Okuma serüveniniz nasıl başladı?

Babam icazetli bir mollaydı. Evimizde kitaplar, gazeteler, dergiler, yayınlar vardı. Ankara'da olduğumuz 1950'li yıllarda babamın İslami camia içindeki öncü isimlerle tanışıklığı, dostluğu vardı. Osman Yüksel Serdengeçti, Osman Turan. Ankara'da olan herkesle bir şekilde tanışıyorduk. Necip Fazıl'la tanıştım, birlikte seyahatler ettik. Türkiye'nin çeşitli yerlerine konferanslara gittik. Dergisinin en genç yazarlarından biri bendim. Sadece benim yazılarıma müdahale etmezdi.

Said Nursi ile de tanışıklığınız var değil mi?

O dönem Ankara'da olan Said-i Nursi ile de tanıştım. O zaman Nurculuk çok riskli bir şeydi, illegaldi çünkü. Ben o eserleri okuduktan sonra yeni bir süreç başlayacak sanıyordum. "Bir ömür, devamlı okunacak" deyince ben müsait olmadığımı söyledim. Bunu Said Nursi'ye de anlattım ve "Bu çocukları engellemeyin" dedim. Geleneği kabul etseydim hâlâ orada duruyor olacaktım. Hâlâ bu harekete eleştirel olarak bakıyorum.

Başka kimlerle tanıştınız?

Ben kendi dönemimde bütün üstadları tanıdım. Bir gün şöyle diyecek bir üstadla karşılaşabileceğimi ümit ediyordum; "Gençler bize gelip gidiyorsunuz ama dünya bizden ibaret değil, bizimle de kaim değil. Dolayısıyla her yere gidin." Ömrümün gecesini yaşıyorum daha böyle bir üstad görmedim. Benim gençlere vasiyetim şu; bütün üstadları eleştirel bir dikkatle takip edin. Üstadlar hata edebilirler. Bu hataları meşrulaştırmaya kalkışmayın. Bütün üstadlar hata ettiler, etmeye de devam edecekler. Her şeyi bilmeleri mümkün değil. Ben her konuda yazı yazmaya korkarım. Hayatımın özeti sınırlarının farkında olarak yaşamak, bağımsız olarak yaşamak, sorumluluk alarak yaşamak... Bir de hesap saatinde meleklere de söylemeyi düşündüğüm bir şey var. Namım yürüsün diye hiçbir şey yapmadığımı söyleyeceğim. Ömrüm oldukça da yapmayacağım. Bizim hesap saatinde büyük sorulara vereceğimiz öyle cevaplar yok. Çünkü biz küfrün, nifakın, şirkatın, fesadın, tuğyanın yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Tarihe gerektiği gibi tanıklık edemedik. Bizim kuşaklar hiç edemedi. Hakikati eğip büktüler, uzlaştılar, boyun eğdiler, sessizliği seçtiler, kavgalarının da niteliksel anlamda bir derinliği yoktu.

DÖVENi DÖVMEK LAZIM 

Devrimsel bir inşa sürecine girmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bu kıvılcım nasıl ortaya çıkar?

Zihinsel cesarete ihtiyacımız var. Statükoları sorgulamak. Bütünüyle reddetmek değil. Biz şimdi geçmişin yasını tutuyoruz, geçmişe tapınıyoruz, bu anlaşılabilir bir şey değil. Bu yüzden bugün dünyada ne olup bittiğinin ayırdında değiliz. Dünya neyi konuşuyor, neyi tartışıyor? Müslümanlar olarak hiçbir tartışmayı biz başlatmıyoruz. Hiçbir tartışmada taraf değiliz. Zihinsel savaş vermiyoruz. En yetişkinimiz bile hâlâ Türkiyeci. Türkiye'de itiraf edilmemiş bir milliyetçilik var. Bunu Kürtlere karşı tavrımız söz konusu olduğunda anlayabiliriz. Müslümanlar Kürt sorunu konusunda daha yeni yeni adım atıyorlar.

Kürt Müslümanların da hiç sesi çıkmıyor?

Biz Kürt halkının acılarını, hassasiyetlerini, sorunlarını, beklentilerini anlamak için çaba göstermeliyiz, siyasetini değil. Kürt siyaseti birtakım ateist unsurlar taşıyor. Oradaki dünün İslamcıları da Kürt İslam sentezcisi haline geldiler. Bunları da konuşmamız gerekiyor. Bizim küresel ölçekte bir perspektif, vizyon, proje oluşturmamız gerekiyor. İslam bunu yapabilir. Önerileri var. Geçmişe kapandığı için bunu yapamıyor. İçerik üretemediği için yapamıyor. Menkıbe, masal, efsane, gelenek görenek din haline geldiği, din de bir muhafazakarlığa dönüştüğü için bunu yapamıyor. Çünkü din artık bir folklor. Artık İslami iddialarda bulunamıyoruz.

Mesela Hayrettin Karaman hoca da hoşgörü ve tahammül üzerine yazdığı yazıyla tepki almıştı.

Kime karşı hoşgörü? Sizin bütün bir İslami varlığınıza karşı küresel çapta sistematik anlamda bir proje yürütülüyor. Sizi temin ederim şu anda yüzlerce düşünce kuruluşu Türkiye'de faaliyet halindeler. Hoşgörülü bir İslam tanımı için uyarıyorlar Müslümanları. "Mevlana okuyun, Yunus okuyun. Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek" diye. Halbuki bugün döveni dövmek gerek, sövene sövmek gerek. Biz her gün dövülüyoruz. 70 yaşındayım. 3-4 yaşlarımdayken babam Ankara'nın köyünde imamdı. Çocuklara Kur'an okuttuğu için prangalara vurulup, 15 kilometre yürütülerek karakola götürüldü. O günden beri bizi mutlu eden bir gün hatırlamıyorum. Neo-liberal dönemde fuhşiyat ve münkerat sonuna kadar özgür ve kendini meşrulaştırdı. Ahlakı savunamıyoruz.

Bu kente öylesine yabancıyım ki...

Trabzon doğumlusunuz. Ankara'da yaşadınız. Eskişehir'e yerleşmeniz nasıl oldu?

Babam imam hatipti. Eskişehir'e tayini çıktı. Yanında olmamızı istedi. 1967 yılında Eskişehir'e geldik. Belediyede yazı işleri başkatibi olarak görev aldım. 12 Eylül 1980'e kadar devam ettim. Sıkıyönetim sakal sebebiyle işime son verdi. O tarihten beri beni buraya bağlayan hiçbir şey yok.

"Allah bana bu şehirden çıkmak için hayırlı bir yol göstersin" diye dua ediyormuşsunuz.

Bu şehirle ben ilişki kurmayı sağlayamadım. Tarz olarak bağımsız olmayı seçtim. Kişisel bağımsızlıkların da düşünsel bağımsızlıkların da çok ciddi bir riski var. Ben bütün bu riskleri göze aldım ve o riskler sebebiyle yalnız kaldım. Bu şehirde beni yansıtmayan, benimle ilgili pek çok klişe var. Kimse benimle konuşarak, tartışarak, sorgulayarak bu sonuçları elde etmiş değil. Tamamen benim dışımda cereyan eden şeyler. Dolayısıyla ben bu kente 45 dakika önce gelmiş biri kadar yabancıyım. Burada yalnızca öğrencilerle temasım var.

Kentten çıkmanızı engelleyen nedir?

Kentten çıkmayı çok arzu ettim fakat bir vesile olması gerekiyordu o vesile olmadı. Çocuklarım burada doğdu büyüdü. Şimdi İstanbul'da yaşıyorlar, eşimle ben burada... İnsan yaşlanınca daha zor kararlar veriyor. Gençken olsaydı bütün bunlara daha kolay karar verilebilirdi.

Entelektüel camia Ankara ve İstanbul'da konuşlanmış. Bu sizi uzak düşürmedi mi?

Ben her halükarda buranın bir taşra olduğunun bilincindeyim. Taşrada yaşamanın çok zor olduğunu da biliyorum. Bir kitaba gününde ulaşamamak çok ciddi bir sorundur benim için. O açıdan önceden önlemler alırım. Adeta bir yarıştır bu benim için. Kitaplar piyasaya çıktığı gün ya sipariş veririm ya da çocuklarıma, arkadaşlarıma rica ederim. Kitap Ankara ya da İstanbul'da piyasaya çıktığı gün benim elimde olur ve hemen okumaya başlarım. Pek çok kitabı birlikte okurum. Bütün kitapların çıkış serüvenini yakından takip ederim. Seçici bir okurum. Bu konuda yönetilmek asla istemem.

(SÖYLEŞİNİN 2. BÖLÜMÜ YARIN) 

956
YORUM LİSTESİ
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

09/04/2012 - 18:23 "Atatürk'ün kavgası İslam'laydı"

08/04/2012 - 15:42 Sait Şimşek: Din deyince birilerinin aklına esrarlı şeyler geliyor

25/03/2012 - 13:53 Kemal Kelleci: Fî Zilal-il Kur'an'ı okudum, hayatım değişti!

14/03/2012 - 10:47 Akif Emre: Müslümanlar hiç Kur'an okumuyorlar mı?

08/03/2012 - 22:37 11 Eylül’den sonra Ekvador’da Müslüman nüfus ikiye katlandı

03/03/2012 - 12:19 Milli Gazete'ye konuşan Birand: Erbakan rejime bağlı biriydi

31/01/2012 - 14:54 Hüseyin Alan'la "Siyerin Gölgesinde" üzerine

20/12/2011 - 22:20 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

13/12/2011 - 14:29 Mehmed Durmuş'tan anayasa çalışmalarına dair tesbitler

05/12/2011 - 13:23 Atasoy Müftüoğlu ile Hacc izlenimleri üzerine

17/11/2011 - 12:53 Herkes susturuldu, "Nutuk" konuştu!

14/11/2011 - 22:05 Alkan: Kemalizm bizatihi M. Kemal'in icadı

21/10/2011 - 06:31 Ferda Kürün: Tesettürde moda olmaz

11/10/2011 - 23:45 "Öykünülmüş bir hayat, mü'mine göre değil"

26/09/2011 - 22:54 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -II-

25/09/2011 - 22:22 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -I-

13/09/2011 Pamak'la 12 Eylül, 82 Anayasası ve yeni anayasa arayışı üzerine

05/07/2011 - 11:06 Laçiner: BDP, Doğu’nun CHP’si

04/07/2011 - 18:46 Murat Belge: Türkiye’de faşizm aileden değil eğitimden gelir

20/06/2011 - 23:41 Abdurrahman Arslan: İktidar, Müslümanları dönüştürdü

12/06/2011 - 17:13 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

09/06/2011 - 00:39 "Memleket sıcak, vatan şovendir"

16/05/2011 - 22:11 Hikmet Ertürk'le internet ve gündem üzerine hasbihal

08/05/2011 - 21:21 Şule Yüksel: Tesettürün içi boşaltıldı

08/03/2011 - 12:58 Müftüoğlu: Neo-liberal diktatörlüğün kucağına atlıyoruz

14/02/2011 - 06:57 Pamak: 'İnşa ve ıslah edici, basiret ve merhamet dili' hangisi?

18/01/2011 - 00:03 Atasoy Müftüoğlu: Ümmet bilinci oluşturmalıyız

28/12/2010 - 21:53 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

28/12/2010 - 07:21 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

15/12/2010 Pamak: Eski statüko da, yenisi de kapitalist

02/12/2010 - 10:49 Pamak: Bir şey ya haktır ya bâtıl, ikisinin ortası olmaz

28/11/2010 - 06:58 Sırma: Türkiyeli Müslümanlar 80'li yıllardaki gibi kitap okumalı

22/11/2010 - 10:06 Pamak: Tağuta tağut demek, bazı Müslümanlarca hor görülür oldu

06/11/2010 - 10:55 "Atatürk'ün gösterdiği önemi kimseden görmedik"

05/11/2010 - 11:30 Pamak: Bütüncül ve sahici adalet, İslam'la mümkündür

26/10/2010 - 08:18 Pamak: Gönüllü sekülerleşme ikame ediliyor

24/10/2010 - 18:43 Mehmet Pamak'la söyleşi dizimiz devam ediyor

01/10/2010 - 15:02 "Kışkırtıcı giyim kadını 'ucuz' gösteriyor"

29/09/2010 - 17:34 "Türkiye laikliğinde, din devletin emrindedir"

18/09/2010 - 14:32 Direniş öğretmeni Şeyh Ahmed Yasin'in oğlu ile...

14/09/2010 - 23:07 İslami hareketin dili üzerine...

23/08/2010 - 12:34 "İsrail'i hiçbir zaman tanımayacağız"

20/08/2010 - 14:04 "Hamas, direnişten asla vazgeçmeyecek"

13/08/2010 - 12:03 "Türkler Kürtleşiyor, Kürtler Türkleşiyor"

02/08/2010 - 20:14 Yücel Bulut'la yoksulluk üzerine

20/07/2010 - 10:32 Mehmet Pamak'la söyleşimizin 2. bölümü

18/07/2010 - 20:52 Mehmet Pamak'la söyleşimizde 2. bölüm

12/07/2010 - 19:06 "Türkiye solu İslamofobik"

30/06/2010 - 10:59 Mehmet Pamak'la, İslamsız adalet arayışları üzerine

28/06/2010 - 10:07 Biz sorduk, Mehmet Pamak cevapladı...

11/06/2010 - 20:37 "Şehidlerimiz ümmetin yüzünü ağarttılar"

21/05/2010 - 17:29 “AK Parti Müslümanları Dönüştürdü”

13/05/2010 - 11:18 İzzet'imize sahip çıkalım

12/05/2010 - 11:31 ‘TV, kültürel işgalin Truva atıdır’

02/05/2010 - 18:46 Özgür Yazarlar Birliği kuruldu

28/04/2010 - 14:29 "Başörtüsü yasağının ardında zihniyet sorunu var"

19/04/2010 - 11:00 "Mahalle, kentin yoksullarına idame-i hayat imkânı sağlıyor"

17/04/2010 - 15:35 Bardakoğlu, Baykal gibi konuştu: İslam'ın rejimlerle sorunu yok

15/04/2010 - 13:44 "İslam dünyası, iç cahiliyeye düşmenin bedelini ödüyor"

08/04/2010 - 19:32 "Postmodernizm, İslamcıları da, Kemalistleri de değişime zorluyor"

06/04/2010 - 17:53 Türkmen'den "Türkiye İslamcılığı" - "Tevhidî İslamcılık" kıyası 

05/04/2010 - 12:05 "28 Şubat'ın ilk organizasyonu 1994'deki 'laiklik mitingi'dir"

13/03/2010 - 12:05 Ahmed Kalkan'la "güzelleşme" söyleşisi

06/03/2010 Mete Tunçay: Cumhuriyet Takrir-i Sükun'la diktatörlük oldu

14/02/2010 - 19:22 "Darbeler İslam’a karşı yapılıyor"

06/02/2010 - 17:01 Kişisel gelişimcileri kovacağız!

03/02/2010 - 13:41 "Politik liberalizm, muhafazakârlığı sekülerleştiriyor"

29/01/2010 - 17:23 Kürşad Atalar ile `Batının Kaynakları` üzerine

26/01/2010 - 17:17 Çongar, 'Balyoz'un hikâyesini anlattı

26/01/2010 - 12:53 Haham Kohen: Siyonizm'in ne dini var ne imanı

23/01/2010 - 11:16 Ece Nur'un babası sitem dolu

16/01/2010 - 18:53 İslamcılık sınır aşma hareketidir!

11/01/2010 - 19:52 Ailesi konuştu: Enver'in reddi, imani

04/01/2010 - 19:39 İslam, devletin yedeği değildir

04/01/2010 - 15:07 Dinç Bilgin'den 28 Şubat itirafları

02/01/2010 - 11:33 Açılım, devletin kendisini yeniden yapılandırma projesidir

25/12/2009 - 18:45 İslamoğlu: Kemalizm, Apoizm'in ebeliğini yaptı

11/12/2009 - 19:22 "Çeçenya'da cihad asla bitmez"

18/11/2009 - 12:48 Taha Akyol: Atatürk, dini siyaseten kullandı

16/10/2009 - 15:38 Hamza Er'le İslami dergicilik üzerine

30/08/2009 - 11:11 İbrahim Sarmış'la Seyyid Kutub üzerine

17/08/2009 - 18:11 "Milliyetçilik paganizme dönüştür"

15/08/2009 - 15:15 "Ramazan arınma ve dirilme mevsimidir"

25/06/2009 - 20:15 Rıdvan Kaya ve Roni Marguiles "İrtica Eylem Planı"nı değerlendirdi 

23/06/2009 - 09:53 Çeçen komutanla Mısır'ın son ihaneti, Çeçenya'daki durum ve Türkiye'deki mülteciler üzerine

05/06/2009 - 18:21 "İsrail, ırkçı bir apartheid devletidir"

07/05/2009 - 22:32 Dünya bizim için ‘Mekke’, farkında değiliz!

26/03/2009 - 22:19 Kürşad Atalar'la Filistin ve direniş üzerine

06/03/2009 - 23:53 Hüseyin Bülbül ile ufuk turu

17/02/2009 - 00:02 İslami direniş önderi Ahmed Yasin’i oğlu anlatıyor

15/02/2009 - 22:47 "Muhafazakârlıkla Kemalizm arasında temelde fark yok"

11/11/2008 - 17:25 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu

11/10/2008 - 11:45 İdeal olan Kur'an'la aracısız konuşmaktır

09/10/2008 - 15:42 Yusuf'un üç gömleğinde de büyük dersler var

03/10/2008 - 13:22 Okumanın yerini hiçbir şey tutmaz

24/09/2008 - 10:37 Pamak: Kur'an neslini inşa etmeliyiz

16/09/2008 - 09:07 "Kapitalizm, Ramazanı metalaştırıyor"

15/09/2008 - 09:40 "İslamcılık, İslam'la başlamıştır"

30/08/2008 - 10:16 Dikkat çekici bir hidayet öyküsü

25/08/2008 - 13:47 "Doğru hayat, Kur'an ahlakıyla ahlaklanmakla mümkündür"
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat