Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor
Malumdur ki, dünyada 'iktidar ilişkileri'nin belirlemediği bir alan yoktur. Dinlerarası diyalog terkibi de, aynı kategori içinde değerlendirilmelidir. Ben bu terkibin ortaya atılmasındaki amacı, İslam'ın 'uysallaştırılması' olarak niteliyorum. Amaç, İslam'ı da, diğer iki din gibi, zulme -siz ona statüko diyebilirsiniz- ses çıkarmayacak bir forma sokabilmektir. Bu yönüyle de bu teşebbüsün, 'dinde reform' projelerinden özde bir farkı olmadığı açıktır.
Share |
12/06/2011

Dinlerarası diyalog girişimleri üzerine söyleşi gerçekleştirdiğimiz İktibas Dergisi yazarı M. Kürşad Atalar, "Kendileri zaten zulümle uzlaşmış olanlar, zulme karşı duranların bu duruşundan hoşlanmazlar" dedi ve ekledi: "Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor."

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Hz. İbrahim Sempozyumu'yla ilgili tartışmalar sürerken en çok üzerinde durulan husus, mevcut dinlerarası diyalog girişimlerinin, uluslararası güç odaklarının stratejileriyle uyum arzettiği ve bu yöndeki girişimlerin emperyalist güç odaklarınca  teşvik edilip yönlendirildiği doğrultusunda. Bu tür organizasyonların, Yeni Dünya Düzeni politikaları çerçevesinde emperyalizmin ve yerel uzantılarının İslam'ı düşman konseptinin en üst basamağına yerleştirmesi sonrasına rastlaması da, üzerinde durulması gereken önemli bir husus olarak öne çıkıyor. 'Düşüncede Devrim' adlı kitabında siyaset ve kavramlar dünyasına ilgi çekici yorumlar getiren İktibas Dergisi Yazarı M. Kürşad Atalar, "'Diyalog' çağrısının, genellikle, Müslüman toplumların 'baskı' altında tutulduğu dönemlerde gündeme getirildiği görülür. Çünkü baskı altında bulunanın, taviz verme ihtimali daha fazladır" sözleriyle bu duruma açıklık getiriyor.

"Kendileri zaten zulümle uzlaşmış olanlar, zulme karşı duranların bu duruşundan hoşlanmazlar" diyen yazar Kürşad Atalar:

Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

Röportaj: Şükrü Hüseyinoğlu

Son zamanlarda "dinlerarası diyalog" kavramı ve bu çerçevedeki bir takım girişimler yoğun olarak gündeme geliyor. Dinlerarası diyalog tabirini kavramsal boyutta nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Dinlerarası diyalog" ifadesinde üzerinde yoğunlaşılması gereken terim, 'diyalog'dur. Ancak, hemen ifade edeyim ki, ben bu terimin 'aşılayıcı' bir mahiyeti olduğunu düşünmüyorum. Yani terim, aslında, özü itibarıyla, 'nötr' bir mahiyet taşımakta ve insanların birbirlerini sahici bir biçimde anlamaları ameliyesini tarif etmek için kullanılmaktadır. Ancak terimin yaygın kullanımında, daima 'uzlaşı' ve 'taviz' unsurunun öne çıkarılması, istilahi anlamda terimi şaibeli bir konuma getirmektir. Çoğunlukla da insanlar, kendi fikirlerini başkalarına kabul ettirmenin 'masum' bir aracı olarak bu terimi kullanmayı tercih etmektedir. Eğer kelime, asli anlamı ile kullanıldığında, farklı düşüncelerin birbirlerini 'anlamaları' için bir imkan olarak görülmesi de mümkündür. Özetle, iki farklı düşünce arasında gerçek anlamda bir diyalog sağlanmışsa, buradan her iki taraf için bir sonuç çıkarmak  mümkündür denilebilir. 'Dinlerarası diyalog' terkibinin kullanımına gelince, burada çok net biçimde, sahte bir diyalog çağrısına şahit olmaktayız. Zira bu terkip, sadece kelime anlamı ile ele alındığında boş bir uğraşın ifadesi olmaktadır.

Neden?

Nedeni çok basittir: adı geçen dinler, yani İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik zaten 'bilinen' dinlerdir; ve bu dinlerin mensupların 'ihtilaf ettikleri hususlar' da herkesin malumudur. Malumu ilan etmeye ise, elbette abesle iştigal denir. Özetle şunu söylemek istiyorum: Müslüman bir şahsiyet, herkesin bildiği bir şekilde, Hıristiyan ve Yahudileri, örneğin "Hz. İsa'yı ve Hz. Üzeyr'i, Allah'ın oğlu olarak kabul ettikleri için" müşrik olarak görmektedir. Teslis akidesini bilmeyen bir müslüman olamayacağına göre, bu terkipte kastedilen diyalog, bir anlamda 'monolog' olmaktadır. Bu anlamda, 'dinlerarası diyalog' terkibinden, başka -ve elbette 'siyasi'- anlamlar üretilmesi kaçınılmaz olmaktadır. Malumdur ki, dünyada 'iktidar ilişkileri'nin belirlemediği bir alan yoktur. Dinlerarası diyalog terkibi de, aynı kategori içinde değerlendirilmelidir. Ben bu terkibin ortaya atılmasındaki amacı, İslam'ın 'uysallaştırılması' olarak niteliyorum. Amaç, İslam'ı da, diğer iki din gibi, zulme -siz ona statüko diyebilirsiniz- ses çıkarmayacak bir forma sokabilmektir. Bu yönüyle de bu teşebbüsün, 'dinde reform' projelerinden özde bir farkı olmadığı açıktır.

Bu açıdan bakıldığında Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Hz. İbrahim Sempozyumu'nu nasıl değerlendirmek gerekir? Sempozyum'a gösterdikleri ilgi gözönüne alınırsa, sizce küresel güçlerin ve yerel uzantılarının bu tür sempozyumlarla elde etmek istedikleri sonuçlar nelerdir?

Bu vakıf tarafından daha önce düzenlenen Abant Toplantıları'nın amacı ne ise, bu sempozyumun amacı da odur. Bu gayet açık. Her iki teşebbüsün sonuç bildirgelerine bakıldığında, yapılmak istenen şey, fazla yorum gerektirmeyecek ölçüde net ifadelendiriliyor. Bu toplantıları kotaranlar, İslam'ı, sevgi, barış ve hoşgörü dini olarak lanse ederek, 'uzlaşma' çağrıları yapıyorlar. Aslında, toplantıları düzenleyenlerin, yeni bir uzlaşma çağrısında bulunmaları anlamsız, zira kendileri ötedenberi statüko ile uzlaşı içindedirler. O halde yapılan çağrının, statükonun temsilcilerini değil, statükoya muhalif olanları hedef aldığını düşünmek daha doğru olur kanaatindeyim. Hal böyle olunca, buradaki çağrıda radikal İslam'a yönelik rafine bir 'tehdit' unsuru bulunduğu gözlerden kaçırılmamalıdır. Kendileri zaten zulümle uzlaşmış olanlar, zulme karşı duranların bu duruşundan hoşlanmazlar, zira o zaman kendi defoları ortaya çıkacaktır. Nasıl ki hırsızlar, içlerinde en ufak bir 'dürüstlük' emaresini dahi görmek istemezlerse, 'hoşgörü' sözünü İslam'ın yerine kullananlar da, 'radikal' sözcüğünden aynı şekilde ürkmektedirler. Küresel güçler ise, bu insanların bu özelliğini iyi bildiği için, kendi amaçları yönünde bu kesimleri kullanmaktadırlar.

Bu girişimlerin teorik arka planında ne gibi yaklaşımlar bulunuyor?

Bildiğiniz gibi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Fukuyama, Brzezinski ve Huntington gibi isimler, dünyanın geleceği üzerine yeni teoriler ortaya attılar ve kısa vadede olmasa da, orta ya da uzun vadede İslam'ın bir siyasal tehdit olarak yeniden dünya siyaset sahnesine çıkabileceği yönünde görüşler serdettiler. Uzun asırlar boyu İslam'ın 'dönüştürücü/değiştirici' özelliğini bizzat tecrübe etmiş olan Batı, ideolojilerin öldüğüne dair çığlıkların atıldığı bir konjonktürde, İslam'ı yeniden bir siyasal güç olarak karşısında görmek istememektedir. Bu nedenle, İran'da gerçekleşen devrim, Batının, tabir caizse, dudağını uçuklatmış ve 'ya başka yerlerde de aynı şey olursa?" kuşkusuyla, yeni bir takım stratejiler takip edilmesinin gerekli olduğu yönünde güçlü bir eğilim ortaya çıkarmıştır.

Ne tür stratejiler sözkonusu?

Malum olduğu üzere, "İslamizasyon" politikaları, bütün İslam ülkelerinde, İslam'ı 'kuşatmak' amacıyla yürürlüğe konulmuş ve bunda önemli ölçüde başarı da elde edilmiştir. Ancak son dönemde daha net bir şekilde ortaya çıkan 'diyalog' çağrılarında başka bir hususiyet vardır. İslamizasyon politikası, bilindiği gibi, görüntüsel düzeyde İslami sembollerin toplumda yaygınlaşması şeklinde tezahür ederken, 'diyalog' çağrıları, gizli bir 'tehdit' altında gündeme getirilmektedir. Yani: "eğer diyaloga girmezseniz, sopayı yersiniz" türünden bir tehdit vardır bu çağrılarda. Dolayısıyla, 'diyalog' çağrısının, genellikle, Müslüman toplumların 'baskı' altında tutulduğu dönemlerde gündeme getirildiği görülür. Çünkü baskı altında bulunanın, taviz verme ihtimali daha fazladır. İşte Türkiye'de son dönemde ortaya çıkan 'diyalog' toplantılarının, konjonktürle ilgisi bu şekilde kurulabilir. Bu bağlamda, Abant'ta ve Harran'da yapılan üç toplantının da 28 Şubat döneminde gerçekleştirildiği dikkatlerden kaçırılmamalıdır.

Yine bu çerçevede gündeme gelen "İbrahimi Dinler" tabirini nasıl değerlendiriyorsunuz? muharref Hıristiyanlık ve Muharref Yahudilik "İbrahimi Din" olarak değerlendirilebilir mi?

Zaten İbrahimi Dinler tabiri kendi içinde çelişkilidir. Kur'an-ı Kerim, bize, Hz. İbrahim'in hanif olduğunu ve asla şirke bulaşmadığını açık bir şekilde beyan ediyor. O halde Hz. İbrahim'in dini, hiç şüphesiz İslam'dır. Dolayısıyla sadece bir tane İbrahimi Din vardır. Burada çoğul kullanım kendi içinde çelişki taşır. Hıristiyanlık ve Yahudilik ise, İbrahimi Din olamaz. Zira bugünkü haliyle her iki din de, İslamlık özelliklerini yitirmişlerdir.

Sizce Hz. Musa ve Hz. İsa bugün yaşasaydı bu tartışmalar karşısında nasıl bir tavır takınırlardı?

Hz. İsa ve Hz. Musa bugün yaşamış olsaydı, kendilerini hıristiyan (İsevi) ve Yahudi (Musevi) olarak tanımlayanları İslam'a çağırır, yani onlara 'hidayet çağrısı'nda bulunurlardı. Toplantıda 'ortak atamız' diye ilan edilen Hz. İbrahim bugün yaşasaydı, toplantıya katılanlara herhalde Mümtehime Suresi'nin 4. ayetiyle cevap verirdi. Ne demişti Hz. İbrahim o günün müşrik toplumuna: "Sizinle bizim aramızda, ta ki Allah'ı birleyene kadar, onulmaz bir kin vardır". Sempozyumu düzenleyenler, bu ayeti hiç okumamışlar herhalde ki, Hz. İbrahim'i sevgi ve barış havarisi olarak tanıtmaya kalkıyorlar! Bence Hz. İbrahim bugün yaşasaydı, putları kırdığı baltayı, bu kez bu toplantıya önayak olanlara karşı kullanırdı!

Dinlerarası diyalog çabaları çoğulcu toplum ve sivil toplumculuk yaklaşımlarıyla da irtibatlandırılıyor. Bu yaklaşımların ortak yönleri nelerdir?

Bu tür bir irtibatlandırmada ben bir aşırılık görmüyorum. Doğru bir yaklaşım bana göre de. Çünkü sivil toplumcuların yapmak istediği şeyle, diyalogcuların yapmak istedikleri şey çok örtüşüyor. Belki "sivil toplumculuğun bir popülaritesi kalmadığı için, bayrak yarışında şimdi diyalogcular öne geçti" demek daha doğru bir yaklaşım olur. Bir kez de 'diyalog'u denesinler, bakalım ne elde edecekler?!! Ama bilen bilir, İslam'ın temel kaynağı tahrif edilemediği için, bu tür çabalar akim kalmaya mahkumdur. Belli bir dönem etkili olabilirler, kimi insanları kandırabilirler, ama dinini gerçek anlamıyla yaşamak isteyenler var oldukça ve Mushaf elimizde bulundukça, 'sulandırma' çabaları sonuçsuz kalacaktır. Bu yapılanları ben, Kur'an'ın ifadesiyle "ayetleri eğip-bükme çabası" olarak değerlendiriyorum. Sivil toplumcular, 'hilafet', 'devlet' kavramlarına karşı çıkarak, tarihteki yanlışlıkların arkasına sığınırak, İslam'ın iktidar talebi olmadığını söylerken nasıl Kur'an'ın bu konudaki ayetlerini eğip-bükme tavrını göstermişlerse, bugün, 'eli baltalı' Hz. İbrahim'i, 'hoşgörü dini'nin peygamberi olarak göstermeye çalışanlar da aynı şeyi yapıyorlar. Allah acısın ne diyelim..

(Not: Bu röportaj, 2000 yılında gerçekleştirilmiş ve Selam gazetesinde yayınlanmıştır.) 

1346
YORUM LİSTESİ
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

09/04/2012 - 18:23 "Atatürk'ün kavgası İslam'laydı"

08/04/2012 - 15:42 Sait Şimşek: Din deyince birilerinin aklına esrarlı şeyler geliyor

25/03/2012 - 13:53 Kemal Kelleci: Fî Zilal-il Kur'an'ı okudum, hayatım değişti!

14/03/2012 - 10:47 Akif Emre: Müslümanlar hiç Kur'an okumuyorlar mı?

08/03/2012 - 22:37 11 Eylül’den sonra Ekvador’da Müslüman nüfus ikiye katlandı

03/03/2012 - 12:19 Milli Gazete'ye konuşan Birand: Erbakan rejime bağlı biriydi

31/01/2012 - 14:54 Hüseyin Alan'la "Siyerin Gölgesinde" üzerine

20/12/2011 - 22:20 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

13/12/2011 - 14:29 Mehmed Durmuş'tan anayasa çalışmalarına dair tesbitler

05/12/2011 - 13:23 Atasoy Müftüoğlu ile Hacc izlenimleri üzerine

17/11/2011 - 12:53 Herkes susturuldu, "Nutuk" konuştu!

14/11/2011 - 22:05 Alkan: Kemalizm bizatihi M. Kemal'in icadı

21/10/2011 - 06:31 Ferda Kürün: Tesettürde moda olmaz

11/10/2011 - 23:45 "Öykünülmüş bir hayat, mü'mine göre değil"

26/09/2011 - 22:54 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -II-

25/09/2011 - 22:22 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu -I-

13/09/2011 Pamak'la 12 Eylül, 82 Anayasası ve yeni anayasa arayışı üzerine

05/07/2011 - 11:06 Laçiner: BDP, Doğu’nun CHP’si

04/07/2011 - 18:46 Murat Belge: Türkiye’de faşizm aileden değil eğitimden gelir

20/06/2011 - 23:41 Abdurrahman Arslan: İktidar, Müslümanları dönüştürdü

12/06/2011 - 17:13 Atalar: Zulümle uzlaşanlar, herkes uzlaşsın istiyor

09/06/2011 - 00:39 "Memleket sıcak, vatan şovendir"

16/05/2011 - 22:11 Hikmet Ertürk'le internet ve gündem üzerine hasbihal

08/05/2011 - 21:21 Şule Yüksel: Tesettürün içi boşaltıldı

08/03/2011 - 12:58 Müftüoğlu: Neo-liberal diktatörlüğün kucağına atlıyoruz

14/02/2011 - 06:57 Pamak: 'İnşa ve ıslah edici, basiret ve merhamet dili' hangisi?

18/01/2011 - 00:03 Atasoy Müftüoğlu: Ümmet bilinci oluşturmalıyız

28/12/2010 - 21:53 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

28/12/2010 - 07:21 Pamak: İlkesiz siyasallaşmaya dayalı "İslamcılık", ubudiyeti parçalamaktadır

15/12/2010 Pamak: Eski statüko da, yenisi de kapitalist

02/12/2010 - 10:49 Pamak: Bir şey ya haktır ya bâtıl, ikisinin ortası olmaz

28/11/2010 - 06:58 Sırma: Türkiyeli Müslümanlar 80'li yıllardaki gibi kitap okumalı

22/11/2010 - 10:06 Pamak: Tağuta tağut demek, bazı Müslümanlarca hor görülür oldu

06/11/2010 - 10:55 "Atatürk'ün gösterdiği önemi kimseden görmedik"

05/11/2010 - 11:30 Pamak: Bütüncül ve sahici adalet, İslam'la mümkündür

26/10/2010 - 08:18 Pamak: Gönüllü sekülerleşme ikame ediliyor

24/10/2010 - 18:43 Mehmet Pamak'la söyleşi dizimiz devam ediyor

01/10/2010 - 15:02 "Kışkırtıcı giyim kadını 'ucuz' gösteriyor"

29/09/2010 - 17:34 "Türkiye laikliğinde, din devletin emrindedir"

18/09/2010 - 14:32 Direniş öğretmeni Şeyh Ahmed Yasin'in oğlu ile...

14/09/2010 - 23:07 İslami hareketin dili üzerine...

23/08/2010 - 12:34 "İsrail'i hiçbir zaman tanımayacağız"

20/08/2010 - 14:04 "Hamas, direnişten asla vazgeçmeyecek"

13/08/2010 - 12:03 "Türkler Kürtleşiyor, Kürtler Türkleşiyor"

02/08/2010 - 20:14 Yücel Bulut'la yoksulluk üzerine

20/07/2010 - 10:32 Mehmet Pamak'la söyleşimizin 2. bölümü

18/07/2010 - 20:52 Mehmet Pamak'la söyleşimizde 2. bölüm

12/07/2010 - 19:06 "Türkiye solu İslamofobik"

30/06/2010 - 10:59 Mehmet Pamak'la, İslamsız adalet arayışları üzerine

28/06/2010 - 10:07 Biz sorduk, Mehmet Pamak cevapladı...

11/06/2010 - 20:37 "Şehidlerimiz ümmetin yüzünü ağarttılar"

21/05/2010 - 17:29 “AK Parti Müslümanları Dönüştürdü”

13/05/2010 - 11:18 İzzet'imize sahip çıkalım

12/05/2010 - 11:31 ‘TV, kültürel işgalin Truva atıdır’

02/05/2010 - 18:46 Özgür Yazarlar Birliği kuruldu

28/04/2010 - 14:29 "Başörtüsü yasağının ardında zihniyet sorunu var"

19/04/2010 - 11:00 "Mahalle, kentin yoksullarına idame-i hayat imkânı sağlıyor"

17/04/2010 - 15:35 Bardakoğlu, Baykal gibi konuştu: İslam'ın rejimlerle sorunu yok

15/04/2010 - 13:44 "İslam dünyası, iç cahiliyeye düşmenin bedelini ödüyor"

08/04/2010 - 19:32 "Postmodernizm, İslamcıları da, Kemalistleri de değişime zorluyor"

06/04/2010 - 17:53 Türkmen'den "Türkiye İslamcılığı" - "Tevhidî İslamcılık" kıyası 

05/04/2010 - 12:05 "28 Şubat'ın ilk organizasyonu 1994'deki 'laiklik mitingi'dir"

13/03/2010 - 12:05 Ahmed Kalkan'la "güzelleşme" söyleşisi

06/03/2010 Mete Tunçay: Cumhuriyet Takrir-i Sükun'la diktatörlük oldu

14/02/2010 - 19:22 "Darbeler İslam’a karşı yapılıyor"

06/02/2010 - 17:01 Kişisel gelişimcileri kovacağız!

03/02/2010 - 13:41 "Politik liberalizm, muhafazakârlığı sekülerleştiriyor"

29/01/2010 - 17:23 Kürşad Atalar ile `Batının Kaynakları` üzerine

26/01/2010 - 17:17 Çongar, 'Balyoz'un hikâyesini anlattı

26/01/2010 - 12:53 Haham Kohen: Siyonizm'in ne dini var ne imanı

23/01/2010 - 11:16 Ece Nur'un babası sitem dolu

16/01/2010 - 18:53 İslamcılık sınır aşma hareketidir!

11/01/2010 - 19:52 Ailesi konuştu: Enver'in reddi, imani

04/01/2010 - 19:39 İslam, devletin yedeği değildir

04/01/2010 - 15:07 Dinç Bilgin'den 28 Şubat itirafları

02/01/2010 - 11:33 Açılım, devletin kendisini yeniden yapılandırma projesidir

25/12/2009 - 18:45 İslamoğlu: Kemalizm, Apoizm'in ebeliğini yaptı

11/12/2009 - 19:22 "Çeçenya'da cihad asla bitmez"

18/11/2009 - 12:48 Taha Akyol: Atatürk, dini siyaseten kullandı

16/10/2009 - 15:38 Hamza Er'le İslami dergicilik üzerine

30/08/2009 - 11:11 İbrahim Sarmış'la Seyyid Kutub üzerine

17/08/2009 - 18:11 "Milliyetçilik paganizme dönüştür"

15/08/2009 - 15:15 "Ramazan arınma ve dirilme mevsimidir"

25/06/2009 - 20:15 Rıdvan Kaya ve Roni Marguiles "İrtica Eylem Planı"nı değerlendirdi 

23/06/2009 - 09:53 Çeçen komutanla Mısır'ın son ihaneti, Çeçenya'daki durum ve Türkiye'deki mülteciler üzerine

05/06/2009 - 18:21 "İsrail, ırkçı bir apartheid devletidir"

07/05/2009 - 22:32 Dünya bizim için ‘Mekke’, farkında değiliz!

26/03/2009 - 22:19 Kürşad Atalar'la Filistin ve direniş üzerine

06/03/2009 - 23:53 Hüseyin Bülbül ile ufuk turu

17/02/2009 - 00:02 İslami direniş önderi Ahmed Yasin’i oğlu anlatıyor

15/02/2009 - 22:47 "Muhafazakârlıkla Kemalizm arasında temelde fark yok"

11/11/2008 - 17:25 Atasoy Müftüoğlu ile ufuk turu

11/10/2008 - 11:45 İdeal olan Kur'an'la aracısız konuşmaktır

09/10/2008 - 15:42 Yusuf'un üç gömleğinde de büyük dersler var

03/10/2008 - 13:22 Okumanın yerini hiçbir şey tutmaz

24/09/2008 - 10:37 Pamak: Kur'an neslini inşa etmeliyiz

16/09/2008 - 09:07 "Kapitalizm, Ramazanı metalaştırıyor"

15/09/2008 - 09:40 "İslamcılık, İslam'la başlamıştır"

30/08/2008 - 10:16 Dikkat çekici bir hidayet öyküsü

25/08/2008 - 13:47 "Doğru hayat, Kur'an ahlakıyla ahlaklanmakla mümkündür"
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat