Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
Bir propaganda aleti olarak sinema
Sinemanın propagandaya elverişli bir alete indirgenebileceğini ilk keşfedenler Sovyet Devrimi’nin mimarlarıdır. Bu keşiflerine öylesine dört elle sarılırlar ki dünyanın ilk sinema okulu SSCB’de kurulur ve propaganda amaçlı filmler Rusça’da ajitasyon ve sinema sözcüklerinin karışımı olan agitki kelimesiyle adlandırılır. Her ne kadar sinema eliyle rejim propagandası yapmaya SSCB devleti öncü olsa da bu işin zirvesini neredeyse cezaevlerinin bile özel sektör elinde olduğu ABD Holywood’daki fabrika stüdyoları aracılığıyla yakalar.
Share |
28/07/2008

Siyasal sinema. Yani siyasal mesajların aktarılması yoluyla seyircinin maniple edilmesini sağlamak için sinemanın bir araç olarak kullanılabileceğini kabul eden sinema anlayışı. Peki, sinema hem bir araç bir alet konumundayken hem de sanat olma vasfını sürdürebilir mi? Tıpkı tarihî roman ya da reklâm müziği örneklerinde olduğu gibi sanatın her türlüsü piyasa ya da devlet zoruyla başına eklenen sıfatlarla ciddi bir biçimde sanat olma vasfını kaybeder. Çünkü sanat yapısı gereği ne kuma olmayı ne de işe yarar bir alet olmayı kabul edebilir.   

Sinemanın propagandaya elverişli bir alete indirgenebileceğini ilk keşfedenler Sovyet Devrimi’nin mimarlarıdır. Bu keşiflerine öylesine dört elle sarılırlar ki dünyanın ilk sinema okulu SSCB’de kurulur ve propaganda amaçlı filmler Rusça’da ajitasyon ve sinema sözcüklerinin karışımı olan agitki kelimesiyle adlandırılır. Her ne kadar sinema eliyle rejim propagandası yapmaya SSCB devleti öncü olsa da bu işin zirvesini neredeyse cezaevlerinin bile özel sektör elinde olduğu ABD  Holywood’daki fabrika stüdyoları aracılığıyla yakalar. Bir yandan Amerikan Hayat Tarzı’nın propagandası  yapılırken bir yandan da ABD’nin kıtalararası saldırıları beyazperde üstünde aklanır ve Amerikan ordusunun ihtiyaç duyduğu askerî kadrolar, Amerikalılar’ın gönüllü olmaları için sinema aracılığıyla ikna edilmesiyle doldurulur. İkinci Dünya Savaşı’nda Sam Amca halkına sinema aracılığıyla "Sana ihtiyacım var" der ve daha sonraki yıllarda başrolünü Tom Cruise’un oynadığı "Top Gun" ya da Stallone’yle özdeşleşen Rambo seriyali büyük ölçüde benzer amaçlar taşıyan bir imaj çalışmasının ürünüdür. Sahi bir dönem çok popüler olan  "Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin O Beni Genelevde Piyanist Sanıyor" isimli kitabın yazarı Seguela’nın bir başka kitabının adı da : " Holywood Daha Beyaz Yıkar"dı değil mi?

Cepheden cepheye  Holywood

Amerikan ordusu,  Holywood’un en büyük konu kaynaklarından biri olmayı hep korudu. İkinci Dünya Savaşı’nda en az silah fabrikaları kadar seri üretime geçen Holywood, Vietnam Savaşı için 1968’de çekilen John Wayne’nin yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği Yeşil Bereliler adlı film sayılmazsa 5 yıl kadar beklemeyi ve orduya ters düşmeden konuyu işleyebileceği zamanı beklemeyi tercih eder. Tam anlamıyla bir hamaset filmi olan "Yeşil Bereliler"den 5-6 yıl sonra eve dönen askerlerin hayatını anlatan ilk filmler çekilmeye başlanır.

Üç milyona yakın gencin Vietnam’a gittiği ve bunun 60 bininin öldüğü, geriye dönenlerin yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar karşısında geleneksel Amerikan değerleri tam bir bozgun havası yaşar.  Holywood başlangıçta yenilgiyi kabullenmez ve görmezden gelir. Barışa adapte olamayan eski askerlere odaklar kendini. Yenilgiyi anlatan ilk filmlerden Ted Post’un "Git Spartalılar’a Anlat" (1978) tam anlamıyla görmezden gelinir. 1979’da Kıyamet adlı filmde ise ABD’yi aklamak için yönetmen Coppola seferber olur.

İkinci Dünya Savaşı üstünden 50-60 yıl geçmesine rağmen yeni filmlere konu olmayı sürdürürken Vietnam da ondan aşağı kalmaz. Sonuçta Amerikan ordusunun gittiği her yere  Holywood’da uğramadan edemez ve Somali, Irak gibi savaşlar henüz sıcaklığını yitirmeden beyazperdeye aktarılır.  Holywood ABD konjonktüründen en çok etkilenen sektördür. Rambo serisinin Reagan sağcılığından etkilenmesi gibi "Kara Şahin Düştü", "Vur Emri" ya da "Bir Zamanlar Askerdik" Bush dönemi siyasi havasının yansımalarıyla doludur.  Sonuçta bütün filmler bir örnek olmaz ama avın tarihini aslanlar değil aslan avcıları yazmaktadır. 

“Geceyarısı Ekspresi” ve “Ararat”

Atom Egoyan’ın, Cannes Film Festivali’nde prömiyeri yapılan "Ararat" adlı filmi daha çekim aşamasından itibaren gündemimize girdi. Türkiye’ye ikinci bir "Geceyarısı Ekspresi" kâbusu yaşatacağı ifade edilen bu tartışmalı filme geçmeden önce Alan Parker’ın yönettiği yıllar sonra yaptığına pişman olduğunu açıkladığı "Geceyarısı Ekspresi" filmine bakmakta fayda var. Bir uyuşturucu kaçakçısının Türkiye’de yakalanmasından sonra Türk hapishanelerinde maruz kaldığı insanlık dışı uygulamaları anlatan filmi yıllar sonra biz de seyretme imkânı bulabildik ve gördük ki mesele "Geceyarısı Ekspresi"nin önyargılı bir çalışma olması değil. Sorun devletimizin imajını korumak için başlattığı bir kampanyadan ibaret ve maalesef  "Geceyarısı Ekspresi"nde anlatılanlar Türkiye’de yaşanan gerçeklerle kıyaslandığında hafif kaldığı yönler bile söz konusu. Her ne kadar filmin bütün Türk karakterlerinin tek şablondan çıkmış kötü adamlar olarak aktarılmış olması gibi bir garabet söz konusu olsa da bu gerçek filmde anlatılanların Türkiye’de yaşanmadığı anlamına gelmiyor.

Gelelim "Ararat"a. Atom Egoyan, Kahire doğumlu, Kanada vatandaşı Ermeni bir sinemacı. Türkiye'de de filmleriyle çok yakından tanınıyor. "Ararat", Ağrı Dağı'nın Ermeni dilindeki ismi. Filmin adı Ararat ama film Ağrı'da geçmiyor, Kanada'nın Toronto kentinde geçiyor. Film, bir film çekiminin öyküsü. Filmin içindeki film de Ağrı'da geçmiyor. Orada da 1915'te Van'da Ermenilerin başına gelenler anlatılıyor. Ararat'ın ana karakterlerinden biri, ünlü Fransız şarkıcı

Charles Aznavour tarafından canlandırılan film yönetmeni Edward Saroyan. 1915'te Van'da yaşanan olayların tanığı Amerikalı bir misyonerin kitabından hareketle bir film çekiyor. Yaptığı filmde Ağrı Dağı'nın Van'dan görülebilir olmasında bir sakınca görmüyor. Bunun coğrafi gerçekleri çarpıtmak anlamına geldiği hatırlatılınca, 'sanatçı ehliyeti'ne sığınıyor. O an orada olmayan insanları filmine karakter olarak eklemekten çekinmiyor. Filmindeki Türk askerini bir Türk oyuncunun canlandırmasında ısrar ediyor, o oyuncu soykırım iddiasıyla ilgili bir şeyler söyleyince cevap bile vermiyor. 

Film, içinde geçen filmde geçiyor 1915 olayları ve mesajını hemen ele vermiyor. Anlaşılan o ki Egoyan karmaşık kurgusuyla kendini hemen ele vermeyen, seyirciden çaba isteyen bir film daha yapmış. Ermeni lobisinin 15 yıldır yapması için Egoyan’a baskı yaptığı ve sahip olduğu her türlü fonu emrine tahsis edilen film, şimdiden Egoyan’ın en kötü filmi ilan edildi bile. Egoyan gibi sanatsal rüştünü ilan eden bir yönetmenin böylesine bir siparişi kabul etmesi pek de hoş değil. Atom Egoyan, halen nefsi müdafaya geçerek yanlış anlaşıldığını iddia etse bile ilerde Alan Parker gibi nedametini açıklaması şaşırtıcı olmaz.

"Ararat"ı bir yana bırakıp esasın esasına gelirsek 1915’te savaş şartları içinde yaşanan ve kışkırtmalarla "millet-i sadıka" olmayı terk edip çeteleşen Ermeniler’e karşı uyguladığı sert uygulamaları gerek nefsi müdafaa için gerekse de ve bu sertlikten yararlanarak servet hırsına kapılan haydutların karşılıklı kırım uyguladığı vahşet dolu günleri hiçbir zaman kendi cephemizden anlatamadık. Anlatamazdık da çünkü devletimizi reddi miras iddiası üstüne kurduk. Ancak bu reddi miras ne Osmanlı Devleti’nin zamanında alınan borçları son kuruşuna kadar ödememize engel oldu ne de Osmanlı Devleti’yle ilgili ithamları sırtımızdan aldı. Geçmişimizi reddederek bir yere varamayacağımızı anlayamadıkça da kendimizi dünyaya anlatma konusunda özürlü bir devlet olmayı sürdüreceğiz.

Kaldı ki mesele "Ararat"tan ibaret değil. Egoyan, "Ararat"ı değil de hemen her cumhuriyet bayramında ekranlarda gördüğümüz "Vurun Kahpeye" filmini çekseydi nasıl bir tepki verecektik? Sonuçta o filmde Müslüman Türkleri kaba saba, ilkel şablonlarla filme aktaran Türkiye’ye düşman bir lobi değil, Yeşilçam’ın ta kendisi. Reddi miras politikasının bir parçası olarak Halide Edip Adıvar’a yazdırılan romandan yine aynı sebeplerle sinemaya aktarılan bu sembol film gibi pek çok çalışmaya cevaz veren nasıl bir siyasettir ki çevresinde mesken tutan sinema içinde yer aldığı ülkenin insanlarını böylesine tek yönlü anlatmakta sakınca görmemektedir? Daha önemlisi "Vurun Kahpeye" filmini kendi halkına her milli bayramda dayatan bir devletin sonra yabancı filmlerde kendi imajı zedelendiği için feveran koparması akıl kârı mıdır? Bu temcit pilavı daha çok su kaldırır. İyisi mi sinemanın anlattığı / anlatabileceği  gerçekliğin tarihsel gerçekliği bire bir aktarmasının mümkün olmadığını kabullenmek. Kaldı ki tarihsel gerçekliği bire bir aktarmak tarih biliminin bile altından kalkabileceği bir hedef değildir. Tıpkı harita çizerken kâğıda aktaracağımız coğrafya parçasını bire bir ölçekle çizmeyi beklemenin anlamsız olması gibi. Film seyrederken sadece bir film seyrettiğimizin farkında olmak ve sinemayı kendi ölçütleri içinde değerlendirmek en doğrusu olacaktır.

(Suavi Kemal Yazgıç / Milli Gazete)

819
YORUM LİSTESİ
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

16/05/2012 - 22:46 Küçük Kız (Öykü)

31/03/2012 - 00:49 Hüseyin Alan, bugün kitabı üzerine hasbihal edecek

28/03/2012 - 11:26 Molla Fenari'nin meali yeniden basılsın!

26/03/2012 - 23:45 Hüseyin Alan, kitabı üzerine hasbihal edecek

08/03/2012 - 22:47 Ahmet Örs'ten "İlim Yayma'nın Penceresi"

31/12/2011 - 07:47 İktibas Dergisi 32 yaşında

16/12/2011 - 22:26 Geçmişin fantazisinden gerçek tarihe uyanmak

12/12/2011 - 23:46 Rüzgârlarla hasbihal

27/08/2011 - 16:41 "İbâdet ve bilinç" kitabı okuyucuyla buluştu

17/08/2011 - 10:48 Genç Birikim, Suriye'yi değerlendiriyor

20/07/2011 - 23:47 İtidal Yayınları, Ramazan'a "İbâdet ve Bilinç"le giriyor

23/06/2011 - 22:53 Âkif, Türk milliyetçisi miydi?

14/05/2011 - 11:28 Tasfiye'den, Mengüşoğlu özel sayısı

05/05/2011 - 06:25 Türk Sufiliğine Bakışlar (Kitap Tanıtımı)

14/03/2011 - 10:25 İktibas bu ay ‘Yeni Ortadoğu’yu yorumladı

13/03/2011 - 21:17 Tasfiye, 29. sayıda

06/03/2011 - 12:51 "İkna odaları" beyazperdeye aktarılıyor

11/02/2011 - 11:00 Putları reddet, idealleri koru!

01/02/2011 - 19:01 Haberimiz ses getirdi, işlevini gördü 

17/01/2011 - 11:36 Tasfiye 27. sayıya ulaştı

06/01/2011 - 10:37 Basiret, "Toplumsal dönüşümün ilkeleri" dosyasıyla çıktı

05/01/2011 - 09:49 Nida'dan "Sekülerizm" dosyası

02/12/2010 - 23:20 Haksöz, füze kalkanı dayatmasını konu ediniyor

02/11/2010 - 13:19 "Yangında İlk Kurtarılacak" kitabı çıkıyor

28/10/2010 - 22:21 Abdurrahman Arslan'dan "Nehri Geçerken"

27/10/2010 - 23:17 Ahmet Örs, direniş edebiyatına olan ihtiyacı anlattı

21/10/2010 - 23:20 Ahmet Örs, "Edebiyat ve Direniş"i anlatacak

20/10/2010 - 09:54 Dergi Fuarı, Sultanahmet'te

14/10/2010 - 11:58 Din-Bir-Sen, "İman ve Bilinç" kitabını dağıttı  

29/08/2010 - 17:34 Yoldaki işaretçimiz Seyyid Kutub'u rahmetle anıyoruz

28/06/2010 - 09:50 Şiir: Okuyun Filistin'i

12/06/2010 - 17:44 İslami Yorum'un yeni sayısı çıktı

25/05/2010 - 10:30 İtidal'den yeni kitap: Yangında İlk Kurtarılacak

03/05/2010 - 12:15 Bahçelievler'de Grup Yürüyüş ve Bünyamin Doğruer rüzgarı

03/05/2010 - 00:15 Müslümanların rüyasını Danimarkalı sanatçılar çizdi

02/05/2010 - 15:35 Grup Yürüyüş ve Bünyamin Doğruer Bahçelievler'de

08/04/2010 - 10:53 Umran, seküler bir teoloji olarak "İslami sol"u konu ediniyor

02/04/2010 - 08:49 Haksöz 20 yaşında

01/04/2010 - 10:20 İktibas'ın sitesi yenilendi

26/03/2010 - 14:10 "Köksüz ve tarihsiz sanat kalıcı olamaz"

22/03/2010 - 19:56 İnternet ortamında yeni dergi: İslami Yorum

16/01/2010 - 13:39 Kitap Tanıtımı: İbranilerin Öyküsü

17/11/2009 - 19:31 Bir coğrafya adını arıyor!

15/11/2009 - 17:01 İktibas'tan "açılım"a farklı yorum

17/10/2009 - 19:09 Vuslat'tan “Toplumsal Dönüşüme Dergilerin Etkisi” sempozyumu

03/10/2009 - 18:51 Haksöz: Cahili tedrisat tutsaklaştırır

27/09/2009 - 21:38 Vuslat'tan 100. sayıya Bismillah

23/09/2009 - 20:16 "Sanatçı, çağına tanıklık etmelidir"

07/09/2009 - 14:11 Nida, Müslümanların "Gündem"le imtihanını irdeliyor

03/09/2009 - 12:17 Zeytin'in Hayali vizyona giriyor

28/08/2009 - 10:12 Grup Yürüyüş'ten "Adanış Günü"

21/08/2009 - 16:43 İslami çizgi filmler Kürtçe’de

31/07/2009 - 15:38 İktibas Dergisi pikniğinden notlar

18/07/2009 Hamas'tan "direnen sinema"ya ilk adım

30/04/2009 - 23:06 İtidal Yayınları sitesi güncellendi

28/03/2009 - 10:17 Müslüman sanatçılar Filistin için söyledi

19/03/2009 - 13:37 Çizgiler Gazze için konuştu

18/03/2009 - 17:44 En güzel tercih: Hayatı İslam'la yaşamak

18/03/2009 - 17:28 Yüce Allah kimleri sever?

17/03/2009 - 12:56 "Dâvâsız, idealsiz bir sanat ya puttur ya da putların hizmetinde bir kul"

05/02/2009 - 12:04 İsmail Kazdal'ın "Nüzul Sırasına Göre Meal"i okuyucuyla buluştu

02/02/2009 - 19:32 "Kur’an Arapçası Öğreniyorum" seti tanıtıldı

25/12/2008 - 22:02 Sabra-Şatila katliamını anlatan film Altın Küre adayı

22/12/2008 - 21:52 Bosna Genç Müslümanlar Hareketi bu kitapta

19/12/2008 - 09:24 Espiri yaparken eleştiren film: AROG

18/12/2008 - 22:54 Ak-Der'den "Örtülemeyen Sorun Başörtüsü" kitabı

01/12/2008 - 09:24 Türkiye’deki edebiyat ortamının, İslami çalışmalara etkileri konuşuldu

22/09/2008 - 15:46 Genç Birikim'de gündem Ramazan ve oruç

23/08/2008 - 10:46 "Mekke'ye Giden Yol" Saraybosna'dan geçti

22/08/2008 - 10:37 Madve Yayınları’ndan İslâm davetçilerine üç rehber kitap

20/08/2008 - 12:14 ‘Edebiyat’tan edeb gidince

12/08/2008 - 13:29 İtidal Yayınları sezona dört kitapla giriyor

12/08/2008 - 13:23 Rodos'un gizli hazinesi; Müslüman Kütüphanesi

03/08/2008 - 16:31 'Edeb'iyat ya hu...

30/07/2008 - 20:46 Kürtçe meallerin sayısı artıyor

28/07/2008 - 10:00 Bir propaganda aleti olarak sinema

06/07/2008 - 16:02 Bize ne yapsın ölüm...

04/07/2008 - 09:49 "Bizim müziğimiz, gidenlerin son bakışıdır"

26/05/2008 - 17:03 Külliyat Yayınları, yayın hayatına başladı

30/04/2008 - 10:47 "İsmet Özel'in bütün lafları, bir çuvalı dolduracak kudrette değildir"

20/04/2008 - 14:16 İkinci Kur'an Meali Yarışması yapıldı

18/04/2008 - 13:02 Hz. Yusuf Kıssası dizi oldu

15/04/2008 - 11:15 Mehmed Akif, milliyetçiliğin karşısında olmuş, ümmmetçiliği savunmuştur

12/03/2008 - 18:49 Yüreğinde en çok Müslüman adresi taşıyan adam

10/03/2008 - 18:00 Anadolu Gençlik: Örtülü özgürlük

10/03/2008 - 11:25 120 filmi: Ulusalcı propagandaya kurban edilen gerçekler

06/02/2008 - 10:58 "Namazımız gibi, sanatımız da Allah için olmalı"

29/01/2008 - 12:06 Özgün İrade’nin 45. sayısı çıktı

26/01/2008 - 14:07 Kayseri'de Kur'an meali bilgi yarışması

11/01/2008 - 18:37 Filistin dramı çizgi film oldu

03/01/2008 - 18:31 “Akif, halktan değil despotlardan hicret etti”

27/12/2007 - 12:19 Akif'e yapılanlara yürek dayanır mı?

05/12/2007 - 16:13 Mengüşoğlu: Sanatla ahlak yanyana olmalı

02/10/2007 - 22:52 Tasfiye 4. yılına zengin bir sayıyla adım attı

04/09/2007 - 10:57 Çeçenistan Bülteni Eylül sayısı çıktı

20/08/2007 - 16:42 İtidal Yayınları yeni sezona dört kitapla giriyor

20/08/2007 - 09:57 Kur'an Nesli, son sayısında namazı ele alıyor

17/05/2007 - 20:06 Kur’an Nesli, ekolojik ifsad ve tüketim alışkanlıklarımızı irdeliyor

06/04/2007 - 11:57 Haksöz, Çankaya gerilimini ele alıyor

04/04/2007 - 13:33 Anadolu Gençlik Dergisi, "Hz. Peygamber'i hayata taşımaya" çağırıyor
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat