Bugün "Sünnet" kavramına devam edilecek
Bahaddin Yıldız, İzmir'de anıldı
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Tebbet suresi’nin bize öğrettikleri
Çeçen dağlarında mücahitler var!
NATO: Sivilleri öldürmemek mümkün değil   |   "Hep o daire!"   |   Sırp Kasabı Mladiç etnik temizliğe öncülük yaptı   |   4 oğlu şehid anne de Kafkas Konferansı'ndaydı   |   Bosnalı anaların yüzü hiç gülmüyor   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
"Bizim müziğimiz, gidenlerin son bakışıdır"
Eserleri biz seçmiyoruz, yaşanan acılar getirip önümüze koyuyor. Duyunca sarsıldığımız olaylar yaşanıyor çevremizde. Beni gör, beni anla, beni unutma diyen savaşçılar, önderler, şehitler son bir bakıştan sonra şairin dediği gibi " beyaz atlara binip" gidiyorlar... Ve bizim müziğimiz gidenlerin son bakışıdır.
Share |
04/07/2008

* Müzik gerçekten evrensel bir dil, hangi dilden olursa olsun, bir ezginin dilinden bir insanın duygularını anlıyoruz. Bir melodinin, neşeyi mi, hüznü mü anlattığını her insan melodinin tınısından anlayabilir. Kuşkusuz insanın kullandığı bütün iletişim yollarının temel bir çıkış noktası var.

* Müzik; tartışmasız insanlığın en yaygın inanç formuna dönüşmüştür. Bugün dünyanın dört bir yanında müzik konserlerine gösterilen inanılmaz ilgi, ilgi olmaktan öte bir tapınmayı sergilemektedir. İnanılmaz kalabalıklar, iç dünyalarında meydana gelen boşluğu, karşıt bir çılgınlıkla, trans haline gelerek bu yolla motive olmaya çalışmaktadırlar. Bu görüntü bir eğlenceden çok bir tapınma ritüeline benzemektedir.

* Müzik bir vakıa olarak geniş kitleleri bir yöne doğru sürüklemektedir. Kitlelere, müzik aracılığı ile farkında olsunlar ya da olmasınlar batı tarzı bir yaşam şekli, bir hayat anlayışı verilmektedir. Bu kitlenin içinde biz ve çocuklarımız da var. Şahsen biz Kardeşlik Çağrısı'nın üçüncü albümüne karar verirken, özellikle, neslimizi kasıp kavuran, adeta dinleşen müziğe karşı bütünü ile savunmasız, alternatifsiz kalmamanın bilinci ile hareket ettik. Gerçekten denizde damla misali de olsa, bu alanda sürekli bir gayret ve üretkenlik içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz.

* Eserleri biz seçmiyoruz, yaşanan acılar getirip önümüze koyuyor. Duyunca sarsıldığımız olaylar yaşanıyor çevremizde. Beni gör, beni anla, beni unutma diyen savaşçılar, önderler, şehitler son bir bakıştan sonra şairin dediği gibi " beyaz atlara binip" gidiyorlar. Aramızdan gidiyorlar diyemiyorum, çünkü bırakın aralarında olmayı yakınlarında olduğumuz bile şüpheli!! Bizimkisi işte böyle bir utancın özrü kabilinde gidenlere bir merhaba demek! Evet yazık ki gelenlere değil ancak gidenlere yetişiyoruz. O kadar çok giden var ki!! Ve bizim müziğimiz gidenlerin son bakışıdır.

* Müziği gülmek ve ağlamak sarmalında bir duygu temelinde tanımlayan bir insan olarak elbette gülmenin müziği olsun isteyenlerdenim. Keşke diyoruz sevgiyi mutluluğu resmetsek. Annelerinin kucağında parçalanmış çocuk cesetleri yerine, annelerinin elini tutmuş güle oynaya mutlu çocukların yaşadığı bir dünyayı resmetmeyi kim istemez?! Bütün kavganın bir nedeni de bu değil mi? Dünyayı vahşete kana bulayan zorbalar aradan çekilirse, insanlar acılarını unutmaya hazırlar, onca ağır bedele rağmen, Müslüman halklar tebessüm etmeye, gülmeye, mutlu olmaya, ölümün soğuk yüzünün kararttığı gecelerden kurtulmaya hasretler. 

* Doğrusu ben de kendi adıma bu önerileri tartışmaya ve düşünmeye değer buluyorum. Gönül ister ki geniş bir sanatçı profilimiz olsun, çok çeşitli, çok yönlü çalışmalar yapılsın, halk müziğinden sanat müziğine, özgün müzikten protest müziğe eserler verilsin. Dinleyicinin geniş bir tercih yelpazesi olsun. Ama takdir edilmeli ki, albüm yapan çok az sayıda sanatçı kardeşimiz var. İlk elden aklıma gelen ve severek dinlediğim Ömer Karaoğlu, Taner Yüncüoğlu, Grup Yürüyüş, Grup Mavera, Adem Tuzcu, Seyfullah, Mikail gibi parmakla sayılacak insanımız var.

Kızgın Yürek adıyla yeni albümünü yayınlayan Kardeşlik Çağrısı’ndan Yaşar Burak’la müzik ve kendi çalışmaları üzerine konuştuk.

"BİZİM MÜZİĞİMİZ GİDENLERİN SON BAKIŞIDIR"

- Genel anlamda müziği nasıl tanımlıyorsunuz? Müziğin yaşamınızdaki yeri ve hali nedir?

- Müzik gerçekten evrensel bir dil, hangi dilden olursa olsun, bir ezginin dilinden bir insanın duygularını anlıyoruz. Bir melodinin, neşeyi mi, hüznü mü anlattığını her insan melodinin tınısından anlayabilir. Kuşkusuz insanın kullandığı bütün iletişim yollarının temel bir çıkış noktası var. Bu temel başlangıç noktası insanın şekillendiği çevre ile yakından ilgilidir. Ekonomiden sosyal yapıya, düşünceden tarihe, ahlaktan eğitime, en geniş anlamı ile bir çevreden söz ediyoruz.

Bugün nasıl bir çevrede yaşadığımız malum, sözüm ona varlığını tarafsızlığı ile kanıtlayan bilimin bile ideolojileştirildiği bir dünyada genelde sanatın, özelde müziğin temiz kaldığını düşünmek saflık olur.

- İnsanlık bu ilmi yaşamın her alanında kullanıyor. Olumlu olumsuz birçok etkisi var. Bir yandan genç kitleleri arkasından sürükleyen pop ilahları (!) öte yandan devlet otoritelerinin marş, türkü ve bandolarla hükmettikleri kitlelerin zihinlerinde uzun yıllar bıraktıkları etki. Sizce müzik sadece eğlence amaçlı mıdır?

- Çoğu zaman en aşırı fanatizmi bilimde, bilim insanında görüyoruz. Sözde bilimsel araştırmaya, özgür düşünceye dayandığı, gözlem ve deneyle kanıtlandığı iddia edilen bilimin çağın zorbalarınca pervasız bir ideoloji olarak kullanıldığını artık hepimiz bilmekteyiz. Bilime nispetle iddiasız olan, daha çok eğlence kültüründe kullanılan müziğin insanlığı bir kalıba sokmak için kullanılmadığını düşünmek nasıl mümkün olabilir.

Müzik; tartışmasız insanlığın en yaygın inanç formuna dönüşmüştür. Bugün dünyanın dört bir yanında müzik konserlerine gösterilen inanılmaz ilgi, ilgi olmaktan öte bir tapınmayı sergilemektedir. İnanılmaz kalabalıklar, iç dünyalarında meydana gelen boşluğu, karşıt bir çılgınlıkla, trans haline gelerek bu yolla motive olmaya çalışmaktadırlar. Bu görüntü bir eğlenceden çok bir tapınma ritüeline benzemektedir.

Müzik bugün hem kültür olarak hem de sektör olarak batının barajlarına akan büyük bir nehirdir artık.

- Kardeşlik Çağrısı müzik yaparken hangi duygularla hareket ediyor?

- Müzik bir vakıa olarak geniş kitleleri bir yöne doğru sürüklemektedir. Kitlelere, müzik aracılığı ile farkında olsunlar ya da olmasınlar batı tarzı bir yaşam şekli, bir hayat anlayışı verilmektedir. Bu kitlenin içinde biz ve çocuklarımız da var. Şahsen biz Kardeşlik Çağrısı'nın üçüncü albümüne karar verirken, özellikle, neslimizi kasıp kavuran, adeta dinleşen müziğe karşı bütünü ile savunmasız, alternatifsiz kalmamanın bilinci ile hareket ettik. Gerçekten denizde damla misali de olsa, bu alanda sürekli bir gayret ve üretkenlik içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. Bunu söylerken, bu alanda çok yetersiz olduğumuzu, amatör olduğumuzu, bu işin hakkını veremediğimizi unutuyor değilim.

- Eserleri seçerken bir kriteriniz var mı? Repertuarınız işin doğal seyri içinde kendiliğinden mi oluşuyor? Yeryüzünde olup bitenler müziğinize ne kadar yansıyor?

- Eserleri biz seçmiyoruz, yaşanan acılar getirip önümüze koyuyor. Duyunca sarsıldığımız olaylar yaşanıyor çevremizde. Beni gör, beni anla, beni unutma diyen savaşçılar, önderler, şehitler son bir bakıştan sonra şairin dediği gibi " beyaz atlara binip" gidiyorlar. Aramızdan gidiyorlar diyemiyorum, çünkü bırakın aralarında olmayı yakınlarında olduğumuz bile şüpheli!! Bizimkisi işte böyle bir utancın özrü kabilinde gidenlere bir merhaba demek! Evet yazık ki gelenlere değil ancak gidenlere yetişiyoruz. O kadar çok giden var ki!! Ve bizim müziğimiz gidenlerin son bakışıdır. O bakışlarda öyle bir okyanus derinliği var ki; biz damlasını size resimleyebiliyorsak ne mutlu. Filistin'den Çeçenistan'a, Nasrallah'tan İmad Muğniye'ye bu çağın azizleri, bu çağın Hüseyinleri var yaşadığımız dünyada! Bu insanların yanında olmak, Muhammed'in (sav) bizzat yanında olmak gibidir. Oysa biz sadece def çalıyoruz!!!

Mustafa İslamoğlu hocamızın yazdığı Kızgın Yürek şiirini okur okumaz, buna bir beste yapmalıyım demiştim. Gerçekten çok güzel bir şiir. Bu albüme adını veren bu şiiri besteledikten sonra şiirin ustası muhterem Mustafa islamoğlu hocamızdan izin istemek gerekiyordu. Ve çok sevdiğim ağabeyim Burhan Kavuncu bey sağolsun aracı oldu. Mustafa İslamoğlu hocamızdan bu eseri bestelemek izni için görüşme talebinde bulunduk. Mustafa hocam; bizim kendilerine gidip görüşmemize dahi gerek olmadığını ifade ettikten sonra öylesine güzel, insanın ruhunu ve maneviyatını harekete geçiren öyle anlamlı bir cümle ile izin verdi ki burada kendilerine bu vesile ile bir kez daha hürmetlerimi sunuyorum.

Ve Üstad adlı eseri yazan genç şairlerden kardeşimiz Ayhan Yavuz Açıkgöz, hem eserini hem de duasını esirgemedi bizden. Özellikle muhterem annesinin duaları bizim için hiçbir yerde bulamayacağımız bir hazine. Allah kendilerinden razı olsun.

Diğer eserlerin sözleri bize ait. Mustafa hocamızın tavsiyesi üzere "Kendi yazıp kendi okuyan" durumuna düşmenin artık önemli bir eksiklik olduğunu biliyorum. Sözleri kendimiz yazmak yerine şairlerden almalıyız. Çünkü onlar yazıyorlar şiiri. Bu tavsiyeyi aldık inşallah!

- Bestelerinizden çoğu zaman yoğun duygular yaşadığınızı anlıyoruz. Genelde ağıt ve temenni havası hakim bestelerinize. Yani ağlamaklı bir hal var. Belki de özellikle grupta sizin sesinizin verdiği bir duygudur bu. İnsanı hüzünlendiren bir sesiniz var. Bunun yanında elbette umut veren direnişe davet eden eseler de var. Müziğinizdeki bu hüznü neye bağlıyorsunuz.

- Müziği gülmek ve ağlamak sarmalında bir duygu temelinde tanımlayan bir insan olarak elbette gülmenin müziği olsun isteyenlerdenim. Keşke diyoruz sevgiyi mutluluğu resmetsek. Annelerinin kucağında parçalanmış çocuk cesetleri yerine, annelerinin elini tutmuş güle oynaya mutlu çocukların yaşadığı bir dünyayı resmetmeyi kim istemez?! Bütün kavganın bir nedeni de bu değil mi? Dünyayı vahşete kana bulayan zorbalar aradan çekilirse, insanlar acılarını unutmaya hazırlar, onca ağır bedele rağmen, Müslüman halklar tebessüm etmeye, gülmeye, mutlu olmaya, ölümün soğuk yüzünün kararttığı gecelerden kurtulmaya hasretler.

Müzik neşenin, mutluluğun dili olsun, olmasını isteriz ama en unutulmaz nağmelerin, en sarsıcı melodilerin kaynağında da acı ve hüzün vardır. Kimi zaman melankolik olsa da! İnsan belli ki yaşadığı sürece, acıyı ve hüznü dost-yoldaş edinmeye devam edecektir. Bazen olsun diyorum; hüzün acı da olsun insan da. İnsanın bu acılardan çıkardığı dersin insanı taşıdığı erdemler düzeyine bakınca, bu acılara değmiş dediğimiz de oluyor. Bu anlamda insanın severek edindiği derde, tercih ettiği hüzne diyeceğimiz yok. Belki saygı duyulacak tarafını bulmak gibi bir sorumluluk biner sırtımıza! Ama bizim yaşadığımız hüzün değil, dert değil, acı da değil. İnsanlık; inanan inanmayan bütün insanlık kesintisiz bir cinnet hali içinde, vahşet içinde seyircileştirildi. Arenalarda gladyatörlerin birbirini boğazlamasını canlı olarak izleyen bir uygarlığın çocukları, bugün bütün dünyayı büyük bir arenaya çevirdiler. En dehşet yönü bu arenada çocukların kurban edilmesine alıştırılıyor insanlık. Dinli dinsiz her insanın koruduğu son kale! Çocuklar. Çocuklar da öldürülüyorsa, onlara bile acınmıyorsa, artık ne kaybedecek bir şey ve ne de yaşanacak bir dünyadan söz edilebilir.

- Anladığımız kadarıyla üçüncü albümünüz Kızgın Yürek'e tepkiler genelde olumlu yönde. Size gelen tepkiler nasıl?

- Malum bizim camianın dağıtım gibi aşılmaz, çözülmez bir sorunu var. Albüm çok az yere ulaştı, buna rağmen çok sayıda dinleyici bize görüşlerini yazıyor. Genel olarak çok olumlu tepkiler alıyoruz, insanlar beğendiklerini söylüyorlar. Bu arada eleştirenler de var. Albümü artık sıradanlaşmış sesler olarak zevksiz bulan dinleyiciler de var. Hepsine muhabbet ediyorum, teşekkür ediyorum. Üzerinde hep beraber düşünmemiz gereken eleştiri ve öneriler de var.

Doğrusu teknik açıdan bizi hırpalayacak eleştiriler de bekliyordum. Bu anlamda ciddi bir eleştiri gelmedi. Anladığım kadarı ile dinleyici belki de haklı olarak daha çok sözlere odaklanıyor, mesaja bakıyor.

Grubun gerek ikinci albümü, gerekse Kızgın Yürek adı ile çıkan bu son albüme ilişkin dinleyici yorumlarında az önce sözünü ettiğim ciddiye almamız gereken, göz ardı edemeyeceğimiz türden bir yorumu da yeri gelmişken cevaplamak istiyorum. Bazı kardeşlerimiz, ki sorularından bu kardeşlerin müzikle daha yakından ilgili olduklarını düşünüyorum, bize neden hep marş formunda eserler yaptığımızı, niçin halk müziğinde var olan, mubah hatta kimi anlam itibariyle inancımızın motifleri ile sağlam örülmüş eserleri okumadığımızı sormuşlar.

Doğrusu ben de kendi adıma bu önerileri tartışmaya ve düşünmeye değer buluyorum. Gönül ister ki geniş bir sanatçı profilimiz olsun, çok çeşitli, çok yönlü çalışmalar yapılsın, halk müziğinden sanat müziğine, özgün müzikten protest müziğe eserler verilsin. Dinleyicinin geniş bir tercih yelpazesi olsun. Ama takdir edilmeli ki, albüm yapan çok az sayıda sanatçı kardeşimiz var. İlk elden aklıma gelen ve severek dinlediğim Ömer Karaoğlu, Taner Yüncüoğlu, Grup Yürüyüş, Grup Mavera, Adem Tuzcu, Seyfullah, Mikail gibi parmakla sayılacak insanımız var. Biz Kardeşlik Çağrısı olarak, bir önceki albümle şu son albüm arasında geçen bir buçuk yıllık bir zaman diliminde yaşadığımız acıları düşündüğümüzde bu acıları değil bir albüme belki onlarca albüme sığdıramayacak kadar yoğun yaşadığımızı gördük. Hangi acıya ağlayacağımızı şaşırıyoruz. Çok arzu ettiğimiz halde dile getiremediğimiz acılar bir yana, hızına bile yetişmekte aciz kaldığımız vahşetler zinciri yaşanmaktadır Ortadoğu'da. İçerde yaşadığımız öyle acılar var ki, bu acıları dile getirmek bile bir başka acı! Yani diyeceğim türkü söylememize çok da fırsat kalmıyor.

- Son albümünüzün muhakkak bir perde arkası vardır. Kimlerle çalıştınız? Albümdeki teknik kadrodan kısaca söz eder misiniz?

- Başta Yusuf Can sonra da şahsım bu albüme bu defa cidden çok daha fazla emek sarfettik. Yusuf ciddi bir müzik yönetmenliği sınavı verdi. Ve dinleyici tepkilerinden de anlaşılıyor ki Yusuf, bu yönetmenlik işini başardı. Bu albümde emeği geçen çok değerli insanlar var. Grubun gizli kahramanları var. Teknik ve moral desteği ile Nihat Kocabay; sesi, sazı ve umudu ile sevgili Davut Öner, o şimdi gerçekten kışlada asker! Ve Kıyasettin Sözen. Çok dinlendirici bir sesi var. Peker Kardeşler zaten albümün teknik mühendisleri. Elinize aldığınız albümün son kapaklı hali ki albümün dinleyici ile buluştuğu andır. İşte o anki görüntü, yani albümün kapağı, daha doğrusu gelinliği, mükemmel bir grafik tasarımı ile sevgili Necmettin Asma'nın el emeği, göz nuru ile oluştu. Hepsine teşekkür ediyorum.
- Son olarak neler söylemek istersiniz?

- Her albümde olduğu gibi yine bu albümde de Haksöz camiası iletişim imkanları ile bizi tereddütsüz kucakladı. Başta albüm tanıtımı olmak üzere yapabilecekleri her imkanı önümüze serdiler. Bu söyleşi bu imkanlardan biridir. Gerçekten bu albüm gayretli çalışmalarla ufkumuzu açan gayretli Müslümanların mücadelesinin bir ürünüdür. Şehidi anlatmak ile bizzat şehid ve şahid olmak nasıl kıyaslanabilir. Bizim anlatmayı bile ne derece başardığımız ortada iken elbette asıl olanı burada anmamız gerekiyor! İslami mücadeleden, gayretli Müslümanların gayretlerinden beslenen bu albüme bizim yaptığımız sadece son bir şekil vermektir. Hakikatte bu albüm onlarındır ve biz bunun bilincindeyiz. Bize sunduğunuz bu fırsatlar için en içten duygularımla teşekkür ediyorum.

(Röportaj: Necmettin Asma / Haksöz Haber)

6370
YORUM LİSTESİ
Selim Dilmen 20-08-2008, 11:39:34
Gerçekten cok müthiş bir çalışma olmuş son 10 gündür sürekli dinliyorum. Sözler gerçekten çok etkileyici. Herkese tavsiye ederim...
 
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

16/05/2012 - 22:46 Küçük Kız (Öykü)

31/03/2012 - 00:49 Hüseyin Alan, bugün kitabı üzerine hasbihal edecek

28/03/2012 - 11:26 Molla Fenari'nin meali yeniden basılsın!

26/03/2012 - 23:45 Hüseyin Alan, kitabı üzerine hasbihal edecek

08/03/2012 - 22:47 Ahmet Örs'ten "İlim Yayma'nın Penceresi"

31/12/2011 - 07:47 İktibas Dergisi 32 yaşında

16/12/2011 - 22:26 Geçmişin fantazisinden gerçek tarihe uyanmak

12/12/2011 - 23:46 Rüzgârlarla hasbihal

27/08/2011 - 16:41 "İbâdet ve bilinç" kitabı okuyucuyla buluştu

17/08/2011 - 10:48 Genç Birikim, Suriye'yi değerlendiriyor

20/07/2011 - 23:47 İtidal Yayınları, Ramazan'a "İbâdet ve Bilinç"le giriyor

23/06/2011 - 22:53 Âkif, Türk milliyetçisi miydi?

14/05/2011 - 11:28 Tasfiye'den, Mengüşoğlu özel sayısı

05/05/2011 - 06:25 Türk Sufiliğine Bakışlar (Kitap Tanıtımı)

14/03/2011 - 10:25 İktibas bu ay ‘Yeni Ortadoğu’yu yorumladı

13/03/2011 - 21:17 Tasfiye, 29. sayıda

06/03/2011 - 12:51 "İkna odaları" beyazperdeye aktarılıyor

11/02/2011 - 11:00 Putları reddet, idealleri koru!

01/02/2011 - 19:01 Haberimiz ses getirdi, işlevini gördü 

17/01/2011 - 11:36 Tasfiye 27. sayıya ulaştı

06/01/2011 - 10:37 Basiret, "Toplumsal dönüşümün ilkeleri" dosyasıyla çıktı

05/01/2011 - 09:49 Nida'dan "Sekülerizm" dosyası

02/12/2010 - 23:20 Haksöz, füze kalkanı dayatmasını konu ediniyor

02/11/2010 - 13:19 "Yangında İlk Kurtarılacak" kitabı çıkıyor

28/10/2010 - 22:21 Abdurrahman Arslan'dan "Nehri Geçerken"

27/10/2010 - 23:17 Ahmet Örs, direniş edebiyatına olan ihtiyacı anlattı

21/10/2010 - 23:20 Ahmet Örs, "Edebiyat ve Direniş"i anlatacak

20/10/2010 - 09:54 Dergi Fuarı, Sultanahmet'te

14/10/2010 - 11:58 Din-Bir-Sen, "İman ve Bilinç" kitabını dağıttı  

29/08/2010 - 17:34 Yoldaki işaretçimiz Seyyid Kutub'u rahmetle anıyoruz

28/06/2010 - 09:50 Şiir: Okuyun Filistin'i

12/06/2010 - 17:44 İslami Yorum'un yeni sayısı çıktı

25/05/2010 - 10:30 İtidal'den yeni kitap: Yangında İlk Kurtarılacak

03/05/2010 - 12:15 Bahçelievler'de Grup Yürüyüş ve Bünyamin Doğruer rüzgarı

03/05/2010 - 00:15 Müslümanların rüyasını Danimarkalı sanatçılar çizdi

02/05/2010 - 15:35 Grup Yürüyüş ve Bünyamin Doğruer Bahçelievler'de

08/04/2010 - 10:53 Umran, seküler bir teoloji olarak "İslami sol"u konu ediniyor

02/04/2010 - 08:49 Haksöz 20 yaşında

01/04/2010 - 10:20 İktibas'ın sitesi yenilendi

26/03/2010 - 14:10 "Köksüz ve tarihsiz sanat kalıcı olamaz"

22/03/2010 - 19:56 İnternet ortamında yeni dergi: İslami Yorum

16/01/2010 - 13:39 Kitap Tanıtımı: İbranilerin Öyküsü

17/11/2009 - 19:31 Bir coğrafya adını arıyor!

15/11/2009 - 17:01 İktibas'tan "açılım"a farklı yorum

17/10/2009 - 19:09 Vuslat'tan “Toplumsal Dönüşüme Dergilerin Etkisi” sempozyumu

03/10/2009 - 18:51 Haksöz: Cahili tedrisat tutsaklaştırır

27/09/2009 - 21:38 Vuslat'tan 100. sayıya Bismillah

23/09/2009 - 20:16 "Sanatçı, çağına tanıklık etmelidir"

07/09/2009 - 14:11 Nida, Müslümanların "Gündem"le imtihanını irdeliyor

03/09/2009 - 12:17 Zeytin'in Hayali vizyona giriyor

28/08/2009 - 10:12 Grup Yürüyüş'ten "Adanış Günü"

21/08/2009 - 16:43 İslami çizgi filmler Kürtçe’de

31/07/2009 - 15:38 İktibas Dergisi pikniğinden notlar

18/07/2009 Hamas'tan "direnen sinema"ya ilk adım

30/04/2009 - 23:06 İtidal Yayınları sitesi güncellendi

28/03/2009 - 10:17 Müslüman sanatçılar Filistin için söyledi

19/03/2009 - 13:37 Çizgiler Gazze için konuştu

18/03/2009 - 17:44 En güzel tercih: Hayatı İslam'la yaşamak

18/03/2009 - 17:28 Yüce Allah kimleri sever?

17/03/2009 - 12:56 "Dâvâsız, idealsiz bir sanat ya puttur ya da putların hizmetinde bir kul"

05/02/2009 - 12:04 İsmail Kazdal'ın "Nüzul Sırasına Göre Meal"i okuyucuyla buluştu

02/02/2009 - 19:32 "Kur’an Arapçası Öğreniyorum" seti tanıtıldı

25/12/2008 - 22:02 Sabra-Şatila katliamını anlatan film Altın Küre adayı

22/12/2008 - 21:52 Bosna Genç Müslümanlar Hareketi bu kitapta

19/12/2008 - 09:24 Espiri yaparken eleştiren film: AROG

18/12/2008 - 22:54 Ak-Der'den "Örtülemeyen Sorun Başörtüsü" kitabı

01/12/2008 - 09:24 Türkiye’deki edebiyat ortamının, İslami çalışmalara etkileri konuşuldu

22/09/2008 - 15:46 Genç Birikim'de gündem Ramazan ve oruç

23/08/2008 - 10:46 "Mekke'ye Giden Yol" Saraybosna'dan geçti

22/08/2008 - 10:37 Madve Yayınları’ndan İslâm davetçilerine üç rehber kitap

20/08/2008 - 12:14 ‘Edebiyat’tan edeb gidince

12/08/2008 - 13:29 İtidal Yayınları sezona dört kitapla giriyor

12/08/2008 - 13:23 Rodos'un gizli hazinesi; Müslüman Kütüphanesi

03/08/2008 - 16:31 'Edeb'iyat ya hu...

30/07/2008 - 20:46 Kürtçe meallerin sayısı artıyor

28/07/2008 - 10:00 Bir propaganda aleti olarak sinema

06/07/2008 - 16:02 Bize ne yapsın ölüm...

04/07/2008 - 09:49 "Bizim müziğimiz, gidenlerin son bakışıdır"

26/05/2008 - 17:03 Külliyat Yayınları, yayın hayatına başladı

30/04/2008 - 10:47 "İsmet Özel'in bütün lafları, bir çuvalı dolduracak kudrette değildir"

20/04/2008 - 14:16 İkinci Kur'an Meali Yarışması yapıldı

18/04/2008 - 13:02 Hz. Yusuf Kıssası dizi oldu

15/04/2008 - 11:15 Mehmed Akif, milliyetçiliğin karşısında olmuş, ümmmetçiliği savunmuştur

12/03/2008 - 18:49 Yüreğinde en çok Müslüman adresi taşıyan adam

10/03/2008 - 18:00 Anadolu Gençlik: Örtülü özgürlük

10/03/2008 - 11:25 120 filmi: Ulusalcı propagandaya kurban edilen gerçekler

06/02/2008 - 10:58 "Namazımız gibi, sanatımız da Allah için olmalı"

29/01/2008 - 12:06 Özgün İrade’nin 45. sayısı çıktı

26/01/2008 - 14:07 Kayseri'de Kur'an meali bilgi yarışması

11/01/2008 - 18:37 Filistin dramı çizgi film oldu

03/01/2008 - 18:31 “Akif, halktan değil despotlardan hicret etti”

27/12/2007 - 12:19 Akif'e yapılanlara yürek dayanır mı?

05/12/2007 - 16:13 Mengüşoğlu: Sanatla ahlak yanyana olmalı

02/10/2007 - 22:52 Tasfiye 4. yılına zengin bir sayıyla adım attı

04/09/2007 - 10:57 Çeçenistan Bülteni Eylül sayısı çıktı

20/08/2007 - 16:42 İtidal Yayınları yeni sezona dört kitapla giriyor

20/08/2007 - 09:57 Kur'an Nesli, son sayısında namazı ele alıyor

17/05/2007 - 20:06 Kur’an Nesli, ekolojik ifsad ve tüketim alışkanlıklarımızı irdeliyor

06/04/2007 - 11:57 Haksöz, Çankaya gerilimini ele alıyor

04/04/2007 - 13:33 Anadolu Gençlik Dergisi, "Hz. Peygamber'i hayata taşımaya" çağırıyor
 
YAZARLAR
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
Ömer KARAKAŞ
KOPARILAN İMAN-AMEL BÜTÜNLÜĞÜ BAĞI
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat