Hamza Akdeniz "İslami Hareket ve Sorumluluk Bilinci"ni anlattı
Ahmed Kalkan, Çarşamba akşamı Kur'an Nesli İ.M.'de
Muhammed Kutub panelinden notlar
İslam'ın demokrasiyle hiçbir problemi yokmuş!
Yasin Börü'yü katledenlerin görüntüleri ortaya çıktı
20'nci yüzyılın 'Bilge'lerinden Aliya   |   PKK, Van'da Latif Şener adlı Müslümanı katletti   |   Türkiye kumar ihracatına başlıyor   |   Baas rejiminden varil bombalı katliam (VİDEO)   |   Mekke'den Medine'ye Resulün (s) Mücadele Sünneti-2- (VİDEO)   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH RÖPORTAJLAR VİDEO KUR'AN ARAPÇASI İSLAM DÜNYASI GÜNCEL YENİDEN SEYYİD KUTUB MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KUR'AN ÖĞRENİYORUM
OK TAKİPLİ HATİM
SURE MEALLERİ-VİDEO
KAVRAMLAR
SÖYLEŞİ
RÖPORTAJLAR
ETKİNLİKLER
VİDEO
İSLAM DÜNYASI
KUR'AN ARAPÇASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
YENİDEN SEYYİD KUTUB
MEDYA
ŞİİR
KİTAP TANITIMI
OKUMA GÜNLÜĞÜ
 
Hz. Peygamber ne zaman doğdu?
Hz. Peygamber'in, üzerinde durulması, anılması gereken "doğumu", bir bebek olarak dünyaya geldiği tarih midir, yoksa vahye muhatap olarak Peygamberlikle görevlendirildiği tarih midir?
Share |
25/02/2010

"Kutlu doğum" ne zaman?

 

Şükrü Hüseyinoğlu

 

İlk olarak Hicri 357-567 (Miladi 910-1171) yılları arasında Mısır’da hüküm süren Fatimiler’de olmak üzere Şii Müslümanlar arasında Hz. Peygamber, Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın doğum yıldönümlerinde yapılan kutlamalarla ortaya çıkan ve Fatimileri takip eden Eyyubiler döneminde Sünni Müslümanlara da sirayet eden Mevlid kutlamaları giderek yaygın ve yerleşik bir hal almıştır.

 

Osmanlılarda ise 2. Selim döneminde camilerde yakılan kandillerden mülhem “Mevlid Kandili” adıyla anılmaya başlanan Mevlid kutlamaları, 2. Selim’in oğlu olan 3. Murad döneminde resmileştirilmiştir.

 

Yüzyıllardır, oluşturulan geleneksel bir form dahilinde uygulanagelen “Mevlid Kandili”ne ek olarak son yıllarda Türkiye’de “Kutlu Doğum Haftası” adıyla Hz. Peygamber’in doğum yıldönümü kutlamaları gerçekleştirilmektedir.

 

“Mevlid Kandili” ve bu formda üretilmiş olan diğer özel gün ve geceler, bir merasim dini değil hayat dini olan, hayatın içinden konuşan ve hayatın bütününe hitap eden İslam’a ait olmadığı bilinmesine rağmen pragmatist mülahazalarla savunulmakta ve sürdürülmektedir. Söz konusu özel gün ve gecelerin, toplumların İslam’la bağ kurmasına vesile olduğu, insanların bu vesilelerle unuttukları bazı değerleri hatırladıkları gibi gerekçelerle, Kur’ani ve Nebevi bir referanstan yoksun olan bu gelenekler muhafaza edilmektedir.

 

Âlemlere rahmet olan Hz. Peygamber'in anılması ve anlaşılmasına yönelik programlar düzenlenmesi tabii ki çok güzeldir, gereklidir. Lakin bunun "mübarek gün ve geceler" ihdas edilerek, bir ritüele dönüştürülerek yapılması yanlıştır, dine ekleme yapmaktır.

 

Meselenin en önemli yönünü oluşturan referans kısmı bir yana, sadece kâr-zarar ekseninde ele alınması durumunda bile aslında “kandil” geleneğinin hiç de hayırlı olmadığını söyleyebiliriz.

 

İddia olunduğu gibi kandiller toplumları İslam'a bağlayan bir bağ mıdır, yoksa toplumların İslam’la sahici bağlar kurmasını engelleyen birer aldatıcı tatmin aracı mıdır? İnsanları İslami hayata yönelten bir arınma vesilesi midir, yoksa İslami sorumlulukların yerine ihdas edilmiş günah çıkarma seansları mıdır?

 

“Kandil”lerin bizim toplumumuzda daha çok, İslami bir hayat tasavvurunun yerine ihdas edilmiş birer aldatıcı arınma seansları işlevi gördüğünü ve öylece sahiplenildiğini görmek zor olmasa gerek. Kısacası “kandil”ler insanların İslam’a yönelişinde bir köprü olmaktan çok, İslami hayatın yerine ikame olunan birer günahlardan arınma ve sevap toplama seansları işlevi görüyor. Bu anlamda kandillere “halkın afyonu” demek yanlış olmaz.

 

Bu genel çerçeveye ek olarak,  bu yazıda, “Mevlid Kandili” ve “Kutlu Doğum Haftası” konusunda gözden kaçırılan, üzerinde durulmayan önemli bir hususa dikkat çekmek istiyoruz.

 

Hz. Peygamber'in, üzerinde durulması, anılması gereken "doğumu", bir bebek olarak dünyaya geldiği tarih midir, yoksa vahye muhatap olarak Peygamberlikle görevlendirildiği tarih midir? Bunu da düşünmemiz gerekir. Kur'an'ın belirttiği üzere kendisine vahiy indirilmeye başlanmadan önce "kitab nedir, iman nedir bilmeyen"[1], "şaşkınlık içerisinde bulunan"[2] Abdullah oğlu Muhammed'in doğumuyla değil, Hira'da bir Ramazan günü vahyin inzal olmaya başlanmasıyla birlikte gerçekleşen doğumla ilgilenmemiz gerekir diye düşünüyorum. Çünkü, Hz. Peygamber'in asıl "doğumu" o gün olmuştur.

 

Mekke’deki cahiliye toplumu içinde yaşayan bir fert olarak Muhammed b. Abdullah’ın, toplumunda yerleşik olan şirke bulaşmadığı, haksızlık ve zulümlere karşı adaletin yanında yer aldığı, bu sebeplerle Hilful Fudul (Faziletliler Birliği) kurumunda aktif görev aldığı, güvenilen ve sevilen bir insan olduğu ve bu sebeple de Muhammedu’l Emin sıfatıyla anıldığı bilinmektedir. Bu özelliklere sahip biri olarak toplumdaki puta tapıcılıktan, zulümlerden, faize dayalı sömürüden rahatsızdı, fakat bu durum karşısında bir çözüm bilmiyordu, yürüyecek bir yoldan mahrumdu.

 

Rabbimiz, “Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi?” ve “İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin…” beyanlarıyla bu gerçeği bildirmektedir.

 

Bu durum, bir arayış içinde olan ve bu sebeple 35 yaşından itibaren Ramazan aylarını tıpkı dedesi Abdulmuttalib’in yaptığı gibi Hira mağarasında geçirmeyi tercih eden Muhammed b. Abdullah’ın 5. defa konuğu olduğu mağarada bir gece vahye muhatap olmaya başlamasına kadar sürdü.

 

O artık kendisine vahyedilen kelimelerle insanları uyarıp Allah’ın yoluna davet etmekle görevlendirilmiş olan Allah’ın Rasulü (s.a.v.) idi. Yeryüzü o gece büyük bir doğuma tanıklık etmişti. “Kutlu doğum” Hira’da gerçekleşmişti.

 

Hz. Peygamber, âlemlere rahmet kılınmış olarak büyük bir inkılabın öncülüğü için Hira’dan Mekke’ye doğru yola koyulduğunda yeryüzünde bugüne kadar aralıksız süren ve kıyamete kadar da sürecek olan kutlu yürüyüş başlamış oluyordu.

 

Bizlere düşen, Hira’da gerçekleşen bu “kutlu doğum”un izini sürmek, onu gündemleştirmek, insanlığın gündemine bu büyük doğumu taşımaktır. Nitekim Hz. Peygamber’in ve ilk Kur’an neslinin gündeminde olan doğum da Hira’da gerçekleşen doğumdan başkası değildi. Rabbimiz de Kitab-ı Keriminde bu büyük doğuma dikkat çekiyordu zaten.[3]

Dipnotlar:

1 İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. (Şura 42/52)

 

2 Seni şaşırmış bulup, doğru yolu göstermedi mi? (Duha 93/7)

 

3 Duhan 44/3; Kadir 97/1

7059
YORUM LİSTESİ
mozgulnar 28-02-2010, 11:07:04
Allah razı olsun
 
ilyas metin 25-02-2010, 17:34:12
aynen dedigin gibi kardeşim ,bu yazının altına imzamı atarım.
ibrahim sarmış hocanın hz muhammedi nasıl anlamalıyız kitabında fazlasıyla bu konuda bilgi var.yararlanmak isteyenlere,selamlar
 
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

16/07/2014 - 14:57 Yetkililerini Rabb edinenler

23/04/2014 - 11:40 "Hira sonrasına ait bir duruşa sahip olmalıyız"

24/02/2014 - 08:22 Kur'an, Hz. Peygamber'i bize nasıl anlatıyor?

05/11/2012 - 09:56 "Hz. Peygamber, insanlığın vicdanını temsil eder"

31/08/2012 - 09:26 E. Özkan'dan, Sünnet mefhumu üzerine (VİDEO)

08/04/2012 - 15:18 Zonguldak'ta "Peygamber tasavvuru" konuşuldu

27/11/2011 - 22:09 Hz. Peygamberi doğru anlamak, zulmü ve adaleti doğru anlamaktır

21/04/2011 - 19:55 Üretilmiş bir kutsallık olarak "Kutlu doğum"

06/04/2011 - 12:04 Kayseri'de "Metin Tenkidinin Önemi" konuşuldu

25/02/2011 - 06:55 Kayseri'de "Kur'an'da Peygamber telakkisi" konuşuldu

14/12/2010 Hüseyin Alan, Hz. Peygamber'in Mekke'deki siyasi stratejisini anlattı

12/12/2010 - 14:38 Mesele, Hz. Yusuf gibi olabilmek

21/04/2010 - 19:13 "Sünnet, Kur'an'ın pratize edilmiş halidir"

18/04/2010 - 14:22 Tasavvufun Peygamber Anlayışının Tenkidi

17/04/2010 - 19:18 Hz. Peygamber ne zaman doğdu?

16/04/2010 - 18:50 "Kutlu Doğum" neyi kutlamaktır?

25/02/2010 - 15:25 Hz. Peygamber ne zaman doğdu?

19/02/2010 - 20:05 Hz. Peygamber, 900 Yahudi'nin öldürülmesi emrini vermiş miydi?

22/01/2010 - 18:19 Hira’dan İnkılaba: Bir öncü neslin inşası

06/01/2010 - 17:34 Hz. Peygamber’i sevmek, izinde yürümekle olur

04/05/2009 - 23:04 İlk mescidimizdir “Kuba”

03/05/2009 - 12:32 "Kur’an’ın bak dediği yerden bakanlar, Hz. Peygamber'de Kur’an’ı görürler"

04/03/2009 - 14:55 Gelenekçi ve modernistlerin Peygamber telakkisine eleştiri

17/07/2008 - 19:09 Ana-babaya ihsan ve Hz. İbrahim'in (a.s.) örnekliği

29/04/2008 - 14:08 Peygamberlerin misyon ve mücadelelerini gündem etmeliyiz

18/04/2008 - 20:17 Hz. Peygamber ve yapıcı muhalefet

19/03/2008 - 18:29 Hz. Muhammed´i An(la)mak
 
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
İSLAM'A TESLİM OLMAK MI, İSLAM'I TESLİM ALMAK MI?
Mehmet ÇOBAN
DEF EDİN!
Ahmed KALKAN
IŞİD'DEN ÖNCE, ABD'Yİ İSLAM COĞRAFYASINI BOMBALAMAYA DAVET EDENLER KINANMALI
Şahin YETİK
ELEŞTİRİ MEFHUMU BAĞLAMINDA "REDDİYE", "İNZÂR" VE "YERME"
Şinasi ULUDOĞAN
İNSANLIK İÇİN ÇAĞLARIN VEBASI: DÜNYEVİLEŞME
İslam BAŞARAN
AİLE BİLİNCİ VE SORUMLULUĞUMUZ
Hikmet ERTÜRK
FARKINDA OLMADAN YAŞANAN HAYATLAR
Musab İÇEN
SİYASET ALGISI VE DİN ANLAYIŞINA ETKİLERİ
Ebubekir MERCAN
HEY GİDİ ESKİ RAMAZANLAR HEY...
Fatma CEREN
ALLAH İÇİN!
Mehmet PAMAK
ERTELENEMEZ ve TERK EDİLEMEZ SORUMLULUĞUMUZ
Coşkun UZUN
‘BEKRİ MUSTAFA’LARLA MECLİSTE KUR’AN HALKASI
Emrullah AYAN
ŞEHİDLİĞİN YOLU ŞAHİDLİKTEN GEÇER
Akif KARATAŞ
PİRAMİTİN ÖZGÜR KÖLELERİ
Furkan ULUDOĞAN
FURKAN'IN GÖZÜYLE
Mehmet TEKKAYMAZ
PARÇALANAN TAKVA, ÇOĞALTILAN RABLER
Hamza KARAHAN
ÇOCUKLARIMIZ KİME EMANET?
Bünyamin ZERAN
RACHEL CORRİE
İlyas METİN
KÜFÜR TEK MİLLET, MÜSLÜMANLAR BİN PARÇA!
Ömer TÜMER
YÖNETİM MODELİ OLARAK İSLAM VE DEMOKRASİ
Züleyha KAYIŞLI
ÇOCUKLARIMIZI İYİ YETİŞTİRMEK
Kemal SONGÜR
RİSALET/NÜBÜVVET VE İNSANLIĞIN SERÜVENİ
Yusuf HAKSÖZLÜ
KUR'AN'I ANLAMAK
Süleyman DİLMEN
DAİMA ÜMİTLİ OLMAK
Mustafa KOCAMAN
"KUR’ANSIZ İSLAM" İŞTE BÖYLE OLUR
Ömer KARAKAŞ
TÜRKİYE'DE "CEMAAT", SURİYE'DE IŞİD
Sabiha ATEŞ ALPAT
TEMİZLİK İMANİ BİR SORUMLULUKTUR
Mustafa BOZACIOĞLU
KURBAN (ŞİİR)
Ahmed Turgut ULUCAK
VAHYİN ÖLÇEĞİNDE KÜFÜR KAVRAMI
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
RADİKAL AYNA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat