Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
İlk Kur'an nesli örnekliğinde sistem içi ilişkiler
Kafirûn suresi, otuz kelimeyi bile bulmayan hacmiyle, uzlaşmayı kökünden kazımıştır. Din ayrılığı kıyamete kadar geçerlilik kazanmıştır böylece. Kâfirlerin dini kâfirlere, müminlerin Din’i ise mü’minleredir. Ama kâfirler bilmelidirler ki İslam'ın, kâfirlerin diniyle hiçbir ortak bağı yoktur. Onlarla aynı ‘gemi’de yaşıyor olsalar da, aynı mahallede, aynı sokakta ikamet etseler de, aynı araçlarda taşınsalar da, aynı dükkânlardan alış-veriş yapsalar da, kâfirlerle mü’minlerin dinleri ayrıdır.
Share |
19/08/2011

AYRIŞMA, UZLAŞMAZLIK, İTAATSİZLİK*

Mehmed Durmuş / İktibasdergisi.com

Mekke’de 610 yılı Ramazan ayında doğan risalet güneşi, o güne kadar gelmiş-geçmiş bütün risaletlerin sonuncusu, dolayısıyla bir hülasası niteliğindeydi. Mekke’de oluşan o ilk Kur'an nesli de, gelmiş-geçmiş bütün vahiy nesillerinin sonuncusu ve dolayısıyla hülasası idi.

Vahiy olarak Kur'an’ın geçmişte benzeri vardı. Bütün vahiyler aynı kaynaktan geliyordu. Aralarında öz itibariyle bir farklılık olamazdı. Hepsinin özü ‘la ilahe illallah’dı.

Fakat Mekke Kur'an neslinin bir benzeri tarihte pek yoktur. Çünkü Rasullerin sahabeleri ya birkaç kişiyi geçmemiş, ya da geçmişlerse de -İsrailoğulları gibi-, Mekke Müslümanlarının kıvamına hiçbir zaman ulaşamamıştır.

İlk Kur'an neslini böylesine önemli yapan belli başlı hususiyetler var elbette. Bunların başında, o Müslümanların imanlarının ölümle tartılır cinsten oluşuydu. Ölüm bir hiçti onlar için ve bir kez iman ettikten sonra, hiçbir güç onları imanlarından döndüremiyordu. “La ilahe illallah” her şeyin ölçüsüydü onların katında. Kur'an neslinin, bu imanı elde etmek için ne uzun yıllar mektepte okumaları, ne bunun üzerine doktora yapmaları, ne uzun uzadıya uzmanlık kurslarına katılmaları, ne de deve yüküyle kitaplar okumaları gerekmişti. Bir tek sözdü, onları “örnek Kur'an nesli” yapan…

Mekke Kur'an nesli, “La ilahe illallah” dediği gün, en yakınlarıyla, anne-baba, kardeş, evlat, amca, dayı ve aşiretle ayrışıyorlardı. Artık biliyorlardı ki, kendileri bir ümmet, ötekiler bir ümmetti… En yakın babası da olsa, artık onun bir müşrik olduğunun, müşriklerin safında bulunduğunun farkındaydı. Kendisi ise artık mü’mindi ve safı, müminlerin safıydı. Peygamber o safın imamı/önderiydi. Bundan daha güzel saf mı olurdu? Kâfir ana-baba, eş veya kardeş onlar için ağyârdı artık…

İlk Kur'an neslini ‘nesil’ yapan ikinci hususiyet işte bu ayrışma idi. Onlar ayrışırken hiç ardlarına bakmıyorlardı. Bu, üzülmedikleri anlamına gelmezdi. Çünkü babalarının, annelerinin, çocuklarının, eşlerinin kendi yanlarında olmasını tabi ki isterlerdi. Mus’ab b. Umeyr’in, annesinin müşrike kalmasından büyük bir üzüntü duyduğunu kim kabul etmez? Ama bu üzüntü onları yollarından alıkoymuyordu. Kaybedecekleri hiçbir şey yoktu Mekke Kur'an neslinin. Dünya malının bir hiç derecesinde olduğunu ne zaman kavramışlardı öyle? Allah'ı razı etmenin ötesinde, uğruna ölünecek hiçbir dünyevî ‘değer’in olmadığını nasıl da idrak etmişlerdi!

İlk Kur'an nesli örnekliğinden şunu çok iyi anlıyoruz: Demek ki bizi hayretlere düşüren o ilk eğitimi Kur'an vermişti. Kur'an böyle bir eğitimin mektebiydi demek ki. Peki, Kur'an’a bir şey mi oldu ki, aynı nesil bir kere daha meydana gelmemektedir? Hayır, Kur'an’ın aynı Kur'an olduğunu herkes bilmektedir. Fakat demek ki önemli olan, Kur'an’a, “ben yeni bir Kur’an nesli (sahabe) olmak istiyorum” diyerek, önünde diz çökmektir.

Peki, sadece Kur'an mıydı o mü'minleri yetiştiren? Hayır, ikinci faktör, kırk senedir eminliğini toplumuna imzalatmış bir öncüleri/elçileri vardı: Rasulullah Muhammed (sav). Çölde kumun altında kayıp vaziyetteki o elmasları keşfedecek, üzerlerindeki toprağı üfleyecek bir muallim gerekiyordu. Teorisyen değil, din uzmanı değil, tafrasından yanına yaklaşılması mümkün olmayan kalın enseli bir din adamı değil; içlerinden biri, Müslümanların ilki bir elçi… Kur'an’ı ete kemiğe büründürmüş, kendisini yürüyen Kur'an haline getirmiş bir Nebî. İşte onun güzel örnekliğiydi o ilk Kur'an neslini yetiştiren. Fakat dikkat edilirse kaynak tekti, Elçi, o tek kaynağın üsvetün hasenesi idi.

Kur'an, ayrışmanın nasıllığını anlatıyordu. Mesela itizal terimini bizzat kullanarak, itizal kıssalarını, kâfir kavimleriyle ayrışan mü'min hayatlarını anlatıyordu. Yani ayrışma. O ilk nesil demek ki mesaja odaklanıyordu. Sonraki dönemlerde ise itizal kıssası (ashab-ı kehf), o yiğit mü’minlerin yaşadıkları mağaranın adresi, sayıları ve kaç yıl uyutuldukları gibi niceliksel tartışmalara kurban edilmiştir. Hem de Kur'an’ın “gaybı taşlamayın!” uyarısına rağmen.

Tıpkı Nuh’un o muazzam ayrışmasının, geminin kalıntılarını arama budalalığına indirgenmesi gibi…

Mekke’nin ilk mü’minleri, uzlaşma terimini adeta yeryüzünden sürgün etmişlerdi. Tabi önlerinde, uzlaşma tekliflerini güneş ve ayla bile tartmayan bir Rasul’leri vardı. Ondan öğrenmişlerdi bütün bunları. O Rasul’ün katında dava namusu diye bir şey vardı. Allah'ın hatırı her hatırın önündeydi. Şirk üzere, küfür üzere, cahiliye kriterleri üzere uzlaşmak, yeryüzünde şahit olunacak en aşağılık ahlak olurdu. Uzlaşmayan bir insan, uzlaşmayan bir ümmet olmalıydı ki, yeryüzünde kıyamete kadar güzel bir örneklik teşekkül etsindi. Bu örnekliğe çok ihtiyaç duyulacaktı çünkü.

Uzlaşmak, insanların taktığı isimlerden başka bir şey olmayan ilahların, insan-tanrıların Allah’tan daha değerli olduklarının kabulü anlamına gelirdi. Oysa göklerin ve yerin mülkü Allah'a aitti. Kimin mülkü üzerinde kimin adı yüceltilecekti?

Kafirûn suresi, otuz kelimeyi bile bulmayan hacmiyle, uzlaşmayı kökünden kazımıştır. Din ayrılığı kıyamete kadar geçerlilik kazanmıştır böylece. Kâfirlerin dini kâfirlere, müminlerin Din’i ise mü’minleredir. Ama kâfirler bilmelidirler ki İslam'ın, kâfirlerin diniyle hiçbir ortak bağı yoktur. Onlarla aynı ‘gemi’de yaşıyor olsalar da, aynı mahallede, aynı sokakta ikamet etseler de, aynı araçlarda taşınsalar da, aynı dükkânlardan alış-veriş yapsalar da, kâfirlerle mü’minlerin dinleri ayrıdır.

Kafirun suresini, Ebu Amir Rahib’in kötü taklitleri, din ve vicdan özgürlüğü diye yorumlayadursunlar… Kendileri de, ayrışılacaklar kapsamında görünmemek amacıyla…

Rasulullah (sav) ve ashabı, kâfirlere itaat etmediler. Bunu onlara Allah yasakladı. Onlar da işittiler ve itaat ettiler. Daha ilk inen mesajlarda ilk uyarı, kâfir otoritelere itaat etmemesiydi Elçi’nin ve mü'minlerin. Mekke toplumunun otoritesi kâfirlerdi. Onlar güçlüydü. Siyaseten onlar egemendi ve hükmetme makamındaydılar. Fakat insanların kalplerine asla hükmedemezlerdi; hele de mü’minlerin… Hükmedilmemek için ilk Kur'an nesli, ölmesini bildiler, çölün kumları üzerinde çıplak vücutlarına işkence yapılmasına razı oldular, kamçı yediler, aç-susuz bırakıldılar, taşlandılar, horlandılar, Habeş yollarına düştüler. Ama asla itaat etmediler kâfirlere.

Şayet o ilk mü'minler -Allah korusun- kâfirlere itaat etselerdi, insanlar kimi örnek edineceklerdi? Bizleri kim nasıl uyaracaktı?

Bizler de Rasulullah’ın ‘sahabesi’ olmak istiyorsak, o ilk Kur'an nesli örnekliğinden başka hiçbir referansımız olamaz. İlk Kur'an nesli demek, Kur'an’ın gerçek, fiilî bir tefsiri demektir. Allah onlardan razı olsun. Ve Allah bizleri onların yürüdüğü mustakîm sırât’tan yürütsün.

*Mehmed Durmuş'un, İLKAV’ın 14 Ağustos 2011 Pazar günü Altınpark’ta düzenlediği Ramazan ve Kur'an Panelinde yaptığı sunumun özetidir.

1281
YORUM LİSTESİ
ZÜLKÜF ARSLAN 27-08-2011, 15:22:17
uzlaşma,iki farklı görüş,arasında bi yol tutmaktır yani Bİ ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞ tür...Şöyle düşüürsen islam ile demokrasi arasında bi uzlaşmaya gidenler ne demokrasi nede islamda olurlar,ortaya Bİ ÜÇÜNCÜ TASFİR,YOL çıkar...Peki demokrasilerde veya başka bi yaşama biçimi olan İZM,İST, lerde uzlaşma yoluna gidilsede İSLAMDA BUNA İZİN VARMI...

Tabiki hayır şanı yüce rabbimiz kuranı mübinde Allah katında yaşama biçiminin kanunu olan ve şekillendiren tek KANUN İSLAMDIR DİYOR,[aliimran 19] başka bi ayattede İNSANLARDAN İSLAMDAN başka bi yaşama biçimi olan kanunlar bütünlüğünüde kabul etmeyeceğim diyor..

ve uzlaşmaya gidenler içinde KAFİR-MÜŞRİKLER sizinde ayağınız kaysın diye sizinle uzlaşacaklar ve sakın onlarla uzlaşmayı bırak oturmayın bile....beyanlarında müslümanları uyarıyor...

Tabiki asıl sorun neden müslümanım diyenler BU ÇAĞIN ÖRNEK NESLİ,BU ÇAĞIN SAHABİSİ,HAVARİSİ,RABBANİSİ olamıyorlar...Mehmed durmuş hoca yazısının içinde,musab bin umeyrden ailesiyle başlayan bi teliğ ve rabbani bi tavırdan örnek vermiş tamda bu konu üzerinde hocama şunu soracam HOCAM,Bizlere uzak olan ülkeleri ve yerleşim yerlerini ve burda yaşıyanları çok güzel kafir müşrik diye biliyoruz ve ONLARA KARŞI TAVIRDA KOYUYORUZ,ama nedense ilk adım kendi yanıbaşımızdakiler olunca BU TAVRI MUSAB BİN UMEYR GİBİ koyamıyor ve bu çağın sahabisinin örnekliğini değil,BU ÇAĞIN İBRETLİKLİĞİNİ SERGİLİYORUZ....

Ve size sorum mehmed hoca BAYRAMLARDA MÜŞRİK AMELİNDE OLAN AKRABALARLA BAYRAMLAŞMAK VEYA İFTARLAŞMAK ne kadar UZLAŞMAMAK TIR....en basitinden....Biliyorum ki sizin gibi değerli bi hocamız KAFİR KANUN KOYUCU OTORİTELERLE UZLAŞMAZ....Ya yanı başımızdaki müşriklerle....

Son olarak müşriği-kafiri,müşrik kafir görmemek hakkı örtmek değil mi..Akrabalarımızda olsalar....
 
S&B 21-08-2011, 11:23:50
Kafirûn suresi, otuz kelimeyi bile bulmayan hacmiyle, uzlaşmayı kökünden kazımıştır. Din ayrılığı kıyamete kadar geçerlilik kazanmıştır böylece. Kâfirlerin dini kâfirlere, müminlerin Din’i ise mü’minleredir. Ama kâfirler bilmelidirler ki İslam'ın, kâfirlerin diniyle hiçbir ortak bağı yoktur. Onlarla aynı ‘gemi’de yaşıyor olsalar da, aynı mahallede, aynı sokakta ikamet etseler de, aynı araçlarda taşınsalar da, aynı dükkânlardan alış-veriş yapsalar da, kâfirlerle mü’minlerin dinleri ayrıdır.....demişsiniz Allah razı olsun
 
fatma 21-08-2011, 02:54:06
Uzlaşmayı seçenler, İslama ve müslümanlara kendilerinin bile farkında olmadıkları "sessiz" , "bedelsiz", "hedefsiz" "bayağı" bir savaş açmışlardır...

Ayrışmayı seçenler ise, her tür zulüm,şirk, küfür ve tağuta, "sesi yerleri gökleri titreten" , "bedelleri sadece Allah için adanan" , "tek hedefte odaklanan" "üstün ve onurlu" bir savaş açmışlardır.

Uzlaşma safının savaşını gözler görür, ayrışma safının savaşını yürekler hisseder ve bilir.

Uzlaşma safının savaş meydanı "kolaylık" , Ayrışma safınınki "zorluk" tur.

Uzlaşma cephesi, karanlık sularda "alternatif balıkları" avlamaya çabalarken, Ayrışma cephesi "berrak tevhid deryasında" demir atar..

Uzlaşma safı ellerindeki sahte bahanelerle avunurken, ayrışma safı avunduklarını ellerinden bir bir bırakırlar...

Uzlaşmayı seçen aslında uzlaşamamanın sızısını örtbas etmeye çabalarken iç dünyasında, Ayrışmayı seçen Allah için vazgeçmenin iç huzurunu yaşar doyasıya..

Aslında uzlaşan da farkındadır hakikatin, Ayrışan zaten farkında. Lakin bilmekten insana ne fayda...Yaşamadıktan sonra!



 
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

29/02/2012 - 06:22 Kalkan "Siyaset Bilinci"ni anlattı (HABER - VİDEO)

08/02/2012 - 07:06 Mezhepler nasıl oluştu?

12/01/2012 - 07:32 Hamza Er "Kıble Bilinci"ni anlattı

08/01/2012 - 08:23 Seyyid Kutub'dan "İslam ile cahiliyenin uzlaşmazlığı"

27/12/2011 - 22:48 "Her Peygamber, kurulu düzene karşı gelir"

25/12/2011 - 19:24 Liberalizmin Müslüman ailelere tesirini yazdı

07/12/2011 - 00:00 10 Muharrem ve yeni sapmalar

06/11/2011 - 06:23 İbâdetle âdet arasında Kurban Bayramı

02/11/2011 - 06:33 Emine Arslan, "Hz. Meryem ve Adanmışlık Bilinci"ni anlattı

20/10/2011 - 01:22 Hacc, insana neler öğretir (Ali Şeriati'den)

09/09/2011 - 16:38 Ilımlı Müslüman kimdir?

07/09/2011 - 13:28 Müsait zamanlar Müslümanlığı!

21/08/2011 - 05:11 Unutulmuş bir ibadet: İ'tikaf

19/08/2011 - 22:04 İlk Kur'an nesli örnekliğinde sistem içi ilişkiler

14/08/2011 - 06:31 "Ramazan şenlikleri"

12/08/2011 - 12:53 Belediyeler ve Ramazan

09/08/2011 - 10:11 Namaz kılmayanlar niçin oruç tutar?

25/07/2011 - 23:07 Ramazan denince...

17/04/2011 - 23:50 Kur’an’ın anlam dünyasında iman - amel bütünlüğü

13/04/2011 - 00:19 İlkelere sadakat şerefimizdir

26/01/2011 - 10:48 Mutlaka aşmamız gereken bir sorun: Tembelizm

24/01/2011 - 18:03 "İslami bankacılık", kapitalizme entegrasyon aracı oldu

02/01/2011 - 13:17 Kur'ani mesellerle dünya ve ahiret hayatı

31/12/2010 - 09:33 İçkiye başlama yaşı 11'e indi

05/12/2010 - 17:26 Karı - koca ilişkilerinde iki tutum: Rekabet ve velâyet

25/11/2010 - 17:33 Hacc'dan dönüş (Ali Şeriati'den)

24/11/2010 - 12:13 Namazda uyanık olmak

13/11/2010 - 12:13 Kurbanın anlamına dair

16/10/2010 - 22:25 "İbâdet, hayat yolunun bütünüdür"

26/09/2010 - 14:44 Hepimiz Müslüman, hepimiz lâikiz!

11/09/2010 - 13:10 Dâvetçi Müslümanlardan Referandum açıklaması

14/08/2010 - 10:55 Namaz kılmayanlar niçin oruç tutar?

12/08/2010 - 10:49 Rabbani terbiye okulu: Oruç

09/08/2010 - 19:08 Bu Ramazan, arınma ayımız olsun

15/07/2010 - 20:02 Ramazan: Kur'an, takvâ, şükür ve dua...

26/05/2010 - 12:22 Allah'tan kork Bardakoğlu!

24/05/2010 - 17:42 Türkiyeli Müslümanlardan kardeşlerine vefa

07/05/2010 - 13:48 İslamoğlu da Eliaçık'ın yolunda: "Devletin imanı olmaz"

28/04/2010 - 11:47 Yıldız: Her namazımız dolu dolu olmalı

03/04/2010 - 10:50 Namaz her yerde, her yerde namaz

01/04/2010 - 09:43 Mardin Konsili: ABD için törpülenmiş bir İslam!

13/03/2010 - 18:56 Mahallemizden haberdar mıyız?

11/03/2010 - 14:59 Cuma Namazı

11/03/2010 - 14:48 Tebliğ ve Parti

06/03/2010 - 15:36 "Çocuk eğitimi dua ile başlar"

05/03/2010 - 13:29 Hayırlı Gecelerin Şerri Kandiller

27/02/2010 - 11:42  Mescidden mabede savruluşumuz

18/02/2010 - 10:30 Ne el Kaide, ne Gülen!

17/02/2010 - 11:33 Mülkiyet ve iktisadi kullanımı üzerine

17/02/2010 - 10:38 Tebliğ ve Parti

16/02/2010 - 16:00 Fakirlik ile zenginliğin ölçüsü ne?

10/02/2010 - 11:07 "Çağdaş ümmilikten kurtulmalıyız"

08/02/2010 - 19:01 Namaz Nedir?

08/02/2010 - 13:34 Amway: Gönüllü Kölelik

06/02/2010 - 12:06 Kurbanda Niyetin Önemi

05/02/2010 - 13:27 Çocuklarımızı nasıl eğitelim?

05/02/2010 - 13:23 Kurban: İsmailleri Ortaya Koyabilme Eğitimi

04/02/2010 - 19:05 Kur’an’ın ibadet anlayışı

04/02/2010 - 15:28 Risale'i Nurda Hurufilik

01/02/2010 - 22:16 Müslüman’ın her lokması helal olmalıdır

29/01/2010 - 11:25 "Nişanlılık dönemi nikâhı": Kitab'a uymak yerine kitabına uydurmak

26/01/2010 - 19:05 Ak Parti İslami aidiyetleri eritiyor

14/01/2010 - 16:47 Namazlarımızı hızdan koruyalım

12/01/2010 - 11:34 Kadın-erkek: Velayet mi, rekabet mi?

08/01/2010 - 09:36 Tesettür, kadının kendisine ve topluma saygısıdır

09/12/2009 - 13:32 Hayreddin Karaman, quest.net soygununu yazdı

30/09/2009 - 11:07 Neden tavuk yemiyoruz?

17/09/2009 - 09:49 "Zalimleri, ahlâki gücümüzle dize getirebiliriz"

14/09/2009 - 10:29 Helal sertifikalı ürünlere talep artıyor

12/09/2009 - 10:50 Küçük Enes canından çok orucunu düşünmüş

19/08/2009 - 10:41 Hırka-i Şerif fetişizmine anlamlı tepki

18/08/2009 - 10:13 Oruç, haz ve hız merkezli modern hayata reddiyedir

15/08/2009 - 22:56 Helâl gıda, helâl tohumla olur

17/07/2009 - 13:32 Helal gıdada ortak standarda doğru

29/06/2009 - 23:48 Mehmet Paksu'ya tokat gibi cevap

16/06/2009 - 16:39 "Gıdalardaki en büyük sorun jelatin ve alkol"

12/06/2009 - 11:37 Duyarsızlığa ve gayretsizliğe edebiyatçı isyanı

11/05/2009 - 23:23 Dünyevîleşmenin 3 temel çaresi

07/05/2009 - 23:11 Zenginlik kötü müdür?

28/04/2009 - 12:07 Hüseyin Gülerce: Başörtüsü İslam'ın 5 şartından değil!

27/04/2009 - 11:47 Helâl duyarlılığı zihinlere yerleştirilmeli

20/04/2009 - 17:00 Selam esenlik ve huzurdur

07/04/2009 - 11:50 Ehl-i Kitap kavramını doğru anlamalıyız

29/03/2009 - 06:39 Okulun ifsadına, alternatif eğitim çabalarıyla karşı durulmalı 

23/03/2009 - 13:21 "Kur'an derin anlamlı değil anlaşılır bir kitaptır"

08/03/2009 - 23:18 "Kandil" hurafesi, İslam'ın içini boşaltmaktadır 

01/03/2009 - 21:55 Kur'an Nesli inşasında ilk adım, cahili değerlerden hicrettir

23/02/2009 - 17:46 "Kur'an bütüncül bir yaklaşımla okunmalı"

15/02/2009 - 07:57 Mutezile, şûra temelli bir yönetim istemiştir

14/02/2009 - 12:08 "Sevgililer Günü" tuzağı

18/01/2009 - 09:41 Çorum'da Ebu Hanife ve Siyasi Tutumu semineri

21/12/2008 - 17:25 Evi sokak, adı hiç kimse

11/12/2008 - 21:12 Hacc'dan dönenler böyle mi karşılanır!

08/12/2008 - 21:35 Ferid Aydın ile Kurban üzerine

07/12/2008 - 11:53 Kurban bilinçtir, direniştir, adanış provasıdır

04/12/2008 - 10:49 Kurban neyi sembolize ediyor?

30/11/2008 - 07:22 Diller ve renkler farklı, dualar aynı: Mağfiret ya Rab

29/11/2008 - 12:03 Herkes kurban kesmek zorunda mı?

23/11/2008 - 20:43 Cemaatlerin dünyevileşmeye katkısı

08/11/2008 - 11:29 "Asr-ı Saadet'ten sonra din siyasetin kontrolüne sokulmuştur"
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat